• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk, laiklik ve din.

    Bazı ardaşlar ön yargılarıyle verdiğim bazı örneklerden alınarak Atatürk sömürüsü yapyığımı ve Atatürk'ü dinsiz gibi tanıtmaya çalıştığımı ima etmişlerdi . Konuyu bu nedenle açtığımı özellikle belirtmek isterim.

    Ne Atatürk sömürüsü yapar nede O' büyük önderi dinsiz gibi tanıtma gayretleri içine girenlerdenim.

    Atatürk müslümanlığın temellerini ve diğer dinleride çok iyi bilen ve tetkik eden bir liderdir.

    Dinin içine safsata ve hurafelerin kimler ve ne maksatla sızdırıldığını çok iyi bildiğinden, kulaktan dolma ve hurafelerle doldurulmuş dinin nasıl yaygınlaştığını ve gerçek dinden nasıl farklı ve kopuk bir şekilde insanları etkilediğinin bilincinde olduğundan, din bezirganları ve tüccarlarının halkın inançlarını nasıl sömürüldüğünün farkına vardığından, Kur'an'nın türkçe tercümesinin yapılarak halkın bilinçlendirilmesi emrini veren Atatürk'tür.

    O'nun sayesinde din anlaşılır hale gelmiştir.

    Atatürk batıda olan gelişmeleri çok iyi bilen ve tetkik eden bir önderdir. Kilisenin hıristiyanlığı nasıl bir güç olarak kullanıp, devleti ve devletleri yönettiği , engizisyon mahkemelerinde masum insanların nasıl diri yakıldığını çok iyi bilen ve dinin devlet işlerine karıştığında toplumun nelerle karşılaşacağını çok iyi tetkik eden ve düşünen kişi yine Atatürk'tür. Batının ne sebeblerle laikliğe geçtiğinin nedenlerinide halka en iyi anlatan bir lider olup, laikliği benimseten kişi Atatürk'tür.

    Bütün dinler ; Yahudilik, Hıritiyanlık,Mülümanlık ve diğerleri insanı önemser, insan varlığını yüce görür ve yüceltir.

    İlahi dinlerden Yahudilik, Hıritiyanlık ve Müslümanlık ( geliş sıaralarına göre yazılmıştır ) insanı Tanrı'nın bir sureti görür ve Eşref-i Mahlukat adderek, insanı yeryüzünün halifesi olarak görür.

    Atatürk bu inanca en sadık kalan ve önem veren liderdir. Bu nedenle insanı küçümsemez, aşağılamaz ve yargılamaz. İnsana ve miletine olan güveni tamdır ve her zaman yüceltmiş, insana ve milletine olan güvenini bütün söylevlerinde dile getirmiştir. Miletini daima övmüş ve övgüye değer bulmuştur, o nenle konuşmuş ve konuşturmuştur.

    Milletinin kadınını övmüş, köylüsünü milletinin efendisi kılmış, sanatkarı cumhurbakanlığı makamından üğstün tutmuş, gençliğe güvenmiş ve geleceği de onlara emanet etmiştir. Öğretmeninden, askerine ve bütün iş kollarında çalışan herkese övgüler yağdırmıştır. O nedenlede TÜRK,&#214ÜN, &#199LIŞ,G&#220EN diyerek motive etmiş ve yaradılış fıtratındaki eşref-i mahlukat sıfatının öne çıkarılmasını bizzat kendi yapmış ve örnek olmuştur.

    Tanrı'nın yeraltı, yer ve gökler arasında sayısız nimetler yarattığının ve bu nimetlerin insanın emrine verildiğinin, ağaçlar kalem denizler mürekkep olsa ve bir okadarı da üstüne eklenip bu nimetlerin yazılamayacağını bilen, bunların da ancak ilim ve irfanla kavranılıp, ilmin tek yol gösterici olduğunuda savunarak söyleyen ve bilen Atatürk'tür.

    O nedenle Atatürk, " Hayatta en hakiki mürşit ( yol gösterici ) ilimdir " demiştir.

    Laiklik ; din ve devlet işlerinin ayrılması, inanç ve ibadet özgürlüğü ile dinin Allahla kul arasında vicdanlara bırakılmasıdır. Yine laiklik; insanların hangi dine mensup olusa olsun inanç özgürlüğünün teminatı ve dinlerin devlet işlerine karıştırılmaması ile devlet güçlerinin diğer inançlar üzerinde baskı kurmasını önlemenin de garantisidir.

    Bu nedenle Laiklik dinsizlik değil, bilakis dinlerin yaşatılmasının ve korunmasının da teminatıdır.

    Bunları çok iyi bilen Atatürk laisizmin türk miletince benimsenmesine ve korunup, kollanmasına önayak olmuştur. Ve anayasa ile teminat altına alınmıştır.

    Atatürk ; insanların dine ve inançlara ihtiyacı olduğunu bildiğinden, din ve onların önderlerine de saygı duyan ifade ve söylemleri ile de bilinen bir liderdir.

    Ne yazık ki dini tam anlamıyla anlamaktan yoksun, kulaktan dolma bilgilerle dini inançların sömürüsünü yapan, dini ticarete döken ve dinden nemalanmaya çalışan, hurafeleri din sanan gafiller ; insanları eşrefi- mahlukat sıfatından arındırarak aciz , zavallı ve biçare durumuna sokarak, Tanrı'nın dilencileri haline sokma gayretleri içindedirler.

    Yine bu din sömürücüleri ve bezirganları ; laikliği dinsizlik olarak addedip, Atatürk'ü de dinsiz ve inançsız gösterme gayretleri içindedirler.

    Yine bu din ilimden fenden ve medeniyetten yoksun din bezirganları ; Tanrı'nın yeraltı, yerler üzerindeki, gök ve gök katları arasındaki nimetlerinden habersiz olup, insanların ilme değil, zavalllı mahluklar olarak her zaman tanrıya yalvaran biçareler olmasını istemekte ve insanın yüceltilmesine değil, aşağılanmasına hizmet etmektedirler.

    İlimden yoksun ve Tanrı'nın sayılamayacak kadar çok nimetler verdiğinin farkında olmayan zavallı, cahil ve gaflet içindeki din bezirganları ; bu miletin kalkınmasının önündeki en
    büyük engeldir.

    Nerede laiklik varsa ve dinle devlet işleri ayrıldıysa : orada refah, kalkınma, huzur ve medeniyet vardır. Nerede dinin devlet işlerine karışmış olduğu ülkeler varsa; orada yoksulluk, sefalet ve yalvarış vardır, yine orada koyun gibi güdülen insanlar vardır.

    Saygı ve hürmetlerimle.

  2. #2
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı türesin tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bazı ardaşlar ön yargılarıyle verdiğim bazı örneklerden alınarak Atatürk sömürüsü yapyığımı ve Atatürk'ü dinsiz gibi tanıtmaya çalıştığımı ima etmişlerdi . Konuyu bu nedenle açtığımı özellikle belirtmek isterim.

    Ne Atatürk sömürüsü yapar nede O' büyük önderi dinsiz gibi tanıtma gayretleri içine girenlerdenim.

    Atatürk müslümanlığın temellerini ve diğer dinleride çok iyi bilen ve tetkik eden bir liderdir.

    Dinin içine safsata ve hurafelerin kimler ve ne maksatla sızdırıldığını çok iyi bildiğinden, kulaktan dolma ve hurafelerle doldurulmuş dinin nasıl yaygınlaştığını ve gerçek dinden nasıl farklı ve kopuk bir şekilde insanları etkilediğinin bilincinde olduğundan, din bezirganları ve tüccarlarının halkın inançlarını nasıl sömürüldüğünün farkına vardığından, Kur'an'nın türkçe tercümesinin yapılarak halkın bilinçlendirilmesi emrini veren Atatürk'tür.

    O'nun sayesinde din anlaşılır hale gelmiştir.

    Atatürk batıda olan gelişmeleri çok iyi bilen ve tetkik eden bir önderdir. Kilisenin hıristiyanlığı nasıl bir güç olarak kullanıp, devleti ve devletleri yönettiği , engizisyon mahkemelerinde masum insanların nasıl diri yakıldığını çok iyi bilen ve dinin devlet işlerine karıştığında toplumun nelerle karşılaşacağını çok iyi tetkik eden ve düşünen kişi yine Atatürk'tür. Batının ne sebeblerle laikliğe geçtiğinin nedenlerinide halka en iyi anlatan bir lider olup, laikliği benimseten kişi Atatürk'tür.

    Bütün dinler ; Yahudilik, Hıritiyanlık,Mülümanlık ve diğerleri insanı önemser, insan varlığını yüce görür ve yüceltir.

    İlahi dinlerden Yahudilik, Hıritiyanlık ve Müslümanlık ( geliş sıaralarına göre yazılmıştır ) insanı Tanrı'nın bir sureti görür ve Eşref-i Mahlukat adderek, insanı yeryüzünün halifesi olarak görür.

    Atatürk bu inanca en sadık kalan ve önem veren liderdir. Bu nedenle insanı küçümsemez, aşağılamaz ve yargılamaz. İnsana ve miletine olan güveni tamdır ve her zaman yüceltmiş, insana ve milletine olan güvenini bütün söylevlerinde dile getirmiştir. Miletini daima övmüş ve övgüye değer bulmuştur, o nenle konuşmuş ve konuşturmuştur.

    Milletinin kadınını övmüş, köylüsünü milletinin efendisi kılmış, sanatkarı cumhurbakanlığı makamından üğstün tutmuş, gençliğe güvenmiş ve geleceği de onlara emanet etmiştir. Öğretmeninden, askerine ve bütün iş kollarında çalışan herkese övgüler yağdırmıştır. O nedenlede TÜRK,ÖVÜN, ÇALIŞ,GÜVEN diyerek motive etmiş ve yaradılış fıtratındaki eşref-i mahlukat sıfatının öne çıkarılmasını bizzat kendi yapmış ve örnek olmuştur.

    Tanrı'nın yeraltı, yer ve gökler arasında sayısız nimetler yarattığının ve bu nimetlerin insanın emrine verildiğinin, ağaçlar kalem denizler mürekkep olsa ve bir okadarı da üstüne eklenip bu nimetlerin yazılamayacağını bilen, bunların da ancak ilim ve irfanla kavranılıp, ilmin tek yol gösterici olduğunuda savunarak söyleyen ve bilen Atatürk'tür.

    O nedenle Atatürk, " Hayatta en hakiki mürşit ( yol gösterici ) ilimdir " demiştir.

    Laiklik ; din ve devlet işlerinin ayrılması, inanç ve ibadet özgürlüğü ile dinin Allahla kul arasında vicdanlara bırakılmasıdır. Yine laiklik; insanların hangi dine mensup olusa olsun inanç özgürlüğünün teminatı ve dinlerin devlet işlerine karıştırılmaması ile devlet güçlerinin diğer inançlar üzerinde baskı kurmasını önlemenin de garantisidir.

    Bu nedenle Laiklik dinsizlik değil, bilakis dinlerin yaşatılmasının ve korunmasının da teminatıdır.

    Bunları çok iyi bilen Atatürk laisizmin türk miletince benimsenmesine ve korunup, kollanmasına önayak olmuştur. Ve anayasa ile teminat altına alınmıştır.

    Atatürk ; insanların dine ve inançlara ihtiyacı olduğunu bildiğinden, din ve onların önderlerine de saygı duyan ifade ve söylemleri ile de bilinen bir liderdir.

    Ne yazık ki dini tam anlamıyla anlamaktan yoksun, kulaktan dolma bilgilerle dini inançların sömürüsünü yapan, dini ticarete döken ve dinden nemalanmaya çalışan, hurafeleri din sanan gafiller ; insanları eşrefi- mahlukat sıfatından arındırarak aciz , zavallı ve biçare durumuna sokarak, Tanrı'nın dilencileri haline sokma gayretleri içindedirler.

    Yine bu din sömürücüleri ve bezirganları ; laikliği dinsizlik olarak addedip, Atatürk'ü de dinsiz ve inançsız gösterme gayretleri içindedirler.

    Yine bu din ilimden fenden ve medeniyetten yoksun din bezirganları ; Tanrı'nın yeraltı, yerler üzerindeki, gök ve gök katları arasındaki nimetlerinden habersiz olup, insanların ilme değil, zavalllı mahluklar olarak her zaman tanrıya yalvaran biçareler olmasını istemekte ve insanın yüceltilmesine değil, aşağılanmasına hizmet etmektedirler.

    İlimden yoksun ve Tanrı'nın sayılamayacak kadar çok nimetler verdiğinin farkında olmayan zavallı, cahil ve gaflet içindeki din bezirganları ; bu miletin kalkınmasının önündeki en
    büyük engeldir.

    Nerede laiklik varsa ve dinle devlet işleri ayrıldıysa : orada refah, kalkınma, huzur ve medeniyet vardır. Nerede dinin devlet işlerine karışmış olduğu ülkeler varsa; orada yoksulluk, sefalet ve yalvarış vardır, yine orada koyun gibi güdülen insanlar vardır.

    Saygı ve hürmetlerimle.
    Hadi ya,iyiki söyledin.Biz bunları ilkokulda öğrenmiştik zaten.Türk'e Türk propagandası yapma.Şimdi sıra bunlaramı geldi,bu forumdakiler uzaydanmı geldi?

  3. #3
    ...::: uA-chief :::... g-zero adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-01-2005
    Mesajlar
    2,670
    Karizma Gücü
    0
    Bolum Kurallari Madde #3
    Siyaset Icerikli Konular, Haberler Kesinlikle Yasaktir
    http://img237.imageshack.us/img237/8076/mkemalataturk1ig3.jpg
    ASLIIIIII
    BIZ NORMALIZ

    uA - HerYerdeyiZ

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. laiklik
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde Misafir tarafından açılmış
    Yanıt: 22
    Son Mesaj: 12.10.11, 21:39
  2. Laiklik nedir? Ne değildir?
    2005 Konuları bölümünde ESHQUIA tarafından açılmış
    Yanıt: 191
    Son Mesaj: 31.03.08, 10:35
  3. Laiklik
    2005 Konuları bölümünde vuslatabeskala tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 13.12.05, 04:32
  4. Fransa'da 100 yıllık laiklik
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 10.12.05, 13:05
  5. Erdoğan:''Laiklik çok önemli''
    2005 Konuları bölümünde PaSTaFaRYaN tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 07.07.05, 18:15

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •