• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    OğuZ_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-07-2005
    Mesajlar
    8,983
    Karizma Gücü
    8

    Japon Pazarlama Tarzı

    Japon işletmelerinin pazarlamadaki başarısı, biranda gerçekleşen bir olgu değildir. Geçmişte atılan rasyonel adımların sonucudur. Düşük fiyat, malda, ambalajda ve hizmette yüksek kalite, yeni mal geliştirmede başarı, iyi seçilmiş pazarlama hedefi ve güçlü pazarlama bilgisi Japonlara uluslar arası prestij kazandırmış ve Japon malları dünyada en çok aranan mallar olmuştur. Japonya'da pazarlama konusu incelenirken, her şeyden önce Japon pazarlamasının şu genel özellikleri göz önünde tutulmalıdır:

    1) Japon pazarlaması uluslar arası boyutludur; böyle olması bir zorunluluktur. Nedeni, Japonya'nın hemen tüm doğal kaynaklardan yoksun olmasıdır. Doğal kaynakları ithal etmek ve ürettiği malları ihraç etmek, Japonya için zorunlu bir yaşam biçimidir.

    2) Pazarlar titizlikle incelenmiş, ihtiyaçlar ve istekler öğrenilmiş, uygun mallar geliştirilmiş; ayrıca çok iyi pazarlama stratejileri ve taktikleri oluşturulmuştur.

    3) Japonlar, pazarlamayı kendi sosyal ve kültürel yapılarıyla uyumlu kılmışlardır.

    ULUSLARARASI PAZARLARA GİRME STRATEJİLERİ

    1960'lı yılların başında, Japon işletmeleri, önce ulusal pazara eğildiler. Ulusal pazardaki payı büyüterek, maliyetlerini düşürmek için çalıştılar. Gerekli teknolojiyi de ele geçirerek, Batı ülkelerinden ithal edilen malların ikamelerini üretmeye başladılar. Devlet de, ithal yasakları koyarak, gümrük vergilerini arttırarak ve yabancı sermaye yatırımlarını sınırlayarak, işletmelere yardımcı oldu. Sonuçta, hemen tüm iç Pazar ele geçirildi.

    Çok daha önemli olan, tüketicilerin, gelirlerinin artmasına paralel olarak satın alma davranışlarını değiştirmelidir. Geleneksel biriktirme alışkanlıklarını bir yana bırakan tüketiciler, alımlarını çok arttırdılar, lüks mallara yöneldiler ve Japonya tüketim toplumuna dönüştü.

    Ulusal pazarın ele geçirilmesi, üretim hacmini büyüttü, dolayısıyla üretim maliyetlerinin düşmesine yol açtı. Böylece, rekabet üstünlüğü sağlayan işletmeler, uluslar arası pazarlara girme çabalarına başladılar. Hangi pazarlara girileceğini belirlemek üzere araştırmalar yapıldı ve Pazar giriş stratejileri ve taktikleri geliştirildi ve uygulamaya geçildi. Uluslararası pazarlara girmede şu üç strateji benimsendi:

    · malların iç pazarlardan gelişmekte olan ülkelere, oradan da gelişmiş ülkelere pazarlanması.

    · yüksek teknolojili ürünlerin iç pazar garantiye alındıktan sonra gelişmiş ülkelere, sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.

    · (bazı malların iç Pazar için değil de yalnızca dış pazarlar için üretilmesi) malların önce gelişmiş ülkelere, sonra ulusal pazara, en sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.

    Birinci stratejiye göre, üretim fazlaları gelişmekte olan Güneydoğu Asya ve Latin Amerika ülkelerine ihraç edildi. Bunun nedeni, o ülkelerde daha az rekabetin olması ve ülkelere satılan malların batı standartlarına uygun olmamasıdır. Bu ülkelerin satın alma güçleri zayıf olduğu için de o ülkelere satışta düşük fiyat politikası izlenmektedir.

    İkinci stratejiye göre, bazı işletmeler gelişmiş ülkeler arasında, önce Avrupa ülkelerine, sonra da ABD'ye girdiler. Nedeni, ilk aşamada, ABD'nin çok güçlü işletmeleriyle rekabete girmek istememeleriydi. Örneğin, inşaat ve tarım makineleri alanlarında, Avrupa pazarlarında yeterli pazar payları ele geçirildikten sonra gözler ABD'ye çevrildi.

    Üçüncü stratejiye göre, bazı işletmeler iç pazarı bir yana bırakıp, önce gelişmiş ülkeleri hedef pazar olarak seçtiler. Bu stratejilerin başarıyla uygulanmasıyla, uluslar arası pazarlar kısa süre içinde kapsandı, güçlü ve tekin bir pazarlama ağı örüldü.

    PAZARLAMA STRATEJİLERİ

    *Pazar stratejisi: Japon işletmeleri, gerek ulusal pazarda, gerekse uluslar arası pazarlarda, pazarı bölümleyerek hedef pazarı ya da pazarları seçme stratejisini benimsemişlerdir. Uluslar arası pazarlar, genellikle, coğrafi bakımdan ve ülkenin gelişmişlik düzeyine göre bölümlenmiş ve girilecek pazarlar seçilmiştir.

    *Mal stratejisi: Seçilen hedef pazarların ihtiyaçlarına ve isteklerine uygun mallar geliştirilmiştir. Başlangıçta malların kalite standartları oldukça düşüktür. Ama kalite standartları hızla geliştirilmiş ve pazarın ihtiyaç ve isteklerine uygun kalitede malların pazarlanması sağlanmıştır.

    *Fiyat stratejisi: Pazarı ele geçirmek için rekabetçi fiyat stratejisi, hem iç hem de dış pazarlarda uygulanmıştır. Bu strateji şu şekilde form&#252;le edilmiştir: << Kaliteyi y&#252;kselt-maliyeti d&#252;ş&#252;r-fiyatı d&#252;ş&#252;r-pazarı ele geçir >> genelde d&#252;ş&#252;k fiyat stratejisinin uygulanabilmesi için, maliyetlerin d&#252;ş&#252;r&#252;lmesi gerekir. Japonya'da da bu yapılmıştır. Pazar payı arttırılarak b&#252;y&#252;k ölçek ekonomisi sağlanmış, böylece elde edilen maliyet avantajı fiyatlara yansıtılmıştır. Kuşkusuz, &#252;retim ve dağıtımın etkili kılınması ve mal kalitesinin y&#252;kseltilmesi de pazarların ele geçirilmesinde çok etkili olmuştur.

    Dış pazarlara da d&#252;ş&#252;k fiyatlarla girilmiştir. Bu taktik gelişmekte olan ve gelişmiş &#252;lkelerde aynı biçimde kullanılmıştır. Gelişmekte olan &#252;lkelerde t&#252;keticilerin satın alma g&#252;çleri yetersiz olduğunda, bu d&#252;ş&#252;k fiyat taktiğini uygulamak bir bakıma zorunluydu. Gelişmiş &#252;lkelerde ise, d&#252;ş&#252;k fiyat politikası rekabet aracı olarak kullanılmıştır.

    Ulusal Pazar ele geçirildikten ve yabancı işletmelerin ulusal pazara girmeleri çeşitli yollarla engellendikten sonra, iç pazarda yabancı işletmelerin rekabeti hemen hemen ortadan kalktı. Sonuçta fiyat taktiğinde bir değişme oldu; bir çok mal, iç pazarda, dış pazarlara göre daha y&#252;ksek fiyatlarla satılmaya başlandı. Damping dene bu uygulamanın dayandığı temel d&#252;ş&#252;nce şudur: Belirli pazarlarda elde edilen karları, başka pazarları ele geçirmek için kullanmak.

    *Dağıtım stratejisi: Ulusal dağıtım sistemi, kendine özg&#252; geleneksel bir yapıya sahiptir. Dağıtım kanalında yer alan aracılar çok sayıda görevliler kullanılmaktadır. Toptancılar ve perakendecilerin desteklenmelerinin gerekli olduğu, sosyal etkileri olan bir sistemdir. Sistemin karmaşık olması, yabancı işletmelerin Japon pazarına girmelerini g&#252;çleştiren engellerden biridir.

    Ulusal dağıtım sistemini geliştirmek ve etkili kılmak için çalışmalar yapılmaktadır. &#220;lkenin coğrafi bakımdan k&#252;ç&#252;k olmasının fiziksel dağıtım eylemlerini - özellikle taşımayı - kolaylaştırdığı gözden kaçırılmamalıdır. Uluslararası pazarlardaki dağıtım uygulamaları çok daha değişik bir yapıdadır. Pazara girmenin ilk aşamasında şu &#252;ç uygulamaya başvurulur:

    1- &#252;retim işletmelerinin bir çoğu, yabancı &#252;lkelerin sosyal yapılarını, işletme gereklerini, yasal d&#252;zenlemeleri ve dillerini bilen b&#252;y&#252;k Japon ihracat şirketlerini kullandılar. Bu şirketler, işlerin b&#252;y&#252;k boyutlu olması ve deneyimli olmaları nedeniyle, dağıtım maliyetlerinin d&#252;ş&#252;k olmasını sağladılar.

    2- Bazı işletmeler girilen &#252;lkenin yerel dağıtım işletmeleriyle anlaşmalar yaptılar. Böylece yerleşik dağıtım sisteminden yararlandılar.

    3- Bazı işletmeler de - özellikle ABD pazarında - iyi işlemeyen dağıtım kanallarına ve pazarlama uzmanlarına sahip olan yerel yöneticilerle çalıştılar.

    *Reklam stratejisi: Japon reklamları duygusal, baş dönd&#252;r&#252;c&#252; ve dolaylı mesajlar veren yapıdadır. Ayrıca, reklamlarda, yumuşak ses ve m&#252;zik ile çok g&#252;zel gör&#252;nt&#252;lere yer verilir. Pazara sunulan malların, &#252;reticinin titiz çabaları sonucunda geliştirilmiş mallar olduğu vurgulanır. Böylece t&#252;keticilerde &#252;reticinin olumlu imajı uyandırılmaya çalışılır.

    *Bilgi toplama stratejisi: Japon yöneticileri dağıtım kanalında yer alan toptancı ve perakendecilerden doğrudan bilgi toplamaya çok önem verirler. Dağıtım kanalında yer alan aracıları ziyaret ederek elde edilen bilgiler <<soft data>>; mal gönderme, stok d&#252;zeyleri ve perakende satışlarla ilgili bilgiler <<hard data>> diye adlandırılır. Bu iki t&#252;r bilginin, t&#252;keticilerin davranışlarını ve isteklerini en iyi biçimde yansıttığına inanırlar.

    Bir pazara girerken <<soft>> veriler &#252;st ve orta d&#252;zey yöneticiler tarafından toplanır. Nedeni, aracıları ziyaret ederek toplanan bilgilerin, pazara girme açısından ve sonra da iyi ilişkiler geliştirme açısından çok kritik bilgiler olduğuna inanılmasıdır. Yöneticiler, kendi mallarını rakiplerininkilerle karşılaştırmak istediklerinde <<hard>> veriler ele geçirmek isterler. Bunu için de malın dağıtım kanalındaki gerçek akışını gösteren stok, satış ve başka bilgileri toplarlar.

    Y&#214;NETİM &#214;ZELLİKLERİ

    Pazarlama eylemleri, işletme, satış ya da kar eylemleri olarak değil, insan eylemleri olarak gör&#252;l&#252;r, dolayısıyla insan faktör&#252;ne çok önem verilir. Pazarlama yöneticisinin temel görevi, görevlileri yetiştirmek, işbirliğine ve uyumlu çalışmaya alıştırmak ve olabildiği ölç&#252;de işletmeye katkıda bulunmasını sağlamaktır.

    Pazarlama eylemlerini y&#252;r&#252;ten &#252;yelerin yetkileri ve sorumlulukları kesin çizgilerle belirlenmemiştir. &#220;yeler tek bir eylem t&#252;r&#252;ne bağlanmamışlardır. Pazarlama eylemleri sadece pazarlama departmanının sorumluluğunda değildir. Pazarlama böl&#252;m&#252; dışında kalan böl&#252;mlerin yöneticileri de pazarlama eylemleriyle ilgilenirler.

    Japon pazarlamasının g&#252;çl&#252; yanı, pazarlama stratejileri ve taktikleri geliştirmekten çok, uygulamadadır. Uygulamanın etkili olmasında şu özellikler önemli rol oynar: Japon işletmelerinde orta yönetim basamağındaki yöneticiler, eylemlerin yönetiminde önemli rol oynarlar. Bunlar çok iyi yetiştirilmiş, alttan başlayarak, yönetici d&#252;zeyine y&#252;kselmiş, yaşamları boyunca işletmede görev yapan kişilerdir. Dolayısıyla işletmeyi ve çevreyi çok iyi bilirler. &#220;st yönetimle ve alt basamaktaki görevlilerle kolayca ilişkiler kurarlar. Etkili planlar ve programlar geliştirirler.

    İkinci özellik, Japonya'da &#252;st d&#252;zey yöneticilerin, pazarlamayla ilgili olarak, <<eylem normları>> koymalarıdır. Bu normlar, oldukça geneldir ve pek de açık-seçik değildir. Böylece, uygulamacılara esneklik verilmiş olur. &#220;ç&#252;nc&#252; özellik ise, işletmenin kurucusunun karizmasının ve önderlik yeteneklerinin, pazarlama eylemlerinin etkili bir biçimde y&#252;r&#252;t&#252;lmesinde itici g&#252;ç olmasıdır.

    Oluşturulan pazarlama stratejileri ve taktikleri kolayca kavranabilir ve ilgili taraflarca desteklenir. Stratejiler esnektir, değişen koşullara çabucak uyum sağlayabilir ve oldukça kısa s&#252;reli amaçlara yöneliktir. Ancak, işletme sahipleri ve finans kurumları kısa s&#252;rede kar için baskı yapmazlar, önemli olan belirlenen pazara girmek ve planlanan Pazar payını elde etmektir.

    DEVLETİN ROL&#220;

    Devlet kuruluşları, işletmeleri ve iş hayatını yönlendirme çabalarında bulunur. Ancak emri vermez, dikte etmez, sadece özendirici ve caydırıcı biçimde davranır. Devletçe hazırlanmış merkezi bir plan yoktur. Bir çok ekonomik karar, ilgililerin d&#252;ş&#252;nceleri alınarak oluşturulur.

    Japon pazarlamacıları devlet kurumlarıyla iyi ilişkiler kurarlar ve uyumlu biçimde çalışırlar. Geliştirdikleri projeler ve stratejilere ilişkin bilgileri ilgili devlet kurumlarına verirler. Bu arada b&#252;y&#252;k işletmelerin k&#252;ç&#252;k işletmelerle şiddetli rekabete girmelerini önlemek &#252;zere bazı önlemler alındığını da belirtmek gerekir.

    T&#252;rkiye İle Japonya'nın Pazarlama Sistemlerinin Karşılaştırılması

    Japonya ile T&#252;rkiye'nin kıyaslaması yapıldığında, Japonya'nın pazarlamada elde ettiği başarıların T&#252;rkiye için niçin sağlanamadığı sorusu akla getirilebilir. Bu anlamda Japonya'nın izlediği yol ve uyguladığı yöntemler değerlendirilerek T&#252;rkiye'nin içerisinde bulunduğu şartlara göre yaralı sonuçlar oluşturacak fikirler geliştirilebilir. Bir &#252;lke teknolojiye iki şekilde sahip olabilir, bunlar; 1- satın almak, 2- teknolojiyi &#252;retmek olarak sıralanabilir.

    Bunlardan satın almak çok pahalıya mal olabilirken, ikincisinde ise çok b&#252;y&#252;k sermaye, bilgi, tecr&#252;be gibi faktörlere ihtiyaç vardır. Kısaca, her ikisinin de yerine getirilmesi için finansal kaynak gereklidir. Japonya ise özellikle teknolojiyi alırken tamamen dışarıya bağlı kalmayıp, piyasadaki mevcut teknolojiyi aynen alıp, yeni gelişmeleri onun &#252;zerine inşa ederek bug&#252;nk&#252; konumuna ulaşmada önemli oranlarda yol kat etmiştir. Böylece m&#252;kemmeli başarmada her şeye sıfırdan başlamayarak b&#252;y&#252;k bir zaman ve finans kaybını önlemiştir.

    T&#252;rkiye'nin böylesi durumlarda yapabilecekleri ve dışa açılma politikalrını geliştirmesi açısından yapması gerekenler şöyle sıralanabilir: T&#252;rkiye 1980 sonrası dönemlerde, iç talebin azalmasından dolayı artan &#252;r&#252;n fazlalıklarının azaltılması d&#252;ş&#252;ncesi ihracatın artmasına sebep olmuştur; ancak, devletin vermiş olduğu teşvikler ve sağlamış olduğu s&#252;bvansiyonlara rağmen T&#252;rkiye'nin d&#252;nya ticaret hacminden aldığı pay istenilen seviyelerde değildir. T&#252;rkiye'nin ulusal ve uluslar arası pazarlama açısından amaçlarını yeni gelişmelere göre gözden geçirmesi gerekmektedir.

    Pazarlama yönetiminde, kişilerin veya kurumların değil toplumun menfaatini hedefleyen ve böylece toplumun katılımını sağlayabilen sosyal pazarlama anlayışının önemi hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Modern ve sosyal pazarlama anlayışının, ulusal ve uluslar arası pazarlama alanındaki gelişmeleri hızlandırıcı etkisinden faydalanabilmek için: devlet, t&#252;keticiyi koruma kanunları; sanayi yatırımlarına yeterli teşvik ve indirimler; çevreyi ve insan sağlığını korumaya yönelik yatırımları özendirme; okullar, kalifiye eleman yetiştirme kursları, topluma karşı sorumluluk duygusunun geliştirilmesine yönelik çalışmaların öd&#252;llendirilmesi gibi faaliyetlerle destek olmak durumundadır.

    T&#252;rkiye bir m&#252;ddet Japonya gibi ithal ikamesine yönelip, daha sonra d&#252;nya pazarlarına çok uluslu şirketler, ortaklaşa yatırımlar, yabancı sermaye yatırımı özel veya resmi ihracat b&#252;ro ve acentaları açarak girebilir ancak, burada diğer &#252;lke özellikleri dikkate alınarak T&#252;rkiye açısından en uygun olan şekil seçilmelidir. Yurt dışı pazarlara girmeden b&#252;y&#252;k zaman ve finans kaybını önleyecek tedbirleri almalı; gerekli olan değişiklik ve yenilikleri yapmalı; hedef m&#252;şterilerin beğenilerini &#252;r&#252;nden hizmete kadar kazanmalıdır.

    Y&#252;ksek teknolojiyi &#252;lkenin kendi öz sermayesiyle veya ihracat gelirleriyle en iyi şekilde transfer edebilmeli, uluslar arası rekabete karşı koyabilecek sanayileşme sağlanabilmeli, &#252;retimle başlayan servis hizmetleriyle devam eden hizmetlerinde her ayrı faaliyet kolunda verimliliği sağlayabilecek bilgi sadece &#252;st d&#252;zey bir idarecide veya birkaç idarecide toplanmamalı özellikle verimliliği sağlayacak şekilde dağıtılmalıdır.

    Dış ticaret hacmi dar olan ve sanayileşmede geciken &#252;lkelerde işletmelerin g&#252;ç kaynağını oluşturan devlet uzun dönemde kar getirecek yatırımlarda m&#252;teşebbislere, her konuda hem destek vermeli hem de akılcı bir kontrolle yönlendirebilmelidir.

    kaynak
    Bu mesaj en son " 12.10.06 " tarihinde saat 01:29 itibariyle *CaNaN* tarafından düzenlenmiştir... Neden: kaynak eklendi...


    <?php

    echo "Php Grubu";

    ?>

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    01-12-2005
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    Paylaşım için teşekk&#252;r ederim. Bu makalede ulusal bazda g&#252;zel tavsiyelere yer verilmiş. Peki kişisel olarak pazarlama stratejisi nasıl olmalıdır? Benim gibi konunun yabancısı birine yardımcı olursan, çok sevinirim. Tekrar teşekk&#252;r ederim.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Pazarlama
    2005 Konuları bölümünde Aydinlanma1923 tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 20.11.05, 03:03

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •