• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    vAlinOr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    5,712
    Karizma Gücü
    9

    Belgelerle Ermeniler..

    bir mail aldım burada paylaşmak istedim..

    Amerika'lı ünlü tarihçi Prof. J. Macharty : "Ermeni katliamı yoktur; Ermeniler Türkleri katletmiştir"

    Ünlü Türk Romancısı Orhan Pamuk : "1 milyon Ermeniyi katlettik"

    Hangisi gerçek... İşte bir kaç belge.



    Balta ile Katliam: İzmit'in Kollar köyünden Ermeniler tarafından balta ile katledilen müslümanlardan bir kısmının olaydan sonra çekilen fotoğrafı; 1- Boşnak Malik 2- Abdulmecid oğlu Ali 3- Ali oğlu Seyid (14 yaşında) 4- Ömer oğlu Abdulgani 5- Abdulgani oğlu Mecid 6- Abdullah oğlu Hüseyin 7- Bekir oğlu Yusuf 8- Osman oğlu İsmail
    Kaynak : Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.



    Erzincan'da Ermeniler tarafından ırzına geçilerek öldürülen Pakize adlı bir Türk kadını.
    Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.



    25 Nisan 1918'de, Subatan'da Ermeniler tarafından öldürülen Türk çocuklar, kadınlar ve karınları deşilerek bebekleri çıkarılan anneler.
    Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.



    Erzincan'ın Odabaşı bölgesinde, Ermeniler tarafından oyularak katledilen bir Türk.
    Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.



    Sivas'ta Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamda boğazı kesilerek öldürülen jandarma Mustafa.
    Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.



    Ordudan hava değişikliği için terhis edilen ve 23 Temmuz 1915 de Diyarbakır'ın Lice kazasına bağlı Kum ve Çom köyleri civarında elleri ayakları bağlanarak Ermeni komitecileri tarafından şehid edilen askerler.
    Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.



    Diyarbakır'ın şark nahiyesine bağlı Hızır İlyas köyü Mersani deresi (23 Temmuz 1915). Hono ismindeki ermeninin başında bulunduğu çete tarafından hançer ve kurşunla şehit edilen erkek, kadın ve çocuklar.
    Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.



    29 Ağustos 1914 tarihinde Ermeni çeteleri tarafından Siverek-Urfa Yüksekyol ve Karacadağ civarında türbe ziyareti sırasında esir edilip canlı hedef yapılarak şehit edilen müslüman Türkler.
    Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.



    Silvan civarında, Beşnik Ermeni köyüne Van ve Tolorya'dan gelip, Doryan Dano ve kardeşlerinin başında bulunduğu Ermeni çeteleri tarafından 11 Haziran 1915 tarihinde şeytankaya mevkiinde şehit edilen milis subayı Hamid Efendi komutasında bulunan erzak kafilesi, jandarması ve subayları.
    Kaynak: Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.



    Erzincan Odabaşı bölgesinde, birbirlerine bağlanmış halde öldürülmüş kadın ve çocukların cansız bedenleri.
    Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.



    16 Şubat 1918'de, Erzincan'ın Vagarir köyünde, Ermeniler tarafından şehit edilen ve bir evin arkasında bulunan şehit edilmiş Türkler.
    Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.



    Hasankale'de, Ermeniler tarafından şehit edilen kadın ve çocuklar.
    Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.

    kendi yorumum:

    harekete geçmek için hep birşeyler beklemişiz bugüne kadar..
    ülkemiz işgal edildikten sonra uyanmış milli bilinç ve şimdi iş ciddiye binince ermenilerin yaptıkları araştırılmaya başlandı..

    kendi tarihimizi bilelim.
    itilaf devletlerinin zamanında aba altından gösterdikleri sopaları bilelim..
    *rusların zamanında ermenileri ve balkan halklarını,
    *fransızların zamanında ermenileri,
    *ingilizlerin ve amerkalıların zamanında kürtleri maşa olarak kullandıklarını, kışkırttıklarını ve hala kullandıklarını bilelim ve görelim..

    tarih tarihte kalmıştır gibi şaçma düşüncelere kapılmayalım bedelini ödemeyelim...
    beynimizin uyuşturulmasına izin vermeyelim..

    tepkimizi koyalım saptırılan gerçeklerin de bir bedeli olduğunu gösterelim ki tarihin oyuncak olmadığını anlasın zeki olduklarını sananlar..
    Bu mesaj en son " 17.10.06 " tarihinde saat 14:16 itibariyle vAlinOr tarafından düzenlenmiştir...
    Antizopa Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği


    Bir özlem yüreğimde
    bir zamanlar bilinen güzel valar diyarı
    ne kadar neşeli olsa da şarkılarım, hepsinin içinde bir keder, özlem vardır valinor'a..

    Belirsizliklerini kırmaya çalışmak için hayatın, bugün gidişlerimiz, yarın gelişlerimiz, bekleyişlerimiz yani ve umut; ilacı yüreğimizin, ne müthiş bir kombinasyon, ne kadar da hayat..

  2. #2
    doğu_kan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2006
    Mesajlar
    30
    Karizma Gücü
    0
    daha ne bekler a büyükler

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    20-10-2005
    Mesajlar
    641
    Karizma Gücü
    0
    allah kahretsin ya birde bize soykırım yapıldı diyorlar
    TF-BeşiktAŞK





    Attığım Gollerden Sonra Çok Fazla Coşku Yaşamıyorum
    Çünkü Taraftarın Sevincini Görmek
    Beni daha Fazla Mutlu Ediyor
    Bu Yüzden Sevinmek Yerine , Onların Sevinçlerini İzlemeyi Tercih Ediyorum.

    Futbolcu Olmasaydım Bayrampaşa'lı Olurdum.

    Beni Ölünce İnönüye Gömün...

    PASCAL NOUMA




    DOĞU'LULAR BİRLİĞİ
    Güneş DOĞU'dan Yükselir..

  4. #4
    vAlinOr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    5,712
    Karizma Gücü
    9
    Soykırım,işin bahanesi-Emin Ç&#214AŞAN

    BİRİNCİ Dünya Savaşı'nda Doğu Anadolu'da, Osmanlı uyruğundaki Ermeniler devlete karşı ayaklandı. Rus ordusuyla boğuşuyorduk, Rus ordusu topraklarımıza girmiş ve Trabzon dahil Erzurum'a kadar ele geçirmişti. İşte bu ortamda, işgal yetmezmiş gibi, Ermeniler Türk ordusunu arkadan vuruyordu. Van, Bitlis gibi illerimizi ele geçirmeyi de başardılar!

    Dünyanın hiçbir devleti ve ordusu bu ihanete göz yumamazdı. Hükümet 1915 yılında tehcir (zorunlu göç) kararı aldı ve savaş bölgesindeki Ermeniler topluca Irak, Suriye ve Ürdün yörelerine sevk edildi.

    Bütün bunlar olurken elbette ölümler oldu. Çok sayıda Türk ve Ermeni can verdi.

    Karşılıklı çatışma ve Ermeni ihaneti vardı ama ortada asla soykırım yoktu.

    Eğer devletin soykırım niyeti olsaydı, İstanbul, İzmir, Adana gibi illerimizde yaşayan on binlerce Ermeni yaşatılmaz, en azından oralardan sürgün edilirdi.

    Ermeni soykırımı masalı, Batı dünyasının günümüzde Türkiye'ye karşı kullandığı kozlardan biridir. Nitekim günümüzde Pontus, Süryani ve saire soykırımı da gündeme taşınmak istenmektedir.

    * * *

    Şu anda sırada Fransa var! İyi de, bundan önce tam 16 ülke bu konuda karar aldı ve "Türkiye Ermeni soykırımı yapmıştır" dedi. Bunları tek tek sayalım:

    Avrupa: Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Belçika, Fransa, İsviçre, Slovakya, Hollanda, Polonya, Almanya, Litvanya.

    (Bunların pek çoğunun AB ülkesi olduğunu unutmayalım!)

    Amerika Kıtası: Kanada, Arjantin, Uruguay, Venezüella.

    Ötekiler: Rusya ve bugün yardımına koştuğumuz Lübnan!

    Dahası var. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi de aynı doğrultuda kararlar aldı.

    Şimdi sormak gerekiyor. Bütün bu kararlar göstere göstere geldi. Gökten zembille inmedi. Biz Türkiye olarak bunlar olurken ne yaptık? Ne yapabildik? Hiçbir şey!

    Belki birkaç protesto notası verdik, göstermelik birkaç girişimde bulunduk. Hepsi o kadar. Niçin?..

    Çünkü Türkiye Cumhuriyeti olarak dünyada -büyük bir pazar olmanın dışında- hiçbir ağırlığımız, hiçbir saygınlığımız kalmamıştı.

    Bütün bunlar olurken biz AB kapılarında elaleme yalvarıp yakarıyorduk. "Aman bizi dışlamayın" diye dil döküyor, ne isterlerse fazlasıyla veriyor, yasalarımızı bile onların emirleri doğrultusunda değiştiriyorduk. İzleyin, bundan sonra da aynı şeyleri yapacağız.

    * * *

    Gerçek tablo karşımıza şimdi çıkıyor. Fransa, Türkiye'ye karşı bu saygısızlığı boşuna sergilemiyor. Varsayalım ki Fransız Parlamentosu bugün Ermeni tasarısını reddetti! Kendimizi "zafer kazanmış" olarak görüp bayram mı edeceğiz!

    Elbette iktidar böyle yutturmaya kalkışacak. Ama acı gerçekler bununla bitmeyecek. AB yolunda biz onlara yalvardıkça karşımıza daha nice pislikler, nice soykırım masalları, başka konular ve yüz kızartıcı, utandırıcı engeller çıkarılacak.

    Bunları görmeyenler ve görmek istemeyenler ya milleti kandırmaya yeltenen yalancılardır, ya ülkelerini AB'ye satmaya hazır bekleyen aymazlardır, ya da AB fonlarından ceplerine büyük paralar giren çıkarcılardır.

    Bu işler oturduğun yerde Fransa'ya posta koymakla, tehditler savurmakla, Türkiye'de iş yapan Fransız firmalarını devreye sokup "Ben devlet olarak beceremedim, sen git hükümetine baskı yap" demekle, şantaj yapmakla olmaz.

    Bütün bunlara AB üyeliği (!) uğruna katlanmıyor muyuz?

    Peki adamlar bize açık açık "Sizin üyeliğiniz çok zor, hatta mümkün değil" demiyor mu?.. Ve bunu bizi yönetenlerin suratlarına karşı da her ortamda -Ankara'daki resmi ziyaretlerde bile- açık açık söylemiyorlar mı?

    Batı'nın Türkiye'ye karşı bu tutumu yeni değil. Aynı düşmanca tutum taaa Osmanlı'dan beri devam ediyor.

    Lütfen bir konuyu unutmayalım. Türkiye'ye karşı pek çok ülkede yapılanların nedeni bellidir. Tarihten gelen düşmanlık, kendi iç siyaset dengeleri, siyasi ve ekonomi çıkarları ve saire...

    Her ülke kendi çıkarını düşünür ve biz hoşlansak da, hoşlanmasak da, bu doğrultuda bazı şeyler yapar.

    Peki karşılığında biz ne yapabiliyoruz? Hiçbir şey! Sadece onların kapılarında yalvarıyoruz, dil döküyoruz, onlar ne isterse fazlasıyla vermeyi sürdürüyoruz.

    Böyle bir ülkenin karşısında siz olsanız farklı mı davranırdınız?

    Onlar bizi yalnızca 70 küsur milyonluk bir sömürü pazarı olarak görüyor. Hepsi budur. Onların indinde saygınlığımız yoktur, kalmamıştır. O yüzden nutuk atarak, şantaj yaparak, posta koyarak onları bir şeylerden vazgeçirmeye kalkışıyoruz...

    Ve beceremiyoruz.
    Antizopa Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği


    Bir özlem yüreğimde
    bir zamanlar bilinen güzel valar diyarı
    ne kadar neşeli olsa da şarkılarım, hepsinin içinde bir keder, özlem vardır valinor'a..

    Belirsizliklerini kırmaya çalışmak için hayatın, bugün gidişlerimiz, yarın gelişlerimiz, bekleyişlerimiz yani ve umut; ilacı yüreğimizin, ne müthiş bir kombinasyon, ne kadar da hayat..

  5. #5
    vAlinOr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    5,712
    Karizma Gücü
    9
    364 gün yat... 1 gün celallen -Yılmaz Özdil



    Japonlar der ki...
    Bir Türk, beş Japon'a bedel.
    Beş Japon, elli Türk'e bedel.




    Organize olma yeteneğidir bu.




    Tek tek çok kabiliyetliyiz.
    Birlikte hiçiz.




    Bakın ne diyor herkes...
    "Fransa'da 350 bin Ermeni seçmen var... Ermeni oylarını alabilmek için soykırımı tanıyorlar, yok diyene hapis cezası falan getiriyorlar."




    Peki, Almanya'da ne kadar Türk seçmen var?
    700 bini geçti.
    O halde, neden, Alman Federal Meclisi, Ermenilere yönelik "toplu katliamı" anma önergesini kabul etti?




    350 bin kişi "soykırımcı" sıfatını kabul ettiriyor.
    İki katı...
    700 bin kişi "toplu katliamcı" sıfatını engelleyemiyor.
    Neden?




    Dünyanın dört bir yanındaki 10 milyon Türk'e "saldım çayıra" muamelesi yaparsan...
    Olacağı budur.




    Sadece Fransa üniversitelerinde üç bine yakın Türk öğrenci var.
    20 binden fazla da Fransa'dan mezun Türk var.
    Bugüne kadar, bir Allah'ın kulu çıkıp, "çocuklar, siz Türkiye'nin konsoloslarısınız... Türk tezine sahip çıkın, anlatın" dedi mi?




    Bırakın Fransa'yı...
    Şu anda 50 bin Türk çocuğu, ABD'den Almanya'ya, Avustralya'dan İtalya'ya kadar dünyanın hemen her ülkesinde öğrenim görüyor...
    Bugüne kadar, bir kez olsun, yurtdışındaki Türk öğrencilerimiz, büyükelçiliklerimize davet edilip, sözde soykırım konusunda bilgilendirildi mi?
    "Gerçek budur... Girdiğiniz her ortamda arkadaşlarınıza anlatın" denildi mi?




    Zart zurtla olmuyor bu işler.




    Ankara Sanayi Odası Başkanı, Paris'e gidecekmiş, "soykırım yoktur" diyecekmiş, bakalım maçaları yetip, onu da içeri tıkacaklar mıymış...
    İnsanın göğsü kabarıyor.
    Kabarıyor da...
    Ankara Sanayi Odası'nın "soykırım yalanı" ile ilgili olarak, üyelerini bilgilendirmek için bastırdığı bir tane kitap var mı?




    Kendi insanımıza anlattık mı ki... Kendi insanımız karşılaştığı yabancılara anlatabilsin?




    Antalya'daki otelci arkadaş, merak edip "nedir bu mesele" diye soran Hollandalı turiste nasıl bir cevap verebilir mesela?
    "Yalan" diyoruz.
    "Asıl onlar bizi kesti" diyoruz.
    Başka?
    Kaçımız, bu meseleyle ilgili "kanıt, belge düzeyinde" bilgi sahibi?




    "Soykırım vardır" diyen "uyduruk ifadelerle dolu" yabancı kaynaklı kitap sayısını yazarsam, hepimiz çok utanırız.
    Kaç tane Türkçe kitap var bu konuda?




    Ne bileyim... "Kocasını aldatan kadınlar" dizisi yapan gazeteler, neden bu konuda vatandaşı bilgilendirici yayın yapmaz?
    Boynuzlu erkeklerden daha mı önemsizdir bu milletin onuru?


    not: en sevdiğim yazardır yılmaz özdil..
    364 gün yatanlar arasında kendi de bulunmaktadır, birçoğumuz bulunmaktadır
    tabii ki bu görev asıl olarak diplomatlarındır; ancak aydınlarımız da bu işin ucundan tutmalıdır bence halkla beraber
    Bu mesaj en son " 18.10.06 " tarihinde saat 01:16 itibariyle vAlinOr tarafından düzenlenmiştir...
    Antizopa Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği


    Bir özlem yüreğimde
    bir zamanlar bilinen güzel valar diyarı
    ne kadar neşeli olsa da şarkılarım, hepsinin içinde bir keder, özlem vardır valinor'a..

    Belirsizliklerini kırmaya çalışmak için hayatın, bugün gidişlerimiz, yarın gelişlerimiz, bekleyişlerimiz yani ve umut; ilacı yüreğimizin, ne müthiş bir kombinasyon, ne kadar da hayat..

  6. #6
    vAlinOr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    5,712
    Karizma Gücü
    9
    Atatürk ve Ermeni Sorunu


    Vilayet-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluş amacı da (tüzüklerinin 2. maddesi), Doğu illerinde oturan bütün halkın dini ve siyasi haklarının serbestçe kullanılmasını sağlayacak meşru yollara başvurmak, bu illerdeki müslüman halkın tarihi ve milli haklarını gerektiğinde medeniyet dünyası karşısında savunmak, Doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin sebepleri ile bunları işleyenler ve sebep olanlar hakkında tarafsız soruşturma yapılarak suçluların sür’atle cezalandırılmalarını istemek. Yerli halk ile azınlıklar arasındaki anlaşmazlığın giderilmesine ve eskiden olduğu gibi iyi ilişkilerin sağlamlaştırılmasına gayret etmek, savaş durumunun Doğu illerinde yarattığı yıkım ve yoksulluğa, hükümet nezdinde teşebbüslerde bulunarak elden geldiğince çare aramaktan ibaretti. (s. 3)

    İstanbul’daki yönetim merkezinden verilmiş olan bu direktife uygun olarak Erzurum şubesi, Doğu illerinde Türk’ün haklarını korumakla birlikte, Ermeni göçü sırasında görülen kötü davranışlarla halkın hiçbir ilgisi bulunmadığını, Ermeni mallarının Rus istilasına kadar korunduğunu, buna karşılık müslümanlara pek gaddarca davranıldığını; hatta verilen emre aykırı olarak, göçten alıkonan bazı Ermenilerin koruyucularına karşı yaptıkları kötülükleri, güvenilir belgelerle medeniyet dünyasına duyurmaya ve Doğu illerine dikilmiş olan hırs yüklü bakışları hükümsüz bırakacak çalışmalar yapmaya karar veriyor (s. 3)

    *****

    Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluşuna yol açan asıl sebep ve düşünce, Doğu illerinin Ermenistan’a verilmesi ihtimali oluyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesinin de Doğu illeri nüfusunda Ermenilerin çoğunlukta gösterilmesine ve tarihi haklar bakımından onlara öncelik tanınmasına çalışanların, ilmi ve tarihi belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayı başarmalarına ve bir de müslüman halkın Ermenileri topluca öldüren barbarlar olduğu iftirasının bir gerçekmiş gibi kabulüne bağlı olduğu düşüncesi ağır basıyor. İşte bundan dolayıdır ki, dernek, aynı gerekçeye dayanarak ve aynı yollardan yürüyerek tarihi ve milli hakları savunmaya çalışıyor. (s. 4)

    *****

    Ayan üyelerinden Çürüksulu Mahmut Paşa, “Bosphore” gazetesi yazarlarından birine, siyasi durumumuzla ilgili bir demeç vermişti. Mahmut Paşa’nın o tarihlerde, Barış Hazırlıkları Komisyonu üyesi olduğunu da hatırlarsınız. Paşa’nın 31 Ekim 1919 tarihli Tasvir-i Efkar gazetesinde yayınlanan demecini, 17 gün sonra Sivas’ta okudum. “Ermenilerin aşırı isteklerine hak vermemekle birlikte, sınırlarda bazı düzeltmelerin yapılmasına razı oluruz” ifadesi dikkatimi çekti. Doğu Anadolu’da Ermenistan lehine toprak tavizlerinde bulunulacağına söz verme anlamı taşıyan bu cümlenin, Barış Komisyonu üyesi olan bir devlet adamı tarafından söylenmiş olması, gerçekten üzerinde düşünülmeye ve hayretle karşılanmaya değerdi. Bu sebeple 17 Kasım 1919 tarihinde, Çürüksulu Mahmut Paşa Hazretleri’ne yazmayı yararlı saydığım bir telgrafta, demecindeki işaret ettiğim cümleden dolayı, “Doğu Anadolu halkının pek haklı olarak, son derece üzgün ve kırgın olduğunu belirttikten sonra, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin kararları gereğince, milletin Ermenistan’a bir karış toprak terketmeyeceğini ve hatta, eğer hükümet, böyle acı bir mecburiyete boyun eğerse, milletin kendi haklarını bizzat savunmaya kararlı olduğunu ve bunun bütün dünyaya ilan edilmiş bulunduğunu” yazdım ve bu milli azim ve kararın herkesten önce, Barış Hazırlıkları Komisyonu’nun sayın üyelerince bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi gereğini arz ettim. (s. 211)

    *****

    Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür’et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler. Maraş’taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetleri ile birleşen Ermeniler, top ve makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbul’daki temsilcilerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymakta idi.

    Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış olan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etmek politikası, medeni insanlığın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikte iken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi? (s. 260,261)


    *****

    Yüksek hey’etinizce de bilinmektedir ki, Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın yerlerde, Türkleri toplu olarak öldürmekten bir an geri durmuyorlardı. 1920 yılının Sonbaharında Ermenilerce yapılan zulümler dayanılmaz bir kerteye geldi ve Ermenistan seferine karar verildik. 9 Haziran 1920 tarihinde, Doğu bölgesinde geçici seferberlik ilan ettik. 15’nci Kolordu Komutanın Kazım Karabekir Paşa’yı Doğu Cephesi Komutanı yaptık. 1920 Haziranında, Ermeniler, Oltu’da kurulan, mahalli Türk yönetimine karşı hareketle, o bölgeyi ele geçirdiler. Dışişleri Bakanılığı’mız tarafından Ermenilere 7 Temmuz 1920’de bir ültimatom verildi. Ermeniler aynı şekilde hareketlerine devam ettiler. Sonunda, seferberlikten üç buçuk dört ay kadar sonra, Ermenilerin Kötek, Bardiz bölgelerinde toplanan kuvvetlerimize taarruzu ile savaşa başlandı.

    Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz cephesinden baskın şeklinde yaptıkları genel bir taarruz ile başarıya ulaştılar. ... Ermeniler geri püskürtülüp girdikleri bölgelerden atıldılar. Ordumuz 28 Eylül sabahı ileri harekete geçti. ...

    Ordu, 29 Eylülde Sarıkamış’a girdi, 30 Eylülde Göle işgal edildi. Fakat bazı sebepler ve düşüncelerle 28 Ekim 1920 tarihine kadar, bir ay, Sarıkamış-Laloğlu hattında kaldı.

    ...

    Efendiler, savaş alanında verilecek emri bekleyen Doğu Ordumuz, 2 Ekim 1920 günü Kars üzerine harekete başladı. Düşman, direnmeksizin Kars’ı terketti. Kars 30 Ekimde tarafımızdan işgal edildi. 7 Kasım tarihinde birliklerimiz, Arpaçay’ına kadar olan bölgeyi ve Gümrü’yü ele geçirdi.

    Ermeniler, 6 Kasımda ateşkes ve barış için müracaat etmişlerdir. Biz de ateşkes anlaşmasının maddelerini, Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla, 8 Kasımda Ermeni ordusuna bildirdik. 26 Kasımda başlayan barış görüşmeleri 2 Ocak’ta son buldu ve 2/3 Ocak gecesi Gümrü Antlaşması imzalandı. (s. 331-333)

    kaynak: NUTUK..

    daha ayrıntılı bilgi için: http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/ozet/index.html
    Antizopa Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği


    Bir özlem yüreğimde
    bir zamanlar bilinen güzel valar diyarı
    ne kadar neşeli olsa da şarkılarım, hepsinin içinde bir keder, özlem vardır valinor'a..

    Belirsizliklerini kırmaya çalışmak için hayatın, bugün gidişlerimiz, yarın gelişlerimiz, bekleyişlerimiz yani ve umut; ilacı yüreğimizin, ne müthiş bir kombinasyon, ne kadar da hayat..

  7. #7
    beckenbauer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    1,158
    Karizma Gücü
    0
    Paylaştığın kaynaklar için çok teşekkür ederim.

    Özellikle Yılmaz Özdil'in yazısı durumumuz net bir şekilde ortaya koyuyor. Aslında soykırım yalanıyla ilgili çalışma yapan , hatta uluslarası toplantılara katılıp konuşmalar yapan bilimadamlarımız var. Yalnız devletin bu kişilere yardım etmeyi bırak bu kişilerden haberdar olduğunu bile sanmıyorum. Aynı şekilde biz de haberdar değiliz.

    Ermeniler Rus ressamın yaptığı bir tabloyu (üst üste kafatasları dizili olan) "bize yapılan katliamın belgesidir" diye yutturmaya çalışadursun , elimizde birçok kaynak varken ses çıkarmıyoruz.

    TRT2'de (tabii ki gecenin bir yarısı) yapılan bir programda bir araştırmacımız (ismini hatırlamıyorum malesef) birçok belgeyi , Ermenilerin uydurma belgelerini , katıldığı toplantılarda tehdit edildiğini anlattı. Kaç kişi izleyebildi veya izlemeye değer buldu acaba? Adamın anlatımı akıcı olmasaydı ve dikkatimi çekmeseydi ben de oturup izler miydim?

    Bu gösteriyor ki herşeyi devletten beklemeden önce kendimizi geliştirmeli ve bazı duyarlılıkları kendimiz edinmeliyiz.

    "Benim naçiz bedenim elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır"

    M. K. Atatürk


    Türk beyleri, millet, işitin!

    Üstte gök batmasa, altta yağız yer delinmese, Türk milleti, senin ilini ve töreni kim bozabilir?
    Ey Türk , titre ve kendine dön!

    Bilge Kağan


    "Bye Bye" Türkçe Birliği

    Türk Kültür Birliği

    MÜDAFAA-İ HUKUK BİRLİĞİ



    Yedi gökleri seyran eyleyen
    Kürsi'nin üstünde cevlan eyleyen
    Miraçta ümmetini dileyen
    Adı güzel,kendi güzel Muhammed
    Yunus Emre

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    10-10-2005
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    vAlinOr; saol hocam bilgiler için...

    beckenbauer; aynen katılıyorum...

    kim kimin kucağına oturmuş, kimin eli kimin şeyinde, kim kimi götürmüş, kim kimden ayrılmış sor memleket insanlarına tarihten çok iyi anlatırlar bizlere...

    suç hem bizde hemde bunları önümüze koyanlarda... önümüze ne koyulursa onu yer pozisyondayız. kafanı nere çevirirsen çevir. düzgün yayın yapıyor dediğim kanallar bile bozulmaya daha doğrusu reyting uğruna saçma sapan programlar, yarışmalar yapmaya başladılar...

    ve bu yayınları, büyük bir çoğunluğun tv karşısında olduğu saatlere çekiyorlar yararlı programları geç saatlere atıyorlar...

    işin devlete hele medyaya kaldıysa hapı yuttuk...

    Gördünüzmü hiç; şu son Fransa ibneliğinden sonra hiç bir kanalın Tarihçileri alıp nedir kardeşim bu Türkiyenin hali bi anlatın bakalım deyip saat 19:00 - 24:00 arasında bir program yaptığını...

    kendin araştırcan, öğrencen, okucan hocam... internet 'te olmasa her önümüze konulanı yiyecez...

    saygılar...
    Bu mesaj en son " 18.10.06 " tarihinde saat 15:20 itibariyle Silent&Nervous tarafından düzenlenmiştir...

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    17-10-2006
    Mesajlar
    27
    Karizma Gücü
    0

    Kızgın

    TAŞNAK SUBAYININ RESMİ RAPORU: "TÜRKLERİ KUYUYA DOLDURUP HEPSİNİ AĞIR KAYALARLA EZDİM"

    İÜ Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek'in Rus Arşivi'nde bulduğu, Ermeni ordusuna ait resmî raporda şu satırlar yer alıyor: "Basar-Geçar'daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya. Bu köpeklere karşı en etkili yol, çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukarıdan ağır kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadınları ve çocukları topladım, içine attığım kuyularda kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim."
    ERMENİSTAN DEVLET ARŞİVİNDE BULUNAN RESMİ RAPORLARDAN BÖLÜMLER:
    Taşnak hükümeti komiseri V. Agamyan, firarla suçlanan Ermenilerin eşlerini, annelerini ve kız kardeşlerini toplayıp, çırılçıplak soyarak, onları köy meydanında bütün insanların gözü önünde kaz yürüyüşünü taklit etmek zorunda bırakmıştır. Taşnak yetkilisi, daha sonra çıplak kadınları dövdükten sonra saatlerce suyun içinde tutmuş ve geceleyin ırzlarına geçmiştir.

    "Gümrü bölgesi Ermenileri Taşnak subayını düşmanca karşılamış ve hatta birkaç kez Türklere teslim etmeye kalkmışlar. Birçok köyde halk tepkili ve askeriyeyi düşman olarak görüyor. (.)Türkler, Ermeni köylerinde ekmek ve tuzla karşılanmış. Köylerde kadınlar kazanlarda yemekler hazırlamışlar. Subayım, yemeği kimin için hazırladıklarını sorduğunda şöyle cevap vermişler: 'Tabii ki Türkler için, sizin için değil.'"

    "Hükümetimizin çalışmaları sonunda bu köylerin (Türk ve Azeri köyleri) nüfusu Ermenistan sınırlarının dışına atıldı. Ölüm sessizliğinden şaşkına dönmüş, garip bir şekilde miyavlayan ve havlayan, şaşkın sesler çıkaran bir kaç kedi ve ayrıca iki-üç köpeğin kaldığı terkedilmiş köyler gördüm. Bu köylerin halkı göç ederken, artlarında oldukça büyük miktarda tohum, patates, buğday ve arpa bırakmışlar.

    Ermenistan'ın Kars Valisi, bölgedeki Türk-Kürt nüfusun imha edilmesi ve mallarının yağmalanmasıyla ilgili rapor verirken, köylerin işgalinin ardından bütün zenginlikleri toplama işini denetim altına alma konusunda her zaman başarılı olamadıklarından yakınmaktadır.

    İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün (9 Ekim 2005) Beylikdüzü'ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Kitap Fuarı Alanı, 2. Kat Kınalı Toplantı Salonu'nda bir basın toplantısı yaparak, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Araştırma
    Görevlisi Mehmet Perinçek'in Rus Arşivi'nde bulduğu Ermeni Devlet Arşivi'ne ait belgeleri açıkladı. Belgeler bugün (9 Ekim 2005) çıkan Aydınlık dergisinde yayınlandı. Perinçek özetle şunları belirtti:

    Ermeni Devlet Arşivi'ne ait belgeleri, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivi'nde buldu.

    BELGE 1/TAŞNAK SUBAYININ RAPORU

    Taşnak subayının 1920 yılında Beyazıt-Vaaram bölgesinden yazdığı raporunda şunlar yazılı:

    "Basar-Geçar'daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya. Bu köpeklere karşı en etkili yol, çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukarıdan ağır kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadınları ve çocukları topladım, benim tarafımdan atıldıkları kuyuların içinde kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim."

    Bu belge, Ermeni Sovyet tarihçisi A. A. Lalayan'ın önce 1936 yılında Revolyutsionnıy Vostok dergisinin 2-3. sayısında, daha sonra 1938 yılında SSCB Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü'nün yayın organı İstroriçeskie Zapiski dergisinin 2. sayısında bulunuyor.

    ANKARA VE YOZGAT CEVRESINDEKI ERMENI CETELERINDEN BIR GRUP
    BELGE 2/ERMENİ YARBAYI MELİK-ŞAHNAZAROV'UN RAPORU

    Taşnakların Baş-Gyarninsk birliği komutanı Yarbay Melik-Şahnazarov, Ermenistan Devlet Arşivi f. 67, d. 644, y. 1-2 numaralarıyla kayıtlı, 7 Kasım 1918 tarihli acil damgalı raporda, bölgenin bütün köylerini bombaladıklarını, 30 Türk köyünü ele geçirdiklerini ve geri kalan 29 köyü de bombalamak amacıyla harekât izni istediğini bildirmektedir. Bu rapor Tümen komutanlığına gönderilmiştir. Merkezden onay alan Taşnak birliği, Baş-Gyarninsk bölgesindeki onlarca Azeri köyünü yerle bir etmiş, kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce insanı öldürmüş ve mallarını yağmalamıştır.

    BELGE 3/ TAŞNAK HÜKÜMET YETKİLİSİNİN TAŞNAK BAŞBAŞKANI ORGANCANYAN'A RAPORU

    Bir Taşnak yetkilisinin, 21 Haziran 1920 günü Taşnak hükümetinin başı A. Ogancanyan'a yazdığı rapor, Ermenistan Devlet Arşivi'nde f. 65, d. 116, y. 96 numaralarıyla kayıtlıdır. Raporda, şu satırlar dikkati çekmektedir:

    "Zangi-Bassar tarafımızdan işgal edildi. Bu ülke öyle zengin ki, bizim borçlarımızı birkaç defa kapatacak durumda. İki gündür burada görülmemiş bir yağma gerçekleşti. Buğdayları, arpaları, pirinçleri, semaverleri, halıları, paraları ve altınları topladılar. Maliye Bakanlığı, iki görevlisini yanlarında örgütlü bir güç olmadan buraya ancak dün gönderebildi. Devasa bir zenginlik ellerimizden gidiyor."

    BELGE 4/ERMENİ DEVLETİNİN KARS VALİSİNİN RAPORU

    Son rapor, Ermenistan Devlet Arşivi'nde f. 67, d. 1769, y. 25 numaralarıyla kayıtlı. Rapor, o zaman işgal altında bulunan Kars'taki
    Ermeni Valisi tarafından merkeze gönderilmiş. Ermeni Vali, bölgedeki Türk ve Kürt nüfusun imha edilmesi ve mallarının yağmalanmasıyla ilgili bilgiler veriyor. Raporda, köylerin işgalinden sonra köyün bütün zenginliğine elkoyma işini, resmî olarak denetim altına alamadıkları için yakınılmaktadır. Vali, devamla şöyle diyor: "Türklerden ve Kürtlerden oluşan bölge gerçekten bir hazine gibi. Ama ne yazık ki biz burayı tam olarak kontrol edemiyoruz."

    BELGE 5/ ERMENİ JOGOVURD GAZETESİ HABERİNDE TÜRK NÜFUSUN BÖLGEDEN SÜRÜLMESİ

    Ermenistan'ı yöneten güçlerin yayın organlarından biri olan Jogovurd gazetesinin 1920 yılındaki 105. sayısında, G. Muradyan isimli yazar, Gorçi Gölü'nün kuzey kıyılarındaki Azeri köylerinden geçtiği haberde, Türk nüfusun bölgeden nasıl silah zoruyla sürüldüğünü anlatmaktadır:

    "Hükümetimizin çalışmaları sonunda bu köylerin nüfusu Ermenistan sınırlarının dışına atıldı. Ölüm sessizliğinden şaşkına dönmüş, garip bir şekilde miyavlayan ve havlayan, şaşkın sesler çıkaran bir kaç kedi ve ayrıca iki-üç köpeğin kaldığı terkedilmiş köyler gördüm. Bu köylerin halkı göç ederken, artlarında oldukça yüksek miktarda tohum, patates, buğday ve arpa bırakmışlar. Hükümet, bu köylerden iki milyon pudun üzerinde buğday ve yarım milyon pud patates toplayabilir."

    BELGE 6/ HÜKÜMET KOMİSERİ AGAMYAN'IN RAPORU ERMENİ ORDUSUNUN ERMENİLERE YAPTIĞI ZULMÜ ANLATIYOR

    Yine Ermenistan Devlet Arşivi'nde f. 67, d. 1588, y. 62-63 kayıtlı belgelerde, Taşnak hükümeti komiseri V. Agamyan'ın ordudan firarları önlemek bahanesiyle soruşturma veya mahkeme olmaksızın insanları cezalandırdığı ve kurşuna dizdiği saptanmaktadır. Agamyan, firarla suçlanan kişilerin eşlerini, annelerini ve kız kardeşlerini toplayıp, çırılçıplak soyarak, onları köy meydanında bütün insanların gözü önünde kaz yürüyüşünü taklit etmek zorunda bırakmıştır. Taşnak yetkilisi, daha sonra çıplak kadınları dövmüş ve onları saatlerce suyun içinde tutmuştur. Ardından kadınları tutuklama emri veren Agamyan, geceleyin genç kadınların ve kızların ırzına geçmiştir. Agamyan, hiçbir şekilde cezalandırılmadan görevini uzun süre devam ettirmiştir. M. Azarapetov isimli ajanı Taşnak
    hükümetine, köylülerin suikast girişiminde bulunacağını bildirince, Agamyan'ı merkeze almıştır.

    Taşnak hükümeti, 1918 yılına gelindiğinde 35 yaşına kadarki bütün vatandaşları askere çağırmış ve Türkiye'ye karşı savaş için tekrar
    "gönüllü" birlikler kurmuştur. Yayın organlarında yaptıkları yayınlarla alınan bu karara karşı gelenlerin ölümle cezalandırılacağı, "aklı olanın" bu kurallara uyacağı yazılarak tehdit yöntemlerine başvurulmuştur. Bakû'de yayımlanan Taşnak yayın organı Aren'in 1 Mart 1918 tarihli 48. sayısı buna bir örnektir.

    BELGE 7/ ERMENİ HÜKÜMETİ ERMENİ KÖYLÜSÜNÜ CEZALANDIRMAK İÇİN SUSUZ BIRAKIYOR VE ÖLÜMLERE YOL AÇIYOR

    Ermenistan Devlet Arşivi'nde f. 67/199, d. 139, y. 230 numarada kayıtlı başka bir belgede ise, Taşnak hükümetinin asker vermeyi reddeden Berd, Verhniy Karmir, Ahbyur köylerine ve Şamşadinsk bölgesinin diğer köylerine cezalandırma amacıyla gönderdiği özel müfrezelerin uygulamaları anlatılıyor.

    Taşnak hükümetinin, boyun eğmeyen köylüleri cezalandırmak için Zangi nehrinin kolunu kapattığı ve bölgedeki köyleri susuz bıraktığı Ermeni hâkim güçlerinin gazetelerinden olan Jogavurd'un 29 Haziran 1920 tarihli 102. sayısında aktarılmaktadır. Bu cezalandırmanın sonucunda birçok insan ölmüş, tarladaki ürünler mahvolmuştur.

    BELGE 8/ TAŞNAK KOMUTANIN RAPORU: TÜRK ORDUSUNU COŞKUYLA KARŞILAYAN ERMENİ KÖYLÜLERİ

    Türk ordusu bugün soykırım yapmakla suçlanıyor. Oysa bir Taşnak komutanının yazdığı rapor, Ermeni köylülerin Ermeni ordusuna değil, Türk ordusuna güvendiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu rapor, Ermeni Devlet Arşivi'nde f. 68/200, d. 867, y. 278 numaralarında kayıtlıdır.

    Taşnak hükümeti ordusu komutanı, firar eden askerleri aramak üzere Eçmiadzin kazasından Gümrü köylerine bir subay gönderir. Bu subayın ifadelerine dayanarak komutan, Taşnak hükümeti ordusunun genel karargâhına 14 Kasım 1920 tarihinde şu bilgileri rapor eder: "Gümrü bölgesi Ermenileri Taşnak subayını düşmanca karşılamış ve hatta birkaç kez Türklere teslim etmeye kalkmışlar. Birçok köyde halk tepkili ve askeriyeyi düşman olarak görüyor. İlhiab ve Kapanak köylerinde kızıl bayraklar çekilmiş. (.) Subayım, M. Kapanak köyünde Selçan Ermenilerinden oluşan atlıların eşliğindeki Türk süvari devriyesiyle karşılaşmış. Türkler, ekmek ve tuzla
    karşılanmış. Köylerde kadınlar kazanlarda yemekler hazırlamışlar. Subayım, yemeği kimin için hazırladıklarını sorduğunda şöyle cevap vermişler: 'Tabii ki Türkler için, sizin için değil.'"

    BELGE 9/ERMENİ MİLLİ BÜROSUNUN ÇAR II. NİKOLAY'A BAŞVURUSU

    Ermeni arşivlerinde, Taşnak yönetimi ile emperyalistler arasındaki ilişkinin boyutlarını yansıtan çok sayıda belge bulunmaktadır. Örneğin Ermeni Milli Bürosu'nun Birinci Dünya Savaşı'nın hemen başında Çar II. Nikolay'a başvurusu, Taşnak yönetiminin emperyalizme ne denli bel bağladığını yansıtmaktadır:

    "Yeni şanlı Rus silahı olmak ve Rusya'nın Doğu'daki tarihsel görevini yerine getirmek vatan borcumuz olmaktadır. Kalbimiz bu istekle
    yanmaktadır. Rus bayrağı, İstanbul ve Çanakkale boğazlarında özgürce dalgalanacaktır. Sizin iradeniz, yüce devletiniz Türkiye boyunduruğu altındaki halklara özgürlük verecektir."

    BELGE 10/İSTANBUL'DAKİ PATRİK ZAVEN BÜTÜN ERMENİLERİ RUS YÖNETİMİNDE BİRLEŞTİRMEYİ SAVUNUYOR

    Zaten daha savaş başlamadan önce İstanbul'daki Ermeni Patriği Zaven, Ermeni milliyetçi-liberallerin yayın organı Mşak'ın muhabirine Ermeni meselesinin köklü çözümünün, bütün Ermenistan'ın (Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi dahil) Rus yönetimi altında birleşmesiyle gerçekleşeceğini belirtmiştir. Patrik, "Ruslar buraya ne kadar çabuk gelirse bizim için o kadar iyi" ifadesini kullanmıştır.

    BELGE 11/ERMENİLERİN EMPERYALİST ORDULARDA SAVAŞTIĞINI YANISITAN ERMENİ BELGE VE RAPORLARI

    Taşnaksutyun Partisi'nin Dışişleri Bürosu Başkanı Zavriyev'in Çarlık Rusyası'nın Londra ve Paris büyükelçilerine 1915 yılında gönderdiği mektup, Birinci Dünya Savaşı'nda Ermenilerin oynadığı rolü gözler önüne sermektedir:

    "Bugünkü savaşın ilk günlerinden beri Rusya Ermenileri, Rusya'da ve Türkiye'de savaşa katılmayı beklemektedir. Bu durum savaşın sonunda Ermeni meselesinin yeniden gündeme alınması ve kesin şekilde çözülmesi umudunu doğurmaktadır. Bu sebeple Ermeniler, yaklaşan olaylara katılmaktan geri duramaz, bundan ötürü savaşta en hararetli biçimde yerine almalıdır."

    Çarlık hükümetinin arşivinde de yer alan bu mektubun içeriğini destekleyen başka bir Taşnak belgesi de siyaset adamı ve tarihçi Boryan'ın kişisel arşivinde bulunmaktadır. 1915 Şubatında Tiflis'teki Bütün Ermenistan Milli Kongresi'nde Taşnaksutyun Partisi'nin askeri kanat temsilcisinin yaptığı konuşmayı içeren belge, bu bakımdan çarpıcıdır:

    "Bilindiği gibi, Rus hükümeti savaşın başında Türk Ermenilerini silahlandırmak ve savaş sırasında ülke içinde ayaklanmaya hazırlamak amacıyla 242. 900 ruble verdi. Gönüllü birliklerimiz Türk ordusunun savunma hattını yarıp, ayaklananlarla birleşerek cephe ve cephe gerisinde anarşi yaratmak ve bununla birlikte Rus ordularının geçişini ve Türk Ermenistanı'nı ele geçirmesini sağlamak zorunda."

    BELGE 12/ ERMENİ BİRLİKLERİNİN RUS ORDUSUNUN VURUCU GÜCÜ OLARAK SAVAŞTIĞINI YANSITAN HABER VE RAPORLAR

    Taşnak yayınları, cephede ve cephe gerisinde anarşi çıkardıklarını ve Rus ordularının vurucu gücü olarak savaştıklarını itiraf eden
    belgelerle doludur. Taşnaksutyun'un yayın organı olan Orizon gazetesi, 1912 yılı 196. sayısında şöyle yazıyor:

    "Türk devlet yetkilileri ve iktidar sahipleri bilsinler ki, ne bir Türk ne de Türk devleti bundan böyle hiçbir Ermeni için değer taşımamaktadır. Varlıklarını korumak için başka yollar düşünsünler."

    Yine Orizon'un 31 Ekim 1914 tarihli 243. sayısında Ermeniler aktif olarak savaşta yer almaya çağrılırken, Çarlık Rusyası'nın zaferinin
    Ermenilerin de zaferi olacağı belirtilmektedir. Aynı şekilde Taşnakların başka bir yayın organı Ayrenik'in 24 Eylül 1915 tarihli 2. sayısında Tiflis'e yeni gelen Çarlık Rusyası'nın Kafkasya Valisi Nikolay Nikolayeviç için yazılanlar ibret vericidir:

    "Dün Tiflis'e Çar'ın Kafkasya'daki vekili ekselansları yüce prens Nikolay Nikolayeviç teşrif etti. Yüce prensin kesin iradesi ve
    kararlılığıyla Türk hükümetinin varlığını sonsuza dek ortadan kaldıracağına derinden inanıyoruz. Bu inançla Kafkaslar'daki Rus ordusunun sevgili 6. Başkomutanını selamlar ve ona 'Hoş geldin' deriz."

    Ayrıca Taşnakların önemli liderlerinden A. Hatisyan da 1933 yılında Ayrenik'in 5. sayısında yayımlanan anılarında "Rus ordusunun yenilmeye başlamasıyla, bu orduya bağlanmış olan umutlarımız da tükendi" ifadesini kullanarak Birinci Dünya Savaşı'ndaki mevzilenişlerini ilan etmektedir.

    BELGE 13/ ERMENİ BİRLİKLERİN İNGİLİZ VE FRANSIZ EMPERYALİSTLERİNİN EMRİNDE SAVAŞTIĞINI YANSITAN BELGELER

    Çarlık Rusyası'nın yıkılmasının ardından Taşnaklar, bu sefer Batılı emperyalistlerin güdümünde hareket etmişler ve İngiltere, Fransa, ABD gibi devletlerin bölgedeki çıkarlarının hizmetine girmişlerdir. Taşnak hükümetinin başbakanı, 7 Şubat 1919 tarihinde İngiliz işgal kuvvetleri komutanı General F. Wocker'la yaptığı görüşmede Ermenilerin, İtilaf Devletleri'nin zaferiyle ve Kafkasya'ya gelmeleriyle durumlarının iyiye doğru değişeceğinden kesinlikle emin olduklarını belirtmiştir. Bu görüşmenin raporu, Ermenistan İçişleri Bakanlığı Arşivi'nde fond 68, dosya 17, yaprak 40 numaralarıyla saklanmaktadır.

    Aynı şekilde Ermenistan Devlet Arşivi'nde f. 200, d. 132, y. 338 numaralarıyla saklanan başka bir belge, Adana'daki Ermenilerin, Fransız işgal kuvvetleri komutanı General Diffe komutasında "intikam birlikleri" adıyla silahlandırıldıklarını ve Fransız üniformasıyla savaştıklarını anlatmaktadır.

    HEPSİ RESMİ RAPOR HEM DE ERMENİ DEVLETİNE AİT
    Ermenistan hükümetinin arşivlerini araştırmacılara neden açmadığı şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.
    İşte belge, işte rapor!
    Hem de resm î raporlar!
    Hepsi de Ermeni devlet ve ordusuna ait!
    Bu raporlar şu olguları bir kez daha doğruluyor:
    1. 1915-1923 yılları arasında bölgede yaşanan olaylar, bir soykırım değil, fakat savaştır.

    2. Bu savaşta Ermeni silahlı güçleri, emperyalist orduların emrinde Türk nüfusunu kırmış, sürmüş ve mallarını yağmalamıştır. Bunun ötesinde abker toplayabilmek için Ermeni halkına da ağır şiddet uygulamıştır.

    3. Türkiye, emperyalizme ve ateşe sürdüğü güçlere karşı vatan savunması yapmış, haklı bir savaş vermiştir.

    (alıntıdır)

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    21-10-2005
    Mesajlar
    31,682
    Karizma Gücü
    13
    Ne kadar pislik insanlar yaa bu ermeniler Bu arada Valinor paylaşım için teşekkürler...Nefretimi on kat daha arttırdın

    Tottenham Hotspur || SS Lazio


    Aslan sütü içerim,aslan gözü siverim...

    ArkamdanKonuşan,Önümden Yesin!



 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •