Değer istiyorsan,Değer ver.Sonuna kadar OKU!!!!

İŞARET

Bugün yaramazlıklarıyla gürültü yapan tatlı çocuk sesleriyle uyanamadım."Günaydın Aşkım,Hadi kalk artık" sözüyle yataktan kalkmam için direncimi kıran bir kadın yoktu.Sadece kendi yalnızlığımda uyanan ben vardım.Birde terli yastığım.
Hiç usanmadan ağırlığımı taşıyan terliklerimi giyip banyonun yolunu tuttum.Yüzümdeki ve ruhumdaki yorgunluğu atıp kendime gelebilmek için yansımamı gördüğüm su damlacıklarını yüzüme vurdum.Aynaya baktığımda sanki "Gerçek dünyaya hoşgeldin" sözleri vardı gözlerimde.Çünkü artık "Günaydın aşkım" diyen bbir kadın ve evde dolaşan küçük hınzırların hayalleri yoktu kafamda.
Dakikalar ve saatler ömrüme inat hızlı akıp geçiyor gibiydi.Gün içersinde ne acıktığımı hissediyordum ne de yorulduğumu.Sadece odamın penceresinde aya yenik düşen güneşi görüyordum.Birgü daha sıradan günler koleksiyonuma dahil olmuştu.Artık günlere değil,dakikalara bile dayanamıyordum.Bir filmin sıkıldığınız sahnelerini ileri sarmak gibi bu dayanılmazlıktan kurtulmak için hemen uykuya daldım.
"Ya anne şuna bak..."
"Güm,güm güm.."
"Susun bakayım yoksa babanız uyanacak şimdi"

(irkildim)
"Ne oluyor bu seslerde ne"

(Kafama vurduktan sonra)
Yok yok bu sesler kafamın içinden gelmiyordu."Kim var orda" diye seslendikten sonra odamın kapısından içeriye yavaşça süzülen bir ışık gördüm.Gözlerimi avuşturduktan sonra karşımda cennetin güzelliğini simgeleyen çok hoş bir bayan vardı.Cennetin güzelliğini görmemiş olsamda yüreğimdeki ve aklımdaki inançla karşımda cennetin güzelliği durduğunu biliyordum.
İnce berrak bir sesle "Günaydın Aşkım,Hadi kalk artık kahvaltı hazır" deyip odadan çıktı.Ben ise aklımdan şüphe edip etrafıma korkulu ifadelerle bakıyordum...Ne yapacağımı bilemiyordum.Bu nasıl olsa bir düş deyip kendimi teselli ediyordum.Kafamı hafifçe odanın kapısından koridora doğru uzattım.Birde ne göreyim.Biri üç,dört yaşlarında saçları uzun,elinde bir kolu kopmuş bir bebekle,diğeri daha gelişmemiş ayakları ve elleriyle emekleyerek mutfağa doğru gidiyordu.
"Emre hadi ama kalkamadın mı halen" diye yine o ince ama kızgın bir tavırla seslendi.
Sıkıntılı yaşamımda yere sağlam basmamı sağlayan ayaklarım mutfağa giderken heyecan ve korkuya yenik düşüyordu.Mutfağa girdiğimde filmlerde benzerine az rastlanan çok güzel bir aile fotoğrafını görüyordum.Ama bu fotoğraf ruhumda ve tenimde hissedeceğim kadar gerçekti.Masaya oturup sessiz bir şekilde etrafımı izleyerek çayımı yudumlamaya çalıştım.Hiç bu kadar bir çayın sıcaklığını içimde hissetmemiştim.
Dakikaların artık geçmesini istemiyordum.Çünkü etrafımda olup bitenleri anlamaya çalışıyordum.Sorular üstüne sorular soruyordum.Ama ne yazık ki sorularıma bir cevap bulamıyordum.Çünkü sorularım muhattabı kim olduğunu bilmiyordum.Kapının zili çalmasıyla biraz olsun bu sorulardan kurtuldum.(Tabir-i Caizse) Eşim kapıyı açmaya gitti."Hoşgeldin Abla" deyip içeri davet etti.Sonra yanıma gelip "aşkım bakıcı geldi hadi sende kalk artık yoksa işe geç kalacaksın.Şuna bak yaptığım böreğe hiç dokunmamışsın.Sadece çay içmişsin"dedi.O mağrufetli elleriyle böreği güzelce sarıp "artık iş yerinde yersin"diyerek elime tokuşturdu.Bende masadan kalkıp üstümü giymeye gittim.Ama ne giyeceğimi bilmiyordum.Hangi işte,nerede çalıştığımı eşime soramıcağımdan çaresizce dolabı karıştırmaya başladım.Gözüme hoş gelen krem takım elbiseyi giyip "Canım ben çıkıyorum" dedikten sonra "aşkım çocukları öpmeden mi işe gideceksin " dedi.Bir an duraksayıp kendime kızmış gibi gözükerek elinden bir türlü bebeğini bırakmayan (tabir-i caize) kızımı ve masanın üstünde terör estiren oğluma bir öpücük kondurdum.Eşime hafifce gülümseyerek mutfaktan çıkarken "peki bana öpücük yok mu " diye mırıldandı.Yanaklarımda hafif bir kızarıkla yanına gittim.Dudaklarımı yanaklarına yaklaştıkça yüreğim ve ruhum aynı anda atıyor gibiydi.Sıcacık yanağına bir öpücük kondurduktan sonra (tabir-i caize) işe gitmek için evden ayrıldım.
Nereye gideceğimi bilmiyordum.Bilmediğim bir ev,apartman ve mahallede yaşıyordum.Apartmanın merdiven boşluğunda oturup Allah'ıma yalvarıp dua etmeye başladım."Herşeyin hayırlısını veren Allah'ım bu yaşananları anlayamıyorum.Bana yardım et" deyip haykırmaya başladım.
Birden evimin kapısı açıldı.Kimse beni görmesin diye acele bir telaşla saklandım.Evden çıkan eşimdi.Çok hoş bir şekilde giyinmişti.Sadece onun eşim olduğunu bilsem,içimde ona karşı yaşanmış bir aşk olmasada çok kıskanmıştım.Evlendiğim kadın dışarıda bu kadar hoş gözükmemeliydi.
Onu izlemeye karar verdim.Hızlı emin adımlarla etrafına telaşlı bakışlarla yürüyordu.Ben ise amaçsız bir şekilde onu izliyordum.Kısa bir yüreyişten sonra bir alt sokaktaki apartmana girdi.Bende apartmanın bir kaç adım ötesinde durup onu beklemeye başladım.Orda o an ne yaptığımı bilmiyordum.Neden burdayım.Bütün bu yaşananların anlamı neydi.Dakikalarca bu sorulara cevap bulamaya çalışıyordum.Sonra yanıma yanaklarında geçmişin mutluluklarını taşıyan gamzeli bir teyze yaklaştı."Evladım.Ne zamandır senin gelmeni bekliyordum" dedi.Anlamsız bir ifadeyle "Nasıl" dedim.
"Evladım ben o baktığın apartmanda oturuyorum.Komşularla aram çok iyidir.Herkes beni annesi,teyzesi olarak bilir.Sıkıntıları oldukları ve bir dost aradıkları zaman evime gelirler dertlerini benimle paylaşırlardı.Özelliklede yan dairemde oturan üniversite öğrencisi son bir aydır evime çok gelmeye başladı.Teyzecim ben aşık oldum ama çok yanlış birisine.bu ilişkinin bitmesini istiyorum ama bir türlü yapamıyorum.Onu gördüğüm zaman herşeyi unutuyorum derdi.Evladım kısacası benim anlatmak istediğim aşık olduğu o yanlış bayan senin eşin oluyor.Git kendi gözlerinle gör istersen" dedi.
Beynimden vurulmuşa döndüm.Uyandığımda beri herşeyi anlamsız bir rüya olarak görmem bunların bana gerçek olmadığını kanıtlayamıyordu.Ruhum,yüreğim zehrelere ayrılmış gibi.Yerden toplanmıyacak kadar parçalanmış oldum.Hergün hayallerini kurduğum değerler,kavramlar şimdi ise iğrenç bir hal olmuştu.
Hemen dengesiz,sinirli,kararsız,amaçsız adımlarla o dairenin yolunu tuttum.Arkadan büyük bir haykırışla "kapıyı üç kez çal evladım.Genç benim geldiğimi sanıcak " diye seslendi teyze.Bende dediği yaptım.Bütün öfkemi kapıdan alırcasına derin derin üç kez kapıya vurdum.Genç kapıyı hemen açtı.Açtığı gibi bütün nefretim ve inancımla ona bir yumruk attım,olduğu gibi yere yığıldı.Arka odadan bir çığlık koptu.Hemen oraya yöneldim.(Tabir-i Caizse) Eşimin daha dokunamadığım,daha ruhuna aşkımızı çizemediğim bedeni çıplak bir şekilde karşımda duruyordu.
Birden nefesim kesildi.Her yeri bi sessizlik sardı.Can çekişmek bu olsa gerek.Ruhumun güçsüzlüğüne dayanamayan bedenim yere yığıldı.Gözlerim ona bakarak yavaşça kapandı.

.
.
.

(irkildim)

Ölüm döşeğinde olan bir insan gibi durmadan nefes alarak birden gözlerimi açtım.Açtığımda karşımda zebanileri göremiyordum.Tek gördüğüm şey odamın mavi tavanıydı.O eskiden yataktan kalkmamak için direnen bedenim birden yataktan kalktı.Hemen mutfağa koştum,Bomboştu.Evimin her köşesine bakıyordum ve her köşesini boş gördüğümde derin bir of çekiyordum.
Herşey anlamsız bir rüya değildi.Allah'tan kuluna bir işaretti.

"Görünüş aldatıcı olabilir.Allah herşeyin hayırlısını (hayata)isyan eden kullarına değil,sabırla dua eden kullarına nasip eylermiş."

Emre YILMAZ(No Women No Cry)