İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, okullardaki şiddeti önlemek için her hafta bir ilçenin okul meclis başkanlarını toplayarak isteklerini, taleplerini ve beklentilerini soracağını bildirdi.
Özer, okullardaki şiddet olaylarını önlemek için hazırladıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.
''Okullarda huzursuzluğun, çocukların şiddete maruz kalması veya şiddet uygulamasının nedeninin, çocukların okullardan elektrik alamaması, öğretmenlerle iyi intibak kuramaması, çocuk ile öğretmen arasındaki sevginin uçurum düzeyinde ortaya çıkması'' diyen Özer, okul idarelerinin çocuklarla daha fazla ilgilenmesi gerektiğini, okullardaki kültürel faaliyetlerin, kulüplerin, tiyatro ve buna benzer münazara çalışmalarının çoğalması, dolayısıyla çocuğu okulda meşgul edecek ortamın hazırlanması gerektiğini kaydetti.
Özer, aksi takdirde çocuğun deşarj olmak için dışarıyı ve başka tarafları seçeceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
''Eğitim ve öğretimde sadece ders olması yanlış. Çocuğun hoşuna gidecek olan faaliyetlerin yapılması, ama bunlar yapılırken de arada mesafelerin bırakılması, yani özgürlüğün ne yüzde 100 çocuğa, ne de sorumluluğun yüzde 100 öğretmene ait olmaması, bu paylaşımda çocuğa bazı haklarının verilmesi gerekiyor. En azından konuşma hakkının verilmesi. Benim üzerinde durduğum, kavga edilen, itilen, sokağa atılan bir gençlik değil, konuşan bir gençlik ortamının hazırlanabilmesi gerekiyor. Bu ortam sevgi, saygı, iletişim, ilgi, kültürel ve sportif faaliyetler. Aile, öğretmen ve okul üçgeninin kurulması.''
Çocukların gözünden çözüm
Özer, okullarda şiddeti önlemek için İlköğretim Genel Müdürlüğü ile birlikte bir proje hazırladıklarını ve bayramdan sonra bunu uygulamaya koyacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
''Şu anda her okuldan meclis başkanları seçiliyor. Her hafta bir ilçedeki okul meclis başkanlarını İl Milli Eğitim Müdürlüğünde toplayarak onlara isteklerini, taleplerini, beklentilerini soracağım. Ben burada çocuk olacağım. Çocuklara eğileceğim. Bugüne kadar bu yapılmamış. Onlara kendimizi eleştirteceğim. Hangi haklar var da kendilerine verilmiyor? Veya okullarda karşılaştıkları güçlüklerin ve yasakların kanunlara uygun olup olmadığının tartışmalarını yapacağım. Pedagog, psikolog, rehber öğretmenler getireceğim. O gün o çocuklar görevli izinli sayılacak. Hep birlikte şiddetin sebeplerini ve çözüm yollarını bulacağız.''
''Öğretmen zil çaldığında okulu terk etmesin''
Özer, okullarda özellikle bölünmüş aile çocuklarında daha çok problem yaşandığını, öğretmenlerin bu çocukları tespit ederek daha iyi iletişim kurması ve çözüm üretmesi gerektiğini söyledi.
Bu nedenle öğretmenlere yönelik de hizmet içi eğitimlerin artması gerektiğini ifade eden Özer, ''Öğretmenin zil çaldığı zaman okulu terk etmemesi gerekiyor. Anne ve baba ile irtibat kurması lazım'' diye konuştu.
Milliyet


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla