• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor

Konu: Nusayrilik?

  1. #1

    Kayıt Tarihi
    20-03-2004
    Mesajlar
    31
    Karizma Gücü
    0

    Nusayrilik?

    nusayrilik nedir ne değildir?bilgilerinizi paylaşırsanız sevirinirim

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    sapık bir şii mezheptir. aslında şii ve mezhep demek de yanlış oluyor. İslam dini dışındadırlar. nusayrilerin görüslerinin temelini de hz. alinin ilahlastirilmasi teskil etmektedir.
    Kendilerini şia içinde sayarlar. "arap alevisi" de denmekle birlikte ne Türkiye'mizdeki alevi kardeşlerimizle ne de İran aleviliğiyle (caferiye) yakından uzaktan alakaları yoktur.

    Şia ve Aleviler Nusayrileri kendilerinden saymazlar, çoğunlukla Suriye de bulunuyor. Hatay, mersin, adana civarında da az olmakla birlikte bulunurlar.

    Mezhebe göre Allah, Ali nin vucudunda dünyaya inmiştir ( Hristiyan inancından etkilenmişler )
    daha geniş olabilrdi ama vaktim yok kusura bakma..
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  3. #3
    ŞAHSUVAR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-04-2005
    Mesajlar
    1,822
    Karizma Gücü
    8
    .

    cogunlugunun surıyede olduklarını,hatayda da mensuplarının oldugunu,aynı zamanda ıkıye uce bolunduklerını,gızlılıge asırı derecede dıkkat ettıklerını,ayınlerınıde bu sekılde sure geldıgını,hatrı sayılır bı sekılde de cogaldıklarını net bı sekılde soyleyebılırım.
    epey zaman once bıseyler okumustum lakın aklımda kalanlar bunlar olmus.
    tekbir,tekliftir...secde ise ilanı aşktır.

    Birligin kederi, ayrılıgın safasından daha hayırlıdır. (yayhabin Muaz)

    " YÜKSEK RUHLAR"

  4. #4
    forever and ever love @sprinc€ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-09-2006
    Mesajlar
    1,307
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    Tarih Boyunca Nusayrilik

    Tarih Boyunca Nusayrilik

    Alevi, Sünni, Yahudi pek çok dostum vardır. Bunlara yurt dışındaki yabancı dediklerimizi de ekleyebilirim. Kendimi bildim bileli insanı insan olarak kabul etmiş, bunun dışında da hiçbir şekilde ayırım yapmamışımdır. Bunu yaşamım boyunca da sürdürüyorum. Bununla beraber topluma baktığımda aydınlanma felsefesinden geçmemiş pek çok bağnaz ve cahil kesimin bu konuda ayırım yaptığını hep gözlemlemişimdir. Son birkaç yıldır Güney Anadolu’da tatile gitmiş, günlerimin çoğunu da orada yaşayan Alevi ve Nusayri dostlarımla geçirmiş, bundan da çok mutluluk duymuşumdur.Yeri gelmişken belirtmek isterim ki, bu dostlarımdan bazıları da Alevi-Sünni evliliği yapmışlar ve evliliklerini de mutlu bir şekilde sürdürüyorlar.

    Birkaç ay öncesi Adana, Antakya, Hatay ve Mersin illerini içeren bir inceleme gezisine çıkmış, işimin dışında kalan zamanımı Nusayri dostlarımla birlikte geçirmiştim.

    Sohbetlerimiz sırasında onların, toplumun bazı kesimleri ile bazı sıkıntıları oluğunu görmüş, insanlık adına da üzülmüştüm. Bugünkü yazımda Nusayriler ve biraz da toplumda karşılaştıkları sıkıntıları dile getirmek istiyorum.

    Nusayri denilen dini gurup, toplumda Arap Alevileri olarak tanınmaktadır. Bu dini gurup İslam tarihinde kurucularının isminden ötürü Nusayriler olarak tanınmıştır. Nusayrilerin “Hz. Ali’nin Allah olduğuna inananlar” diye tanımlanmaları gerçek olmaktan çok uzaktır. Bu konuda araştırma yapanlar, gerçek yerine daha çok kendi kişisel görüşlerini ortaya koymuşlardır.

    İslam Tarihinde Nusayrilerin ortaya çıkışı Hz. Muhammet’in Mekke’den Medine’ye hicretinden üç yüz yıl sonra ortaya çıkmıştır. Nusayriliğin kurucusunun İbn Nusayr olduğu kaynaklarda yer almıştır. Ancak İbn Nusayr’ın ortaya attığı görüşler, kaynaklarda farklı yorumlanmıştır. İbn Nusayr’ın görüşleri, ölümünden sonra halefleri tarafından sürdürülmüştür. Kutsal kitapları, Kitab-ül Mecmu’dur. Bazı görüşlere göre de, bu dini mezhebin kurucusu İbn Nusayr olmasına rağmen asıl kurucusunun Hamdan El-Hasibi olduğu ileri sürülmüştür. Hamdan El Nasibi, İbn Nusayr’ın düşüncelerini daha geliştirmiş ve daha sistemli bir hale getirmiştir. Kitab-ül Mecmu’yu da beş sure halinde yazmıştır. Hamdan El-Hasibi’nin yetiştirdiği öğrenciler, mezhebin devamını sağlamış ve diğer mezheplerle de mücadelesini sürdürmüşlerdir.

    Nusayriler ilk kez Basra Körfezi dolaylarında ortaya çıkmalarına rağmen daha sonra, bazı guruplar Suriye’ye yerleşmiş sonra da Antakya çevresine göç etmişlerdir. Selçukluların Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya hakim olmasıyla da Selçuklu yönetiminde yaşamışlardır. Mısır Sultanı Baybars, Nusayriler üzerinde baskı kurmuş, daha doğrusu asimilasyon politikasını onların üzerinde uygulamıştır. Nusayrilerin yoğun yaşadığı bölgelerde camiler yaptırarak onları Sünnileştirmeye çalışmıştır. Yavuz Sultan Selim’in 1517 Mısır seferinden sonra Nusayriler Osmanlının tebaası olarak yaşamışlardır. İran’a karşı yapılan savaşlarda Sünnileştirme politikası güdülmüştür. Bu arada Yavuz Sultan Selim’e kadar Anadolu’da Alevi toplumunun çoğunlukta olduğu ve Osmanlı sarayının da bu mezhebe yakınlığı göz ardı edilmemelidir.

    Nusayrilik bir mezhep olarak ortaya çıkışından bir süre sonra çeşitli mezhep ayrılıkları baş göstermiştir. Bu ayrılığın ne zaman ortaya çıktığı da kesinlik kazanamamış, konu ile ilgili kaynaklar da yeterli bir açıklama yapamamıştır. Büyük olasılıkla bu ayrılığın ortaya çıkmasının nedeni dini tartışmalar veya metinlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Tanrısal varlığın makamı konusunda dini tartışmaların sonucu Aleviler, Şemsiler (Güneşçiler) ve Kilaziler olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. Antakyalı Muhammed bin Yunus El-Kilezi’nin kurduğu Kilezi mezhebi Kamenciler (Aycılar) olarak isimlendirilmiştir. Nusayriler göksel cisimlere kutsallık yüklemişlerdir. Bu iki mezhepten hangisinin diğerinden daha dindar olduğunu söyleyebilmek te olanaksızdır.

    Nusayrilik Batini görüşü üzerine kurulmuş, Şii özellikleri ile de zaman zaman bütünleşmiştir. Örneğin Batıniler yaygın olarak 7 imamın, Nusayriler de 12 imamın üzerinde durmuşlardır. Nusayri inancına göre evren batın-zahir ilişkisi üzerine kurulmuştur. Tanrı nurların nurudur ve bütün özellikleri ile nurlar alemi olan batın alemde yaşamaktadır. Kısacası Tanrı nurdan bir varlıktır. Zahir alemde ise insanlara insan şeklinde görünmüştür. Tanrı insanlara Habil, Şiş, Yusuf, Yuşa, Asaf, Şem’un ve Al Ebi Talib isimleri ile görünmüştür. Zahir alemde görülen bütün bu kişiler Hz.Ali’nin kendisidir. Bu inanca göre Hz.Ali, Allah’ın cisimleşmesinden başka bir şey değildir.

    Güneyde yapmış olduğum gezide Nusayrilerin Anadolu Aleviliğinden farklı olduklarını da görme olanağını buldum. Nusayrilerin Cem Evleri olmadığı gibi sema, saz çalma ve buna benzer ritüelleri de yoktur. Buna karşılık toplu ibadetleri ve kutsal günleri bulunmaktadır. Nusayriler bir mezhep olmadıklarını ve İslam’ın kendileri olduğunu kabul etmişlerdir. Hz. Ali ve ehlibeyt taraftarı olan 12 imama yakındırlar. Bu bakımdan İran ve Irak Caferilerine benzemekle beraber aralarında bazı ayrıntılar vardır. Örneğin Nusayrilerde muta nikahı yoktur. Yoğun bir tesettür uygulaması, kadın-erkek arasında kaç göç de yoktur. Helal haram anlayışları, iman, itikat, yaşam biçimleri Kuran’a göre uygulanmaktadır. Aile, ahlak, sosyal değerler İslami, insani ve modern yasalara göre uyarlanmaktadır. İslam’ın ve İman’ın şartları aynen Nusayriler için de geçerlidir. Haç, namaz, zekat oruç, abdest, gusül, bayram gibi görünen İslam ibadetlerinin yanında, dışarıdan görünmeyen içsel ibadetlerini de kendi aralarında yapmaktadırlar.

    Nusayrilerin diğer mezheplerden en büyük farkı da ruh göçünü (tenasü) yani reankarnasyona inanmalarıdır. Nitekim Antakya, Adana ve Mersin’de özellikle Nusayriler arasında çok sayıda, oldukça şaşırtıcı reankarnasyon olgularına rastlanmaktadır. Nusayrilerde 80 civarında kutsal gün ve gece bulunmaktadır. Nusayrilerin kutsal günler listesinde Hz.Adem’den Hz.Muhammet’e kadar tüm peygamberler, havariler, sahabeler için kutlama günleri bulunmaktadır. Bu kutsal günlerde toplu halde namaz kılınmakta, Adana’da Kamhi, Hatay’da Hirıse olarak isimlendirilen bir çeşit etli döğme çorbası pişirilerek çevredeki Nusayrilere ve tüm fakirlere dağıtılması da onların en belirgin özelliklerinin başında gelmektedir. Bu arada Alevilerin kazanlarda çorba veya yemek pişirme gelenekleri Hz.Muhammet’ten 500 yıl önce Yemen’in Babil şehrinde yaşayan Kahtani dedelerinden kalma bir gelenek olduğunu söylemekte de yarar vardır. Nitekim Kuran’ın Seba Suresinde de bu yemek kazanlarından söz edilmektedir. Ancak günümüzde bunların çoğu kullanılmamaktadır. Bu arada Kerbela’yı anma törenlerinde Şiiler’de olduğu gibi kendilerini zincirle döverek, kan akıtma gibi bir ritüelleri yoktur.

    Nusayrilrin en büyük bayramı Gadir-i Hum’dur. Hz.Muhammet’in veda haccı dönüşünde Gadiril-Gum denilen yerde, Hz.Ali’yi kendisinden sonra halef olarak ilan ettiği gün olan 18 Zilhicce, Gadir-i Gum olarak kutlanmaktadır.

    Anadolu da Nusayriler zaman zaman baskı altında tutulmuşlar, camilere sokulmamışlar, Cumhuriyetin ilanından sonra baskısız ve rahat ortama, devlet tarafından kavuşturulmuşlardır. Yakın zamana kadar Nusayriler yalnızca mezhep içi evlilikleri gerçekleştirdiklerinden bazı guruplarda görülen Talasemi gibi kalıtımsal hastalıklar az da olsa baş göstermiştir. Son bir iki nesil öncesinden itibaren, artık mezhep dışı evlilikler de gerçekleştirilmektedir. Yakın zamanlara kadar kendi inançları doğrultusunda gördükleri baskı nedeniyle yapmak zorunda kaldıkları gizli ibadetleri Cumhuriyetin ilanından sonra laiklik ilkesinin verdiği güvence ile yapabilmektedir. Bu arada bu konuda yazdıkları kitaplar olduğu gibi “www.nusayri.com” gibi Internet siteleri de bulunmaktadır. Özellikle de Cumhuriyet rejimini kuran Atatürk’e son derece bağlı ve saygılıdırlar.

    Nusayrilerin günlük yaşamlarında inanç özellikleri etkin olmaktadır. Yaşadıkları coğrafyada özgün olarak varlıklarını sürdürmektedir.

    Yazıma Adil Ali Atay’ın bir dörtlüğü ile son vermek isterim.
    Sanmayın boşuna geldik dünyaya,
    Halda Hakkel yakın bulanlardanız.
    Hizmet için gelmiş idik dünyaya;
    İnsanlık hizmetin görenlerdeniz.


    Erdem Yücel ALINTIDIR
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    ๘۩ GΣM!П! ๘۩ฬฬฬ.tüгкŦ๏гย๓.ภєt<a href=http://i44.tinypic.com/5155kp.gif target=_blank>http://i44.tinypic.com/5155kp.gif</a>

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •