GİZLİ BİR SAVAŞ: YAHUDİLER ERMENİLERE KARŞI
Sizlere bu yazımda gözlerinizdeki perdeleri biraz olsun indirmek amacıyla Ermeni Meselesi ile ilgili hakikatleri anlatmak istiyorum:
Osmanlı İmparatorluğu içinde yüzyıllardan beri birbirlerine rakip iki büyük azınlıktan bahsetmek istiyorum sizlere. Yani, Yahudiler ve Ermeniler’den. Bu iki azınlik arasındaki çekişmeler Jön Türkler ve daha sonra da İttihat ve Terakki Partisi kurulana dek toprak kavgasından değil, iki zümrenin ticari çıkarlarının çatışmasından kaynaklanıyordu. Ermeniler, her zaman Yahudilerden çok daha zanaatkar olmuşlardı ve toplum kültürlerinde olmadığı ve öğretilmediği için hile hurda yollardan veya rakibi hakkında türlü fitneler uyduraraktan ticaret yapmazlardı. Yahudiler ise böyleydi, öğretilerinde vardı, Yahudi dediğin işte böyle olmalıydı.
1870’li yıllarda Yahudiliğin iki kolu, yani Sabetaycılar ve Museviler, kendi içlerinde toparlanmaya ve güçlenmeye başladılar. Fransız, İtalyan ve diğer dış güçlerin de yardımıyla iktisadi alanda kendi birleşmiş güçlerinin boyutlarının farkına vardılar. İmparatorluğu yıkıp, sistemlerini tamamen kendilerinin kuracağı yeni bir devlet kurmanın tohumlarını atmaya başladılar. Ancak, planları arasında en büyük rakipleri olan Ermenilerle dost olmak tabii ki de olamazdı. Bu yüzden, Jön Türkler, ve İttihat ve Terakki’nin içinde Ermenileri göremezsiniz. Ermenileri bir çeşit eritmek ve yoketmek için hazırlıklara giriştiler. Amaçlanan, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde, merkezlerde yüzyıllardir güçlü bir azınlık toplumu kurmus olan Ermenileri yokedip, tüm egemenliğin ve yönetimin kendilerinin elinde olacağı bir devlet kurmaktı. Sabetay Sevi’nin 17. Yüzyılda amaçladığı buydu, Hıristiyanlar yokedilecekti. Zamanı gelmişti ve amaçlara uygun haraket edilecekti. Ermeniler yok edilecek, Anadolu’ya Balkanlardan kendileri yani çoğu zengin ve güçlü Sabetaycılar gelip yerleşecekti. Yahudiler, imparatorluk içindeki en güçlü rakiplerini böylece bertaraf edeceklerdi.
Sabetaycılar, Balkanlardaki diğer toplulukların içerisinde kendilerini diğerlerine hissettirmeden geldiler. Diğer topluluklar, Sabetaycıların farklı olduklarını hissetseler de bir şey yapamazlardı. Diğer topluluklarda ekseriyet çok fakirdi. Güç ve para, Sabetaycıların elindeydi. Sabetaycılarda görülen davranış ve özellikler, diğer milletlere sanki onların maddi zenginliklerinden kaynaklanan davranışlar gibi geliyordu. Halbuki, tam tersiydi. Sabetaycılar kültür olarak çok farklıydı ve Musevilerle ortak haraket etmelerinden ve aslen Yahudi oldukları için zenginleşmişlerdi.
Ordu da komutanlık ve üst rütbeler elde eden Sabetaycılar da vardı. Ordu, Türk milletinin gözünde kurtarıcıydi, dolayısıyla ne yapıldığını ve maksadı bilmeden üst rütbeli askerlerin emirlerine boyun eğinildi. İttihat ve Terakki’nin emriyle, Ermenilerin çoğu ya köylerinde öldürüldü, ya da sefalet içinde Lübnan ve Suriye’ye sürülürken yolda öldüler.
Ermeniler, atalarını öldürenlerin aslında Jön Türkler/ İttihat ve Terakki, yani Yahudi soyundan gelen Sabetaycılar ve Museviler olduğunu hep bildiler. Katillerin dişi Türktü, içi aslen Yahudiydi. Sabetaycıların tamamen Türk isimli olmalarına ve Müslüman kimliğine bürünmelerine rağmen, bu ayrımı yapabildiler çünkü Osmanlı İmparatorluğunda yüzyıllardır Müslüman Türklerle aralarında hiçbir sürtüşme olmadı. Onlar, kimlerle sürtüştüklerini hep çok iyi bildiler ve gözlerinde perde yoktu. Ermeniler, Sabetaycılık ortaya çıktığından beri Sabetaycılar hakkında kitaplar bile yazdılar. İşte bu yüzden, Fransa’da geçen sene Soykırımı anmak için açtıkları anıtta da, bu farkı bildiklerini dile getirmek için de anıtın üstüne bu soykırımı Türklerin değil de, İttihat ve Terakki ya da Jön Türklerin (yani Sabetaycıların ve Musevilerin) yaptığını yazdılar.
Sizler farkında mısınız bilmiyorum ama ASALA hiç Müslüman kökenden gelen bir Türk’ü öldürdü mü? Dışişleri Bakanlığı’na sadece ve sadece Sabetaycıların alındığı söyleniyor. Bunu bilmeyen yok. Kökeni Müslüman olan Türk gençleri, Sabetaycıların varlığını anlamasın, oyunlarını farketmesin, dişarıdan kişilere anlatmasın diye senelerdir Dışişlerine Müslüman kökenli Türk genci alınmamaktadır. Şimdi bir düşünün, ASALA geçmişte neden sadece Dış İşleri Diplomatlarımıza ve çalışanlarına saldırmıştır? Nedeni basit. Atalarının soykırımından sorumlu ve bu emri verenlerin torunlarının Dış İşlerinde çalıştıklarını bildikleri için.
Geçen seneden beri Ermeni Soykırımı ile ilgili ATV, Show TV, NTV, Kanal D ve BRT’de türlü paneller yapılır. Nedense, konuşmacı olarak çağırılanlar hep Sabetaycılardır. Örneğin, Prof. Eser Karakaş.. İlginçtir, kendisi Sabetaycıların üç kolundan biri olan Karakaş gurubunun ismini de taşımaktadır. Bu zatın, Ermeni Soykırımı ile bilgisi ve ilgisi nedir? Biz işletmeci bilirdik, tarih üzerine de mi ihtisas yapmıştır? Kendisi aynı panelde Hürriyet’in Fransa’dan bildiren gazetecisi Bn. Bernard’in ‘Dış İşlerine daha çok genç başvursun, daha çok kişi alınsın’ sözlerine neden şiddetle karşı çıkmıştır?
Ayrı bir ilginç nokta da, medya tarafından Harvard’lı süper milliyetçi genç kızımız olarak lanse edilen öğrencinin de Sabetaycı bir aileden geliyor olmasıdır. Hatırlanırsa, kendisi göya Fransız parlamentere kafa tutmuştur! Fransız parlamentere dersini vermiştir! Fransız parlamenter, kızın ne dediğini bile duymuş mudur acaba? Türkiye milletinin ne güzel gözlerine perdeler indirilmiş, perde indirenler o gözleri ne de güzel boyamışlardır.
Ermeniler, özellikle son 10 senedir süre gelen Sabetayist-Rum yakınlaşmasını da bilmektedirler. Masonluk içinde filizlenen bu yakınlaşmanın bir örneği, Show-TV’de yaşanmaktadır. Bakalım bizler bu yakınlaşmayi ne zaman farkedeceğiz?
Kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

