Günlerden neydi, bu uzandığı yatak kimindi bilmiyor. Hayal ve gerçeği birbirine karıştıran gözleri, el yordamı çizdiği pencere pervazına takılıyor ara sıra ve hatırlayamadığı bir günde, işte o günde terk edilmiş gibi nefessiz kaldığını duyumsuyor. Arasıra kapısı çalınır gibi oluyor, o geldi diye korkuyor. Oysa gelişi korkutmamalıydı, değil mi? Aşk artık bizim dışımızda gelişen, korkutucu bir gecenin yarını gibi. Metanetle bekliyor. Gölgelerin bu karanlığı silip süpürmesini. Sensiz olmaz diyen ruhunun yarısını, kendi elleriyle öldürüyor . Kendi kanıyla duvara yazmayı hayal ettiği birkaç sözcük, soluduğu havayı yararak yol alıyor. Pencere camında ondan kalan son sözler, her nefeste tekrar can kazanıyor. “İnsanoğlu, aydınlanmayı bekleyen bir sokak sanki. Bir sokak ki; şu anlamsız hayatta, içinden geçenlerin nereye gittiğini, ne yaptığını bilmeksizin yaşayan soluk alan, adeta dilsiz bir insanmışçasına. Sadece görevini yerine getiriyor. Bir gün o sokak, içini yiyip bitiren kederi karanlığa gömecek. Güneş bir gün o sokaktan da doğacak. Buna şüphe yok. Her nefs ölümü tadacak ”
Çiğdem Ağbulak & woofeR


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

ikinizinde yüregine saglık
