• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    this too will pass metal heart adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2005
    Mesajlar
    2,006
    Karizma Gücü
    0

    İclal Aydın Şiirleri, Yazıları Ve Eseleri

    Babama Selam Söyle

    Karlı bir akşamdı ankara'da;
    Son kez elele yürümüştük,
    Bitmesin istediğimiz yola.
    Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
    Yazarsın bana demiştin.
    Bende yazarım sana sık sık.
    Ağlıyordum....
    Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
    Elimi daha sıkı tuttun,
    Anlıyordum....
    Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
    Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
    Kelebekleri kitap arasında kurutma,
    Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
    Kitaplarım sana emanet,
    İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
    Beni bekle...
    Yol bitti, gidiyordun artık; gittin
    Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
    Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
    Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
    Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
    En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
    Seni beklerken çok şey öğrendim,
    Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
    Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
    Uçak, babama selam söyle!
    Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
    Bir bilsen seni nasıl özledim...
    Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
    Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
    Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
    Selamını aldım babacığım,
    Kin büyütmedim kalbimde....
    Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
    Uçak, babama selam söyle!
    Uçak, babama selam söyle!

    _______________________________________________
    Canım Kızım;

    Meğer sanaymış yolculuğum. Burgun kendime neden yasadığımı sordum; bir anlamı olmalıydı basımdan gecen onca şeyin; bir karşılığım olmalıydı hayatta.bu soruyu sorduğumda kendime yirmi üç yasındaydım. Ellerim yaslanmamıştı henüz ama soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum, bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım..
    Yalnızlık, yabancılık, haksızlık dünya kederleri bir olup yüklenmişlerdi bir gece kalbime. Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.soğuk bir kıs gecesiydi. Demirleri tuttum caddeyi seyrettim ağlayarak. Göreceksin insan nasıl acır kendine böyle anlarda... Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış; elinde bira şişesi ağlıyordu, uzundu sacları.kaldırıma oturdu elindeki bira şişesini karşısındaki saat kulesine fırlattı. Saat oniki'ye on vardı ve belli ki ikimizinde canı çok yanmaktaydı...
    Annem geldi aklıma bir Pazar dönüşü elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatısı. Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye. Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş. Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş. Saat öğlen oniki'ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış. Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm. Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım. Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli eğer sabah aynıysa her şey o zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikayeyi.. Ertesi gün güneşli bir sabahtı; çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi...
    O günden sonra neler oldu bir bilsen...sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Çok korkuyorum severmisin acaba beni? İyi bir anne olabilecek miyim? Koruyabilecek miyim seni? Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi eksiksiz iletebilecek miyim sana?
    Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor. Annende sonbaharda doğmuş bir bebekti. Bu mevsim hüzünlüdür kızım ve çok sever güneşi.şuanda minicik tekmelerinle ben burdayım diyorsun. Gelişine az kaldı. Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle.ama ne yazık ki odan kadar sessiz ve özenli bir ülkeye gelmiyorsun. İsterdim ki benim gördüklerime sen şahit olma ama onlar sana bile yetişti. Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü ve bendende önde olacağını biliyorum umarım sende seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri. Ben babasını çok özleyen bir çocuktum dilerim sen ayrı kalmazsın seni sevinçle bekleyen babandan....
    Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka. Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı yorgun babaları, ya da kendi giyemediği mavi yirmi üç nisan elbisesini sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri, sonra kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları ve yalancıları tanıyacaksın. AŞk'ı tanıyacaksın bir gün, kalbim kırılacak ve belki kıracaksın birilerini... İyi bir tamirci ol kızım, çabuk onar kırdığın kalplere ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine. Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun.
    Hayat iki seçenek sunuyor: ya payına düşen kederi parlatacaksın; ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın. İkincisini tercih edersin umarım...
    Bana öğretildiği gibi kızım; öğrendiğin çiçek adlarını unutma, kelebekleri kitap arasında kurutma, kin büyütme kalbinde ve incitme kimseyi...
    Dilerim dünyaya geliş nedenini sen çabuk bulursun.yolun acık olsun....

    Annen

    _______________________________________________
    Kar


    Karlı bir aksamdı Ankara da
    Son kez elele yürümüştük
    Bitmesin istediğim yola kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık...
    Yazarsın bana demiştin bende yazarım sana sık sık,
    Ağlıyorum,
    Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı
    Elimi daha sıkı tuttun
    Anlıyordum
    Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim...
    Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedim,
    Kelebekleri çiçek arasında kurutma,
    Sık sık fotoğraf çektir yolla bana,
    Kitaplarım sana emanet, incitme kimseyi, kin büyütme kalbinde beni bekle...
    Yol bitti gidiyordun artık,
    Gittin!
    Sokakta gördüklerimi filmdeki aktörleri sen sandım bir süre,
    Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
    Kitaplarını okudum kelebeklere dokunmadım,
    Öğrendiğim çicek adlarına yenilerini ekledim,
    En çok fesleğeni, çoban heybesini, aksam sefasını sevdim.
    Seni beklerken çok sey öğrendim,
    Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam
    Nasılsa bulacaktır seni diye her görüşümde aynı sesle seslendim;

    Uçak babama selam söyle,

    Beni kötü rüyalarımdan uyandıran, sevdiğim ilk adam bir bilsen!
    Seni nasıl özledim.
    Kar yağıyor şimdi otuz yaşım bitti.

    Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
    Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
    Selamını aldım babacığım
    Kin büyütmedim kalbimde,
    Küçük kızının gözleri;
    Hala senin çiceklerinde.
    Uçak!
    Babama selam söyle....

    ___________________________________________

    Masallar

    Daha uyanmamalıydık masallardan.Ne zaman bitti o eşsiz ormanlar, yollar? ne zaman ayrıldı yolları şehzade ile ipek kızın? ve ne zaman vazgeçti yakışıklı prens yüzyıl uyuyan güzeli uyandırmaktan? Ne zaman yoruldu aladdin lambasını ovmaktan? iyilik perileri, sevimli cinler şimdi neredeler? Daha uyanmamalıydık...Masallar hep o renkte ve aynı inandırıcılıkta kalmalıydı kalbimizde.Bir şey oldu, bir yerlerde.Büyüdük mü küstük mü birşeylere ne; inanmaz olduk masallara.Dinlemez olduk ve anlatmadık bir daha.Belki anlatılacak masalımız kalmadı, çabuk yordu hayat bizi.Oysa ne güzeldi küllerinden yeniden doğan Anka kuşu, Kaf dağının ardındaki o gizemli ülke, lal bir oba uşağı ile güzeller güzeli bey kızının başkaldıran sevdası.Nasıl özlüyoruz geçmişi...Neden özler ki insan? Hele birde mutsuz bir çocuksanız...Çocuktuk çünkü.İnanıyorduk.Köprüler geçmemiş, aldatmamış, aldatılmamış, bedeller ödememiş, ayrılık ve hasret mektupları okumamıştık.Ve dizlerimizi kanatmamıştı henüz hayat.İnanıyorduk, duruyduk, saftık, çocuktuk.Şimdi anlatacak bir masalımız bile yok, bir köşesine sığınacak
    _________________________________________________

    Ne Olacak Halim

    Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım...
    Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
    Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
    Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
    Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
    Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
    Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
    Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
    Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
    Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
    En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
    Şimdi düşlediklerimin neresindesin...
    Dedim ya.
    Bu ikimizin hikayesi...
    Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
    Bizi buluşturan kaldırımları,
    İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
    Ben unutmadım diye
    Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
    Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
    Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
    Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
    Ne Olacak Halim...
    Çabuk mu büyüdük dersin
    Biliyorum..
    NE Olacak Halim...
    Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
    Neleri bırakmış olacağım birde,
    Ne aşkları
    Ne başlangıçları
    Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
    Biliyormusun...
    Tek sorum var kendimle şimdi

    Ahhh
    Ne Olacak Şimdi Halim....

    _____________________________________________

    Seni Seviyordum

    Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi...

    Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

    İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri

    SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

    Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte...

    Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

    Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

    Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

    BEN SENİ SEVİYORDUM...

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

    Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

    Geri dönüyordu, çoğalıyordu

    Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun

    Kalp ağrısı oluyordun,

    Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

    Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

    Cesurduk...

    Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller...

    Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

    Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

    Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

    Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına

    Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

    Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

    Kalbimi acıttı her zaman ki gibi...

    Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

    Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...


    İclal Aydın
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic24785_4.gif

    Gittiğinde, ilkbahardı,
    Şimdi mevsim sonbahar,
    Haberin olsun, hazan düştü otağıma,
    Kurudu sensizlikte güllerim, ey yar,


    Sararsa da senden sonrası,
    ömür bahçemdeki yapraklar,
    Yine de,
    düşen her yaprakta,
    hala senin adın,
    ve hala senin kokun var,

    Ben sonbahar çocuğuyum... Alışkınım yalnızlığa, yaprak dökümlerine...

  2. #2
    Umut Güneşi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2007
    Mesajlar
    3,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    efendim bende iclal aydın severlerdenim ve çok sevdğim şiirlerini görünce ziyadesiyle mutlu oldum
    ve şu sözler

    Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

    Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

    Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

    Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına

    Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

    Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

    Kalbimi acıttı her zaman ki gibi...

    Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

    Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...

    umarım herkes sevdiğinin ve sevildiğinin değerini bilir sevgiyle ve daima mutlu kalın
    UMUT GÜNEŞİ
    bir anlamı olmalı her sabah doğan güneşin, yağan yağmurun, açan çiçeğin...
    Uçan kuşun, kelebeğin...
    Yüzde beliren bir tebessümün...
    yanaktan süzülen damla damla gözyaşının...
    Ne çok neden var yaşamak için yorulmamalı yaşanmış acılara direnmeli! yağan yağmur gibi düşsede acılar yüreğine bir bir..
    bir gülümseme ile dağıt hüzün bulutlarını! tıpkı doğan güneşlerin doğayı yeşerttiği gibi...
    yeşertip umutları filizlenmeli yaşam sevinci!



    İNSANLAR YANLIŞ YAPABİLİRLER,
    YALNIZ BÜYÜK İNSANLAR
    YANLIŞLARINI ANLARLAR...
    BİR BENİ BİLİRİM ,BİRDE BENDEKİ BENİ

  3. #3
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Ne zaman eskiyor sevgiler ,
    Ödenen bedellerin acısı geçince mi ?

    Yağmur yağıyor... Mutfak camındayım...
    Nasıl üşüdüğümü bilemezsin.
    Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama...
    Şimdi telefon açsam sana , sesini duymakta yetmiyor ki. Hep aynı cümleler.
    Babamlar nasıl? İlacını aldın mı?
    Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
    Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi.
    Bazen dalıp giderdin mutfakta yemek yaparken tahta kaşıkla tencerenin başında öylece.
    Ne düşünürdün acaba?

    Özlemek çok fena anne, anlamak seni daha da...
    Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
    Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
    Gittikçe sanamı benziyorum ben?
    Ya da "annenin kaderi kıza" dedikleri doğru mu?
    "Baban eskitir herşeyi kızım." demiştin bir kez.
    Anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim.
    Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
    Şimdi duysan bunları, ne üzülürsün mutsuz mu kızım diye, çoktan vazgeçmiş bir sesle.
    Mutsuz değilim de anne, yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.
    Evimi topluyor, toz alıyor,patlıcan kızartıyor, televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum.
    Açtığımı gören olmuyor.
    Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
    Çay demleniyor demleniyor, demleniyor.
    Kederim mutfağın her yerine yerleşiyor.
    Nasıl eskiyor herşey anne, nasıl eskiyor.
    Eskilerimi atmaya kıyamıyorum.
    Seni çok özlüyorum.
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  4. #4
    Gazi Paşa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2007
    Mesajlar
    4,435
    Karizma Gücü
    0

    yagmur

    Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü
    bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne.
    Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama…

    Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki.
    Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?”
    Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
    Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta
    dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla
    tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
    Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena…

    Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
    Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
    Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da
    “Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu?
    “Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez,
    anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim.
    Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
    Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye,
    çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne,
    yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.

    Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
    televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum,
    açtığımı gören olmuyor.
    Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
    Çay demleniyor, demleniyor, demleniyor…

    Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor.
    Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor.
    Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum.
    Bana yasakladığın bahçeler, sana da mı uzaktı hep?
    Gidemeyişine ağladın mı sende? Ne zaman eskiyor sevgiler?
    Ödenen bedellerin acısı geçince mi? İşte böyle,
    kalbimde bir acı. Şarkılar seni söyler.

    İclal AYDIN










    Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Allah’ı kullanırlar.”
    Giordano Bruno



    Minik

  5. #5
    Misafir PandorA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-05-2006
    Mesajlar
    2,296
    Karizma Gücü
    0
    Oysa...



    Buyuk bir kelimedir. Oysa... Icinde aciklama, kirginlik, pismanlik, hayret, kuskunluk ve daha bir dolu duygu barindirir.
    Bazen tek basina koca bir paragrafi aciklamaya bile yeter...
    "Oysa" dersiniz...
    Oysa;
    "boyle degildi baslangicta, "
    "beni sevdigini soyluyordu,"
    "basaracagindan emindi,"
    "cok guveniyordu kendine,"
    "yagmur yagmayacak, bir degisIklik olmayacak, verilen sozler tutulacak demislerdi,"
    "burada olacagini soylemisti;"
    "yapabilirim, yetisebilirim, toparlayabilirim saniyordum,"
    "cok uzak degil diye dusunuyordum, "
    "baska turlu hayal ediyordum,"
    Basina getireceginiz her "oysa" anlasilir bir burukluk tasimaktadir okudugunuz su cumlelerde.. .
    Gecen hafta ici, bir sabah vaktiydi. Ansizin, daha gun dogmamisken acildi gozlerim yatakta. Icimde nasil basimdan atacagimi kestiremedigim bir sIkinti vardi.Oysa gece rahat yatmistim yataga. Yorgundum, uykumu almamistim tam olarak.Gozlerim acik, yatakta havanin aydinlanmasini bekledim. Disarida yagmur vardi. Evin icindeki yan karanlik daha da sIkistirdi yuregimi. Hicbir sebep yoktu boylesi bir ic daralmasi icin.
    Kalktim...
    Gun basladi.
    Yine herkesin bir derdi vardi iste, her gunku gibi...
    Bir sekilde ucundan tutmam gereken, icinde durdugum, kiyisina vurdugum...
    Telefonlar, notlar, haberler, yorumlar, gelenler, gidenler.
    Hesap isteyenler, hesap kesenler, daha cok isteyenler.. .
    Ust uste, usandiran, tam da gunun sIkintisina uygun dunyevi sokukler...
    Derken..
    Kafami dagitayim diye kutuphanemi yerlestirirken telefon etti bir arkadasim ve "Attilâ Ilhan'i kaybettik" dedi...
    Olum oracikta duruyor, kapinin kiyisinda.
    Kimine 80 yillik bir renkli omur veriyor, kimini yirmisinde aliyor.
    Oysa...
    Oysa herkes hic olmeyecegini dusunerek yasiyor.
    Bu yuzden hicbir yere goturemeyecekleri "tasinmazlar" icin dis biliyor, tirnak bileyliyorlar.
    Bu yuzden hic sakinmadan nefret ve ofke kusuyorlar.
    Bu yuzden sadece kendilerine bakiyorlar, "ic" lerine hic goz atmadan...
    Oysa kisacik hayat.
    Kendisine verilenin nasil alindigini anlamiyor bile insan...
    Bugun bir dusunsenize; uc ay once, bes yil once, yirmi yil once ne duslemistiniz? ..
    Neler kurmustunuz, ne cicekler siparis etmistiniz omrunuzun en guzel bahcesi icin...
    Goruyor musunuz "oysa" ne yaptiniz kendinize?

    ICLAL AYDIN

  6. #6
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    bu kadını seviyorum

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  7. #7
    djsuperisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2009
    Mesajlar
    687
    Karizma Gücü
    0

    .........Aşk.........

    Aşk; yalnız bir operadır kış güneşinde dinlenen.
    Aşk; bazen bir zaman hatasıdır.
    Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara.
    Uzun bir suskunluktur ya da durmadan ondan konuşmaktır.
    Aşk; bir filmin, bir karesinde takılıp kalmak...
    Bazen tuhaf bir cesaretle meydan okumaktır.
    Aşk; bazen nedenini bilmediğiniz bir duraksamadır.
    Aşk; bir harabenin ortasında birşey bulup da ne yapacağını bilemeyen
    iki savaş çocuğu gibi kalmaktır.
    Eylül'ün toparlanıp gitmesini izlemektir.
    Bir bakış bile anlatmaya yeterken herşeyi
    kalbinizi dolduran duyguların kalbinizde kalmasıdır.
    Aşk; canınızla beslemektir hüznün kuşlarını.
    Aşk; vazgeçmektir gözlerinden.
    Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır.
    Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir.
    Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir.
    Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır...

    İclal Aydın
    ♥ Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapar. Asıl önemli olan kayıplarımızdan kazanç sağlamamızdır. Bu zeka gerektirir;akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark budur.

  8. #8
    gencsoy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-04-2009
    Mesajlar
    725
    Karizma Gücü
    4
    Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara

    güzel olmus ellerine saglık

  9. #9
    djsuperisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2009
    Mesajlar
    687
    Karizma Gücü
    0
    t.ş.k ederim
    ♥ Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapar. Asıl önemli olan kayıplarımızdan kazanç sağlamamızdır. Bu zeka gerektirir;akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark budur.

  10. #10
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Seni Seviyordum

    Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi...

    Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

    İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri

    SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

    Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte...

    Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

    Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

    Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

    BEN SENİ SEVİYORDUM...

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

    Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

    Geri dönüyordu, çoğalıyordu

    Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun

    Kalp ağrısı oluyordun,

    Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

    Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

    Cesurduk...

    Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller...

    Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

    Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

    Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

    Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına

    Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

    Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

    Kalbimi acıttı her zaman ki gibi...

    Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

    Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...


    İclal Aydın
    Gelde ağlama gece gece.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •