• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    02-10-2006
    Mesajlar
    103
    Karizma Gücü
    0

    İlmin Üstünlüğü :)



    İlmin üstünlüğü
    Padişah kapıyı açtığında bir de ne görsün? Altı yedi yaşlarında iki minik talebe yatmamış oyun oynuyorlar. Aralarına bir kemik koymuşlar, birbirlerine hav hav deyip köpekçilik oynuyorlar. Ve şanı pek yüce olan Cenabı Hak buraya nur yağdırıyor Koca Sultan, bu manzara karşısında gözyaşlarına engel olamamışt

    Devir İstanbul'u Bizans'tan alıp Hz. Peygamber'in müjdesine nail olan ve çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmet Han'ın devridir. Büyük bir sükûnet ile yönetilen koca bir devlet Herkes mutlu ve mesut.

    Zira Müslüman ibadetinde, camisinde, medresesinde; Hıristiyan da kilisesinde rahat, Yahudi de havrasında huzurlu. İslâm ile yönetilen bu koca topraklar âdeta dünyanın en güveniler ve yaşanacak yerleriydi.

    Koca Sultan Fatih, yalnız bir padişah değil aynı zamanda devrinin Allah dostlarındandı. Öyle olmasa İstanbul'u fethettiğinde Ayasofya'da namaz kıldırırken, Allahu Teâlâ onun önüne Kâbe'yi getirir miydi? İşte o, böyle inançlı ve inananlara sahip çıkan bir insandı.

    Bir gün Topkapı Sarayı'nın burçlarından İstanbul'u seyrediyordu. Babası dahi hocasına Bu Mehmet çok haylaz, bundan bakalım ne olacak diyerek umutsuz konuşmuş, hocası ise:

    Peder ne der, kader ne der! diyerek âdeta onun büyük bir insan olacağını hissetmişti. İşte bunları düşünüp muhteşem şehri seyrederken birden olağanüstü bir hâl zuhur etti.

    Koca padişah şaşkınlık içinde bir yere bakarken âdeta öylece olduğu yerde çakılıp kalmıştı. Onu bu kadar şaşırtıp hayrete düşüren şey, yağan nurdu. Evet, resmen Mevlâ bir yere nur yağdırıyordu ve bunu Sultan Fatih de görüyordu.

    Hiç şüphesiz bunu herkes göremezdi. Sultan Fatih bir an kendini topladı, tebdili kıyafet ederek, derhal atına bindi ve saraydan bir yıldırım hızıyla ayrıldı. Sultanın yakın çevresi ne olduğunu anlayamamış, neye uğradıklarını şaşırmışlardı.

    Fatih Sultan atını dörtnala nurun yağdığı yere sürüyordu. Çok merak ediyordu, acaba Cenabı Allah nurunu nereye ve kime yağdırıyordu? Geldiğinde gördü ki, çok eski bir ev. Kapısı zor görev görüyordu, eski ve yıpranmıştı. Usulca içeri girdi. Biraz sağına soluna bakınca, buranın bir medrese olduğunu anladı. Zira etrafta Kur'anı Kerim'ler ve ders kitapları vardı.

    Talebeler ise, uykudaydı. Ama içeriden bir ses geliyordu Usulca sesin geldiği tarafa yöneldi.
    Padişah kapıyı açtığında ne görsün? Altı yedi yaşlarında iki minik talebe yatmamış, oyun oynuyorlar. Aralarına bir kemik koymuşlar, birbirlerine hav hav deyip köpekçilik oynuyorlar. Ve şanı pek yüce olan Cenabı Hak buraya nur yağdırıyor. Koca Sultan, bu manzara karşısında gözyaşlarına engel olamamıştı. Sakalları yaşlardan ıslanmıştı. O minicik yavrulara sevgiyle bakıyordu. Daha fazla dayanamadı, onların yanına gitti ve:

    Ey benim güzel yavrularım, beni de aranıza alır mısınız, ben de sizinle bu oyunu oynayabilir miyim? dedi.



    Mukaddes Kur'anı Kerim, ne kadar değerli ve kıymetlidir. Ecdadımız onu üstün tutarak dünyaya sahip olmuştu. Zaten hangi kavim, hangi millet onu üstün tutarsa, üstünleşmiş, hangisi de onu alçaltmış ise, alçalmıştır. Binlerce yıllık dünyada, değişmeyen ve Allah tarafından bizzat korunduğu bildirilen yegâne kitaptır o.




    http://www.beyan.com.tr/arsiv/subat2...iyilikiste.htm
    Bu mesaj en son " 08.10.06 " tarihinde saat 21:32 itibariyle Stratejist tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0
    İşte gaflet uykusunda uyuyanların masallarından bir masal .

    Gökten üç elma düştü ; biri yazanın, biri okuyanın ve biride bunu eleştirenin başına . Son elme benim.

    Fatih Sultan Mehmet : Küçük yaşlarda üç lisan öğrenip, hocalarından eğitim alan, savaş sanatlarına düşkün biriydi.Savaş oyunlarına bayılır ve küçüklüğünden beri savaş oyunları oynardı.Padişah oluncaya kadar da bu günün valilik görevlerine benzer işlerde devlet görevi almış biridir.

    Annesi de o'nu çok güzel yetiştirmiştir ve devamlı arkasında olduğu bilinmektedir. Annesi sürekli yavrusu Fatih'e " Al şu İstanbul'u gülzar eyle ( güller şehri yap ) " diye sürekli telkinlerde bulunurdu.

    Savaş oyunlarına düşkünlüğü ve Annesinin sürekli telkinleri onu büyük bir fatih ve kumandan yapmıştır.

    Saygılarımla.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •