“Niçin Fransa faydasız ve yararsız tartışmalı tarihi bir meseleyi kaşımak için Türkiye gibi dost bir ülkede hayati çıkarlarını tehlikeye atıyor? Yanıt basit: Fransa, AB içinde Türkiye’nin üyeliğini engellemek için büyüyen güçlü bir akım içinde.”
ABU DABİ - Avrupa Birliği ülkeleri topraklarının her hangi bir parçasında iseniz ve Yahudi holokostunun yaşandığından açıkça kuşku duyuyorsanız yürürlükteki ceza yasaları gereği siz bir suçlusunuz. Şimdi Fransa’daki siyasi sınıf, ‘Ermeni katiamı’ adı altında başka ‘holokostları’ da kapsaması için ceza kanunun çerçevesini genişletmeye çalışıyor.
Yahudi holokostunun işlenmesindeki tarihi sorumluluk o zamanki Alman yönetimi Hitler Nazizmi’ne yüklenirken, şu an Fransız siyasilerin Ermeni katliamı konusunu kaşıyarak yapmaya çalıştıkları, bir milletin yani Türk milletinin tamamının damgalanmasıdır.
Yahudi holokostu gibi Ermeni katliamı da gerek abartı açısından gerekse de olayın yaşanıp yaşanmadığı açısından tarihi şüphe konusudur. Fakat her halükarda Fransa’daki siyaset sınıfını katliamın vuku bulduğu varsayımı doğru olsa dahi doksan yıllık bir konuyu kaşımaya iten sebep ne?
Kısır tartışmalar sırasında bir grup Avrupalı tarihçi 1,5 milyon Ermeni’nin Osmanlı imparatorluğunun son günlerinde ve 1918’de Birinci Dünya Savaşı bitiminde kesin yenilgiye uğramadan önce öldürüldüğünü ifade ediyorlar.
Katliamın olduğundan şüphe eden tarihçiler grubu ise yaşananların katliam veya soykırım olarak nitelenmesine karşı çıkıyorlar. Öncelikle rakamın abartı içerdiğini ve ayrıca bir Ermeni askeri birliğin ‘müttefikler’ safında, diğer Ermeni askeri birliğin ise Osmanlı imparatorluğu saflarında savaştığını, dolayısıyla Ermeni ölümlerinin iki tarafta da yaşandığını ifade ediyorlar.
Bir kez daha soruyoruz: Türkiye’yi kınama yoluyla bu tarihi mesele neden şimdi gündeme getiriliyor? Üstelik Türkiye’nin Birinci Dünya savaşı sonrası Müslüman bir imparatorluktan çıkıp laik Atatürkçü döneme geçtiği bilindiği halde?
Şimdi açıkça görüldü ki Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın geçen hafta Ermenistan’a yaptığı resmi ziyareti sırasında yaptığı ve merkezine ‘Ermeni katliamını’ koyduğu kışkırtıcı konuşma, Türkiye’ye karşı alınan önlemlere hazırlığın öncüsünden başka bir şey değildi.
Zira bu hafta sonundan önce tıpkı Yahudi holokostunda olduğu gibi Fransız parlamentosuna Ermeni katliamını inkarı suç saymayı hedefleyen yasa tasarısı sunulacaktı. Yasa tasarısı bir yıla varan hapis cezasını ve 45 bin Euro’luk para cezasını öngörüyor.
Resmi düzeydeki Türk tepkisi fevri ve sert oldu. Recep Tayip Erdoğan hükümeti yasa tasarısının geçmesi durumunda Fransa şirketlerini Türkiye’nin aralarında nükleer enerji gibi dev projelerin de bulunduğu Türk projeleri ihalelerine katılmaktan mahrum bırakma kararı aldı. Fransa’ya yönelik halk tepkisi ise beklentilerin işaret ettiği üzere daha sert olacak.
Farklı sözcüklerle soruyu tekrar yöneltelim. Niçin Fransa faydasız ve yararsız tartışmalı tarihi bir meseleyi kaşımak için Türkiye gibi dost bir ülkede hayati çıkarlarını tehlikeye atıyor?
Yanıt düşündüğümüzden daha basit. Bu yöndeki Fransız eğilimi, Avrupa Birliği içinde Türkiye’nin Birliğe üyeliğin engellemek için büyüyen güçlü bir akım kapsamında oluşuyor.
Yasa tasarısı kanalıyla Paris, AB ülkelerine çağdaş Türkiye’nin hala Müslüman Türkiye olduğunu ve Ermeni halkının da AB’nin diğer halkları gibi Hıristiyan bir halk olduğunu, dolayısıyla AB’nin hızlı oranlarla artan 70 milyon Müslümanlık bir ülkeye yerinin olmadığı Hıristiyan bir kulüp olarak kalacağını ifade etmek istiyor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla






