• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8

    Hac rehberi aradıgınız her konu burda

    HACCA GİDİŞ ÖNCELİĞİ GEÇEN YIL GİDEMEYENLERDE.

    Bardakoğlu, bu yıl önceliği geçen yıl hac kurasına girip, hacca gidemeyenlere vereceklerini, kuraların bu yıl ilk defa bilgisayar ortamında çekileceğini belirtti.

    Prof. Dr. Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yeni konferans salonunda ilk defa düzenlenen basın toplantısında, 2006 Hac Sezonu ve diğer çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    Hac işinin önceden planlanması gereken büyük bir organizasyon olduğunu belirten Bardakoğlu, hem başkanlığın hem de şirketlerin planlamalarını yapabilmeleri ve hacı adaylarına hac öncesi eğitimin daha sağlıklı verilebilmesi için erkene alınan 2006 kayıtlarının 22 Temmuz 2005 tarihine kadar süreceğini kaydetti.

    Hac organizasyonunu 5-10 yıl ilerisinin planlandığı bir sisteme oturtmayı amaçladıklarını anlatan Bardakoğlu, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin (TÜRSAB) kimin ne kadar hacı götüreceğini, nasıl ağırlayacağını önceden belirlenmesinin önemine işaret etti.

    YEMEKLİ VE MÜSTAKİL ODALI HAC TİPİ


    Bazı ülkelerin hac döneminin hemen ardından Mekke ve Medine'de iyi durumdaki evleri tuttuklarını ifade eden Bardakoğlu, başkanlığın da bu yıl benzer bir uygulamaya gittiğini, kiralama mevsiminin başında en uygun evleri tuttuğunu belirtti.

    Bardakoğlu, evlerin ibadet yerlerine yürüme mesafesinde olmasına özen gösterdiklerini, uzak evlerin de ibadet yerlerine araçla ulaşıma uygun olmasına dikkat ettiklerini anlattı. Prof. Dr. Bardakoğlu, ''Gelecek yıllarda ağırlıklı olarak yemekli ve müstakil odalı hac tipini gerçekleştirmek istiyoruz'' diye konuştu.

    Her yıl 2,5-3 milyon hacıyı ağırlayan Suudi Arabistan'ın Türkiye'ye bu yıl 70 bin kişilik kontenjan ayırdığını, bu rakamın 100 bine çıkarılması yönünde Suudi Arabistanlı yetkililerle görüştüklerini ifade eden Bardakoğlu, ''Suudi Arabistan, ibadet mekanları imkan vermediği için 7-8 milyon hacıyı ağırlayarak insanların birbirlerini çiğnediği bir manzaranın müsebbibi olmak istemiyorlar. Ümit ediyoruz ki geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da en az 100 bin kardeşimiz hac görevini ifa edecektir'' dedi.

    GEÇEN YIL KURAYA GİRENLERE ÖNCELİK


    Hac kayıtları hakkında da bilgi veren Bardakoğlu, ''Bu yıl, geçen sene hac kurasına girip, hacca gidemeyenlere kayıt parası almadan öncelik vereceğiz'' diye konuştu.

    Hac kontenjanının dağılımında hassas davrandıklarını belirten Bardakoğlu, ''Birinci öncelik ilk defa hacca gitmek için geçen sene başvuran ancak gidemeyenler, ikinci öncelik bu sene ilk defa gitmek için başvuranlar olacak. Refakatçi olarak gitmek isteyenler ise birinci ve ikinci grubun devamını bekleyecekler. Bunun daha adaletli olduğunu düşünüyoruz'' dedi.

    Refakatçiler grubunun daha önce hac görevini yerine getirmiş, şimdiyse eşi veya bakmakla yükümlü olduğu bir yakınıyla tekrar gitmek isteyenlerden oluştuğuna belirten Bardakoğlu, ''Bundan böyle hacca gitmek isteyenler bir kaç sene sonra tekrar eşiyle gitmek yerine ilk seferinde eşini götürecek'' diye konuştu.

    Bardakoğlu, haccın yemekli ve müstakil odalı hale getirilmesinin özellikle kadın hacıların yemek ve temizlik gibi işlerle uğraşmasının önüne geçeceğini, bu sistemin kadın hacıların ibadetlerini daha rahat yapmalarını sağlayacağını anlattı.

    KURALAR BİLGİSAYAR ORTAMINDA ÇEKİLECEK


    Prof. Dr. Bardakoğlu, hac kuraların ilk defa bu yıl noter huzurunda, bilgisayar ortamında, Başkanlık merkezinde 30-31 Temmuz'da çekileceğini bildirerek, ''Eskiden camilerde çekilen ve gece 2'ye 3'e kadar süren kuraların da ayrı bir heyecanı oluyordu, ama Ankara, İstanbul gibi şehirlerde kura işlemi giderek bir eziyete dönüştü'' dedi.

    ENGELLİLERE ÖNCELİK.

    Engelli vatandaşlara da öncelik tanıdıklarını ifade eden Bardakoğlu, engellilerin refakatçileriyle hacca gidebilmeleri için gerekli önlemleri alacaklarını kaydetti. Başkanlık personelinin de hacda görev almak için yoğun talepte bulunduğunu ifade eden Bardakoğlu, hac organizasyonunun iyi sevk edilebilmesi için personelin yüzde 40'ını tecrübeli, yüzde 60'ını da ilk defa gidecekler arasından seçtiklerini, ilk defa gidecek personeli de mülakat yerine ciddi bir sınava tabi tuttuklarını ve en yüksek puan alanları seçtiklerini kaydetti. Bardakoğlu, bu yıl emeklilik yaşı gelmiş ve hacda görev almamış personele de belli bir oranda hacca gitme olanağı tanıyacaklarını belirtti.

    Türk halkının genellikle ileri yaşlarda hacca gitmeyi tercih ettiğini ifade eden Bardakoğlu, ''Erken yaşta ve eşli olarak hacca gidilmesini arzuluyoruz'' dedi.

    FİYATLAR GEÇEN YILI GEÇECEK

    Prof. Dr. Bardakoğlu, hac fiyatlarının henüz netleşmediğini belirterek, organizasyonda yapılan iyileştirmelere paralel olarak standart hac tipinin geçen yılki 1800 doların biraz üzerinde gerçekleşmesini beklediklerini söyledi. Her hacı adayına 3,5 metrekare düşecek şekilde oda planlaması yaptıklarını dile getiren Bardakoğlu, standardı her yıl geliştireceklerini, şirketlerin vadettiklerinin tersini yapmamaları için de denetimleri artırdıklarını anlattı.

    Bardakoğlu, 2-3 kişilik ailelerin kaldığı müstakil odaların geçen yıl 3500 dolar civarında olduğunu ifade ederek, lüks tipte hacı olacakların ise 4-5 yıldızlı otellerde çok sınırlı sayıda konaklayabileceklerini kaydetti.

    Bu yıl hac mevsimi 12 Kasım 2005-14 Şubat 2006 tarihleri arası olarak tespit edilirken, hac çıkışları 1 Aralık 2005-4 Ocak 2006, dönüşler ise 13 Ocak-14 Şubat 2006 tarihleri arasında yapılacak. Türk hacılar bu yıl deneyimli bir otobüs firmasıyla taşınacak.(AA)
    ..................................................
    HACCA GİDECEKLER DİKKAT!
    Menenjit aşısı mutlaka olun!
    Yoksa sonu ölüme kadar giden rahatsızlıkla uğraşabilirsiniz!

    --------------------------------------------


    Hac programı belli oldu

    GİDİŞLER:
    Türkiye'den Hac 'ca ilk çıkışlar 1 Aralık 2005'ten itibaren başlıyor.

    Son gidiş tarihi, 4 Ocak 2006 'da.

    DÖNÜŞLER:
    Hacdan dönüşler ise, 13 Ocak 2006 tarihinden itibaren başlayacak.

    Hac' dan dönüşler 14 Şubat 2006 tarihinden itibaren sona erecektir.
    .........................................

    Hacılar Mescid-i Nebevi'ye yakın oturacak

    Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yıl kutsal topraklara gidecek hacı adaylarının hayatını kolaylaştırıcı bir dizi tedbirler aldı.
    Bunların başında konutların yer seçimi geliyor. Diyanet, hacı adaylarını, Mescid-i Nebevi'ye yürüme mesafesinde olan konutlarda ağırlayacak.

    Önceki yıllarda Türkiye'nin konut seçiminde Endonezya, Kuveyt, İran gibi ülkelerden çok sonra harekete geçmesi yüzünden Türk hacı adayları için Mescid-i Nebevi'ye yakın mekanlarda konut bulunamıyordu. Bu eksikliği gören Diyanet, geçtiğimiz yıl hac sezonunun kapanması ile birlikte harekete geçti. Mart ve nisan aylarında Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan Suudi Arabistan'a giden heyet, 2006'da hacca gidecek vatandaşların ikameti için Mekke ve Medine'de ihtiyaç duyulan ev ve otelleri kiraladı. Türkiye'nin de bu yıl ilk defa diğer Müslüman ülkeler gibi konut seçimi için erken harekete geçmesi, Medine'deki ev ve otellerin Mescid-i Nebevi'ye yakın olmasını, Mekke'deki konutların da yine şehir merkezinde olmasını sağladı. Bu sayede Türk hacı adayları, kutsal mekanları daha kolay ziyaret etme imkanına kavuştu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı ekibi, hacıların şehir içindeki seyahatlerinde alacakları hizmet için de anlaşma yaptı. Buna göre hacıları kutsal mekanlarda Suudi Arabistan Ulaşım Sendikası'nın (Nekabe) da yardımı ile bölgede en büyük prestije sahip olan 'Saptco' otobüs firması taşıyacak.



    KABE'DE TÜRKÇE DUA EDİN…
    İzmir Müftüsü Mustafa Yıldız, hacı adaylarından Kabe'de Türkçe dua etmelerini isteyerek, 'Ne dediğinizi bilin. Allah sizi hangi dilde dua ederseniz edin anlar. Hatta hiç konuşmasanız, dua etmeseniz dahi kalbinizden geçeni bilir. Allah ile kul arasına dil giremez. Çünkü sevginin, yakarışın dili olmaz' diye konuştu.

    Yıldız, İzmir Müftülüğü'nün hacı adaylarına verdiği 'Kabe'yi Tavaf' seminerinde, hacı adaylarına az alışveriş yapmaları tavsiyesinde de bulundu.

    Adaylara, Kabe'yi görür görmez dua etmeyi öneren Yıldız, o sıradaki duaların 'kabul edileceğini' söyledi. Müftü, İslam'da duaların Arapça yapılması gerektiğine dair bir zorunluluk olmadığını belirtip, duaların Türkçe yapılmasını istedi. Müftü Yıldız, 'Ne dediğinizi bilin. Şivenizi bile değiştirmenize gerek yok. Çünkü Allah'ın sizi anlaması için Arapça veya İstanbul Türkçesi'yle dua etmeniz gerekmez' diye konuştu.



    ISPARTA KABE'Yİ GÜLSUYU İLE YIKAMAYA TALİP


    Her yıl milyonlarca Müslüman'ın ziyaret ettiği Kâbe, on beş yıl öncesine kadar Isparta'dan gönderilen gülsuyu ile yıkanırdı. Ancak 1990 yılında Suudi yönetimi, hiçbir gerekçe göstermeksizin Türkiye yerine İran'dan gülsuyu almayı tercih etti.

    Isparta, Kâbe'nin tekrar Türkiye'den gönderilecek gülsuyu ile yıkanması için girişimlere başladı. Umre için Suudi Arabistan'a giden Belediye Başkanı Hasan Balaman, yetkililerle görüşerek Kâbe'nin yıllık 10-15 ton olan gülsuyu ihtiyacını karşılamak istediklerini iletecek. Görüşmelerin olumlu geçmesi halinde Kâbe'nin duvarları yıllar sonra tekrar Isparta'dan giden gülsuyu ile yıkanacak. Isparta Gülbirlik Genel Müdürü Bolat Tamer, Kabe'nin yıkanması için yaklaşık 5-6 ton gülsuyuna ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Kabe, Allah (cc)'ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından inşa edildi. Kâbe'nin siyah bir örtü ile kaplı olan taş duvarları, her yıl hac döneminde gülsuyu ile yıkanıyor. 145 metrekare alan üzerine kurulan taş yapının temizliği, dönemsel olarak değişmekle birlikte, yaklaşık 500 kişi tarafından yapılıyor.

    Kâbe'nin duvarları bundan 15 sene öncesine kadar Isparta'dan giden gülsuyu ile yıkanır, siyah örtüsüne de yine Türkiye'nin gülsuyu serpilirdi. Ancak 1990 yılından bu yana Kâbe'nin gülsuyu ihtiyacı İran'dan karşılanıyor. Kararın gerekçesi ise bilinmiyor. Isparta Gülbirlik Genel Müdürü Bolat Tamer, Kâbe'nin gülsuyu ihtiyacının karşılanması için yapılan çok sayıda başvurunun cevapsız bırakıldığını söylüyor. Tüm dünyada saf gülsuyu üretimi yapan tek firmanın kendileri olduğunu aktaran Bolat Tamer, "Kâbe için talep olması halinde gülsuyu gönderebiliriz. Yaklaşık 5-6 ton gülsuyu Kâbe'de temizlik yapmaya yeter." diyor. Tamer, ayrıca kendilerinin de önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan yetkilileriyle görüşerek taleplerini yenileyeceklerini anlatıyor.

    Belediye Başkanı Suudi Arabistan'a gitti
    Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman, umre vazifesini yapmak için Suudi Arabistan'a gitti. Balaman, yolculuk öncesi yaptığı açıklamada Kâbe'nin gülsuyu ihtiyacını belediye olarak karşılamaya hazır olduklarını söyledi. Umre ziyareti sırasında bu isteklerini yetkililere aktaracaklarını ifade eden Balaman, "Alımın yıllar önce durdurulmasının gerekçesini bilmiyoruz. Ancak bu gidişimizde kendilerine, Kâbe'nin gülsuyu ihtiyacını karşılamak istediğimizi ileteceğiz. Görüşmelerimiz olumlu geçerse Kâbe önümüzdeki yıldan itibaren Isparta'dan giden gülsuyu ile yıkanacak." dedi.




    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  2. #2
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Mekke

    Mekke,dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar'ın hac zamanı birlikte oldukları en önemli yerlerin başında geliyor... Binlerce, yüzbinlerce müslüman, kutsal topraklarda bir araya gelmek için Türkiye'den yola çıktıktan sonra, Cidde havalimanına iniyor.Buradan da otobüslerle Mekke'ye götürülüyor.
    Yaklaşık 75 kilometrelik 4 şerit gidiş, 4 şerit geliş yolundan oluşan otoban yol sizi bekliyor. Bu yol yaklaşık 3 saat sürüyor. Dualarla, büyük bir heyecanla kutsal topraklarda bulunmanın coşkusunu yaşamaya başlıyorsunuz.

    İlk durağınız olan Tenim'de pasaportlarınızın yetkililere teslim ediyorlar. Siz de vakit eğer uygunsa burada bulunan küçük camide namazlarınızı kılabiliyorsunuz. Bu sırada otobüslere pet şişe içinde zemzem sularından veriyorlar.
    Burada işleriniz bittikten sonra artık Mekke sınırlarına giriyorsunuz... Herkes heyecanla Kabe’yi görmeyi, orada ilk ibadetini yapmayı bekliyor. Ama biraz daha sabretmeniz gerekiyor..Çünkü sırada kalacağınız yerlere yerleşmek var...



    Mescid-i Harem



    Müslümanlar’ın dinen en kutsal yerlerinden olan Kâbe, Mekke’de, "Mescid-i Harem" denilen caminin ortasında yer alıyor.
    Yaklaşık 13 metre yüksekliğinde, 12 metre boyunda, 11 metre genişliğinde taştan yapılmış bir bina... Bir zamanlar etrafında kendisinden daha yüksek bina bulunmayan Kâbe, şimdi oteller ve kral sarayının yüksekliğinden arada kaybolmuş gibi duruyor.

    Ancak, yine de ihtişamı ve görkeminde bir şey kaybetmemiş durumda...
    Bu binanın Nuh Tufanından sonra, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail tarafından yapıldığı bilinmektedir. Kâbe yapılışından bu yana 11 kez tamir ya da inşa edilmiştir. En son tamiri de Osmanlı hükümdarı 4. Murat tarafından yapılmıştır. 1629 yılında çıkan büyük bir selden tamamen yıkıldığı belirtilen Kâbe, yaklaşık 1 yıl süren bir onarımla aynen yapıldı...



    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  3. #3
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Medine

    Peygamberimiz Hz. Muhammed’in kabrinin ve dini bir çok önemli yapının bulunduğu Medine, hac için giden bütün Müslümanlar’ın ya hac öncesi ya da hac sonrası ziyaret ettiği yerlerin başında geliyor.

    Medine, Mekke’ye göre hem hava şartları hem de otel ve ibadet imkanlarıyla Mekke’ye göre daha rahat... Hacıların kaldığı evler daha iyi. Genellikle odalarda daha az kişi kalıyor... Dini yerlerde de daha rahat ibadet ediyor.
    Hz. Peygamberin kabrinin bulunduğu Mescid-i Nebi ve ve çevresi, özellikle namaz vakitleri gerçekten çok kalabalık oluyor. Buraya girişte Suudi yetkililer büyük güvenlik önlemleri alıyorlar. Elinizde paketle içeri girmenize izin vermiyorlar. O nedenle mescide giderken elinizde torba bulunmasın. Gerçi bunları girişinde koyacak yerler var. Ama yine de eliniz boş gitmekte fayda var. Çünkü daha rahat ibadet yapabiliyorsunuz. Burası her namazdan sonra görevliler tarafından temizleniyor...

    Mescid içinde safların arasında zem zem suyu dolu bidonlar yer alıyor... Mescide gidenler genellikle namazlarını burada kılıp aralarda da camide Kur’an ve dualar okuyorlar Ancak içerisi öylesine geniş ki, namaz vakitlerinin haricinde klimalı ve havalandırmalı bölümlerine çekilip ibadetinizi rahatça yapabiliyorsunuz. Hacı adayları sabah namazından sonra otellerine dönüyorlar. Öğlen namazına yakın tekrar mescide gidip, yatsı namazına kadar içeride kalıyorlar. İsterseniz 24 saat mescidde kalıp ibadet yapabilirsiniz. Buna kimse bir şey demiyor...
    Bu arada yemek ve diğer ihtiyaçlarınız için, cami dışında ve yakınında hemen her şey var. Mescid-i Nebi'nin hemen dış kısmında yapılan özel çarsıda ise, alışveriş imkanı da mevcut. Rahatlıkla her türlü ihtiyacınızı karşılıyorsunuz...

    Bu arada mescid çevresinde de sağlık ekipleri hazır olarak bekliyor.. Kalabalıktan ya da aşırı sıcaktan rahatsız olanlara hemen gezici ekipler müdahale ediyor. Acil durumu olanlar da ambulanslarla hastaneye gönderiliyor...


    medinede ziyaret edilecek kutsal yerler...

    CENNET’&#220 BAKİ : Burasının yeri Hz. Muhammed tarafından seçilmişti. İlk sakini, Osman bin Muz'un oldu ve peygamberimiz Hz. Muhammed, cenazenin defninden sonra, mezarın baş ve uçlarına yanından getirdiği ilk taşı koyarak, "Bu ahirete ilk gidenimizdir" dedi. Bu mezarlığa daha sonra vefat eden oğlu İbrahim ve peygamber ailesine mensup bir çok kişi defnedildi
    Uhud Şehitliği....
    MESCİDİ CUMA: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in Medine'ye gelirken durduğu Rânunâ denilen yerde, öğle namazı vakti gelmişti. Burada yanında bulunanlarla birlikte Cuma namazı kıldı ve hutbe okudu. Peygamberimizin ilk defa kıldığı Cuma namazı budur. İlk okuduğu hutbe de burada okuduğu hutbedir. Şimdi bu yerde "Mesci-i Cuma" adıyla büyük bir cami bulunmaktadır.
    MESCİD-İ KIBLETEYN; İslam’ın ilk yıllarında namazlar, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya doğru kılınıyordu. Peygamber Efendimiz Kıble’nin Kâbe olmasını, yani namazların Kâbe’ye dönülerek kılınmasını çok arzu ediyor ve bu konuda Allah’tan gelecek emri bekliyordu. Hicretten 18 ay kadar sonra, Şaban ayının 15. günü (Berat Kandilinde) Hz. Peygamber'e, inen âyet-i kerimeden sonra, Hz. Peygamber, namazı bozmadan hemen Kâbe istikametine döndü, cemaat de saflarıyla birlikte döndüler. Böylece Kudüs’e doğru başlanan namazın son iki rekatı Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. İşte bu bakımdan bu mescide Mescid-i Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid) denir.

    KUBA MESCİDİ eygamberimiz Hz. Muhammed, Mekke’den Medine’ye hicret ederken, Medine’ye 5 km. mesafede bulunan Kuba’da 14 gün kalmıştı. Bu süre içinde Peygamberimiz orada bir mescid inşa etti ve burada namaz kıldı. İslâm âleminde cemaatle namaz kılınmak için yapılan ilk mescid budur.

    UHUD ŞEHİTLİĞİ: Uhud, Medine’nin 5 km. kadar kuzeyinde bir dağın adıdır. Hicretin üçüncü yılında (M.625) İslam'ın yayılması sırasında hayatını kaybeden Peygamberimizin amcası ve şehidlerin efendisi Hz.Hamza ve 70 sahabenin kabirleri burada bulunmaktadır.







    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  4. #4
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Arafat, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda bulunan geniş bir alanın adıdır. Arafat vakfesi bu alanda yapılır. Bu geniş alanın sınırları levhalarla gösterilmiştir.
    Arafat vakfesi, haccın en önemli bölümüdür.
    Haccın geçerli olabilmesi için belirlenen süre
    içinde bir an bile olsa orada ihramıyla bulunanlar, görevlerini yapmış sayılır. Çünkü süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar. Hz.Peygamber "Hac Arafattır" buyurmuştur.
    Arafat Vakfesinin Zamanı
    Arafat vakfesinin zamanı, yani Arefe günü öğlen vakti, Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir.
    Bu süre içinde her ne halde olursa olsun (uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun, ya da olmasın) bir an orada bulunan kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur.

    Arafat Vakfesinin Yapılışı

    Arafe günü Arafat’ta öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındıktan sonra, ayağa kalkılarak kıbleye karşı dönülür. Diyanet İşleri Başkanlığı, bütün Türk hacılar için Arafat duasının tek bir çadırdan yönetmektedir. Arafat duası da genelde ayakta yapılmaktadır. Telbiye, tekbir, tehlil ve salavat getirilir. Tevbe, istiğfar ve dua edilir. Esas olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Ancak isteyenler Dua kitabındaki Arafat Vakfesi duasını okuyabilirler.

    DİKKAT: Arafat'a çıktığınız zaman Cebel'ü Rahme tepesine gitmek isterseniz, çok erken saatte gitmeye çalışın. Çünkü burası Türk hacı adaylarının kaldığı çadırların bulunduğu yere çok uzak. Burası Hz. Adem ile Havva'nın yer yüzünde ilk buluştukları nokta olarak biliniyor. O nedenle özellikle buraya yakın yerde çadırları bulunanlar, çıkıp dua etmeye çalışıyorlar. Ama unutmayın! Günün her saati burası çok kalabalık.




    Müzdelife

    Arafat'ta vakfeye durduktan sonra, akşam gece karardıktan sonra Müzdelife'ye doğru kalınan çadırlardan ya araçlarla ya da yürüyerek gidişler başlar. Müzdelife, Arafat ile Mina arasında ve Harem sınırları içinde kalan bir bölgenin adıdır.
    Müzdelife vakfesi, bayram gecesi, gece yarısından itibaren güneşin doğuşuna kadarki süre içerisinde yapılır. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun kısa bir an burada bulunan kimse vakfe görevini yerine getirmiş sayılır.

    Müzdelife Vakfesinin Yapılışı
    Yukarıda belirtilen süre içerisinde, Arafat vakfesinde olduğu gibi, telbiye, tekbir, tehlil, salavat getirilir ve dua edilir. Asıl olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir.

    Müzdelife’de Akşam ve Yatsı Namazlarının Birleştirilerek Kılınması
    Yatsı vakti girip ezan okunduktan sonra, kamet getirilerek ilk önce akşam namazı kılınır. Selam verdikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Sonra ezan okunmadan ve kamet getirilmeden yatsının farzı kılınır. Selamdan sonra yine teşrik tekbiri getirilir. Böylece iki vaktin farzı bir ezan ve bir kametle eda edilmiş olur. Buna "Cem-i tehir" denir. Bundan sonra yatsının son sünneti kılınabilir. Daha sonra vitir namazı kılınır.

    TAŞ TOPLAMA

    Müzdelifi'de Şeytan taşlamada (cemaratta) atılacak 70 adet taş toplanıyor. Bu taşların Müzdelife’den toplanması zorunlu değildir. Başka yerden de toplanabilir. Yalnız taşlar nohuttan büyük, fındıktan küçük olmalıdır. Taşları koymak için, yanınıza ufak su şişelerini alabilirsiniz. Buna imkanınız yoksa, temiz bir bez parçasının içine de koyabilirsiniz. Müzdelife'de gece karardıktan sonra olacağınız için, ille burada taş toplamak istiyorsanız, yanınıza bir fener alın. Bu şekilde aynı anda binlerce insanın içinde rahatlıkla taş toplayabilirsiniz....



    Müzdelife'de vakfeye durup, taş topladıktan sonra kaldığınız yerde yolların açılmasını beklemeye başlayaksınız. Bu süre içinde dinlenin. Çünkü Suudi yetkililer, gün ağarmadan önce kimsenin yola çıkmasına, Mina'ya geçmesine ya da Mekke'ye dönmesine kesinlikle izin vermiyorlar




    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  5. #5
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Mina
    Müzdelife vakfesinden sonra Mina’ya hareket edilir. Kafileler belli bir plan çerçevesinde yola çıkarlar. Yol boyunca telbiye, tekbir ve tehlile devam edilerek Mina’da kalınacak çadırlara gelinir. İsteyenler burada bir müddet istirahat edip ihtiyaç giderirler. Daha sonra izdihamın olmadığı uygun bir zamanda Büyük Şeytanı (Akabe Cemresini) taşlamak üzere şeytan taşlama (cemarat) mahalline gidilir.
    Uygulamada Türk hacıları genellikle akşam namazından sonra taşlamaya götürülmektedir.

    ÖZELLİKLERİ
    Mina, Mekke'nin 11 kilometre dışında bulunuyor. Hacı adaylarının mezheplerine göre Arafat’a çıkmadan önce ve sonra, Kurban Bayramı’nın birinci günü geldikleri ve üç gün kaldıkları yer...

    O nedenle yıllardan beri birkaç günlüğüne kumaş ve bezlerden çadır kentler kuruluyordu. Ve hacı adayları burada konaklayıp, şeytan taşlamaya buradan gidiyordu. Ancak bu çadır kentler, yılda sadece üç gün kullanıldığı için ne yangına karşı ne de kullanıma uygundu. Burada ufak bir tedbirsizlikle çıkan yangınlarla, binlerce çadırın yanıp yüzlerce insan hayatını kaybedince, Suudi Arabistan hükümeti çalışmalara başladı. Ve şimdi burada cam elyafından yanmaz malzemeden yapılan, özel klimalı, 40 bin çadırla donatıldı. Şu ana kadar bu çadırlar toplam ihtiyacın yüzde 80’in oluşturuyor.

    Çadırlarda, merkezi yangın söndürme sistemleri, elektrik tesisatı özel yemek pişirme üniteleri gibi her türlü modern imkanlar yer alıyor. Türk hacı adayları ise, özellikle 1979 yılında, Şeytan taşlamaya giderken tünelde çıkan kargaşada 600'e yakın kişi hayatını kaybedince, bu çadırlarda artık kalmıyor. Gerçi Türk hacıları için çadırlar alınıyor. Ama yetkililer, herhangi bir faciaya meydan vermemek için, otellerinde kalan hacıları, sadece Şeytan Taşlamak için Mina'ya getirip geri götürüyor.

    ŞEYTAN TAŞLAMA...
    Şeytan taşlama; kötülükleri, haksızlıkları, zulmü ve zorbalığı bir protesto anlamı taşır. Şeytan taşlayan hacı, bu hareketiyle şeytana, şeytanın yoluna uyanlara ve bütün kötülüklere karşı çıkışını sergilemiş ve kendisinin de bundan böyle asla şeytana uymayacağını ortaya koyar...


    NASIL ŞEYTAN TAŞLAYACAKSINIZ!
    Bayramın birinci günü Büyük Şeytan-"Akabe Cemresi"ne 7 taş atılır.
    İkinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde ise, "Büyük Şeytan" ile "Orta Şeytan-Orta Cemre" ve "Küçük Şeytan-Küçük Cemre" ye yedişerden 21’ er taş atılır.
    Taşlama küçükten büyüğe doğru yapılır.
    Şeytan taşlama haccın vaciplerindendir.



    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  6. #6
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Hacca Hazırlık

    Farz olarak ömürde bir defa yerine getirilmekte olan hac, günahlardan arınmak için önemli bir fırsattır. Bu fırsattan gereği gibi yararlanmak için hacca ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmak gerekir. Ruhi hazırlıkların başında ihlâslı olmak gelir. Çünkü ihlâs amellerin özüdür. Allah’ın rızası ihlâs ile kazanılır. İhlâssız olarak yapılacak bir hac, her ne kadar kişiyi hac yükümlülüğünden kurtarsa da, kendisinden beklenen yararları sağlayamaz. Hz Peygamber;
    "Şüphesiz, Allah sadece kendisi için ve sırf kendisinin rızası gözetilerek yapılan amelleri kabul eder."(3) buyurmaktadır. Bu sebeple hacca gitmeye karar veren müslüman, kesinlikle gösterişten, hac ibadeti vasıtasıyla bir takım kimselerin yanında itibar kazanma ya da övülme gibi kaygılardan uzak kalmalıdır. Bütün varlığı ile Allah’ın rızasını kazanmaya yönelmelidir. Hacı adayı, yaşantısındaki İslâm’a aykırı unsurlardan kurtulmaya ve bunlara hayatında asla yer vermemeye içtenlikle azmetmelidir. Çünkü insanı, annesinden doğduğu günkü gibi günahlardan arındıran bir ibadetle haramlardan sıyrılamayan bir müslümanın başka türlü bunlardan kurtulması çok zordur. Bu itibarla hacı adayı, yaşamına çeki düzen vermeli, İslâm’a aykırı unsurlardan arınma gayreti içine girmelidir. Böyle bir gayret içine girene Allah mutlaka yardım edecektir.

    Yolculukta Namaz
    Asli vatanından, dinen sefer sayılacak uzaklıkta bir yere gitmek üzere yola çıkan bir kimse yolculuk esnasında dört rek’atlı farzları ikişer rek’at olarak kılar. Gittiği yerde 15 günden az kalacaksa aynı şekilde dört rek’atlı farzları ikişer rek’at olarak kılar. Gittiği yerde 15 gün veya daha fazla kalmaya karar verirse, namazlarını tam kılar. Buna göre, Arafat’a çıkmadan önce Mekke’de kesintisiz en az 15 gün veya daha fazla kalanlar, mukim sayıldıklarından, gerek Arafat’a çıkmadan önce Mekke’de, gerek Arafat, Mina ve Müzdelife’de ve gerekse Arafat dönüşü Mekke’de kaldıkları süre içinde namazlarını tam olarak kılarlar.

    Arafat’a çıkmadan önce Mekke’de 15 günden az kalanlar, misafir sayıldıklarından gerek Arafat’a çıkmadan önce Mekke’de, gerek Arafat, Müzdelife ve Mina’da namazlarını seferi olarak kılarlar. Arafat’tan döndükten sonra Mekke’de 15 gün veya daha fazla kalacak olanlar ise bu süre zarfında namazlarını tam olarak kılarlar. Uygulamada Medine ziyareti 15 günden az olduğundan Medine’de namazlar seferî olarak kılınır. Seferî olup da oralarda mukim olan imamlara uyarak namazlarını kılanlar, imamla birlikte namazlarını tam olarak kılarlar.



    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  7. #7
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Hac ve Kadın

    Hac ve umrenin yerine getirilişi açısından kadınlarla erkekler arasında bir fark yoktur. Ancak, kadınlar için erkeklerde olduğu gibi özel bir ihram kıyafeti söz konusu değildir. Elbise, baş örtüsü, çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri kıyafetlerini giyerler. Yalnızca yüzlerini örtmezler. Bir de erkeklerin yaptığı gibi telbiye, tekbir, tehlil, salavat okurken ve dua ederken seslerini yükseltmezler. Tavafta hızlı ve çalımlı yürüyerek "Remel", Sa’yda da yeşil direkler arasında koşar adımlarla yürüyerek "Hervele" yapmazlar. İzdiham olan yerlerde mümkün olduğu kadar erkeklerin arasına girmemeye özen gösterirler. Özellikle namaz kılarken, erkek safları arasında kalmayıp kadınlara ait yerlerde namaz kılarlar. Adetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın dışında haccın bütün menasikini yerine getirebilirler. Harem-i Şerif’e giremezler. Adetliyken ihrama giren ve ihrama girdikten sonra adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak durumunda kalan hanımlar daha baştan ihrama girerken İfrad haccına niyet etmelidirler.



    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  8. #8
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Vekil Olarak Haccetmek

    Hac görevini kendisi yapabilecek durumda olanların haccı bizzat yapmaları gerekir. Bunlar bir başkasını vekil (bedel) göndererek hac yaptıramazlar. Üzerine hac farz olduğu halde bu farzı yerine getirmeyip ölümle karşı karşıya kalan kimsenin, vefat etmeden önce, bıraktığı maldan kendisi adına hacca vekil gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir. Böyle bir kimsenin geriye bıraktığı malın üçte biri, onun adına hacca vekil göndermeye yeterse, bununla vekil gönderilir. Yetmezse, varisleri diledikleri takdirde kendi mallarıyla gönderebilirler. Vasiyet olmasa bile varisleri onun adına hac yapsalar, bu kimse hac sorumluluğundan kurtulur. Aynı şekilde haccın farz olmasının şartlarını taşıdığı halde haccetmeyip daha sonra yaşlılık, iyileşme ümidi olmayan hastalık, görme veya yürüme yeteneğini kaybetme gibi bir sebeple, bizzat hac yapamayacak duruma düşen kimselerin de hacca vekil göndermesi veya kendisi adına vekil gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir. Haccın farz olmasının şartlarını taşıdığı halde baştan beri bizzat hac yapamayacak durumda olanlar da böyledir.




    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  9. #9
    tatlibela adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    3,913
    Karizma Gücü
    8
    Tavaf Sa'y ve Vakfe

    Hacer-i Esved ve tavafa başlama çizgisi

    Tavaf Nedir?
    "Tavaf", Hacer-i Esved köşesinden veya hizasından başlayarak tavaf niyetiyle Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmektir. Her bir dönüşe "Şavt" denir. Yedi şavt bir tavaf olur. Hacer-i Esved hizasına gelmeden: "Allah’ım! Senin rızan için Umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet edilir. Tavafa başlamadan önce erkekler “Iztıba”yaparlar. Böylece Hacer-i Esved’in hizasına doğru gidilir. Bu esnada tekbir, tehlil getirilmesi ve dua edilmesi uygun olur. Hacer-i Esved’in hizasına varılınca eller, içleri Kâbe’ye doğru olacak şekilde namaza durur gibi omuz veya kulak hizasına kadar kaldırılıp "Bismillahi Allahu Ekber" denildikten sonra Hacer-i Esved "istilam" edilir. İstilam, elleri Hacer-i Esved’in üzerine koyup onu öpmek demektir. Ancak hac mevsiminde bu mümkün olmamaktadır. Bu sebeple Hacer-i Esved’e uzaktan elle işaret edilip sağ avucun içi öpülmekle yetinilir. Hacer-i Esved’i istilam etmek sünnettir. Başkalarına eziyet etmek ise haramdır. Sünneti yerine getireceğim diye insanlara eziyet vermekten ve böylece haram işlemekten şiddetle sakınılmalıdır.

    Sa’y Nedir ?
    "Sa’y" kelimesi; koşmak, hızlı yürümek anlamına gelmektedir. Hac ve umrede Kâbe’nin doğu tarafındaki "Safa" tepesinden başlayarak "Merve" ye dört gidiş, Merve’den Safa’ya üç dönüş olmak üzere bu iki tepe arasındaki gidiş-gelişe denir. Safa’dan Merve’ye her bir gidişe ve Merve’den Safa’ya her bir dönüşe "şavt" denir. Safa ile Merve arasındaki yaklaşık 400 metre uzunluğundaki yürüme alanına "Mes’a" denir.

    Sa’y yapmak vaciptir.
    Sa’yin aslı, Hz. Hacer’in henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında koşması hatırasına dayanmaktadır. Hacer-i Esved istilam edilerek Safa tepesine çıkılır. "Allah’ım! Senin rızan için umre sa’yini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." diye niyet edildikten sonra Kâbe’ye dönülerek tekbir, tehlil, salavat okunur ve içtenlikle dua edilir. Sonra Merve tepesine doğru yürünür. Merve’ye varınca bir şavt tamamlanmış olur. Burada da yine Kâbe’ye yönelerek tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife getirilip dua edilir. Sonra Merve’den Safa’ya doğru yürünür. Safa’ya varınca ikinci şavt tamamlanmış olur. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır. Yedinci şavt tamamlandıktan sonra Merve’de Kâbe’ye karşı dönülerek dua edilir. En güzeli, içe doğan duaların yapılmasıdır. Bundan sonra tıraş olup ihramdan çıkılır.

    Tıraş Olup İhramdan Çıkmak

    İhramdan ancak saçlar tıraş edilmek suretiyle çıkılır. Erkekler saçlarını dipten tıraş eder veya kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserler. Kısaltmada saçların uçlarından alınacak miktar, parmak ucu uzunluğundan daha az olmaz. Tıraş olduktan sonra umre ihramından çıkılmış olur. Hac için tekrar ihrama girinceye kadar eşiyle cinsel ilişki dahil, bütün ihram yasakları kalkar. İhramdan çıkma aşamasına gelmiş ihramlı kimseler, birbirlerini tıraş edebilirler. Bu aşamaya gelmedikçe ihramlılar bir başkasını tıraş edemezler. Kıran ve ifrad haccına niyet edenler ihramlı kalmaya devam ederler. Bu aşamada kesinlikle ihramdan çıkamazlar. Temettu haccına niyet etmiş olanlar böylece umrelerini bitirip ihramdan çıktıktan sonra, hac için ihrama girinceye kadar Mekke’de ihramsız olarak kalırlar. Bu günlerini mümkün mertebe iyi değerlendirmelidirler. Zamanı gelince hac için ihrama girilip vakfe için Arafat'a çıkılır.

    Hac İçin İhrama Giriş ve Arafat’a Çıkış
    Temettu haccına niyet edip de umresini yapmış ve böylece Mekke’de kalmakta olan hacı adayları uygulamada, hac için ihrama genellikle Zilhicce’nin sekizinci günü (Terviye günü) girmektedirler. Buna göre Zilhicce’nin sekizinci gününe gelindiğinde Mekke’deki evlerde, umre ihramında belirtildiği şekilde ön hazırlıklar yapılır. Kerahat vakti değilse, iki rekat ihram namazı kılınır. Sonra: "Allah’ım! Senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." diyerek niyet edilir. Arkasından telbiye getirilerek hac için ihrama girilir. Böylece tekrar ihram yasakları başlamış olur. Hac için ihrama girildikten sonra, Arafat’a çıkmadan önce nafile bir tavafın ardından haccın sa’yi yapılabilir. Haccın sa’yini bu şekilde önceden yapanlar artık "Ziyaret tavafı"ndan sonra sa’y yapmazlar. Fakat sünnete uygun olan, haccın sa’yinin Ziyaret tavafından sonra ve ihramsız olarak yapılmasıdır.

    Vakfe Yapmak ve Arafat Vakfesi
    "Vakfe", durmak demektir. Arafat Vakfesi ise belirlenen zamanda hac için ihramlı olarak Arafat sınırları içinde bulunmaktır. Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Çünkü süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar. Hz.Peygamber "Hac Arafattır"(4) buyurmuştur. Arafat, Mekke’nin 25 km. Güney doğusunda bulunan geniş bir alanın adıdır. Arafat vakfesi bu alanda yapılır. Bu geniş alanın sınırları levhalarla gösterilmiştir. Arafat vakfesinin sahih olabilmesi için hac ihramına girmiş olmak ve belirlenen süre içinde Arafat’ta bulunmak gerekmektedir.

    Arafat Vakfesinin Zamanı
    Arafat vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arefe günü öğleyin Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun (uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun, ya da olmasın) bir an orada bulunan kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur.

    Müzdelife Vakfesi
    Müzdelife, Arafat ile Mina arasında ve Harem sınırları içinde kalan bir bölgenin adıdır. Müzdelife’nin sınırları levhalarla belirtilmiştir. Müzdelife’de vakfe yapmak haccın vaciplerindendir.

    Müzdelife Vakfesinin Zamanı
    Müzdelife vakfesi, bayram gecesi, gece yarısından itibaren güneşin doğuşuna kadarki süre içerisinde yapılır. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun kısa bir an burada bulunan kimse vakfe görevini yerine getirmiş sayılır. Ancak sünnete uygun olan, Müzdelife vakfesinin sabah namazından sonra yapılmasıdır. Şu kadar var ki, izdiham sebebiyle belirtildiği gibi gece yarısından sonra vakfe yapıp ayrılmakta bir sakınca yoktur.

    Şeytan Taşlamak
    Bayramın 1,2,3 ve 4 üncü günlerinde Mina’da bulunan ve "Büyük Şeytan-Akabe Cemresi", "Orta Şeytan-Orta Cemre" ve "Küçük Şeytan-Küçük Cemre" diye adlandırılan üç taş kümesine usûlüne uygun olarak taş atmak haccın vaciplerindendir. Bayramın birinci günü Büyük Şeytana 7, ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde ise her üç şeytana yedişerden 21’ er taş atılır. Taşlama küçükten büyüğe doğru yapılır. Ancak, Mina’da kalınmadığı takdirde dördüncü günü taş atılması gerekmez. Uygulamada bayramın dördüncü günü Mina’da kalınmadığı için bu gün taş atılmamaktadır.

    Bayramın Birinci Günü
    Bayramın birinci günü, Büyük Şeytana tarif edildiği şekilde "7" taş atılır. Atılan ilk taşla birlikte telbiyeye son verilir. Birinci günkü taşlamanın zamanı gece yarısından itibaren başlar, bayramın ikinci günü tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

    Bayramın İkinci Günü

    Bayramın ikinci günü, küçüğünden başlanarak her üç şeytana 7’şerden toplam 21 taş atılır. İkinci günkü taşlama zeval vaktinde yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle birlikte başlar, gece tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

    Bayramın Üçüncü Günü
    Bayramın üçüncü günü de ikinci günde olduğu gibi küçük şeytandan başlamak üzere her üç şeytana 7’şerden toplam 21 taş atılır. Üçüncü günde taşlamanın zamanı zeval vaktinden yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle birlikte başlar, gece tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

    Bayramın Dördüncü Günü
    Bayramın dördüncü günü tan yeri ağarıncaya kadar Mina’dan ayrılmamış olanlar, tan yerinin ağarmasından itibaren güneş batıncaya kadar her üç şeytana "7"şerden toplam 21 taş daha atarlar. Tan yeri ağarmadan Mina’dan ayrılanların bu günün taşlarını atmaları gerekmez. Uygulama da böyledir.

    Taşlamada Vekâlet ve Atılamayan Taşların Kazası
    Gücü yetenlerin taşları bizzat kendilerinin atmaları gerekir. Vekalet vererek başkasına attıramazlar. Hastalık, yaşlılık ve sakatlık gibi mazeretlerle taşları bizzat kendisi atamayacak durumda olanlar, vekâlet vererek taşları bir başkasına attırırlar. Vaktinde atılamayan taşların, bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar atılması vaciptir. Atılmadığı takdirde ceza gerekir.

    Hac Kurbanı
    Temettu ve Kıran haccı yapanların, hac kurbanı (şükür hedyi) kesmeleri vaciptir. Her ne kadar sünnete uygun olan, hac kurbanının, büyük şeytana taş attıktan sonra kesilmesi ise de, taş atmadan önce de kesilmesi mümkündür. Hac kurbanı, Harem Bölgesi sınırları içerisinde, bayramın birinci günü tan yerinin ağarmaya başlamasından itibaren kesilir. Hac kurbanının etinden sahibi dahil herkes yiyebilir. Temettu ve Kıran haccı yapanlar, Kurban kesme imkânı bulamazlarsa bunun yerine on gün oruç tutarlar. Bu on gün orucun üç günü, hacdan önce ve hac ihramına girdikten sonra (Mekke’de) tutulur. En uygunu 7, 8 ve 9. Zilhicce günlerinde tutulmasıdır. Geri kalan yedi gün ise, bayramın dördüncü gününden sonra olmak üzere, hacdan sonra tutulur. Bu yedi günün memlekete döndükten sonra tutulması daha uygundur. Bunların peşpeşe tutulması şart değildir. Hacılar, Kurban Bayramında şartlarını taşıyan her müslümanın kesmekte olduğu kurbanı (Udhiyyeyi) kesmek zorunda değillerdir. Fakat sevap kazanmak için nafile olarak kesebilirler. Nafile olarak bu kurbanı kesmek istedikleri takdirde vekâlet vererek memleketlerinde kestirmeleri daha uygun olur.

    Tıraş Olup İhramdan Çıkma
    Bayramın birinci günü Büyük şeytana taş atılıp kurban kesildikten sonra tıraş olup ihramdan çıkılır. Her ne kadar sünnete uygun olan, önce Büyük Şeytana taş atmak, sonra kurban kesmek, daha sonra da tıraş olup ihramdan çıkmak ise de, taş atmadan, ya da kurban kesmeden önce de tıraş olup ihramdan çıkmak mümkündür. Umre ihramından çıkış konusunda da anlatıldığı gibi, ihramdan çıkmak için erkekler saçlarını dipten tıraş eder veya kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserler. Böylece hac ihramından çıkışın birinci aşaması gerçekleşmiş olur. Buna "ilk tehallül" denir. Bu aşamada eşiyle cinsel ilişki dışında bütün ihram yasakları kalkar. Cinsel ilişki konusundaki yasak ise, ancak Ziyaret tavafından sonra kalkar.

    Ziyaret Tavafı
    Ziyaret tavafı, haccın farzlarındandır. Haccın iki rüknünden birisidir. Buna "İfada tavafı" da denir. Ziyaret tavafının vakti, bayramın ilk günü gece yarısından itibaren başlar, ömrün sonuna kadar devam eder. Uygulamada ziyaret tavafı, tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılmaktadır. Ziyaret tavafının, bayramın ilk üç gününde yapılması usûle uygun ise de, daha sonraki günlerde de yapılabilir.

    Haccın Sa’yi
    Sa’y yapmak, haccın vaciplerindendir.(5) Arafat’a çıkmadan önce haccın sa’yini yapmamış olanlar ziyaret tavafının ardından, "Allah’ım, Senin rızan için hac sa’yini yapmak istiyorum, bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet ederek daha önce "Sa’y" konusunda belirtildiği şekilde hac sa’yini yaparlar. Hac sa’yinin, tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılması sünnete daha uygundur. Bundan sonra hacı, Mekke’de kaldığı süre içinde beş vakit namazı Harem-i Şerif’te kılmaya özen gösterir. Bol bol nafile tavaf yapar. Mekke’den ayrılacağı sırada da "Veda Tavafı" yapar.

    Veda Tavafı
    Hacca uzaklardan yani Mikat sınırları dışından gelmiş olanların (Afakilerin) Mekke’den ayrılmadan "Veda Tavafı" yapmaları vaciptir. Bu, hacıların hacla ilgili olarak yapacakları son görevdir (nüsüktür). Buna "Sader Tavafı" da denir. Veda Tavafı, "Allah’ım! Senin rızan için Veda tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet edilerek tıpkı diğer tavaflar gibi yapılır. Tavafın arkasından, tavaf namazı da kılındıktan sonra çokça dua edilir, af ve mağfiret dilenir. Göz yaşı dökülür.



    İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ...Bundandır böyle dibe vuruşumuz...

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    ..."KABE'DE TÜRKÇE DUA EDİN?
    İzmir Müftüsü Mustafa Yıldız, hacı adaylarından Kabe'de Türkçe dua etmelerini isteyerek, 'Ne dediğinizi bilin. Allah sizi hangi dilde dua ederseniz edin anlar. Hatta hiç konuşmasanız, dua etmeseniz dahi kalbinizden geçeni bilir. Allah ile kul arasına dil giremez. Çünkü sevginin, yakarışın dili olmaz' diye konuştu."....
    Yorumsuz aktarıyorum.(Polemil sanıp alınganlık gösterenler olabilir.)
    Alıntı ve çalışma için kutluyorum arkadaşım:
    ..." Allah ile kul arasına dil giremez. Çünkü sevginin, yakarışın dili olmaz'".....

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. TurkYasam Hukuk Rehberi Konu Indeksi
    2006 Konuları bölümünde bacanak tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 21.03.06, 00:51
  2. bütün +16 ve katları resimleri burda toplayalım yeni konu açmayalım
    2006 Konuları bölümünde kumarbaz tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 20.03.06, 21:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •