• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    aikon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2004
    Mesajlar
    703
    Karizma Gücü
    8

    Kuran Mucizeleri

    Elbetteki biz Kuran a mucizelerinden dolayı değil Allah tarafından Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hz Muhammed vasıtasıyla gönderilmesinden dolayı inandık. Ama Bu bölümde öyle düzenli ve planlı bir saldırı varki Bu insanlar da okusun ve onların kabul etmediği Allah (töveb tövbe) Hz Muhammed ve Kuran-ı Kerim günümüzden yüzyıllar öncesinde bunları ve diğerlerini nasıl açıklamıştı.

    Bütün Mucizelerini buraya tek tek aktarmıyacağım. isteyen olursa aşağıda link verecem ordan daha ayrıntılı araştırabilirler.

    PARMAK İZİNDEKİ KİMLİK


    Tek yumurta ikizleri de dahil olmak üzere, her insanın parmak izi kendine özeldir. Başka bir deyişle, insanların parmak uçlarında kimlikleri şifrelenmiştir. Bu şifreleme sistemini, günümüzde kullanılmakta olan barkod sistemine benzetmek de mümkündür.
    Kuran'da, insanları ölümden sonra diriltmenin Allah için çok kolay olduğu anlatılırken, insanların özellikle parmak uçlarına dikkat çekilir:

    Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz. (Kıyamet Suresi, 4)

    Ayette parmak uçlarının vurgulanması, son derece hikmetlidir. Çünkü parmak izindeki şekiller ve detaylar, tamamen kişiye özeldir. Şu an dünya üzerinde yaşayan ve tarih boyunca yaşamış olan tüm insanların parmak izleri birbirinden farklıdır. Dahası, aynı DNA dizilimine sahip tek yumurta ikizleri dahi farklı parmak izine sahiptirler.106

    Parmak izi doğumdan önce cenin üzerinde son şeklini alır ve kalıcı yara olması dışında ömür boyu sabit kalır. İşte bu nedenle parmak izi, herkese özel çok önemli bir "kimlik kartı" sayılmakta ve parmak izi bilimi ise insanlar tarafından bilinen tek değişmez ve yanılmaz kimlik tespit yöntemi olarak kullanılmaktadır.

    Ancak önemli olan, parmak izinin özelliğinin ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru keşfedilmiş olmasıdır. Ondan önce, insanlar parmak izini hiçbir özelliği ve anlamı olmayan çizgiler olarak görmüştür. Fakat Kuran'da, o dönemde kimsenin dikkatini dahi çekmeyen parmak izleri vurgulanmakta ve bu izlerin ancak çağımızda fark edilen önemine dikkat çekilmektedir.

    AŞILAYICI RÜZGARLAR

    Kuran'ın bir ayetinde rüzgarların "aşılama" özelliğine ve bunun sonucunda yağmurun oluştuğuna şöyle dikkat çekilir:

    Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık... (Hicr Suresi, 22)

    Ayette, yağmur oluşumundaki ilk aşamanın rüzgarlar olduğuna dikkat çekilmektedir. Oysa 20. yüzyılın başlarına kadar, rüzgarla yağmurun yağması arasındaki tek ilişki rüzgarın bulutları sürüklemesi olarak biliniyordu. Modern meteorolojik bulgular ise rüzgarların yağmurun oluşumunda "aşılayıcı" rol oynadıklarını gösterdi.

    Rüzgarların bu aşılama özelliği daha önce de değindiğimiz gibi şöyle gerçekleşir: Okyanusların ve denizlerin yüzeyinde, köpüklenme nedeniyle her an sayısız hava kabarcığı oluşmaktadır. Bu kabarcıklar patladıkları anda, milimetrenin 100'de biri çapındaki binlerce parçacığı havaya fırlatırlar. "Aerosol" adı verilen bu parçacıklar, rüzgarlar sayesinde karalardan gelen tozlarla karışarak atmosferin üst katmanlarına taşınır. Rüzgarların bu şekilde yükseklere taşıdığı parçacıklar, burada su buharı ile temas eder. Su buharı da bu parçacıkların etrafına toplanarak yoğunlaşır ve su damlacıklarına dönüşür. Bu su damlacıkları önce biraraya gelerek bulutları oluşturur, bir süre sonra da yağmur olarak yeryüzüne iner. Görüldüğü gibi rüzgarlar, havada serbest halde bulunan su buharını denizlerden taşıdıkları parçacıklarla "aşılamakta" ve böylece yağmur bulutlarının oluşumunu sağlamaktadır.

    Eğer rüzgarların bu özelliği olmasa, yüksek atmosferdeki su damlacıkları hiçbir zaman oluşamayacak ve yağmur diye bir şey de olmayacaktı.

    DÜNYANIN YUVARLAKLIĞI


    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor... (Zümer Suresi, 5)

    Kuran'ın evreni tanıtan ayetlerinde kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Üstteki ayette "sarıp örter" olarak tercüme edilen Arapça kelime "yukevviru"dir. Bu kelimenin Türkçe karşılığı, "yuvarlak bir şeyin üzerine bir cisim sarmak"tır. (Örneğin Arapça sözlüklerde "başa sarık sarma" gibi yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanılır.) Ayette, gecenin ve gündüzün birbirlerinin üzerlerini sarıp-örtmeleri (tekvir etmeleri) konusunda verilen bilgi, aynı zamanda Dünya'nın biçimi konusunda kesin bir bilgi içermektedir. Ancak ve ancak Dünya'nın yuvarlak olması durumunda bu ayette ifade edilen fiil gerçekleşebilir. Yani 7. yüzyılda indirilen Kuran'da Dünya'nın yuvarlak olduğuna işaret edilmiştir.

    Unutmamak gerekir ki, o dönemdeki astronomi anlayışında Dünya daha farklı algılanıyordu. O dönemde Dünya'nın düz bir satıh olduğu düşünülüyordu ve tüm bilimsel hesap ve açıklamalar da buna göre yapılıyordu. Ancak Kuran Allah'ın sözü olduğu için, evreni tarif ederken olabilecek en tanımlayıcı kelimeler kullanılmıştır. Kuran ayetlerinde ise bize henüz yakın yüzyılda öğrendiğimiz bu bilgileri 1400 sene öncesinden haber verilmektedir.

    DENİZLERDEKİ KARANLIK VE İÇ DALGALAR

    Ya da (inkar edenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vardır. Bir kısmı bir kısmı üzerinde olan karanlıklar; elini çıkardığında onu bile neredeyse göremeyecek. Allah kime nur vermemişse, artık onun için nur yoktur. (Nur Suresi, 40)

    Derin denizlerdeki genel ortam Oceans (Okyanuslar) adlı kitapta şu şekilde tanımlanmaktadır:

    Bugün biliyoruz ki, derin denizlerdeki ve okyanuslardaki karanlık, yaklaşık olarak 200 m ve daha derin yerlerde olur. Bu derinlikte, hemen hemen hiç ışık yoktur. 1.000 m'nin altındaki derinliklerde ise artık hiçbir şekilde ışığa rastlamak mümkün değildir.64

    Günümüzde bir denizin genel coğrafi yapısı, içinde yaşayan canlıların özellikleri, tuzluluk oranı gibi bilgilerin yanı sıra, içerdiği su miktarı, yüz ölçümü ve derinliği gibi bilgileri de edinmek mümkündür. Günümüz teknolojisi kullanılarak üretilmiş olan denizaltı gibi araçlar ve çeşitli özel aletler bu bilgilere ulaşmakta kullanılan en önemli aracıdırlar.

    Bir insanın bu aletler olmadan 70 m'den daha derine dalması ise neredeyse imkansızdır. Bununla birlikte bir insanın yardımsız olarak okyanusların 200 m civarındaki karanlık derinliklerinde yaşaması da kesinlikle mümkün değildir. Bu nedenle bilim adamları denizler hakkındaki detaylı bilgileri çok yakın zamanlarda keşfetmişlerdir. Oysa engin denizlerin karanlık olduğu bilgisi Kuran'da bundan 1400 sene önce haber verilmiştir. Hiçbir teknolojinin, dolayısıyla insanların denizlerin derinliklerine dalacak araçlarının olmadığı bir dönemde, böyle bir bilginin verilmiş olması elbette Kuran mucizelerinden biridir.

    Üstteki şekilde farklı yoğunluklardaki iki su tabakası arasındaki yüzeyde bulunan iç dalgalar temsil edilmiştir. Bu tabakalardan alttaki yoğun, üstteki ise daha az yoğundur. Kuran'da Nur Suresi'nin 40. ayetinde 14 asır önce bildirilen bu bilimsel gerçek günümüz bilim adamları tarafından ancak yakın zamanda tespit edilebilmiştir.
    Bununla birlikte Nur Suresi'nin 40. ayetinde belirtilen "… engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vardır…" ifadesi de Kuran'daki başka bir bilimsel mucizeye işaret etmektedir:

    Bilim adamları yakın zamanda "farklı yoğunluktaki katmanlar arasında yoğunluk ara yüzlerinde meydana gelen iç dalgalar"ın olduğunu bulmuşlardır. İç dalgalar deniz ve okyanusların derinliklerini kaplar; çünkü derin denizlerin, üzerlerindeki sudan daha fazla yoğunlukları vardır. İç dalgalar yüzey dalgaları gibi davranır. Yüzey dalgaları gibi onlar da kırılabilir. İç dalgalar, insan gözüyle görülemez; ancak belirli bir bölgedeki sıcaklık ve tuzluluk değişiklikleri incelendiğinde bu dalgalar fark edilebilir.65

    Ayetteki ifadelerle yukarıdaki anlatım birbirleriyle tamamen paraleldir. Yapılan araştırmalar olmadan bir insan ancak denizin yüzeyinde bulunan dalgaların varlığını bilebilir. Bunların dışında denizin içinde meydana gelen dalgalanmalardan haberdar olması ise mümkün değildir. Ama Nur Suresi'nde Allah denizlerin derinliklerindeki ikinci bir dalga şekline dikkat çekmiştir. Elbette bilim adamlarının yakın zamanlarda keşfettikleri bu gerçek de, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.

    YÜKSEKLİK ARTTIK&#199 GÖĞSÜN DARALMASI

    İnsan yaşayabilmek için oksijen ve hava basıncına ihtiyaç duyar. Soluk almamız ise havadaki oksijenin, akciğerlerimizdeki hava keseciklerine girmesiyle mümkün olur. Ancak yükseklere çıktıkça, Dünya'nın atmosferi inceldiği için atmosfer basıncı, dolayısıyla da kan dolaşımına giren oksijen miktarı düşer. Bunun sonucunda nefes almak zorlaşır. Akciğerin hava kesecikleri daralıp büzülürken, göğüste boğuluyormuş ve nefes alamıyormuş gibi bir his oluşur.

    Eğer kandaki oksijen vücudun ihtiyacı olandan daha az olursa, vücutta birtakım rahatsızlıklar ortaya çıkar. Aşırı yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı ve muhakemenin bozulması gibi belirtiler yaşanır. Belli bir yüksekliğe ulaşıldığında ise insan için nefes almak artık imkansız hale gelir.181 Dolayısıyla bizim böyle bir yükseklikte yaşayabilmemiz için oksijen desteğine ve özel giysilere ihtiyacımız olur.

    Deniz seviyesinin 5.000-7.500 m yukarısında olan bir kişi, nefes alma güçlüğü nedeniyle bayılarak komaya girebilir. Bu yüzden uçaklarda nefes almak için oksijen donanımı da mevcuttur. Uçaklar deniz seviyesinin 9.000-10.000 m yukarısında uçarken kabinde hava basıncını düzenleyen özel sistemler vardır.

    "Anoksiya" olarak bilinen rahatsızlık da vücut dokularına oksijenin gitmemesinden kaynaklanır. Bu oksijen eksikliği, 3.000-4.500 m yükseklikte meydana gelir. Kimi insanlar böyle bir ortamda bilinçlerini bile kaybedebilirler, ancak hemen oksijen takviyesi yapıldığında hayatları kurtulabilir.

    Aşağıdaki ayette yapılan benzetmede bu fiziksel gerçeğe -yüksekliğin artmasıyla göğüste meydana gelen değişime- şöyle işaret edilmektedir:

    Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir. (Enam Suresi, 125)

    Burdan Kuran-ı Kerim in Bilimsel bir çok mucizelerine ulaşabilirsiniz.

    http://www.kuranmucizeleri.com/bilim...ler_index.html
    Allahı bulan neyi kaybeder ki, kaybeden neyi bulabilir ki


    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!

    1907-2007

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    aikon@
    ..."Elbetteki biz Kuran a mucizelerinden dolayı değil Allah tarafından....gönderilmesinden dolayı inandık"... dedikten sonra: yazıyı bitirirken hala:
    ..."Burdan Kuran-ı Kerim in Bilimsel bir çok mucizelerine ulaşabilirsiniz."...diye aklaziyan, din ve bilimi sanki ya biri ya öteki gibi göstermeye çalışarak anlamsız bir tercihe zorlayan veya dinin sanki bilime ihtiyaç duyan ispata muhtaç bir konu gibi algılanması gerektiğini ima eden yaklaşım doğru mu.?
    İnanan inanacak, bilim doğrulamış, doğrulamamış hatta yalanlamış ne farkeder.
    Bilimi bilim olarak, dini din olarak birbirine karıştırmadan birini ötekine alet etmeden algılayıp kavramak gerekir. Ne bilimi kullanarak dine saldırmak, nede dini kullanarak bilime saldırmak veya sonuç çıkarmaya çalışmak arasında fark yoktur.
    İman için bilim, kanıt, ispat gerekmez. Dinin buna ihtiyacı yoktur.

  3. #3
    aikon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2004
    Mesajlar
    703
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı northest tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    aikon@
    ..."Elbetteki biz Kuran a mucizelerinden dolayı değil Allah tarafından....gönderilmesinden dolayı inandık"... dedikten sonra: yazıyı bitirirken hala:
    ..."Burdan Kuran-ı Kerim in Bilimsel bir çok mucizelerine ulaşabilirsiniz."...diye aklaziyan, din ve bilimi sanki ya biri ya öteki gibi göstermeye çalışarak anlamsız bir tercihe zorlayan veya dinin sanki bilime ihtiyaç duyan ispata muhtaç bir konu gibi algılanması gerektiğini ima eden yaklaşım doğru mu.?
    İnanan inanacak, bilim doğrulamış, doğrulamamış hatta yalanlamış ne farkeder.
    Bilimi bilim olarak, dini din olarak birbirine karıştırmadan birini ötekine alet etmeden algılayıp kavramak gerekir. Ne bilimi kullanarak dine saldırmak, nede dini kullanarak bilime saldırmak veya sonuç çıkarmaya çalışmak arasında fark yoktur.
    İman için bilim, kanıt, ispat gerekmez. Dinin buna ihtiyacı yoktur.
    Bu dediğinde çok haklısın arkadaşım. Zaten konunun başında da belirttim. Fakat benim merakım Dini bölümde her konuya zıplayan bazı arkadaşlarımız var. Her konuda ahkam kesiyorlar. Yanlış bilgilerle inançlı arkadaşlarımızın kafalarını bulandırmaya çalışıyorlar. Bilim naraları artıyorlar. haşa Allah yok diyorlar. Ne hikmetse bu konuya bir satır yazamıyorlar. Ben işte bu sebebte bu konuyu açtım. Kuran ın bilimsel mucizeleri diye sonuna ekledim. Herşey apaçık ortadaki yukarıda bahsettiğim arkadaşlar belkide konunun içeriğini bildiği için konuya tıklamadılar bile.

    Yoksa inananlar için mucizeye gerek yok.
    Allahı bulan neyi kaybeder ki, kaybeden neyi bulabilir ki


    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!

    1907-2007

  4. #4
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    bende northest ne zaman girip konuyu açan arkadaşa hemde konunun başında
    Elbetteki biz Kuran a mucizelerinden dolayı değil Allah tarafından Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hz Muhammed vasıtasıyla gönderilmesinden dolayı inandık. Ama Bu bölümde öyle düzenli ve planlı bir saldırı varki Bu insanlar da okusun ve onların kabul etmediği Allah (töveb tövbe) Hz Muhammed ve Kuran-ı Kerim günümüzden yüzyıllar öncesinde bunları ve diğerlerini nasıl açıklamıştı.
    yazmasına rağmen laf yetiştirecek diyordum ki northest girmiş konuya

    aikon arkadaşım bu forumda northestin hoşuna gitmeyen hiçbirşey yazmayacaksın , iyiniyetli olsan bile , yakında sana da dini pazarlıyorsun , bir paye elde etme peşindesin , sana ne kim nasıl inanırsa inansın derse şaşırma.Northeste göre dini forumda ,
    1-Allah'ın ayetlerini yazıp kendininde bu konuda ne düşündüğünü yazmayacaksın
    2-Allah'ın mucizeleri ile ilgili yazı yazmayacaksın.
    3-Hadislerle ilgili olumlı yazı yazmayacaksın (Alevilikle ilgili hadisleri ve Muaviye 'yi kötüleyen hadisleri yazabilirsin )
    4-Her ne kadar Allah Kuranı Kerimde bildirsede Kuranı Kerimin arapça indiğini yazmayacaksın.

    bunları yazarsan senin ne dediğinin önemi olmaksızın seni eleştirir, seni söylemediğin sözleri sanki sen söylemişsin gibi yazarak seni eleştirir ( Yazdıklarını bilgiyle değil iftiralarla eleştirir , sana din pazarlayıcısı der )

    selam ve dua ile,

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    23-10-2006
    Mesajlar
    340
    Karizma Gücü
    0
    inanan inanacak ne demektir yaa?? inanan nasıl inanacak? inanan annesi ve babası ve onların anneleri babaları inandığı için mi inanacak?peki inanan inandı diyelim inanmayan sonrasında nasıl inanacak?? yok böyle bişey yaa...
    din üzerinde düşünmeyi engelleyen bir yorum olmuş bence...
    olduğu gibi al ve kabul et...buna kesinlikle katılmıyorum...


    saygılar...

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    inanan inanacak ne demektir yaa?? inanan nasıl inanacak? inanan annesi ve babası ve onların anneleri babaları inandığı için mi inanacak?peki inanan inandı diyelim inanmayan sonrasında nasıl inanacak?? yok böyle bişey yaa...
    din üzerinde düşünmeyi engelleyen bir yorum olmuş bence...
    olduğu gibi al ve kabul et...buna kesinlikle katılmıyorum...
    lovelace aslında konu northestin dediği gibi değil , hepimizde aynı şekilde düşünmüyoruz zaten , biz müslüman için doğduğumuzdan dolayı malesef çoğumuz Kuranı Kerimde ne yazdığını bilmiyoruz , araştırmıyoruz.Kuranı keimde ne yazdığını okuyup öğrendikten sonra ( daha öncede demiştim ilk defa okuyanlara Kuranı Kerimi anlamak , okumak zor gelebilir , tefsirlere bakarak daha kolay anlayabiliriz) bilimsel kanıt peşinde koşmayız.Ama bu demek değildir ki Kuranı Kerimin ilk muhatabları hiç delilsiz , kanıt olmadan inanmalı.Bizzat Allah Kuranı Kerimde ilk muhatablara bir çok örnekler vererek kendisinin varlığını , Peygamberimizin gerçek Peygamber olduğunu ,Kuranı Kerimin Allah katından indirildiğini açıklayan ayetler vardır.( bizzat ayet , delil , işaret manasındadır.).Biz müslümnlar için tekrar tekrar bilimsel kanıtlar peşinde koşmak ,zaten inandığımız din için tekrar delil aramak gereksiz ama İslam dinini kabul etmeyenlere bu tür delilleri göstermeninde bence bir zararı yok.Nitekim daha öncede yazmıştım bilimde yeni keşfettikleri herhangi bir konuda daha önce Kuranı Kerimde bahsedildiğini öğrenip müslüman olan bilimadamlarıda var.Ama yinede kişisel görüşüm bilimle ilgili herşeyi Kuranı kerimde arama taraftarı eğilim ,bizim yanlış bir değerlendirmemiz ileride İslam dini adına maledilebilinir )

    selam ve dua ile,

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    23-10-2006
    Mesajlar
    340
    Karizma Gücü
    0
    Ben Kuran-ı Kerim Türkçesini bir kere okudum ilk 350 sayfasını fln, çocukluğumda gittiğim Kuran kurslarında öğrendiğim arapça ile de arapçasını okudum bir kere. İlerde çocuğuma arapça nın nasıl okunduğunu, anlamadığı bir takım sesler çıkartması için öğretmicem. Müslüman doğduğumuz için deil yetiştirme tarzından dolayı dinimizi araştırmıyoruz. sen çocuğuna anlamını bilmediğin kelimeleri okuyabilmesi için eğer başka bir dilde harflerin nasıl okutulduğunu öğretmeye çalışırsan, bi de ütüsüz gömlek nasıl hoş durmazsa tecvidsiz Kuran okumak da öyle hoş durmaz deyip üzerine ihfa ya da hatırlayamadığım diğer durumları öğretirsen o çocuk din üzerinde o kadar düşünmez, araştırmaz...

    Konu hem büyüyo hem de ben bilinçli deil ama aklımdaki sorulardan ve sorgulamalardan uzaklaşamayıp konuyu saptırıyorum sanırım... student bilgi verdiğin için teşekkürler...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kuran Mucizeleri-Belgesel
    2005 Konuları bölümünde NemesisR3 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 16.06.05, 21:31

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •