• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    psi_turkopat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2006
    Mesajlar
    2,729
    Karizma Gücü
    6

    Tartışma Atatürk'e Gizli Mektup ...

    Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden 15 gün sonra dönemin Ingiltere Büyükelçisi Percy Loraine'in Londra'ya özel bir kuryeyle gönderdiği ve üzerine "40 Yıl Boyunca Açıklanmayacak" damgası vurulan mektubun tam metnidir.

    G I Z L I
    Telgraf No: 608

    Ingiltere Büyükelçiligi, Ankara, 25 Kasım 1938


    Aziz Lordum,

    1.Size Mösyö Kemal Atatürk'ün ölümünü bildiren 194 sayılı telgrafı çok derin üzüntüler içinde sunmustum.

    2. Bu belgeye ek olarak, Büyükelçiliğimiz Müsteşarı tarafından hazırlanan ve Kemal Atatürk'ün geçmisteki kariyerini içeren belgeyi sizlere sunma onuru yanında, bu yazımda, Atatürk'ün yaptığı işleri övmekten çok, onun kişiliği ve bu ülke insanına ne ifade ettiği konusuna değinmeye çalışacağım. Hiç şüphesiz toplum bilimciler ve tarihçiler onun çalısma hayatı ve yaptıklarıyla ilgilenip ayrıntılı bir çalışma yapacaklardır. Ancak bunların birçoğu, Atatürk'ün gerçek kimliğini öğrenmeden hazırlanacaktır ki; onu tanımadan yapılacak değerlendirmeler kuşkusuz yanlış olacak ve yanlış yönlendirmelere neden olacaktır.


    3. Bu bilginin toplanmasında, ben belki de ayrıcalıklı bir konuma sahiptim. Her ne kadar, rahmetli Cumhurbaşkanı ile çok nadir karşılaşmış olsam da, bu görüşmeler diğer diplomatik temsilciliklerinkine nazaran daha sık ve daha uzun olmuştur. Bütün bunlar bir yana, görevimin ilk günlerinden itibaren Atatürk beni bir dost gibi görmüş, benimle görüşmekten memnun olmuş, görüşme fırsatı doğduğunda bundan hoşnut kalmiş, karsılıklı konuşmalarımız esnasında ilgi ve dikkati asla azalmamıştır. Galiba, onun yeteneklerini ortaya çıkartan becerikli yaklaşımlarım vardı, bu yüzden olsa gerek görüştüğümüz konu hakkındaki fikirlerine ya da o konu ile ilgili sunduğu sonuca karşı çıktığımda benim bu tavrıma direnmezdi. Dolayısıyla, kendi özel kimliğini bana, diğer yabancılara gösterdiğinden daha fazla gösterdiğine inanıyorum.

    4. Doğrudan edinilen tecrübelerimi sağlayan kişisel görüşmelerimiz dışında, onu çok yakın dostlarından ve hatta aramızdaki dostluğu gördükten sonra benimle onun hakkında konuşmaya hiç çekinmeyen Kabine'deki bazı Bakanlardan da birçok kez dinleme fırsatım oldu.

    5. Atatürk'ün müstesna ve takdire şayan bir şahsiyet olduğunu söylemek pek bir şey ifade etmeyebilir. Ancak gerçekten müstesna ve takdire şayan bir kişiydi, neden bu niteliklere sahip bir şahsiyet olduğunu açıklamaya çalısmalıyım.

    6. Sanırım bunu temelde "çift karakterlilik" olarak açıklayabiliriz. Bu ülkede nefret uyandıran ve yasaklanan H.C.Armstrong'un Grey Wolf (Bozkurt) adlı kitabını okuyan çoğu insan, çok yetenekli; inatçi bir enerjiye sahip, ancak insafsız, itici tavırları olan, serkeş mizaçlı, gem vurulmamış zevkleri, ahlak dışı ihtirasları olan; dahası, dostluğu tanımayan bir adamın portresiyle karşılaşmaktadır. Bu tesbiti doğrular görünecek kanıtları toplamak hiç de zor olmayacaktır; ancak şahsen ben, bir insanin bu şekilde tanıtılmasını tamamıyla yanıltıcı buluyorum. Gözle görülen bir dizi kural dışılığı sadece ayrı karakterlilikle anlatabileceğime inanıyorum. Sadece şu veya bu savaşı kazanarak, şu veya bu kanunu çıkararak, harf devrimi yaparak ya da fes giyilmesini yasaklamak veya ülkeyi laik kılarak değil, yüzyıllarca acı çekmiş, ruh karartıcı yönetimler yaş*****ış bir ırkın dehasına güvenerek, sadece artık kölelik çekilmemesi gerektiğine inandığı için çok sayıda kuvveti harekete geçirip, bir insanın büyüklüğünün ve sıra dışı görüşünün kanıtı sadece iyiliği ile ölçülebilir on beş yıl gibi kısa bir sürede bu insan bir çok iyi şey yapmıştır. Gerisi ayrıntıdan ibarettir; sadece dedikoducu zihniyetin üzerinde duracağı ancak bir tarihçinin gerektiği kadarını vereceği ayrıntılar.

    7. Atatürk'ün dinamik enerjisi üzerinde durmama gerek yok, bu enerjinin dayanılmaz gücü, Türk ırkının tarihinde şimdiden önemli bir sayfa olarak yer almıştır. Ancak ben, pek bilinmeyen bir başka özelliğine değinmek istiyorum: Bu da; Atatürk'ün doğuştan gelen, belki de farkında olmadan tıpkı sütün kaymağını hemen ayıran aletler gibi, faydasızı faydalıdan ayırma yeteneğiydi.

    8. Atatürk'ün tüm karakterinde veya en azından mevcut şeklinde, bazı çelişkilerle karşılaşılmaktadır. İddia edilen acımasızlığı, onu tanıyanların çok iyi bildiği gibi, vatandaşlarına duyduğu sevgiyle uyuşmamaktadır. Tensel günahlar ve geçici ilişkilere duydugu varsayılan zevklere karşın, toplumda kadının rolü kavramı, halk devrimlerinde en çar***ı savunmayı ortaya koyduğu kadın hakları ve önemi ile bağdaşmamaktadır. Zira bir iki sene içinde çokeşliliği
    yasal olarak ortadan kaldırmış ve istedikleri takdirde harem kadınlarına bile devletin liberal mevkilerinin açik olduğunu ortaya koymuştur. (Kimi zaman toplum içinde de olsa) özel hayatını tanımlayan ve göz ardı edilmiş resmiyeti, giyiminin kusursuzluğu, olağanüstü tavırları ve resmi görevlerdeki asaleti ile garip bir çeliski yaratmaktadır. Sadece bir kaç büyük adam daha rahat ve daha güvenli hissetmenizi sağlayabilir; sanirim yok denecek kadar azı da gerektiğinde sizi bu kadar rahatsız hissettirebilir.

    9. Atatürk, Batı'da "yes-men" ve uzun süredir Türkiye'de "evetçi" olarak bilinen tarzdan hoşlanmıyor, bu tür insanlari aşağılıyordu. Ahmak ve dalkavuklara tahammülü yoktu. Aslında belki de en çok sömürücüleri sevmez, açgözlüleri hor görürdü. Bir insanin onun için çalışıyor olması fikrine hoş bakmazdı. Kendisi zaten ülkesi, ırkı ve insanlari için yaşıyor, onlar için düşünüp, onlar için çalışıyordu. Diğerleri bu şekilde davranmıyorsa, görevlerini yerine getiremedikleri kanaatına varıyordu.

    10. Korkarım gelecek nesillere Atatürk bir diktatör olarak aktarılacak. Bunun yanlış olacağı kanısındayım. Hem savaşta, hem barışta evet o büyük bir liderdi -ancak gerçek bir diktatör değildi. Ne yazık ki ben, şimdiye kadar onu anlatabilecek diktatör kelimesine ait bir tanımımız olduğuna inanmıyorum. Ancak Hitler ve Mussolini'nin tersine, devlette idari veya yönetim fonksiyonu bulunmuyordu; af yetkisi yoktu; mahkemelere emir yetkisi yoktu; diplomatik misyon temsilcilerini reddetme hakkına sahip değildi. Bütün bu hususlara teknik gözle bakıp bir kenara iter ve tüm devlet meselelerinde onun isteklerinin hakim olduğu konusunda ısrar edebilirsiniz. Doğru, ancak daha çok o konudan sorumlu kişilerin onayının hakimiyeti şeklinde karşımıza çıkıyordu. Olayların gidişi, Atatürk'ün görüş açısının doğruluğunu, erdiği hükümlerin zekice olduğunu ve hata yapmadığını göstermiştir. Dolayısıyla sıkça fikirlerine başvurulması ve memnuniyetle bu fikirlerin uygulanmasını görmek pek de şaşırtıcı değil. Ancak onu Mussolini, Hitler veya Primo de Rivera gibi diktatörlerden ayıran belki de en büyük özellik, başından beri isteyerek ve çok emek sarf ederek, kendini yaşatacak bir sistem kurmaya çalısmasıdır. Atatürk'ten sonraki cumhurbaşkanı seçiminin sessizce hallolması ve ölümünden sonra kurduğu rejimin sakınce sürmesi bir kriterse, evet başarılı olmuştur.

    11. Atatürk'ün idrak gücünde esrarengiz bir yön vardı; küçük şeylere önem vermeyiş veya sinsi olamayışında üstün bir yön bulunuyordu; konsantrasyon gücü olağanüstüydü; sefkat ve ilgi bekleyen bilinçaltının etkileyici yanı belki de şuurlu amacının buz gibi dimdikliğinin bir başka parçasıydı.

    12. Müslüman olarak doğmuş, ancak din karşıtı bir kişi olmuştu, doğruluğu sevmiş, günahtan nefret etmişti; işini iyi bilen, istidat sahibi bir askerdi, savaştan nefret ederdi. Bağımsızlığı elde ettiği andan itibaren barışın peşinde koşmuş ve bariş ortamını sağlamayı başarmıştı. Türkiye'nin kaderini elleri arasına aldığından beri, Kemalist Cumhuriyetin dostluk elini uzatmadığı ve aralarında Osmanlı Imparatorluğu'nun düşmanlarının da bulunduğu tek bir komşusu dahi yoktur. Uzatılan dostluk eli çoğunlukla tutulmuş ve sarf edilen çabalar sonunda ülkelerarası sürtüşme azaltılarak, doğunun bu bölgesinde daha geniş kapsamlı barış, dikkat çekici bir biçimde sağlanmıştır.

    13. Kemal Atatürk yapılması gerektiğine inandığı şeyleri korkusuzca yerine getirmekten asla vazgeçmemişti. Hastalığının şiddetlendiği anlarda ölüme çok yakınlaşmış olsa bile, korku asla ne yüreğine ne beynine yerleşmeyi başaramamıştı.O, Türk Milleti'ne hizmet ederken öldü. Ölüm bile büyük zaferini ondan çalmayı başaramamıştır. İnsanlara hayatlarını, onur ve şereflerini ve insanca yaşama yolunu vermiş, belki de tüm bunlardan daha önemlisi bu haklarına sahip çıkmalarını sağlayacak bağımsızlığı tattırmıştır.

    Lordum, en derin saygılarımla, sizin en sadık ve en mütevazi hizmetkarınız olduğumu bildirmekten seref duyarım.

    Percy Loraine


    G İ Z L İ
    Bu mesaj en son " 20.03.07 " tarihinde saat 13:48 itibariyle AlpeR tarafından düzenlenmiştir... Neden: Metin düzenlendi
    suskunluğum asaletimdendir.
    her lafa verecek cevabım vardır.
    ama bir lafa bakarım laf mı diye
    bir de söyleyene bakarım adamı mı diye..

    Artık sadece haftasonları varım belki haftasonları bile yokum

  2. #2
    andante adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-11-2005
    Mesajlar
    140
    Karizma Gücü
    0
    Paylaşımın için teşekkürler arkadaşım. Bu belgeyi ilk defa görüyorum, gerçekten ilginç geldi.

    Bir kaç soru oluştu kafamda; neden üzerinde 40 yıl boyunca açıklanmayacak diye bir ifade bulunuyor acaba? yazıldığı tarihten 40 yıl sonra neyin değişmesi bekleniyordu ki 40 yıl saklı kalınması istendi?, Gerçekten söylenildiği üzere bu gizlilik 1978 yılında sona erdi ve bu metin o zaman mı açığa çıkarıldı? Yazılış amacı neydi? ...vs. daha bir çok soru dolaştı bir an zihnimde.

    Acaba bu bilgiyi buraya aktardığınız kaynağı belirtebilir misiniz?
    iyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır... Victor Hugo

  3. #3
    psi_turkopat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2006
    Mesajlar
    2,729
    Karizma Gücü
    6
    [QUOTE=andante;3882326]Paylaşımın için teşekkürler arkadaşım. Bu belgeyi ilk defa görüyorum, gerçekten ilginç geldi.

    Bir kaç soru oluştu kafamda; neden üzerinde 40 yıl boyunca açıklanmayacak diye bir ifade bulunuyor acaba? yazıldığı tarihten 40 yıl sonra neyin değişmesi bekleniyordu ki 40 yıl saklı kalınması istendi?, Gerçekten söylenildiği üzere bu gizlilik 1978 yılında sona erdi ve bu metin o zaman mı açığa çıkarıldı? Yazılış amacı neydi? ...vs. daha bir çok soru dolaştı bir an zihnimde.
    QUOTE]

    Açıkçası buna ben de oldukça kafa yordum. Yıl 1978'de Türkiye'nin yapmış olabileceği beklenen önemli birşey yoktu. Bu konuda bilgi sahibi olursam emin olum sizi de aydınlatırım
    Bana mektup çok enteresan geldiği için yazdım .
    suskunluğum asaletimdendir.
    her lafa verecek cevabım vardır.
    ama bir lafa bakarım laf mı diye
    bir de söyleyene bakarım adamı mı diye..

    Artık sadece haftasonları varım belki haftasonları bile yokum

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    04-09-2004
    Mesajlar
    602
    Karizma Gücü
    0
    "12. Müslüman olarak doğmuş, ancak din karşıtı bir kişi olmuştu,
    doğruluğu sevmiş, günahtan nefret etmişti; işini iyi bilen, istidat
    sahibi bir askerdi, savaştan nefret ederdi. Bağımsızlığı elde ettiği
    andan itibaren barışın peşinde koşmuş ve bariş ortamını sağlamayı
    başarmıştı. Türkiye'nin kaderini elleri arasına aldığından beri,
    Kemalist Cumhuriyetin dostluk elini uzatmadığı ve aralarında Osmanlı
    Imparatorluğu'nun düşmanlarının da bulunduğu tek bir komşusu dahi
    yoktur. Uzatılan dostluk eli çoğunlukla tutulmuş ve sarf edilen
    çabalar sonunda ülkelerarası sürtüşme azaltılarak, doğunun bu
    bölgesinde daha geniş kapsamlı barış, dikkat çekici bir biçimde
    sağlanmıştır"
    Herşeyi çok güzel aktarmışş fakat ne yazıkki bunu yanlıi aktarmış. Zaten Atatürk' te bşr konuşmasında beni yabancılardan öğrenmeyin yanlız ve yanlız Türk kanından olanlar size benim nasıl bir lider olduğumu anlatabilir diyor. Ama hoşuma giden şeyler de söylenmiş mesela Atatürk' ün kendini ırkına ve vatanına adaması, evetçilere olan sevgisizliği çok doğru ve olması gereken bir davcranış.
    BABY POWDER

    www.thehungersite.com
    Cocuklar Ac Kalmasın! TIKLA!

    http://www.lightamillioncandles.com/Enter
    Cocuk Pornolarıya Mücadele İcin Bir Mum Yak !

    http://www.thechildhealthsite.com
    Cocukların Ufak Saglık Problemleri Büyümesin! TIKLA!

    http://www.theliteracysite.com/
    Cocuklar Kitaplarla Büyüsün! TIKLA!

    http://www.therainforestsite.com/
    Yağmur Ormanları Tükenmesin! TIKLA!

    http://www.theanimalrescuesite.com/
    Hayvanlar Ölmesin! TIKLA!

    http://www.thebreastcancersite.com/
    Kadınları Koruyalım! TIKLA!

  5. #5
    Yalnızca GAZİ!.. maki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2005
    Mesajlar
    2,868
    Karizma Gücü
    0
    Bazı saptamalar doğru bazıları ise yanlış olmuş!..

  6. #6
    psi_turkopat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2006
    Mesajlar
    2,729
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı bpowder tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Herşeyi çok güzel aktarmışş fakat ne yazıkki bunu yanlıi aktarmış. Zaten Atatürk' te bşr konuşmasında beni yabancılardan öğrenmeyin yanlız ve yanlız Türk kanından olanlar size benim nasıl bir lider olduğumu anlatabilir diyor. Ama hoşuma giden şeyler de söylenmiş mesela Atatürk' ün kendini ırkına ve vatanına adaması, evetçilere olan sevgisizliği çok doğru ve olması gereken bir davcranış.
    Evet ama bazı yabancılar onu bizden daha iyi anlamıştır. Ata'm günün birinde böyle olacağını nereden bilebilirdi ? İlk söylediğine ben de katılıyorum ...
    suskunluğum asaletimdendir.
    her lafa verecek cevabım vardır.
    ama bir lafa bakarım laf mı diye
    bir de söyleyene bakarım adamı mı diye..

    Artık sadece haftasonları varım belki haftasonları bile yokum

  7. #7
    KroniK_Öğrencİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2006
    Mesajlar
    3,041
    Karizma Gücü
    6
    bilgi içni tşk kardşe güzel......
    'DeviL_MasteR'dı.....Olcak Yine.

    Y.O.K
    .Dikkat OKS Mağduru.




    8 HaziraN

  8. #8
    SARI ZEYBEK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-12-2005
    Mesajlar
    894
    Karizma Gücü
    0
    O, Türk Milleti'ne hizmet ederken öldü. Ölüm bile büyük zaferini
    ondan çalmayı başaramamıştır.
    İşte kilit söz bu bence .
    umarım layık oluruz .

  9. #9
    YuReK_YaNGiNi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-09-2007
    Mesajlar
    558
    Karizma Gücü
    5
    DOĞRU TARAFLARIDA AVR YANLIŞLARIDAHERŞEY GER&#199K DİYEDE BİR KAİDE YOK...
    :hz:hz GoNuL_YoRGuNu :hz:hz Ayrılık girdi,girecek kanima. Nasıl anlatırım yüreğimdeki yangınlara. Ne derim düşen takvim yapraklarına. Gitme seni şimdiden özledim. Bittimi vadem doldumu, Gülermisin şimdi gözlerimdeki yaşlara, Gitme uğrunda verdiğim can hatrına, Gitme gülüm seni özlerim....!!

  10. #10
    zegmut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2006
    Mesajlar
    807
    Karizma Gücü
    0
    teşekkrüler paylaşım için..benimde kafama takıldı şimdi neden 40 yıl sonra yani 1978 yılında açıklanması istendi bunu..?ya a gerçekten 1978 yılında mı açıklandı???
    BU VATANIN EKMEĞİNİ YİYİPTE İHANET EDENLER , BİR GÜN GELECEK O EKMEK YEDİKLERİ YERDEN KURŞUN YİYECEKLERDİR..



    Dünya dediğiniz abiler aha benim şu yüreğim kadar

    Abiler hayat dediğiniz ne kadar gülebiliyorsak o kadar

    Boşverin gerisini sallayın gitsin dünyayı

    Paramız yoksa da haysiyetimiz var



    Sinema Sevenler Birliği
    Hayat Bir Filmden İbarettir Diyenlerin Buluşma Noktası




    TÜRKFORUMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Rumlar, Arap ülkelerine KKTC karşıtı gizli mektup gönderdi
    2005 Konuları bölümünde vaybee tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 27.06.05, 15:56

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •