• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 6 123456 SonSon
52 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Muaviye'ye Hazret demeyiniz

    Arkadaşlar forumda görmüş olduğunuz üzere Hz.Ali'yi oğullarını katleden zihniyeti savunan kişiler türedi
    "aman onlar kendi aralarındaki mesele.Bana ne onlardan.Kendi hesaplarını kendileri görsünler" diyenler çıktı.
    İsterseniz bu kişileri katledenlerin kim olduğuna bakalım.
    Hz. Hasan'ı öldüren karısı.Muaviye diye biri tarafından oğlu Yezid' alınacağı vaadiyle kandırılarak zehirletildi.
    Hz.Hüseyin
    Kerbela da ehlibeyt-Hz. Fatma soyundan 70 kişi katledildi.Katleden Muaviye'nin oğlu Yezid.

    Peki Muaviye ve Oğlu Yezid kimdir?
    Bu kişiler Ümeyyeoğulları ailesine mensup kişiler.
    Ümeyyeoğulları'nın islam'ın ilk yıllarındaki üyelerinden biri Ebu sufyan.
    İlk Bedir savaşında Müslümanların mallarını kaçırmaya çalışan,islam karşıtlarının ordularına başkumandanlık eden bu şahsiyet ne zaman islam'a geçti?
    Hz.Muhammed Mekke'yi feth ettikten sonra.
    Peki bu Muaviye'nin babası kim?
    Hz.Muahmmed'in Uhud savaşında şehit düşen amcası Hz.Hamza'yı öldüren Vahşi'yi tutan,savaştan sonra da elleriyle Hz. Hamza'nın kalbini çıkarıp oracıkta yiyen kadın.
    Bu ne zaman islam olluyor?Malumat yok
    Peygamber efendimiz diyor ki
    "Benden sonra hilafet 30 senedir."
    Hz.Ali şehit edilir,30 yıl bitmiştir.
    Hz.Ömer zamanında bir hutbede şöyle der kendisi:
    "EY cemaat birgün olur da islam yolundan ayrılmış gibi olursak beni sözlerinizle uyarın."
    Cemaatten birisi kalkıp der ki
    "Ey ömer eğer bu hale düşersen seni sözümüzle değil,kılıcımızla doğrulturuz.Orası saltanat yeri değil."
    Hz.Ömer bunun üzerine şükreder
    "Ümmetten beni doğrultacak kişiler var" diye
    Fakat çok değil 15-20 yıl sonra Muaviye camilerde Hz.Ali'nin soyundan gelenlere küfredilmesini,küfretmeyenleri idam edeceğini ilan ediyor.*
    Ediyor mu hakikaten de ediyor
    Öyleki oğlu da aynı şeyi yapıyor.
    Fakat Ömer ibn Abdülaziz hilafete geçtiğinde şunu söylüyor:
    "Ben bu adamlara 3. olmam"
    Kendisi Muaviye'nin uşağı Mervan tarafından şehit ediliyor.
    İşte böyle bir anlayış vardı bunlarda.
    Peki niye söylüyorum bunlarıç
    Arkadaşlar Muaviye'ye Hazret ekini getirmeyin.Ona sahabe demeyin.
    Her peygamber efendimizi görenlerin sahabe olamayacağını önce öğrenin.
    Sonra bir araştırın gerçekten bu bumudur diye.
    Ben sizi sorgulamaya düşünmeye ve soru sormaya yönlendiriyorum.
    Bu adama da bu adamın soyuna da Hz.Ekini getirmeyin.
    Bu adamı övmeyin.
    Yazık hakikaten yazık..
    * Bunun hakkındaki bilgileri Cemal Kutay'ın Türkler ve Araplar adlı kitabıdan kaynaklarıyla belirtebilirim.Kitap şuanda yanımda yok fakat istenirse tedarik edeceğimi taahüt ederim.

  2. #2
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Eshab-ı kiramı kötüleyenler, yirmiden fazla fırkaya bölünmüştür.
    Birinci kısım: En kötüsüdür. (Allah, Ali’nin içindedir. Ali’ye tapmak, Ona tapmaktır) diyor.

    İkinci kısmı: Bunları kötülüyor ve (Ali, Allah olur mu? O, insandır. Ama insanların en üstünüdür. Allah, Kur'anı ona gönderdi. Cebrail de, iltimas edip, Muhammed’e getirdi. O da Ali’nin hakkını yedi) diyor.

    Üçüncü kısım: Bunları kötüleyerek (Hiç böyle olur mu, Peygamber Muhammed “aleyhisselam”dır. Fakat, benden sonra, Ali halife olsun dedi. Sahabe, dinlemeyip, diğer üçünü halife yaptı. Ali’yi dördüncüye bıraktı) diyorlar. Diğer üç halifeye, Ali’nin hakkını aldılar diye düşman oluyorlar. Eshab-ı kiramın hepsine de, onun hakkını vermediler diye düşman oluyorlar. Kendi hakkını aramadı diye, Hz. Ali’ye de çok kızıyorlar. Bu üç kısmın hepsi de aşırı hareket ediyor.

    Üçüncü halife Hz. Osman zamanında, Abdullah bin Sebe adındaki Yemenli bir Yahudi, İslam’da ilk olarak bölücülük fitnesini çıkardı. Buna aldananlar, Eshab-ı kiram arasına karıştılar. Tarih boyunca, din düşmanları tarafından desteklendiler. Zaman zaman azarak, İslamiyet’i içerden yıkmaya çalışmışlar ve çok müslüman kanı dökülmesine sebep olmuşlardır. Halbuki İslamiyet, birleşmeyi, kardeş gibi birbirini sevmeyi emretmektedir.

    Müslüman görünerek, İslam’da ilk fitneyi çıkaran yahudi ibni Sebe’nin maksadı müslümanları birbirine düşürmek, Allah Resulüne ve arkadaşlarına akrabalarına itimadı sarsarak İslamiyet’i yıkmak idi. Bunu başarırsa din otomatikman yıkılıyordu. Dinin sahibine yani Allah ve Resulüne ve arkadaşlarına itimat kalmayınca daha kime inanılacaktı, bu iman nasıl iman olacaktı? Bu iman mı yoksa imansızlık mı olacaktı? Bu iddiaları yapan ibni Sebeciler, Hurufiler, Rafiziler, bu fitneyi ilk çıkaran yahudi ibni Sebe’nin yolundan gitmekte olup, o Yahudinin maksadına hizmet etmiş olmaktadırlar.

    Ehl-i sünnet âlimleri, Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde Cennet ile müjdelenen eshab-ı kiramdan herhangi birine kâfir demenin küfre sebep olacağını, âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle ispat etmişlerdir.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Fitne veya bid'at yayıldığı, Eshabım kötülendiği zamanda, hakkı bilen, bilgisini müslümanlara duyursun! Hakkı yani doğru yolu bildiği [ve gücü yettiği] halde, müslümanlara duyurmayanlara, Allahü teâlâ ve melekler ve bütün insanlar lanet eylesin! Allahü teâlâ, böyle bir kimsenin farzlarını ve nafile ibadetlerini kabul etmez.) [Hatib, Deylemi]

    Diğer maddelerde, ibni Sebecilerin iftiralarını ve bunları susturan kesin delilleri okuyacaksınız. Önce kısa bir bilgi verelim:

    Sofiyye-i aliyyenin büyüklerinden ve reislerinden aynı zamanda Peygamber efendimizin torunlarından olan, gavs-i azam, seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:
    (Muhammed aleyhisselamın ümmeti, başka Peygamberlerin ümmetlerinden daha üstündür. Bu ümmetin de üstünü, Ona iman ederek mübarek yüzünü görmekle şereflenen Eshab-ı kiramdır ki, hepsi Ona tâbi olmuş, Onun için harp etmiş, Onun uğruna canlarını, mallarını feda etmiştir. Onun emrini yapmak, birinci vazifeleri olmuş, her şeyde Onun yardımcısı olmuşlardır. Bu Eshabın da en üstünü Hudeybiye’de, Resulullah ile biat edip, Onun için ölmeye hazır olduklarını söz veren kahramanlardır. Bunlar, 1400 kişi idi. Bunların da en üstünü, Bedir muharebesinde bulunanlardır ki, bunlar 313 kişi idi.

    Bunların da üstünü, ilk müslüman olan kırk kişidir ki, kırkıncısı Hz. Ömer, bunların otuz dördü erkek, altısı kadındır. Bunların da üstünü Aşere-i mübeşşere, yani Cennete girecekleri ismen müjdelenen on kişidir. Bunlar, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr bin Avvam, Abdurrahman bin Avf, Sad ibni Ebi Vakkas, Said bin Zeyd, Ebu Ubeyde bin Cerrah’dır.

    Bunların da üstünü Hulefa-i raşidin, yani dört halife olup, bunların da üstünü Hz. Ebu Bekir, sonra Hz. Ömer, ondan sonra Hz. Osman, ondan sonra Hz. Ali’dir. Bu dördünden Hz.Ebu Bekir, iki sene dört ay, Hz.Ömer on sene, Hz.Osman oniki sene, Hz.Ali altı sene Resulullahın Halifesi oldu “radıyallahü anhüm”.

    Dördünün hilafeti, bütün Sahabenin arzusu ve oy birliği ile ve her birinin, zamanının en üstünü olması ile idi. Zor ile, kuvvet ile ve kendinden daha üstün olanın hakkını almak sureti ile değildi. Ebu Bekri Sıddık, Muhacirlerin ve Ensarın söz birliği ile halife oldu. Şöyle ki, Resulullah vefat edince, Ensar-ı kiram, sizden bir emir, bizden bir emir olsun demişti. Hz. Ömer ayağa kalkıp, ey Ensar! Resulullahın Ebu Bekir’e, (Eshabıma imam ol!) diye emir buyurduğunu unuttunuz mu? deyince, biliyoruz ya Ömer, dediler. Hz.Ömer, devam ederek, içinizde Ebu Bekir’den üstünü var mı? dedi. Ensarın hepsi, kendimizi Ebu Bekir’den üstün sanmaktan Allah’a sığınırız, dedi. Hz.Ömer, Resulullahın tayin ettiği makamdan Ebu Bekir’i azletmeyi hanginiz hoş görür, deyince, bütün Ensar, hiçbirimiz hoş görmeyiz. Onu azletmekten Allah’a sığınırız, dediler. Muhacirler ile elbirliği yaparak Ebu Bekri Sıddıkı halife yaptılar. Hz.Ali ve Zübeyr de, sonra oraya geldi. İkisi de Halifeyi kabul etti. Hz.Ebu Bekri Sıddık, üç defa ayağa kalkıp, (Beni halife kabul etmekten vazgeçeniniz var mı?) dedi. Önde duranlar arasında bulunan Hz. Ali, ayağa kalkıp, (Hiçbirimiz vazgeçmeyiz. Vazgeçmeyi hiçbir zaman hatırımızdan geçirmeyeceğiz. Resulullah seni, hepimizin önüne geçirdi. Kim, seni geriye çekebilir?) buyurdu.

    Hz.Ebu Bekri Sıddıkın halife olmasını isteyerek, en tesirli söz söyleyenin Hz. Ali olduğu kuvvetli, sağlam haberlerle gelmiştir. Mesela, Deve vakasından sonra, Abdullah bin Keva, Hz.Ali’ye gelip, Resulullah hilafet için, sana bir şey söylemedi mi? dediğinde: (Biz, önce dindeki vazifemize bakarız. Dinin direği ise namazdır. Allahü teâlânın ve Resulünün, dinde, bizden beğendikleri şeyleri, dünyalık olarak beğenir, seçeriz. Bunun için Ebu Bekir’i halife yaptık) buyurdu.

    Resulullah son günlerinde, hasta iken, namaz kıldırmak için, Ebu Bekri Sıddıkı kendi yerine imam yapmıştı. Bilal-i Habeşi her ezan okuduğunda, (Ebu Bekir’e söyleyin, nasa imam olsun!) buyururdu. Resulullah, kendinden sonra, Hz.Ebu Bekir’in halife olmaya, herkesten daha layık olduğunu gösteren ve Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’den her birinin de, kendi zamanlarındaki insanlardan, hilafete en layık olduklarını bildiren çok şeyler söylemiştir.) [Gunyet-üt-Talibin]

    İkinci binin müceddidi imam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
    Hz. Ali, Ebu Bekri Sıddıkın halifeliğini seve seve kabul etmişti. Bunu herkes iyi bildiği için, (İstemeyerek kabul etti) demekten başka söz bulamadılar.

    Hz. Ebu Bekir, halifeliğe layık olmasaydı, Hz.Ali onu istemez, benim hakkımdır derdi. Nitekim, Hz. Muaviye’nin halife olmasını kabul etmedi. Kendisi halife olmak için uğraştı. Halbuki, Hz. Muaviye’nin ordusu, kuvveti çok idi. Bu yüzden çok kimselerin ölmesine sebep oldu. Böylece güç durumda hakkını istediği halde, hakkı kendinde görseydi, Hz. Ebu Bekir’den istemesi daha kolay idi. Seçilmesini ister ve hemen seçilirdi. Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir’i seçtiğini bildirip biat ettikten sonra, minberin önünde oturdu. Sonraki konuşmalarda, Halifenin suallerine tesirli cevaplar vererek Halifeyi destekledi. (Reddi Revafıd)

    Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri aynı kitabında, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Hz. Hasan’ın üstünlüklerini gösteren hadis-i şerifleri ve hilafetlerini uzun uzadıya bildirdikten sonra, buyuruyor ki:
    İmam-ı Ali şehid olunca, imam-ı Hasan müslüman kanı dökülmemesi ve rahat etmeleri için hilafeti bırakmak istedi. Hz. Muaviye’ye teslim etti. Onun emirlerine tâbi oldu. O günden itibaren Hz. Muaviye’nin hilafeti hak ve sahih oldu. Bu suretle, Server-i âlemin haber vermiş olduğu, (Bu benim oğlum seyyiddir. [Yani büyüktür] Allahü teâlâ, onun ile, müminlerden, iki büyük fırka arasını bulur. [Yani barıştırır]) hadis-i şerifinin manası meydana çıktı. Görülüyor ki, imam-ı Hasan’ın tâbi olması ile, Hz. Muaviye, İslamiyet’e uygun halife oldu. Böylece, müslümanlar arasındaki bütün anlaşmazlık sona erdi. Tabiin ve Tebe-i Tabiin ve dünyadaki bütün müslümanlar, Hz. Muaviye’yi halife olarak tanıdı. Server-i âlem, Hz. Muaviye’ye, (Halife olduğun zaman, yumuşak ol veya güzel idare et!) buyurdukları gibi, diğer bir hadis-i şerifte, (İslamiyet değirmeni, 35 sene veya 37 sene devam edecektir) buyurdu. Peygamber efendimizin çarh, yani dolab buyurmasının sebebi, dindeki kuvveti ve sağlamlığı bildirmek içindir. Bu müddetin otuz senesi dört halife ve imam-ı Hasan ile tamamlandıktan sonra, geri kalan beş veya yedi senesi, Hz. Muaviye’nin hilafeti zamanıdır. (Gunyet-üt-Talibin)

    Mevahib-i ledünniyye ikinci cildinde, Resulullahın gelecekte olacak şeylerden verdiği haberleri bildirirken diyor ki:
    İbni Asakir bildiriyor ki, Resulullah, Hz. Muaviye’ye, (Benden sonra, ümmetimin üzerine hakim olursun. O zaman, iyilere iyilik et. Kötülük yapanları da, af eyle!) buyurdu. Yine İbni Asakir bildiriyor ki, Resulullah, (Muaviye, hiç mağlup olmaz) buyurdu. Hz. Ali, Sıffin muharebesinde: Bu hadis-i şerif hatırıma gelseydi, Muaviye ile harp etmezdim, dedi.
    İmam-ı Beyheki diyor ki, Hz. Ali buyurdu ki, Resulullahtan işittim, buyurdu ki:
    (Ümmetimden bazı kimseler meydana çıkacak, Eshabımı kötüleyeceklerdir. Bunlar, müslümanlıktan ayrılacaklardır.)

    Allahü teâlânın Kur’an-ı kerimde (Hepsine Cenneti vaad ettim, ben onlardan razıyım, onlar da benden razıdır) diye methettiği eshab-ı kiramın hiçbirine dil uzatılamaz. Fasık ve kâfir denilemez. Bu yüzden Hz.Ali kendisiyle savaş eden müslümanlar için buyurdu ki:
    (Kardeşlerimiz bize asi oldu. Bunlar, kâfir veya fasık değildir.)

    İmam-ı Şafii hazretleri de, (Allahü teâlâ, ellerimizi, bu kanlara bulaşmaktan koruduğu gibi, biz de, dilimizi tutup, bulaştırmayalım!) buyurdu.

    Ya Rabbi! Bizleri parçalanmaktan koru! Hepimizi, razı olduğun, beğendiğin, Ehl-i sünnetin doğru yolunda birleştir! İslam düşmanlarının yalanlarına aldanarak, tuzaklarına düşmekten koru!

    Ya Rabbi! Bizi ve bizden önce gelen din kardeşlerimizi af eyle! Mahlukların en kıymetlisi olan, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama ve temiz olan âline ve Eshabının hepsine bizlerden kıyamete kadar dua ve selamlar olsun! Âmin.


    Abdullah bin Sebe hakkında kısa bilgi
    Müslümanlar arasında Eshab-ı kiram düşmanlığını ilk aşılayan Yahudi dönmesi Abdullah bin Sebe’dir, “Sebeiyye” denilen sapık yolun kurucusudur. [Geniş bilgi için Abdullah bin Sebe kimdir maddesini okuyunuz. Burada özetle yazıyoruz.]

    Hz. Osman’ın halifeliği zamanında Yemen’den Medine’ye geldi. Ben müslüman oldum dedi. Halifenin gözüne giremeyince, her yerde halifeyi kötülemeye başladı. Fitne ve fesat çıkaracağı anlaşılarak Medine dışına çıkartıldı. O da gittiği Basra, Şam ve Kufe’de de Halife Osman’ın aleyhindeki faaliyetlere devam etti. Eshab-ı kiramın büyüklerine uygunsuz sözler söyleyerek bozgunculuk yaptıysa da fazla taraftar bulamadı. Mısır’a gelerek cahilleri etrafına topladı. “Hz. İsa’nın döneceğine inanıp da Hz. Muhammed’in döneceğine inanmayana şaşarım” dedi. “Halifelik Hz. Ali’nin hakkıydı, Osman onun hakkına tecavüz ederek zalimlik yaptı” dedi. Hatta Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in hilafete geçmeye hakları olmadığını söyledi. Etrafına topladığı cahilleri isyana teşvik etti.

    İbni Sebe ve taraftarlarının yaptığı fitnenin etkisinde kalarak Mısır ve Irak’tan Medine’ye gelen isyancılar Hz. Osman’ı şehid ettiler. Hz. Ali zamanında da fitne ateşini körüklemeye çalışan ibni Sebe, Kufe’ye giderek Hz. Ali’ye yaranmaya çalıştı. Hz. Ali’ye “sen tanrısın” diyerek ona secde etti. Hz. Ali, onu Medayin şehrine sürdü. Sebeiyye fırkası, Cemel ve Sıffin olayının hazırlayıcılarıdır. Hz. Ali’yi de şehid ettiler. Hz.Ali şehid olunca; “O ölmedi, bulutlara yerleşti, şimşek, yıldırım onun emri ile olmaktadır” derdi. Daha nice düzmece sözleri ile cahilleri aldatıp Müslümanları içeriden yıkmaya çalıştı. (Rehber Ansiklopedisi)

    Yahudi İbni Sebe, 654’te Mısır’dan Medine’ye gelmiştir. (Müncid)

    İbni Sebe Mısır’da isyana sebep oldu, ona inanan çapulcular, Osman’ı şehid etti. (Kamusül alam)

    Yahudiler Resulullahı zehirledikleri halde, öldüremeyince bu sefer müslümanların arasında fitne çıkarmaya başladılar. İbni Sebe, her peygambere Allah tarafından vasi verildiği ve Hz. Muhammed’in vasisinin Hz. Ali olduğu hakkında propagandaya girişti. Mısır’dan Medine’ye gelmiştir. Hz. Ali’ye secde etmiştir. Hz. Ali de onu Medayin şehrine sürmüştür. (İslam Ansiklopedisi)

    Cemel Savaşını hazırlayan ibni Sebe’nin Müslümanlığa karşı kazandığı zaferin bu ikincisi idi. Daha önce Hz. Osman’a karşı hazırladığı isyanı kazanmıştı. (Kısas-ı Enbiyâ, Mir’atül’iber)

    Hz. Osman halife iken, Abdullah bin Sebe isminde Yemenli bir Yahudi, Medine’ye geldi. Halifeden yüz bulamayınca, Hz. Osman’ı kötüledi. Halife de, bunu Medine’den çıkardı. Bu da, Mısır’a gidip, halifeyi kötülemeye başladı. Çok bilgili olduğundan, cahilleri etrafına topladı. (Her Peygamberin bir veziri var idi. Peygamberimizin veziri de Ali’dir. Hilafet, onun hakkı idi. Osman, onun hakkını elinden aldı) diye her yerde konuşmaya başladı. (Tarih-i Taberi)

    Eshab-ı kiramı kötüleyenlerin ilki, Abdullah bin Sebe’dir. (İbni Mülcem Hz. Ali’yi öldürmedi. Şeytan Ali’nin şekline girmişti. Şeytanı öldürdü. Ali, bulutlar içindedir. Gök gürlemesi, onun sesidir. Şimşek, kamçısıdır) derdi. İbni Sebe Yahudisinin sözlerine aldanan (Sebeciler), gök gürültüsü işitince, (Ey emirel-müminin! Sana selam olsun) derler. (Reddi revafıd)

    Sebeiyye sapık inanışını kuran, Abdullah bin Sebe adında Yemenli bir Yahudidir. “Sen tanrısın” dediği için Hz. Ali bunu Medayin’e sürdü. (Tuhfe-i isna aşeriyye)

    Eshab-ı kiramın hepsini sevenlere Ehl-i sünnet denir. Bir kısmını sevmeyenlere Şii denir. Tamamına düşman olanlara Rafizi denir. Rafiziler, ibni Sebe’nin yolundadır. (Cennet yolu ilmihali)

    İbni Sebe’nin varlığı ve Sebe’iyye fırkası
    Rafıziler ile Sünni görünen bazı mezhepsizler, İbni Sebe diye birisi yok diyorlar. Halbuki yüzlerce kitap İbni Sebe’den bahseder. (El Şia ve El Sünne) kitabında İhsan İlahi Zahir diyor ki: İslam güneşi doğup her yere yayılınca, kâfirlerin ve müşriklerin kalbleri yanıp tutuştu. Yahudiler, İran Mecusileri, Hindular, İslam’a tuzak hazırlamaya başladılar. Fitne çıkarıp, kan dökülmesine sebep oldularsa da, İslamiyet’i yıkamadılar. Kâfirliğini gizleyenlerin başında Yahudi Abdullah bin Sebe gelir. Sünni ve Şia’dan tarihçiler, hadisçiler ve tabakat sahipleri, edebiyat ve soy kütükçüleri İbni Sebe’ye yer vermişlerdir.

    Bazıları şunlardır:
    Çok bid’at çıkaran İbni Sebe’ye Allah lanet etsin. (İbni Kesir, Bidaye ve Nihaye 7/190);

    İbni Sebe, Yemen Yahudisidir. (İbni Asakir Dimaşik Tarihi 3/29, İbni Esir, Kâmil 3/77);

    İbni Sebe kendini tam kamufle etmiştir. Basra valisi Abdullah bin Amir, ona ismini sorduğunda, ben ehli kitaptan İslamiyet’i seçen ve size yakın olmak isteyen bir kişiyim demiştir. İbni Amir ona, bunu nereden bileyim der ve Basra’dan çıkarır. (Taberi 4/326-327),

    İbni Sebe, Şam’da rolünü oynayamadan Mısır’a geçmiştir. (Taberi 4/340),

    İbni Sebe’ye anası siyahi olduğu için İbni sevda da denir. (El Mukrizi, el Hutat 2/356);

    İbni Sebe’nin anası Habeşli siyahi - zencidir. (Taberi 4/326-327),

    İbni Sebe ve fırkası taşkınlar sınıfındadır. (Ebul Hasenil Eş’ari, Makalatil İslamiyyin 1/85);

    Kelbi, ibni Sebecidir. (İbni Hibban kitabil Mecruhin 2/253);
    İbni Sebe Hz. Ali ölmedi derdi. (El Mukaddesi, el Bedi vel Tarih 5/129);

    Hz. Ali’nin nasla imam olacağını ilk ortaya atan İbni Sebe’dir. (Şehristani, Milel ve Nihal 2/116);

    İbni Sebe, Hz. Ali’nin bir kısmı ilahtır derdi. (Essafidi, el Vafi bil Vefiyyet 17/20);

    Yahudi Pavlos’un Hıristiyanlığa yaptığı gibi Yahudi İbni Sebe de müslüman görünüp İslam’ı bozmaya çalıştı. (Ebil Iz El Hanifi, Şerh el akidetü et-Tahaviyye s.578);

    İbni Sebe tenasühü İslam’a sokmaya çalışmıştır. (Mukrizi, el Hutat 2/356);

    Yahudi İbni Sebe, bâtıl davasını sinsice, tedrici olarak ve kurnazca yayardı. (Abdulaziz bin Veliyullah Muhtasaril Tuhfe el İsna Aşeriyye s.317);

    Sebeciler biz vahye ulaştık derler. (İbni Ebi Ömer el Adni, Kitabül imam s.249);

    Hz. Ali, Sebecileri ateşte yaktı. (El Maltı, Tenbih s.18, Cevzcani, Ahval el Rical s.38, Fahrettin el Razi İtikâdet Firak el Müslimin vel Müşrikin s.57; Hz. Ali’nin yaktığı hadis kitaplarında da geçer: Ebu Davud 4/126, Nesai 7/104, Hakim 3/538),

    Sebeciler Hz. Ali’ye yaratıcı dediler. (İbni Abdu Rabbeh, el Akdul Ferid 2/405),
    Sebeciler, İbni Sebe’nin adamlarıdır. (El Havarzemi, Mefatihul Ulum s.22).

    İbni Sebe’den bahseden kitaplardan bazıları şunlardır:
    İbni Asakir, Tarihi 3/29, 29/7;
    İmam Taberi, Tarih Taberi 4/283-505;
    Furazdak, Divan s.242-243;

    İbni Kuteybe, Mearif 267; Muhtelif Hadis Tevili s.73;
    Süyuti, Hüsnü Muhadara 2/174; Lubbul Elbab fi tahrirul Enseb 1/132;
    Cevzcani, Ahval el Rical s.38;

    El Belaziri, Enseb el Eşraf 3/382;
    İbni Abdu Rabbeh, el Akdul Ferid 2/405;
    Ebu Asım Huşeyş bin Esram, İstikame;

    Ebu Hasan Eş’ari, Makaletil İslamiyyin 1/85;
    İbni Hibban, Kitabil Mecruhin, 2/253;
    El Mukaddesi, el Bedi vel Tarih 5/129;

    El Maltı, Tenbih s.18;
    El Havarzemi, Mefatihul Ulum s.22;
    El Hemazani, Tesbit Dalail el Nübüvveh 3/548;

    Mutezile Cahiz, Beyan ve Tebyin s.81-83;
    Bağdadi, el Firak Beynel Firak s.15;
    İbni Habib Bağdadi, Muhber s.308

    İbni Hazm, Fasıl fil Milel ve Nihal 4/186;
    El Esfarayani, el Tabsira fiddin s.108;
    Şehristani, Milel ve Nihal 2/116-155;

    Sem’ani, Enseb 7/24
    Neşvan el Humeyri, Hivarul Ayn s.154;
    İbni Esir, Ellubab 2/98; Kâmil, 3/144-154

    Fahrettin el Razi, İtikâdet Firak el Müslimin vel Müşrikin s.57;
    Es Sekseki, el-Burhan;
    İbni Teymiye, Mecmu’ul Fetava 4/435, Minhec’ul Sünnetül Nübeviyye

    El Ma’laki, Temhid vel Beyan s.54
    Zehebi, el Muğni fid Duafa 1/339; Mizan 2/426, İslam Tarihi 2/122-123;
    Essafidi, el Vafi bil Vefiyyet s.17-20

    İbni Kesir, Bidaye ve Nihaye 7/183;
    Kermani, Firak el İslamiyye, s. 34
    Şatibi, el İ’tisam 2/197;

    Ebil İz El Hanifi, Şerh el akidetü et-Tahaviyye s.578;
    Cürcani, Tarifat;
    Mukrizi, el Hutat 2/356-357;
    Hafız bin Hacer, Lisanil Mizan 3/290;

    El Ayni, Akdul Ceman 9/168;
    Sefarani, Levamiul Envar 1/80;

    İbni S’ad, Tabakat Kübra 3/39
    Abdul Aziz bin Veliyullahil Dehlevi, Muhtasaril Tuhfe el İsne Aşeriyye s.317

    Şia kitaplarından bazıları:
    El Naşi el Ekber, Meseil el İmame s.23;
    El Kami, Mekalet ve Firak s.2;
    Nubahti, Firak el şia s.23;

    Ebu Hatim el Razi, El zine fil Kelimatil İslamiyye s. 305;
    El Keşi, Rical s. 98-99;
    Ebu Cafer Saduk bin Babuvi el Kami, Men la Yahdurhül Fıkıh 10/213;

    Şeyh el Mufiyd, Şerh Akaidil Sudur s. 257;
    Ebu Cafer el Tusi, Tehzibul Ahkam 2/322;
    İbni Şehri Aşub, Menakibi âli Ebi Talib 1-227-228;

    İbni Ebil Hadid, Şerh Nehcül Belaga 2/99;
    Hasan bin Ali el Hilli, Rical 2/71;
    İbnil Murteda, Tacul Arus s.5-6;

    Erdibili, Cami ul Rivat 1/485;
    El Meclisi, Bahrul Envar elcamiatü lidürari Ehbaril Eimmetül Ethar 25/286;
    Nimetullah El Cezairi, Envarul Numaniyye 2/234;

    Tahir El Alimi, Miratül Envar ve Mişkatül Esrar fi Tefsirul Kur’an s.62;
    Memakani, Tenkihul mekal fi ehvalir rical 2/183;

    Muhammed Hüseyn el Muzferi, Tarih el Şia s.10;
    El Havanseri, Ravdatül Cinan 3/141

  3. #3
    MilliGenclik adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-08-2006
    Mesajlar
    79
    Karizma Gücü
    0
    Arkadaşlar bunlar ince işler...

    Muaviyeye hz. eki eklemek veya çıkarmakla kimse bi kâr elde etmez

    biz kendi ibadetlerimizi yapalım..
    Allah'ın emrettikleri ve yasakladıkları ortadadır..

    Peygamber efendimizin sünnetide ortadadır..

    biz onlara sımsıkı sarılalım.
    Bu imza Yönetici tarafından düzenlenmiştir. Tekrarı haline süresiz uzaklaştırılırsınız!!!

  4. #4
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Birde,kerbela vakasını açıklarmısınız?Yezid,bildiğim kadarıyla,Hz.Peygamber'in(s.a.v) tüm soyunu yok etmiş,ve hatta habeşistanda bile takip ederek oraya sığınanlarıda,bir suikast timi göndererek yok etmiş.Bunlar kulaktan dolma bilgilerim olabilir.Aydınlatırsanız sevinirim.

  5. #5
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Üçüncü halife Hz. Osman zamanında, Abdullah bin Sebe adındaki Yemenli bir Yahudi, İslam’da ilk olarak bölücülük fitnesini çıkardı.
    Abdullah abn-i sebe'ye katılıyorum,yalnız bunun çıkardığı fitne konusunda senle ayrılıyoruz.
    İranlılar ve Türkler arasında kendine taraftar bulan Şia arasında bu şahsiyet Hz.Ali'ye uluhiyet vererek onun Allah olduğunu(Haşa) iddia etmiştir ve Batıniliki,rafizilkdenilen mezhebin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
    Yalnız altını çiziyorum bu batınilik ve Rafiziliktir.
    Abdullah ibn-i sebe'nin nifak tohumu saçtıktan sonraki durumuna bakarsan bu gerçek Şia taraftarları arasında o kadar yandaş bulamamıştır.Onun etkilediği kısım İran kisra'sının etkisinden kurtulamayan İranlı aristokrasi kesimidir.
    Ehl-i sünnet âlimleri, Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde Cennet ile müjdelenen eshab-ı kiramdan herhangi birine kâfir demenin küfre sebep olacağını, âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle ispat etmişlerdir.
    Ve Muaviye'de bunlar içerisinde yok.
    Bu muaviye denen zatın zaten müslüman olduğundan bile emin değil tarihçiler.
    Bir dine mensup adam tutar da camilerde Ali'ye küfretmeyeni asarım küfredeni ödüllendiririm der mi?
    Hz.Ali'ye bağlılığımız onun Peygamber efendimiz'in damadı amcasının oğlu ve halifesi olmasından gelmektedir.Başka hiçbir uluhiyet özellikle biz Alevi Türkler tarafından kendisine verilmemiştir.
    Nitekim, Hz. Muaviye’nin halife olmasını kabul etmedi. Kendisi halife olmak için uğraştı. Halbuki, Hz. Muaviye’nin ordusu, kuvveti çok idi.
    Hala Hz. diyoruz hala aynı mantık.
    Peygamberimizin torunlarını katleden kukla bir adama hala hz. diyoruz.
    Müslümanlarda mevki makam hırsı olmaması gerekirken sırf bir ara gücü oldu diye ona hz. sıfatını eklemeniz bende büyük utanç doğuruyor.Siz müslüman mısınız hakikaten peygamberiniz Hz.Muhammed(S.A.V) Mİ düşünüyporum

  6. #6
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı RufusScrimgeour tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle


    Hala Hz. diyoruz hala aynı mantık.
    Peygamberimizin torunlarını katleden kukla bir adama hala hz. diyoruz.
    Müslümanlarda mevki makam hırsı olmaması gerekirken sırf bir ara gücü oldu diye ona hz. sıfatını eklemeniz bende büyük utanç doğuruyor.Siz müslüman mısınız hakikaten peygamberiniz Hz.Muhammed(S.A.V) Mİ düşünüyporum
    Peygamberim Hz. Muhammed (S.A.V) olmasaydi hz. demezdim
    Cünkü Peygamberimiz Hz. Muaviyeni kendisi ovüyor. Peygamberimiz Hz. Muaviyenin kötü birisi olsaydi onu hic katibi olarak secermiydi? Peygamberler hata yapamaz daha dogrusu Allah tarafindan engellenir.
    Sizler cebrail A.s getirdigi vahi leri ve Peygamber efendimizin mektuplarini yazan ve ayni zamanda peygamberimizin kayinbiraderine lanet okuyorsunuz bunun farkindamisiniz??
    Sunu da unutmayalim Namazda rüküden kaldikatan sonra semi Allahü limen hamideh dedikten sonra rabbena lekel hamdi ilk söyleyen Hz. Muaviyendir. Yani tüm müslümanlar namazda seminAllahü limen hamideh dedikten sonra Hz. Muaviyenin söyledigi Rabbena lekal hamdidiyor. Hem Rabbena lekel hamd söyliyeceksin hemde lanet okuyacaksin. Nakadar yanlislik icinde oldunuzun farkindamisiniz. Allah hidayet versin.

    Hz. Ali, (Muaviye, hiç mağlup olmaz) hadis-i şerifini hatırlasaydım, Muaviye ile savaşmazdım buyurdu. İmam-ı Beyheki de diyor ki: Hz. Ali buyurdu ki, Resulullahtan işittim, (Ümmetimden bazıları, Eshabımı kötüleyecekler. Bunlar, Müslümanlıktan ayrılacaklardır) buyurdu. (Mevahib-i ledünniyye

    İşlerinizde Muaviye’yi bulundurunuz. Çünkü, o kavi ve emindir.) [Tathir-ül-cenân]
    (Ümmetimin en halimi ve cömerdi Muaviye bin Ebu Süfyan’dır.) [İ.Süyuti]
    (Muaviye’nin mülk sahibi olmasına fazla zaman geçmez.) [Deylemi

    Hz. Hasan diyor ki:
    Resulullah, (Bir gün gelir, Muaviye devlet başkanı olur) buyurdu. (Deylemi)

    Ya Rabbi, onu [Muaviye’yi] hâdi ve muhdi eyle) [Tirmizi] (Yani, Onu doğru yola ulaştır ve doğru yola ulaştırıcı eyle!)

    (Ya Rabbi, ona [Muaviye’ye] kitap öğret, ülkelere sahip et ve azaptan koru.) [İ.Ahmed, Taberani, Ebu Nuaym, Ebu Ya'la, İ.Asakir]

    Ebu İdris el-Havlani anlatır:
    Hz. Ömer, Umeyr İbnu Sad’ı Humus valiliğinden azledince yerine Muaviye’yi tayin etti. Halk, "Umeyri azledip Muaviye’yi mi tayin etti" diye mırıldandı. Umeyr; "Muaviye’yi hayırla yâd edin. Zira ben Resulullahın, (Allah’ım, onunla (insanlara) hidayetini ulaştır!) dediğini duydum dedi. (Tirmizi

    Hadis imamlarından İbni Asakir bildiriyor ki:
    Resulullah, Muaviye’ye, (Benden sonra, ümmetimin üzerine hakim olursun. O zaman, iyilere iyilik et, kötüleri de affet!) buyurdu.


    İmam-ı a'zam hazretleri, (Eshab-ı kiramın hepsini hayırla anarız) buyurdu. İmam-ı Şafii ve Ömer bin Abdülaziz de, Eshab-ı kiram arasındaki savaşlar hakkında (Allahü teâlâ, ellerimizi, bu kanlara bulaşmaktan koruduğu gibi, biz de, dilimizi tutup, bulaştırmayalım!) buyurdu. (M.Rabbani c.2, m.96)


    Yezidin yaptigi yanlisliklari Hz. Muaviyene yüklemiyeleim.
    [B]Her koyun kendi bacagindan asilirB]

  7. #7
    gencerli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2006
    Mesajlar
    483
    Karizma Gücü
    0
    Sunu da unutmayalim Namazda rüküden kaldikatan sonra semi Allahü limen hamideh dedikten sonra rabbena lekel hamdi ilk söyleyen Hz. Muaviyendir. Yani tüm müslümanlar namazda seminAllahü limen hamideh dedikten sonra Hz. Muaviyenin söyledigi Rabbena lekal hamdidiyor. Hem Rabbena lekel hamd söyliyeceksin hemde lanet okuyacaksin. Nakadar yanlislik icinde oldunuzun farkindamisiniz. Allah hidayet versin.

    selam.

    sayın Kickboxer ben sizin yukarıdaki görüşünüze katılamıyorum.neden dersen kuranı açıp okuyup incelersek görürüzki namaz bahsi geçen bazı ayetlerde cenabı Hak buyururki (namaza durduğunuz vakit ondan okuyunuz, kurandan okuyunuz ve kolayınıza geleni okuyunuz.) şeklinde ifadeler vardır.

    bugünki uygulamada kılınan namazların içinde okunan (subhaneke, rabbena lekel hamd, ettehiyyat&#252 gibi şeyler duadır, Ayet değildir. namazda kuran dışı bir şey okumak manası güzel olsa dahi kurandan olmadığı için namazın otamatikman bozulmasına sebep olur.

    biz burda muaviye öyle dedi diye Rabbimizin emrine karşı çıkıyoruz ve kuranın emirlerini dikkate almıyoruz.

    Yüce Rabbimizin emrinimi dinleyeceğiz yoksa muaviye öyle dedi diye onamı tabi olacağız. kusura bakmayın ben rabbime kimseyi ortak koşmam, benim için önce rabbimin emirleri gelir ve namazımdada sadece ve sadece kurandan okurum.

    eğer öyle olsaydı sevgili Resulullah s.a.v. efendimizde o sözü ilave etmiş olurdu.

    selametle.

  8. #8
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    Hucurat
    9. Mü�minlerden iki topluluk birbiriyle çarpışacak olursa aralarını bulun. Onlardan biri diğerine saldırırsa, saldıran taraf Allah�ın hükmüne dönünceye kadar onunla savaşın. Dönerlerse, siz de adaletle aralarını bulun. Daima âdil olun. Çünkü Allah adalet edenleri sever.
    10- Muhakkak mü'minler kardeştirler. Kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki size rahmet edilsin.

    Allah müminler savaşırsa olaya müdahale edin diyor, iki toplulukta kafir demiyor, peygamberimizin ashabıma sövmeyin diye hadisi var, bir yerde peygamberimizin sahabesi ,bir yerde torunları ,bir yerde ayetler var, çok tehlikeli bir durum . kimseye haklı haksız demeyelim ki dilimizi fitneye bulamayalım. muaviye haklı desek ayet müminler diyor, peygamberimiz sahabem diyor, hasan hüseyin desek ,yine müminler diyor ,peygamberimiz torunları, ehli beyti, çok vehim bir durum ,biri haklı demek şart olmadığı için en iyisi susmak yorum yapmamak daha hayırlı olur
    Bu mesaj en son " 23.10.06 " tarihinde saat 15:54 itibariyle samiramis tarafından düzenlenmiştir...
    Bizler umutsuzlugun oldugu yerde,umudumuzu kaybetmeden yürüyenlerdeniz.Her yolda çakıllar,her durdugumuz yerde çakallar olsa ne yazar,ya ölümüne severiz yada tek kalemde sileriz.Tarihi biz yazdık tarihtende sileriz ...

  9. #9
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Ben şahsen alevi kardeşlerimin,bu konuların peşine düşüpte,kin gütmelerini bir türlü anlamıyorum.Kuran ve sünnet orada duruyor,senin komşun aç,müslümanlar ve din ne hallerde,biz nelerin peşine düşüyoruz.Onlarki Rablerine kavuştular,hesap yanlız onadır.Tarihsel olayları irdeleyelim,öğrenelim,ama onunla iman etmeyelim.Yaşantımızı Kuran'a ve sünnet'e göre uydurmaya çalışalım ki,İslam şu paramparça durumdan kurtulsun.(inşaallah)

    Not;Samiramis arkadaşım,yazılarında virgül kullanırsan,daha anlaşılır olur.Değerli yorumlarını okumakta zorlanıyoruz.Allah'a emanet olun.

  10. #10
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı gencerli tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle



    bugünki uygulamada kılınan namazların içinde okunan (subhaneke, rabbena lekel hamd, ettehiyyatü) gibi şeyler duadır, Ayet değildir. namazda kuran dışı bir şey okumak manası güzel olsa dahi kurandan olmadığı için namazın otamatikman bozulmasına sebep olur.
    hZ. muaviyen hakkinda daha bir sey yazmak istemiyorum.

    Senin tam dedigini anliyamadim ettehiyyatü yü okumak namazi bozarmi demek istedin. Biraz acarmisin.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •