İslâm ile Bütün dertlere çare...
ZENGİNLİK SÛRESİ
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Vâkıa Sûresinin" fakirlikten kurtuluş ve zenginlik sûresi olduğunu haber vermiş ve bu kutlu sûreyi her akşam okuyanların geçim sıkıntısı çekmeyeceğini bildirmiştir.
Fakirliğin pençesinde kıvranan kardeşlerimiz hiç ihmal etmeden Vâkıâ Sûresini her akşam okumalıdır. Yapılan tecrübeler sonunda bu sûrenin kerâmetvârî tesirleri görülmüştür.
Hazreti İbni Abbas naklediyor:
"Her gece Vâkıa Sûresini okuyan kimse ebediyyen fakirlik yüzü görmez. Gündüzleri okuyanı da Allah kimseye muhtaç etmez."(1)
İbni Mes'ud Radıyallahu Anh rivayet ediyor:
"Her gece Vâkıa Sûresini okuyan fakirlik görmez bu sûre zenginlik sûresidir. Onu okuyunuz ve evlatlarınıza da öğretiniz."(2) Diğer bir hadiste de:
"Bu kutlu sûreyi okumaya devam eden fakirlikten kurtulur, dünya kendiliğinden onun ayağına gelir" buyurulmaktadır.
İbni Mes'ud'un vefatı öncesinde, Hazreti Osman Radıyallahu Anh onun ziyaretine geldi.
�Sana maaş bağlatayım, dedi.
İbni Mes'ud:
�İstemez, dedi.
Hazreti Osman:
�Arkanda kızlar bırakacaksın, onlara lâzım olur, deyince.
İbni Mes'ud:
�Ben kızlarıma her gece Vâkıa Sûresini okumalarını emrettim; onlar da buna devam ediyorlar. Onlar muhtaç olmazlar, dedi.(3)
Kazancın artması ve rızkın bereketlenmesiyle ilgili duâlar kalb ve dillerin tesbihi haline getirilmelidir. Duâlar, evde âile fertleriyle birlikte yapıldığı takdirde daha kısa sürede netice alındığı da bilinmektedir.
Allah'ın kutlu isimleri (Esmâ�i Hüsnâ) ile yapılan duâlar karşılıksız kalmıyor. O halde O'nun (Rezzâk) ismi, dilimizin tatlı virdi ve tesbihi olmalıdır.
FAKİRLİKTEN KURTULUŞ
"Ey Âdemoğlu! Kendini ibadetime ver ki, kalbini zenginlikle doldurayım. Fakirliğini gidereyim. Eğer böyle yapmazsan, elini işle doldurur, fakirliğini ve ihtiyaçlarını da gidermem."
Abdullah bin Ömer Radıyallahu Anh naklediyor. Bir adam Rasûlüllah'a geldi ve:
�Yâ Rasûlâllah! Dünya benden yüz çevirdi ve elimdeki mal azaldı" diye şikâyette bulundu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
�Sen meleklerin duâsı ve yaratılmışların tesbihinden neredesin? Bütün yaratıklar onunla rızıklanıyorlar, niçin bu tesbihi okumuyorsun, buyurdu.
Adamcağız:
�Yâ Rasûlâllah! O tesbih nedir? deyince.
Efendimiz, şöyle buyurdular:
�Fecrin doğuşundan sabah namazını kılıncaya kadar yüz kere:
"Sübhanallahi ve bihamdihî, sübhanallahil azîm estağfirullah."(4)
"Allah'ı tesbih ederim, O'na hamd ederim. Büyük olan Allah'ı tesbih ederim, Allah Teâlâ'dan mağfiret dilerim" de ki, dünya boyun eğerek sana gelsin. Ve böyle dersen, Allah söylediğin her kelimeye karşılık kıyamet gününe kadar, kendisini tesbih eden bir melek yaratır ki, onun sevabı senin olur" dedi.
Hazreti Ali Radıyallahu Anh naklediyor.
�Kim günde yüz defa:
"Lâilâhe illâllâhü'l�melikül hakkulmübîn" derse, bu zikir onun için fakirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında kendisine yoldaş olur; bununla zenginliği celbetmiş ve cennetin de kapısını çalmış olur."(5)
Geçim sıkıntısından dert yanan bir kişiye Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
"Sabah namazı ile güneşin doğuşu arasında yüz defa:
"Sübhanellahi ve bi hamdihi sübhanellahil azîm estağfirullah" duâsını oku, dilediğin kadar mal sahibi olursun." buyurdu.![]()
Ebû Saîdi'l�Hudrî Radıyallahu Anh naklediyor:
Resulullah bir gün mescitte Ensar'dan Ebû Umâme'yi kederli şekilde gördü. Ona:
�Yâ Ebâ Ümâme! Namaz vakti değil, niçin mescitte oturuyorsun? diye sordu.
Ebû Ümâme:
�Yâ Resûlâllah! Bir takım sıkıntılar ve borçlar beni çâresiz bıraktı, dedi.
Buna karşılık Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
�Söylediğin zaman, Allah'ın üzüntünü ve borçlarını gidereceği bir söz, bir duâ öğreteyim mi sana? deyince:
�Öğret Yâ Resûlâllah! dedi.
Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sabah akşam okumasını tavsiye ettiği şu duâyı öğretti.
"Allahümme innî eûzü bike minel hemmi vel hazen ve eûzü bike minel aczi vel kesel ve eûzü bike minel cübni vel buhli ve eûzü bike min galebeti'd�deyni ve kahri'r�ricâl"(7)
"Ey Allah'ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım, âcizlikten ve tembellikten de Sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından da Sana sığınırım."
Hazreti Ebû Umâme diyor ki:
"Rasûlüllâh'ın öğrettiği bu duâyı sabah akşam okumaya devam ettim. Allah Celle Celaluhu, kısa sürede bütün gam ve kederimi giderdi ve borçlarımı ödetti."(8)
Ebû Umâme'nin okudum demesi, kendisine öğretilen sözleri kuru kuruya tekrar ettiğini mi, yoksa bu duâyı okuyup, telkin edilen faaliyeti mi gösterdiğini ifade ediyor?
Söz konusu duanın mesajı şu olabilir:
"Ey Ümâme! Tasa ve üzüntülerine sebep olan borçların �mescidde oturmakla bitmez. Şu anda sen; çalışmaktan uzak, pasif ve teşebbüs cesaretinden yoksun bir hal sergiliyorsun. Bu durumdan kurtulmanın çaresi,�Allah'ın yardımını isteyerek� harekete geçmen, kazanarak borçlarını ödemenin yolarını aramandır. Mescidde oturup beklemekle ne üzüntün, ne de borcun biter."
"Ey yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'ım! Her şeyin evveli ve sonu Sensin. Bana borcumu ödettir ve beni fakirlikten kurtar ve zengin kıl."(9)
"Geçim sıkıntısı çekenlerin bu duâyı okumasına mâni olan nedir?" Yani bu duayı okuyan geçim sıkıntısı çekmez buyurulmaktadır.
BORÇTAN KURTULUŞ
Yazışmalı bir köle Hazreti Ali'ye gelir ve:
�Sahibimle anlaştığım parayı ödemekten âciz kaldım, bana yardım ediniz, dedi. Damad�ı Nebî Radıyallahu Anh ona:
�Rasûlüllah bana öğrettiği kelimeleri sana öğreteyim. Onu okuduğun takdirde üzerinde Sebir dağı kadar borcun olsa da Allah Teâlâ onu sana ödettirir, demiş ve şu duâyı öğretmiştir:
"Allahümmekfinî bi halâlike an harâmike ve ağninî bifazlıke ammen sivâk."(10)
"Allah'ım! Rızkı helâlinden vererek beni harama düşürme ve bana ihsanını lütfeyle. Beni Senden başkalarına muhtaç eyleme."
"Allah'ım, yeterince helâlinden vererek beni haramından koru. Lütfunla ver, başkasına muhtaç etme."(11)
Borç yükü altında olanların bu duâyı okudukları takdirde, borçları Sebir dağı kadar da olsa, Yüce Allah ödetir.
İbni Abbas Radıyallahu Anh, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem den naklediyor:
"Her kim, Cuma namazından sonra, oturduğu yerden kalkmadan yüz defa: "Sübhânellahi vebihamdihî sübhânellâhilazîm vebihamdihî estağfirullah," Yâni:
"Kim Allah'ı tesbih eder, hamd eder ve O'ndan mağfiret dilerim" derse, Allah Teâlâ onun yüzbin günahını, ana babasının da yirmi dörtbin günahını bağışlar."(13)
İbn�i Hibban da Cumadan sonra yüz kere yukarıdaki tesbihi yapanı Allah Teâlâ'nın zengin edeceğini nakletmiştir.
GÜNAH VE BORÇTAN KORUNMAK İÇİN
Bu konuda okunacak tesirli duâlar şunlardır:
"Allahümme innî eûzü bike minel keseli vel herami vel me'semi vel mağrami"
"Allâh'ım, tembellikten, uyuşukluktan, aşırı yaşlılıktan, günahtan ve borçtan Sana sığınırım."
"Allah'ım! Kabir azâbından, kıyamet ve onun dehşetli fitnesinden, hayatın ve ölümün fitnelerinden, günahın ve borcun galebesinden Sana sığınırım."(14)
"Allahümme innî eûzübike minelküfri velfakri, Allahümme innî eûzübike min azâbilkabri lâilâhe illâ ente"
"Ey yüce Allah'ım! Küfre girmekten, fakirliğe düşmekten ve kabir azâbından Sana sığınırım. Senden başka ilâh yoktur."(15) "Hasbiyallâhü lâilâhe illâhû, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm"
Kim sabah ve akşamladığında yedi kez:
"Allah bana yeter, O'ndan başka ilâh yoktur, ancak O'na güvendim ve O, büyük Arşın Rabbidir" derse, Allah onun dünya ve âhiret sıkıntılarına kâfi gelir."(16)
Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh naklediyor. Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün:
�Zırhlarınızı giyiniz, buyurdu.
Ashab:
�Ya Rasûlüllah! Düşman mı geldi? dediler.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
�Hayır, Cehennemden korunma zırhını giyiniz.
"Sübhânallah, Elhamdülillâh, Allâhü Ekber, Lâhavle velâ kuvvete illâbillâh" deyiniz. Bunlar kıyamet günü, önünüzden arkanızdan sizi korurlar" cevabını verdi.(17)
İbn�i Ebi'd�Dünya naklediyor. Allah Teâlâ Hazreti Âdem'in duâsını kabul edince şöyle vahyetti:
"Ya Âdem! Senin neslinden bu duâya devam edenin, bütün isteklerini vermek, istemediklerinden kurtarmak, dünyanın emelini ve fakirliğini iki gözünün arasından çıkarıp, içini hikmetle doldurmak benim üzerime haktır" buyurur.
Atamız Hazreti Âdem'in o duâsı şudur:
"Allahümme inneke ta'lemü sırrî ve alâ niyetî fakbel ma'zeretî ve ta'lemü hacetî fe�âtinî sü'lî ve ta'lemü mâ fî nefsî, fağfirlî zünûbî. Allahümme innî es'elüke imânen yübâşiru kalbî ve yakînen sâdıkan hattâ a'leme ennehû len yusîbenî illâ mâ ketebehû aleyye ver'rıdâ bimâ kassemtehû lî, yâ zel�Celâl�i vel'ikrâm."(18) Yâni:
"Allah'ım! Gizli halimi de, açıkta yaptıklarımı da şüphesiz bilirsin. Mazeretimi kabul et. İhtiyacımı biliyorsun; isteğimi lûtfeyle. Rûhumda olanı da biliyorsun. Günahlarımı bağışla.
Allah'ım! Senden kalbime yerleşen imanı ve gerçek yakîni diliyorum. Tâ ki, bana isabet eden her şeyi ancak senin yazdığını bileyim ve bana ayırdığın taksimine rıza göstereyim. Ey celâl ve ikram sahibi olan Rabbim, duamı kabul buyur."
Hazreti Cibrîl Aleyhisselam, bir gün Efendimizin yanında iken, Ebâ Zer çıkageldi. Hazreti Cibril:
�Bu Ebâ Zer'dir, dedi.
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
�Ey Allah'ın Emini! Siz Ebâ Zer'i tanıyor musunuz?
Hazreti Cebrail:
�Allah'a yemin ederim ki, Ebâ Zer, yer ehlinden çok, gök ehli arasında tanınır. Bu da, onun her gün iki kere okuduğu bir duâdandır. Melekler bile onun duâsına şaşırmışlardır, dedi.
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebû Zer�i çağırdı ve :
�Ey Ebâ Zer! Senin her gün yaptığın bir duan varmış, deyince:
Eba Zer:
�Evet! Anam babam sana fedâ olsun. Ben o duâyı kimseden duymadım. O, Rabbimin bana ilham ettiği şu on kelimedir:
"Allahümme innî es'elüke îmânen dâimen ve es'elüke kalben hâşian ve es'elüke ilmen nâfian ve es'elüke yakînen sâdıkan, ve es'elüke dînen kayyimen, ve es'elükel�âfiyete min külli beliyyetin ve es'elüke tamâmel�âfiyeti ve es'elükeş�şükra alel âfiyeti ve es'elükel ğınâ aninnâsi"
"Ey Allah'ım! Senden dâimî bir îman, huşû eden bir kalp, fayda veren bir ilim, doğru bir yakîn, dosdoğru bir din�şeriat ve sünnet üzere ibâdet� bütün belâlardan âfiyet, o âfiyetin tamamlanmasını ve o âfiyete karşı yapılması gereken şükrü yerine getirmeyi ve insanlara muhtaç olmamayı isterim."
Bunun üzerine Cibrîl:
"Ya Muhammed! Allah'a yemin ederim ki, senin ümmetinden kim bu duâyı yaparsa, günahları denizin köpüklerinden, yeryüzünün topraklarının sayısından fazla da olsa affedilir." dedi.
Senin ümmetinden kimin kalbinde bu dua bulunarak sana kavuşursa, şüphesiz cennetler ona âşık olur. Sağındaki ve solunda melekler onun için istiğfar eder. Cennetin kapıları kendisine açılır. Ve melekler ona:
"Ey Allah'ın velîsi! İstediğin kapıdan gir" diye nidâ ederler."(19)
KUR'ÂNÎ BİR MÜJDE
Ebû Eyyûbel Ensârî ve Hazreti Ali naklediyorlar:
"Fâtiha Sûresi, Âyete'l�Kürsî ve Âl�i İmran'daki "Şehidallahu ennehû.." den, "inneddinü ındallahil İslâm.."(20) kadar, yine aynı sûre (26.� 27.) âyetleri nazil oldukları zaman, Allah Teâlâ ile aralarında hiçbir hicap bulunmaksızın Allah'ın Arşına yapışarak:
"Yâ Rabbi! Bizi yeryüzüne ve sana isyankâr olanlara indiriyorsun" dediler. Allah Teâlâ da:
"Ahdim olsun, sizi her namazın arkasında okuyan bir kimsenin kusurlarına bakmadan makamını cennet kılacağım, onu kutsal huzurda iskân edeceğim, her gün kendisine yetmiş kere nazar edeceğim ki, bunun en aşağısı mağfirettir. Ve onu her bir din düşmanından, hasetçinin şerrinden koruyacağım ve mağfiret edeceğim."(21)
http://www.beyan.com.tr/


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


