TÜİK'in bazı bilgi taleplerini geri çevirmesi bir firma ya da grubun kollandığı iddialarını gündeme getirdi / Tekstil ithalatında 'gizlilik zırhı' sanayiciyi zorda bıraktı


ANKARA - TÜİK'in, "Resmi İstatistiklerde Veri Gizliliği" yönetmeliği kapsamında, 20 Haziran'dan itibaren, tekstil ve konfeksiyon ürünleri ve hammaddeleri ithalatı başta olmak üzere bazı verilere ilişkin bilgi taleplerini "bireysel veri" ve "gizlilik" gerekçesiyle geri çevirmesi, dış ticaretteki gelişmeleri izleyemez hale gelen yerli sanayicileri zor durumda bıraktı. Uygulama, "dampingli fiyatlarla ithalat yaparak haksız rekabete yol açan bir firma ya da grubun kollandığı" iddialarını da gündeme getirdi.

Türkiye Tekstil Meclisi, Tekstil İşverenleri Sendikası, TOBB, Suni ve Sentetik İplik Üreticileri Birliği (SUSEB) gibi sektör kuruluşları TÜİK'in gizlilik uygulamasına karşı harekete geçerken, girişimler sonuç vermedi. Yönetmeliğin sektörde yarattığı sıkıntı üzerine Türkiye Tekstil Meclisi Başkanı Abdülkadir Konukoğlu da TOBB yönetimine bir yazı yazarak, TÜİK'ten, gizlilik uygulamasından vazgeçilmesi ve sanayicilerin ihtiyaç duyduğu veri akışının yeniden sağlanması talebinde bulunulmasını istedi. İstedikleri verilerin doğrudan devlet güvenliğiyle ilgili olmadığını belirten yerli üreticiler, yıllardır alabildikleri bu bilgilerin şimdi kendilerine verilmemesi nedeniyle, ithalatı fiyat ve miktar bazında izleyemez hale geldiklerini, dampingli fiyatla yapılan haksız ithalata karşı yasal yollara başvuramadıklarını ifade ettiler. Yerli sanayiciler, "gizlilik zırhı" yüzünden, üretim, yatırım, istihdam kararlarında ciddi sorunlar yaşadıklarını da dile getirdiler.

Narin: Bunun sonu kaçakçılığa gider


Tekstil işverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin, konuyla ilgili olarak DÜNYA'ya yaptığı açıklamada, uygulamayla haksız ithalat yapan bir firma ya da grubun korunduğu imasında bulundu ve "suç" işlendiğini söyledi. Yalnızca milli güvenlikle ilgili konularda gizlilik olabileceğini ifade eden Narin konuyla ilgili şöyle konuştu:

"Böyle bir yönetmelik mutlaka yanlışlıkla çıkmış ve imzalanmıştır. Böyle bir yönetmeliğin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarından, hiçbir yerden destek almadığını düşünmek lazım. Çünkü bu hür teşebbüsün gücünü ihracat ve ithalattaki monopole bağlamak, bir-iki insanın eline bırakmak, fırsatçılığını yaratmak demektir. Türkiye Cumhuriyeti'nde de böyle bir şey olamaz. Türk vatandaşından, milletinden gizli yapılan şeyler suç unsurudur. Bir firma, grup kalkacak ithalat yapacak, bu ithalatı herkesten gizli olması için tek başına yapacak ve bunu bu yönetmelikle saklayacaksınız. Yanlış iş yapmaktadırlar."

Bu işin sonunun kaçakçılığa gider gideceğini savunan Narin, "Rekabet gücünün kullanabilmesi için milletin bu memlekette olup bitenden haberdar olması lazım. Olup bitenden haberdar olmayacaksınız, dövizini kimin kullandığını bilmeyecekseniz. Bütün ithalatı bir firmaya verecekseniz. Saklı bir operasyon yapılıyorsa, bazı müesseselerimize verilen özel haklarla olur. Milli güvenlikle ilgili konulardır bunlar. Bunun dışında hiçbir şey gizli olamaz. Kanun karşısında suçlu duruma düşerler" dedi.

Sanver: Haksız ithalat yapanlara yarıyor

SUSEB Başkanı Eray Sanver de konuyu değerlendirirken, bilgi alamadıkları için ithalatta koruma önlemleri ve damping konularındaki yasal başvuruları zamanında yapamadıklarını ifade etti. Bu nedenle gizlilik uygulamasının "haksız ithalat" yapan kişilere yaradığını vurgulayan Sanver, şunları söyledi:

"Dış ticaret verilerini on yıldır alırız. Haziranda çıkan yönetmelik gereğince artık veremeyeceklerini bildirdiler. Getirilen uygulamanın TÜİK Kanunu'nun 13. maddesine dayandığını söylediler. Bunun üzerine TÜİK'e yazı yazdık. 'Yasa gereği yapılmıştır' diye cevap verdiler. Şartlar bu kadar ağırlaştırılmamıştı hiç. Bu işin saçmalığını herkes görüyor."

AB ve diğer yerlerden her türlü istatistiki veriyi böyle ağır kısıtlamalara tutulmadan tedarik ettiklerini kaydeden Sanver, "Haksız ithalat yapan insanlara yarıyor bu uygulama. Türkiye, dünyanın en büyük 20. ülkesi haline geldi. Bu kadar büyük ülkenin böyle kısıtlamalara ihtiyacı yok. Koruma önlemleri, damping soruşturmalarıyla ilgili yasal başvurularımızı yapamıyoruz. Türkiye açısından son derece sıkıntılı bir olay. İlgili tüm taraflar nezdinde konunun takipçisiyiz" diye konuştu.


TÜİK yönetmeliği ne getiriyor?

TÜİK tarafından hazırlanarak "Resmi istatistiklerde Veri Gizliliği ve Gizli Veri Güvenliğine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" 20 Haziran'da Resmi Gazete'de yayımlandı. TÜİK, yerli sanayicileri zor durumda bırakan uygulamayı, söz konusu yönetmeliğin "Tablolaştırılmış veride gizlilik" başlıkla 6. maddesi kapsamında başlattı. Madde uyarınca, bireysel verilerin toplulaştırılmasıyla oluşturulan tablonun herhangi bir hücresindeki bilginin ait olduğu istatistiki birim sayısının üçten az olması durumunda ilgili hücredeki veri "gizli" kabul ediliyor. Hücredeki bilginin ait olduğu istatistiki birim sayısı üç ve daha fazla olup da herhangi bir birime ait bilginin o hücredeki toplam bilginin yüzde 80'inden ya da iki birime ait bilginin toplam bilginin yüzde 90'ından fazlasını oluşturması durumunda da söz konusu bilgi "gizli" sayılıyor. Gizli verilerin bulunduğu hücre, ancak gizli veriler ortaya çıkmayacak şekilde başka hücre veya hücrelerle birleştirildikten sonra açıklanabiliyor. Söz konusu madde kapsamında özellikle, 50.-63. gümrük tarife pozisyonlarında yer alan çok sayıdaki tekstil ve konfeksiyon ürününe ilişkin verilerin gizlilik gerekçesiyle verilmediği belirlendi.


"Bilgi edinme hakkı" ihlal mi ediliyor?

TÜİK Yasası'nın 13. maddesi dayanak gösterilerek çıkarılan yönetmeliğin, 24 Ekim 2003 tarihinde yayımlanarak 6 ay sonra yürürlüğe giren ve demokratik ve şeffaf yönetim gereği kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetleri hakkında yurttaşların bilgi alma hakkını düzenleyen "Bilgi Edinme Hakkı Kanunu"na aykırı olduğu ifade ediliyor. Uygulamanın ayrıca, 9. Beş Yıllık Plan çalışmalarının "Sanayi" başlıklı bölümünde yer alan "üreticilerin haksız rekabetin önlenmesine yönelik ticaret politikası tedbirlerinden etkin yararlanması amacıyla, ithalatta işlem bazında ve ticari sır niteliğinde olmayan detaylı bilgilere hızlı ve kolay erişimi için gerekli alt yapı kurulacak ve şeffaflık artırılacaktır" ifadesiyle çeliştiğine dikkat çekiliyor. Vergi gizliliği uygulamasının, Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakereleri sürecinde, yönetiminin şeffaflığı ilkesine de uymadığı dile getiriliyor.




kaynak