• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
23 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    4 hak(!) mezhep

    İslam'da 4 hak mezhep vardır diyorlar.
    Bu mezheplerin hak olması nerden geliyor.
    Hak olan Allah'ındır demiyor muyuz.O zaman bunların hak olduğunu da Allah'ın Kur'anda söylemiş olması gerekir.
    Ayetleri veya hadisleri bekliyorum buyrun.

  2. #2
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Hak mezhep nedir yahu
    Hak dinler var Allah'ın gönderdiğine inanılıyor, e hak mezheplerini de mi Allah gönderdi?
    Kim diyor ki bu hak mezhep saçmalığını?

  3. #3
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Şimdi damlarlar hocam.Ya da damlayamazlar çünkü buna verilecek cevap yok.Din haktır ama mezhebi bu tanıma nasıl uyduruyorlar ya aklım almıyor.

  4. #4
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Şimdi damlarlar hocam.Ya da damlayamazlar çünkü buna verilecek cevap yok.Din haktır ama mezhebi bu tanıma nasıl uyduruyorlar ya aklım almıyor.
    ben şimdi cevap yazdığımda damlamış olacaksam hiç yazmayayım.Ama yok senin de düşünceni öğrenmek istiyoruz veya kaale alıyoruz derseniz cevap yazayım.

    selam ve dua ile,

  5. #5
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Yok buyur student hocam.Ben kendi görüşümü dile getirdim sadece.

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    4 mezhep en çok yaygın olanlardır.Bu dört mezhep imamları dışında onlarca mezhep daha vardı.Mezheplerinin takipçileri olmadığı için bilinmiyorlar.Ama hala kitapları var.Faydalanmak isteyenler okuyorlar.
    Hak mezhep meselesi de hada önceki Hariciler gibi aşırı olan ,Kuranı Kerime veya sünneti inkar edecek kadar aşırı olan mezheplerde vardı.Böyle mezhepler dışındakilere hak mezhepler deniyor.Aslında mezhep kelimesi bize yabancı olduğu için esas anlamından farklı algılıyoruz.Yol manasına geldiği için , İmam Hanefi yolundan giden , onun görüşlerini benimseyenlere Hanefi denmiştir ve onun yolu manasına Hanefi Mezhebi denmiştir.Alevilikte aynı şekilde Hz. Ali yi sevenlerin ,Hz. Ali'nin yolunda gidenler manasına Alevilik denmiştir.( en azından ben böyle biliyorum , yanlışım varsa Alevi olan arkadaşlar uyarsınlar) . Araplarda Şia olarak bilinen (Şia taraf demek , Hz. Ali'nin tarafını tutanlar manasında anlaşılıyor günümüzde ) .

    Hak Mezhep olup olmaması Kuranı Kerime ve sünnete göre değerlendiriliyor.Geçmişte Kuranı ve sünneti kaynak olarak almayan hak mezhep yok.Sapık düşünceye sahip olan mezheplerde bile hadis ve sünnet kaynak olarak alınmıştır.
    Sapık mezhep olan Hariciler , Hakem olayına katılan herkesi kafir ilan etmiştir ve bunu Kurana göre olduğunu iddia etmişlerdir.Hz.Ali dahil herkesi)

    selam ve dua ile,

  7. #7
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Hak mezhep meselesi de hada önceki Hariciler gibi aşırı olan ,Kuranı Kerime veya sünneti inkar edecek kadar aşırı olan mezheplerde vardı.Böyle mezhepler dışındakilere hak mezhepler deniyor.[
    İslam dini içinde yer alan mezhepler olarak değerlendirdiğinizi düşünerek söylüyorum.Alevilerin veya şia'nın Kur'an ve sünneti inkar ettiğini kim söyledi?
    Hak Mezhep olup olmaması Kuranı Kerime ve sünnete göre değerlendiriliyor.Geçmişte Kuranı ve sünneti kaynak olarak almayan hak mezhep yok.Sapık düşünceye sahip olan mezheplerde bile hadis ve sünnet kaynak olarak alınmıştır.
    Mükemmel anlatmışsınız.Bu hesaba göre o mezheplerde hak mezheptir
    Buradan şu anlaşılıyor ki(benim anladığım) takipçisi fazla olan mezheplerin mensupları diğer mezheplerin kendi düşüncelerinde olmadığını görünce kendilerini meşru demek için hak demeye başlamışlardır.
    Ynlışsam düzeltin.

  8. #8
    kdvmuhtasar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    1,419
    Karizma Gücü
    6
    Hak mezheplerde akıl ve mantığın tasdik etmediği hiçbir mesele yoktur. Çünkü onların dayanak noktası Kuran, sünnet, icma-i ümmet ve kıyas-ı fukahadan ibaret olan edille-i şeriyyedir. Dağlardan daha metin olan o edille-i şeriyye, hiçbir beşerî kuvvetin tahrip edemeyeceği çelikten bir kaledir. Bu kaleden çıkanların, ehl-i sünnete düşman olan olumsuz cereyanlara kapılmaları veya alet olmaları kuvvetle muhtemeldir.

    Şunu da ehemmiyetle nazara vermekte fayda görmekteyim: Mezhepleri beğenmeyen, onlardan birine uymayan veya mezheplerin kolay yanlarını alan bir kimse, asırlardan bu yana gelip geçmiş milyonlarca Müslümanın yolundan ayrılmış, kendi başına yeni bir yol tutmuş olur. Böyle kimseler, Kur'an-ı Kerim'in; "Kim, Peygambere karşı çıkar ve kendisi için doğru yol belli olduktan sonra Müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir" tehdidinden de hissedar olurlar.

    Bir mezhep imamını taklit eden kimse hangi mezhebe bağlanmış ise artık her meselede o mezhebin hükümleriyle amel etmesi ve mezhebinde sebat etmesi lâzım gelir. Ancak zaruret hallerinde her hangi bir meselede yine kendi mezhebinde kalmak şartıyla diğer bir mezhebin hükmüyle amel edebilir. Bu ise ancak bir âlimin fetvasıyla mümkün olabilir.

    İmam-ı Gazali Hazretleri de bu görüştedir.

    Mademki taklit sahibi bir mezhebi iltizâm etmiştir, artık onda sebat etmesi gerekir.

    Netice olarak; kişinin kendi hevesine uyarak sık sık mezhep değiştirmesi onları hafife almak manasına gelir.

    Son asrın müdakkik alimlerinden Muhammed Kevserî, Makalât adlı eserinde bu gibi kimselerin halini şöyle tasvir eder:

    "Evet, her grubun kendisiyle gördüğü fakat gerçekte ne onunla ne de bununla olan, yani Arap şairinin dediği gibi: "Yemenlilere vardığında Yemenli, Maadlilere vardığında Adnani" görünen kişiden daha bozguncusu yoktur."

    Kevserî aynı eserinde, mezhepsizliğin dinsizliğe götüren bir köprü olduğunu da söyler.

    Dr. Ramazan el-Bûti ise bu konuda, "Evet, bütün İslâm milleti uzun tarihi boyunca İslâm'ı aynıyla yaşatma imkânını en geniş ölçüde veren müçtehitlerin bu dört imam (İmam-ı A'zam, İmâm-ı Şafi'i, İmâm-ı Mâlik ve İmâm-ı Hanbel) olduğu üzerinde ittifak edegelmişlerdir. der ve bu imamların yolunu bırakıp insanları mezhepsizliğe davet etmenin "İslâm dinini tehdit eden en tehlikeli bid'at" olduğunu ilâve eder.

    Ramazan el-Bûti, mezhepsizlik dava edenlerin yeni hâdiselere çözüm getirmek yerine, İslâm'ın temel rükünlerini sarsmaya çalıştıklarına dikkati çekerek şöyle der:

    "Ben bu mezhepsizlerden hiç birinin bir gün kalkıp da, halkın her gün sorup durduğu yeni meselelerden birini araştırdığını görmüş değilim. Onların bütün dertleri, binası tamamlanan, hükümleri yerleşmiş bulunan ve gereğince amel edilmekle Müslümanların borçtan kurtulup selamete çıkacakları İlâhî emirler hususunda yol gösterici olan hak mezhepleri yıkmak için bütün güçlerini sarf etmekten ibarettir!

    Dr. Ramazan el-Bûti mezhepsizlik dava edenlere şu iki soruyu sorar:

    "Bütün insanları inşaat işlerinde mühendislere uymaktan vazgeçmeye çağırsan ne olur? İnsanları teşhis ve tedavi hususunda doktorlara tabi olmaktan uzak kalmaya davet etsen ne olur?"

    Bu soruya kendisi şöyle cevap verir:

    "Hiç şüphe yoktur ki, bunun arkasından gelecek olan şey, insanların tamir edeceğiz diye kendi evlerini bile bile tahrip etmeleri, tedavi zannıyla kendi canlarına kendilerinin kıymalarıdır."

    Mezhep tanımayanları bu tehlikenin kapısına getiren ve müçtehitlere tâbi olmaktan men eden en mühim sebep kendi rey ve düşüncelerini müçtehitlerin görüşlerine müsavi, hatta onlardan daha üstün görmeleridir.

    İmam-ı Şârânî Hazretleri de bu hususta şöyle buyurur:

    Müçtehitlerin sünnet buyurduklarının hepsi ile amel et ve mekruh dediklerini terk et! Onlardan bu hususta delil aramağa kalkma! Çünkü sen, onların dâirelerinde mahpussun. Onların makamına varmadıkça doğrudan kitab ve sünnete ulaşmakta, onları geçmen ve hiçbir zaman hükümleri onların aldığı yerden alman mümkün değildir...

    Bütün mezhepler, bana göre, parmakların el ayasına ve gölgenin aslına bitişik olması gibi, şeriata bitişiktirler...

    Bu vesile ile şu noktayı da kaydetmek icap ediyor. Müçtehitlere uymayarak kendi reyine uymak büyük bir gururdur. Bu ise insanın manen çöküşüne sebep olur. Bediüzzaman Hazretleri bu gibi kimselerin akıbeti hakkında şu tesbitlerde bulunur:

    "Evet gurur ile insan maddî ve manevî kemalât ve mehasinden mahrum kalır. Eğer gurur saikasıyla başkaların kemalâtına tenezzül etmeyip, kendi kemalâtını kâfi ve yüksek görürse, o insan nakıstır. Böyle insanlar, malûmat ve keşfiyatlarını daha yüksek görmekle, eslaf-ı izamın irşadat ve keşflyatlarından mahrum kalırlar. Ve evhama maruz kalarak bütün bütün çizgiden çıkarlar."


    ------------------------------------------------------
    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...p?s=watch&id=5

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Mezhepçilik veya birbaşka nedenle Müslümanların parçalanmışlığının İslam düşmanlarınca, emperyalizm tarafından nasıl kullanıldığının en somut örneği: Saddam'ın idamıdır.
    Kelime_i Şehadetini tamamlamaya fırsat vermeden, Kurban Bayramında meydan okurcasına kurban edilmesine yol açıyor..
    Müslümanlar kendi iç ayrışımlarını,yollarını adeta bir din meselesi boyutunda farklılaştırırlarsa bundan yararlananlar asla Müslüman'lar olmuyor/olmaz..

    Mezhep meselesini bu denli abartanlar, dünyada fazla değil bir tane örnek gösterebilmelidir kendilerini doğrulayan bir ülke,yönetim olarak.
    Kendince her mezhebin/yolun tercihin kendisini (veya kendisine yakın herhangi birkaç subjektif seçimini) din ve İslam diye takdimi; kendisini İslam yerine ikamesi doğru bir yaklaşım sayılamaz.

  10. #10
    megun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    603
    Karizma Gücü
    0
    MErhaba,
    İslamın şartı bellidir. Kuranda yer alan hükümler bellidir. RAsulullah'ın hadisleri ortada. Bunun ötesi kişiyi bağlar.
    Dileyen bir mezhep imamına uymayı tercih eder, dileyen direk kaynaktan alır. Her şey oldukça açık.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •