• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9

    Tartışma Kahraman 57. Alay'ın korkak neferleri (!)


    Tüm millet için ve hatta dünya için çetin savaşların, kanlı mücadelelerin yaşandığı zorlu bir yıl; 1915...

    Birinci Dünya Savaşının başlamasının üzerinden çok fazla bir zaman geçmemişken acıların tüm yoğunluğuyla hissedildiği cephelerden biri, sömürgecilerin Şark Cephesi olan Çanakkale...

    Hepimiz biliriz; gaye İstanbul'u ele geçirmek, bu sayede hem Osmanlı devletini kontrol etmek hem de boğazların geçişini gözetime alarak Almanya'nın müttefiki Rusya'ya ulaşmasının önüne geçmektir. Ancak, literatürde "boğazlar" çoğuluyla tarif edilen coğrafi bölgede Çanakkale Boğazı hep hafife alınmıştır ne hikmetse... İstanbul'a ulaşmanın yolu Çanakkale'den geçmiyormuş gibi.

    Çanakkale'ye gelişi ve görev alışının üstlerince çokca da önemsenmediği1 Mustafa Kemal, 19. Tümen adında bir yedek birliğe gelişigüzel bir atama ile komutan olur.

    Kaderin cilvesine bakınız, o 19. Tümen görülen lüzum üzerine savaşın pekçok kilit noktasında görev almak üzere, cephedeki hareketlenme üzerine konuşlandığı yerden Mustafa Kemal'in liderliğinde sıcak çatışmaların yeraldığı bölgeye doğru harekete geçer.

    Başlığa konu hadise bu arada yaşanır.


    Ruşen Eşref'in "Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal İle Mülakat" isimli eserinde, o büyük komutan hadisenin geçtiği günü şöyle anlatıyor;

    "...

    - Binaenaleyh, diye başladı, anlıyorsunuz ki, orada denizde bulunan gemilerden ve zırhlılardan başka hiçbir şey görmedim. Düşmanın karaya çıkmış piyadesinin henüz oradan uzak olduğunu anladım. Efrat o müşkül araziyi bilâ tevakkuf kat'etmek yüzünden yorulmuş ve yürüyüş umku pek ziyade derinleşmişti. Alay ve batarya kumadanına afradı tamamen toplayıp küçük bir istirahat vermelerini söyledim. Denizden mestur olarak on dakika kadar tevakkuf edecekler, sonra beni takibedeceklerdi. Ben de, arada bir Aptalgeçidi vardır, o Aptalgeçidi'nden Conkbayırı'na gidecektim. Yanımda yaverim, emirzabitim ve sertabip ile oralarda tekrar bulduğumuz fırka cebeltopçu taburu kumandanı olduğu halde evvelâ atlı olarak yürümeye teşebbüs ettik, fakat arazi müsait değildi. Hayvanları bıraktık, yaya olarak Conkbayırı'na vardık.

    Şimdi burada tesadüf ettiğimiz sahne en enterasan bir sahnedir. Ve vak'anın en mühim anı bence budur.

    Paşa tekrar bir sigara yakıyor ve birkaç yaprak daha çevirdikten sonra, haritasını alıp şöyle izah ediyor:

    Bu esnada Conkbayırı'nın cenubundaki 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının Conkbayırı'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. Size şu muhavereyi aynen okuyacağım! Bizzat bu efradın önüne çıkarak:

    - Niçin kaçıyorsunuz? dedim.

    - Efendim düşman! dediler.

    - Nerede?

    - İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.

    Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyle ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün: Ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye... Düşman da bu tepeye gelmiş... Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyete duçar olacaktı. O zaman artık bunu bilmiyorum, bir muhakemei mantıkıye midir, yoksa sevkı tabiî ile midir, bilmiyorum.

    Kaçan efrada:

    - Düşmandan kaçılmaz, dedim.
    - Cephanemiz kalmadı, dediler.
    - Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.

    Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasını yetişebilen efradının "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emirzabitini geriye saldırdım. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır."


    Pekçoğumuzun biryerlerde okuduğu, tam/yarım hatıralarında tuttuğu bu anı, Mustafa Kemal'in liderlik vasfının en güzel örneklerindendir. Lakin konumuz bu değil.

    Şimdi aynı olayı bir de Genelkurmay Başkanlığı sitesinden okuyalım;

    "...

    Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in, Conkbayırı’nda karşılaştığı bir olay onun kahramanlığını dile getirir.

    Yarbay Mustafa Kemal Conkbayırı'na vardığı zaman, tümene bağlı 57 nci Alay’dan küçük bir müfrezenin "cephanemiz tükendi" diyerek çekilmekte olduğunu, onların gerisinde de kalabalık düşman askerlerinin ilerlediğini ve Conkbayırı'na ulaşmak üzere olduğunu görür.

    Mustafa Kemal duruma derhal müdahale eder ve askerlerine "Düşmandan kaçılmaz - cephaneniz yoksa süngünüz var" diyerek o anda kaybedilmekte olan inisiyatifi tekrar ele geçirir.

    Conkbayırı, süngü savaşı ile o an düşman eline düşmekten kurtulmuştur. Yarbay Mustafa Kemal’in "Kazandığımız an bu andır" dediği bu durum, düşmana karşı kazanılan bir zaferi simgelemektedir.

    Taarruz emrini alan kahraman 57 nci Alay’ın tümü komutanı dahil şehit olmuştur."


    Şimdi konuya ***** meselenin tam orta noktasındayız. Mesele şu, Mustafa Kemal'in emrinde Conkbayırı'na hareket eden 19. Tümen ve bağlı birlikler, Mustafa Kemal bu bireysel keşif hareketini yaparken daha geride Kocaçimen mevkiinde istirahattedir. Evet, taarruz emrini alan 57. Alay'ın tamamı şehittir ama orada ve o anda değil ! Üstelik kaçan erler de 57. Alay askeri değildir. Çünkü 57. Alay daha geride ve istirahattetir. Peki kimdir kaçanlar ?

    Bunu, 27. Alay komutanı olan (ve Mustafa Kemal Anafartalar Grup Komutanı olunca onun yerine 19. Tümen'in başına geçen) Yarbay Mehmet Şefik'in "Arıburnu Raporu" isimli eserinden öğreniyoruz;

    "...

    Yukarıda da arz edildiği üzere Conkbayırı'nın ilerisindeki, 261 rakımlı tepeyi, bu tepenin önünde bulunan Ağıldere müfrezesi (27. Alay 2. Tabur 4. Bölük'ten Asteğmen İbrahim Efendi takımı) tutmakta ve düşmanın o istikametten ilerlemesini men etmekteydi. Bu müfrezenin 57. Alay'ın ulaşmasından evvel cephanesi biten bazı erleri geri çekilmeye teşebbüs ettiği esnada; 57. Alay'ın ulaşmasından önce bölgeyi ve savaş durumunu görmek ve tedkik etmek üzere o noktaya yetişen 19. Tümen Kumandanı Mustafa Kemal Bey'in emriyle ve verdiği metanetle durmuşlar ve süngü takarak yaklaşmakta olan düşmana karşı mevzi almışlar. Düşman bunu görünce durmuş, 57. Alay öncüsünün yetişmesine değin 261 rakımlı tepeyi muhafaza etmişlerdir. Bu takım bundan sonra 57. Alay 2. Tabur kumandanının emrine girerek taarruza iştirak etmiştir. "



    Önde ortada Şefik Bey ve solunda Binbaşı Halis Bey
    Resmin yayın hakkı www.ataksor.org sitesi sahibi Serdar Ataksor'a aittir.
    Özel izinleriyle burada yayınlanmaktadır.

    Anlaşıldığı üzere pekçoğumuzun hatıralarında Çanakkale Savaşları ve Mustafa Kemal'e ait önemli bir anı olarak yeralan bu olayın asıl kahramanları Genelkurmay Başkanlığı'nın kendi sitesinde yayınladığı "Çanakkale Savaşları Dökümanı"nda iddia ettiği üzere 57. Alay askerleri değil, 27. Alay 2. Tabur 4. Bölük'ten bir takımın erleridir.

    Yani demem o ki, adına koca bir anıt dikilen 57. Alay'ı bu şekilde zan altında bırakan cümlelere imza atan subaylar, yüceltmek istedikleri ve şerefi, fazileti herkesce malum bir alayın şehitlerini rahatsız ettiklerinin farkındalar mı acaba? Bilgi Edinme Kanunu'na istinaden yazdığım yazılara ve sorulara yanıt vermeyerek kendilerini aklamış oluyorlar mıdır?

    Çanakkale cephesi, elbette ki (her savaşta olduğu gibi) kahramanlıkların yanında korkaklıklara da sahne oldu. Örneğin tamamı İstanbul'da yaşayan araplardan oluşan bir 77. Alay vardır ki, çatışmalar süresinde sürekli disiplinsiz hareketleri, ormanlık alanlar ve dere yataklarında saklanarak savaşmaktan kaçınmaları ile ünlüdürler.

    Daha önce de forum içerisinde bir konuda yazmıştım, "Tarih, kafadan atma bilgilerle tartışılmaz." Önünüze belge koyacak, araştıracak ve yorumlayacaksınız. Genelkurmay Başkanlığı gibi bir askeri merkezin resmi yayınlarında dahi hata çıkabiliyorsa işkembeden sallayarak tarihi saptırmayacaksınız.

    Mustafa Kemal'in dediği gibi;

    "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır."

    Sabrınız için teşekkür ederim.

    Saygılarımla.


    57. Alay Şehitliği


    Notlar:
    1. Bu konu için "Mustafa Kemal Çanakkale'de" isimli yazının giriş kısmına bakılabilir.
    2. Genelkurmay Başkanlığı dökümanına erişmek için tıklayınız

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  2. #2
    K_İ_N_G r_p_g adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    1,250
    Karizma Gücü
    7
    Tarihe gerçekçi yaklaşmak,bunun için araştırmak kadar güzel ve zevkli birşey yoktur.Bu tür konuları okumakta ayrı bir zevk.

    Sadece birşey söylemek istiyorum,yapacağım eleştiri yanlış bilinen birşeyi düzeltmek için yazdığın yazıya veya şahsına değil genel bir hataya olacaktır.

    Ortada bir gerçek var,o da bazı askerlerimizin düşman ilerleyişi sebebiyle geri çekilmesi.Bize öğretildiği gibi bizim askerlerimizin tek bir adım bile geri gitmeyişi safsatası sebebiyle bu konu hassas bir hal almış.Geri çekilen erler 57.Alay'dan olsa ne farkedecek,27.Alaydan olsa.Sonuçta askeri bir birliğin hepsi kahramanca savaşacak gibi bir kaide yok.Kaçanlar olacak,ölüme yürüyenler olacak.Mesela bin kişilik askeri birliğin içinde üç yüz kişi bile kahramanca çarpışsa o birlik kahramandır benim gözümde.(pek çok örneği var tarihte)

    Bu tür konularda insanların yanlış düşüncelere sahip olduğu kanısındayım.Kahraman birlik denilince insanların aklına tek bir erin bile duraksamayıp,düşmana saldırdığı izlenimi geliyor.İnsanlar fotokopi makinasıyla çoğaltılmadığı için yaşayışları,büyütülüşleri,öğrendikleri vs insanların karakterine etki ediyor ve birbirlerinden ayrılıyorlar.Kimisi yiğitlikte öne çıkar,kimisi başka konuda...Bu gayet normal bir durum.Bütün fertlerinin cesur olduğu bir ordu yoktur sanırım.

    Normalde sorun edilmemesi gereken ama insanların yanlış düşüncelere kapılabileceği için yazdığınız uyarı niteliğindeki yazıya teşekkürler.

  3. #3
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Eleştirilerinizde haklısınız.

    Şöyle bir durum da var, savaş acılar kadar kahramanlıkları da içerir ama nihayetinde savaştır. Savaş hilesi olarak bilinen bilinmeyen pekçok uygulama Çanakkale'de de yaşanmıştır.

    Geçmişte bu bölümde Anzac birliklerinin boğucu gaz kullandıkları üzerine yorumlar yapıldı. Sonucu ortada, ilgilenen o başlığı okuyabilir.

    Yine resmi arşivlere geçmiş bir örnek var; düşman birliklerince bombalanan Kızılay gemisi... Bunu salt bu şekilde okursanız, "vay şerefsizler, yaralı-ölü taşıyan gemiden ne istemişler" denilir. Kendimize acır, zavallı kayıplara ağıt yakarız. Ama kazın ayağı öyle değil. O Kızılay gemisi, İstanbul'a cephe gerisi nakil yaparken, dönüşte cephane taşımakta olduğundan bombalanmıştır. Bu amaçla kullanılmak istenmesi de savaş koşullarında çok doğaldır, istihbarat çalışmasıyla tespit edilip bombalanması da... Adı üstünde, savaş bu.

    Evet, Çanakkale'deki kahramanlıklar asla tartışılmaz. Ama tarihi doğru öğrenmek gerek. Bu hata ve kayıpları bilmek bizi alçaltmaz, aksine daha bilinçli yapar. Kurtuluş'ta kaçanlar için kurulan İstiklal Mahkemeleri bugün sadece din bezirganlarının ağzında sözde "yargısız infaz mahkemeleri"dir.

    Neyse uzun konular bunlar, daldan dala atlamayalım.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  4. #4
    Veli Can adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-09-2004
    Mesajlar
    3,986
    Karizma Gücü
    0
    dostm bu bilgilendirm çok saol
    ...Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahîm olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler...
    Ey Türk istikbâlinin evlâdı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!



    Legend is back...

  5. #5
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    bılgıler ıcın tesekkurler !

  6. #6
    TF ****** efsane_lipton adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-12-2007
    Mesajlar
    1,370
    Karizma Gücü
    5
    Genel Kurmayın böyle bir yazı yazması çok yanlış. Ama nasıl olduğunu tecrübelerime dayanarak tahmin ediyorum. Bence olay şöyle olmuştur.

    Bu yazıyı web sitesini yayımlamakla görevli personel yada tarihle sadece ilgisi olan derinlemesine bilgisi olmayan bir personel koymuştur oraya. Sağdan solan internetten bulduğu yazıarı kopyala/yapıştır ile paylaşmışlardır. Ama ne olursa olsun hata yapmışlar.

    Halbuki harp akademelerinde "harp tarihi" denen ders veriliyor burdaki öğretmenler ( tarih alanında yüksek lisans/doktora yapmış subaylar) tüm gerçekleriyle ve mantığıyla tarihi aktarıyorlar. Her sene de 3-4 kez gelip Çanakkale savaşının geçtiği bölgelerde gezi düzenliyorlar tabi onların gezisi diğer turlardan farklı oluyor. ellerinde harita çıkıyorlar kocaçimentepeye ve başlıyorlar arazi etüdüne birlikler nasıl sevk ve idare edilmişten tutun cephane ve malzeme durumları nasıldı lojistik faaliyet nasıl yürüyorduya kadar her şeyi tüm ayrıntısıyla araziyi çıplak gözle görerek ders alıyorlar. Sen nerden biliyosun demeyin ben de onlarla arazi etüdü yaptım bikaç kez. Yani TSK da bu konunun uzmanları aslında var ama bu bilgi nasıl yayımlanmış hayret. O harp tarihi öğretmenleri bunu görseler kesin yayımlatmazlardı.
    bbbb Bu ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek “demokratik hak” kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye “ırkçılık” oluyor?Başbakan geçmiş olsun diye aramış Ahmet Türk'ü, ki aramalı. Peki, Deniz Baykal'a niye geçmiş olsun yok?Taş atmak,yumurta fırlatmak şiddete girmiyor mu?Light linç olur mu?

  7. #7
    Th3MonsteR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-11-2007
    Mesajlar
    2,593
    Karizma Gücü
    0

    Şehitler Alayı

    Anzak Kolordusu kuvvetlerine karşı koyan 27. Alay’ın birliklerine takviye olarak gelen 57. Alay’ın iki Taburu da şehit olur. Fakat taarruz halinde olan Anzak kuvvetlerini durdururlar. Taarruz halinde olan çarpışmalar, siper muharebelerine dönmüş ve gece olmuştur. Son kalan taburu ile ertesi sabah için hücum emri olan 57. Alay komutanı şu anda mezarının bulunduğu Bomba sırtı güney eteklerinden aşağıya baktığında o sisli Nisan sabahı arazide yayılmış küme küme beyazlıklar görür tabur komutanını çağırarak sorar.



    “Bunlar Ne?”



    “Komutanım, onlar fecre az bir zaman kala emriniz ile hücuma geçecek erlerimizin iç çamaşırlarıdır.”



    “Her bir vatan evladı şehit olmak için yıkanmış, temiz çamaşırlarını giymiş belki yaralı dönersek yıkayıp çalılıklara serdiklerimizle değiştiririz ümidi o kahramanlarımıza nasip olmamış (su taşıyan) erinden Alay komutanına kadar her biri şehitlik mertebesine ererek tarihe şehitler alayı olarak geçmiştir.”
    ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
    Tüketmek için bunca acele ettiğiniz takvim yapraklarına onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara ,içine gönüllü daldığınız o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz? "Ne kadarı benim hayatım" diye soruyor musunuz? Ne adarını başkaları yaşamış benim yerime.... Ya da ben başkalarının?.. "Aynadakinin ne kadarı ben'im, ne kadarı oynadıklarım? Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine.... Çünkü bir tek sevgi var elimizde; bunca yıldan damıtılıp gelen.. Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye... Bir tek sevgi olacak bunca telaştan artakalan ötesi yalan......

    ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
    EURO 2008
    Austria-Switzerland

  8. #8
    onur58 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-02-2005
    Mesajlar
    2,224
    Karizma Gücü
    0
    süngü bir askerin en yakın silahıdır..bilgiler için saolunn


    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!


    THE RISING SUN OVER EUROPE FENERBAHÇE

  9. #9
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    bilgiler için teşekkürler.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yanıt: 25
    Son Mesaj: 11.05.07, 19:41
  2. "Korkak" Türkiye bu oyunun icindeki bir oyundur !
    2005 Konuları bölümünde Beyazit tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 09.12.05, 07:53
  3. Katil mi, kahraman mı?
    2005 Konuları bölümünde syhgndlf tarafından açılmış
    Yanıt: 32
    Son Mesaj: 05.10.05, 16:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •