''Üniversite yönetimlerinde kadınlara yer yok''

Eğitim-Sen, 13 ilden seçtiği 16 kamu üniversitesinin rektör, rektör yardımcısı, dekan, dekan yardımcısı, enstitü müdürü ve bölüm başkanlıklarındaki kadın oranlarını araştırdı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla, araştırmanın sonuçlarını açıkladı.

Dinçer'in verdiği bilgiye göre, Türkiye'de kamu üniversitelerindeki öğretim üyelerinin yüzde 39'unu, rektörlerin yüzde 3.7'sini, rektör yardımcılarının yüzde 11.3'ünü, dekanların yüzde 13.7'sini, dekan yardımcılarının yüzde 72.4'ünü, enstitü müdürlerinin yüzde 16.9'unu, bölüm başkanlarının ise yüzde 22.7'sini kadınlar oluşturuyor. Yine, araştırma kapsamındaki 16 üniversitedeki toplam 1201 yöneticinin yüzde 21.9'u kadın.

''KOMPOZİSYON EŞİTLİKÇİ DEĞİL''
Araştırmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Dinçer, Türkiye'deki kadın öğretim üyelerinin oranının, bazı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Afrika ülkelerinden daha yüksek olduğunun söylendiğini ifade etti. Bu karşılaştırmanın bir ölçüde doğru olduğunu belirten Dinçer, ancak buna rağmen, Türk üniversitelerindeki cinsiyet kompozisyonunun eşitlikçi olmadığını kaydetti.

Araştırma sonuçlarının, üç büyük kentteki üniversite yönetimlerinin cinsiyet kompozisyonunun diğer 10 kentteki cinsiyet kompozisyonu arasında kayda değer bir fark bulunduğunu anlatan Dinçer, ''Buna göre, 3 büyük kentteki toplam 6 üniversitenin yönetiminde yer alanların yüzde 71.3'ü erkek, yüzde 28.7'si kadın iken; Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki kentlerdeki üniversite yöneticilerinin yüzde 82.9'u erkek olup, kadınların oranı sadece yüzde 17.1'de kalmaktadır'' diye konuştu.

Yönetsel kademedeki akademik personelin cinsiyet kompozisyonu açısından en belirgin farklılığın Boğaziçi Üniversitesinde görüldüğüne dikkati çeken Dinçer, şu bilgileri verdi:

''Bunun nedeni sadece rektörünün kadın olmasından kaynaklanmamaktadır. Boğaziçi Üniversitesinin yönetsel kademelerinde yer alan personelin yüzde 51'ini kadınlar, yüzde 49'unu ise erkekler oluşturmaktadır.

Ankara Üniversitesi ile Gazi Üniversitesi arasında da bu açıdan bir fark olduğu gözlenmektedir. Elde edilen sayısal verilere göre, Ankara Üniversitesi'nde yönetsel kademelerde bulunan akademik personelin yüzde 72.5'i erkeklerden ve yüzde 27.5'i kadınlardan oluşurken, Gazi Üniversitesi'nde kadınların oranı daha da düşmektedir. Gazi Üniversitesi'ndeki oranlar yüzde 78.6 erkek ve yüzde 21.4 kadın şeklindedir.''

Alaaddin Dinçer, yalnızca Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinin rektörlerinin kadın olduğuna işaret ederek, ''Son yapılan rektörlük seçimlerinde ise 15 üniversiteden çıkan toplam 103 rektör adayının 8'inin kadınlardan oluştuğu görülmektedir. Başka bir ifadeyle adayların yüzde 7.9'u kadındır'' dedi. Önceki yıllardaki kadın rektör adayı sayısının daha az olduğunu anlatan Dinçer, son durumun ''bir gelişme olduğu sonucunun çıkartılabileceğini'' söyledi.

''Cinsiyet eşitliği hayata geçirilsin''
Araştırmalarının, ''üniversite yönetimlerinde kadınların yer almasının ne denli güç olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterdiğini'' ifade eden Dinçer, üniversitelerin cinsiyet kompozisyonunun daha eşitlikçi bir şekilde oluşması için, çok kapsamlı bir cinsiyet eşitliği stratejisinin hataya geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Dinçer, ''Bu nedenle, rektörlük seçimlerinin, yönetsel düzeydeki kadın akademisyen oranının az da olsa artıracak olmasının yanı sıra, üniversitelerin yönetim kademelerindeki cinsiyet eşitsizliğini yeniden kamuoyunun gündemine getirerek, bu konuda duyarlılık oluşturacak olması da olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir'' diye konuştu.

Açıklamasının ardından, bir gazetecinin, sendika yönetimindeki kadın oranını sorması üzerine Dinçer, şubelerle birlikte Eğitim-Sen'deki kadın yönetici oranını yüzde 26-27 civarında olduğunu bildirdi.

Dinçer, ''Bunun, bizim açımızdan yeterli olduğu söylenemez. Bu nedenle, sendikamızın iç hukukunda bazı düzenlemeler yapma hazırlığındayız'' dedi.


kaynak