• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    general21 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-11-2005
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    0

    İslam evrenseldir. bu gerçeklik nedir ?

    Düşünmeden fark edilemez…

    İslâm Dini’nin evrensel oluşunun anlamı!.

    İslâm Dini bir kabîleye gelmiş, onlara özgü bir anlayışa hitâbeden, onlara yön vermek isteyen bir sistem anlatımı değildir!.

    İslâm Dini, Arap, Acem, Türk, Malezyalı veya bir başka topluma gelmiş, onlara münhasır bir Din anlayışı da değildir!.

    İslâm Dini, Allah’ın yaratmış olduğu “Evrensel Sistem ve Düzen”in adıdır… İnsanlar, o sistemi ve mekanizmayı anlayabildikleri nisbette, kendilerini dünya ve ölümötesi yaşam boyutlarında huzur ve saadete kavuşturacak imkânları edinirler.

    İslâm Dini’ne, ırksal, örfsel, kültürel, göresel değer yargılarıyla yaklaşanlar, asla orijinde anlatılmak istenen evrensel gerçekleri değerlendiremezler…

    Günümüz kavram kaosunda, insanların tefekkürden ve sorgulamadan uzak taklîde dayanan değer yargıları ardında, İslâm Dini, âdeta görünmez olmuştur; …Lâfzen denmektedir ki, İslâm Dini evrensel’dir!…

    Ardından, neredeyse hemen her fikirle, bu gerçek inkâr edilmektedir farkında olunmadan!.

    Evrensel Din ne demektir?…

    Türk’e, Arab’a, Amerika’lıya, Meksika’lıya, Eskimo’ya, Japon’a, Çin’liye, kısacası tüm toplumlara eşit mesafeden hitâbeden ve tümüne yararlı olmak isteyen Din demektir!.

    Türk’ün örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…

    Arab’ın örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…

    Uzak Doğu veya Eskimo’ların örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…

    Evrensel gerçeklerden kaynaklanan ve “Evrensel Sistem”e dayalı olan Din anlayışıdır bu!.

    Allah Rasûlü Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselâm Arap toplumu içinde Hz. İbrahim Neslinden geldiği için, tebliğ etmiş olduğu Din anlayışı çok büyük bir yanlış değerlendirmeyle Arap toplumuna mâledilmiş; Arap toplumunun örf, âdet ve anâneleriyle harmanlanmış ve bu hâliyle evrensel topluma enjekte edilmeye çalışılmıştır!.

    İnsanlar, İslâm Dini adı altında Arap toplumunun örf, âdet, anâneleriyle harmanlanmış müslümanlığa dâvet edilmişlerdir.

    Bu da İslâm Dini’nin, dışardan bakan toplumlarca Arabın Dini diye değerlendirilmesine yolaçmıştır!.

    İslâm Dini; “Evrensel Sistem ve Mekanizma”nın, Allah Rasûlü tarafından, tüm insanlığa açıklanmasıdır… Yaşamını bu gerçekleri gözönüne alarak düzenleyenlerin sonsuz huzur ve saâdete kavuşacaklarının duyurulmasıdır… Tüm insanlara, ırk gözetmeksizin!.

    Musa Aleyhisselâm Yahudi ırkının Rasûlü ve Nebîsidir; bir ırka gelmiştir!.

    Evrensel insan Muhammed Aleyhisselâm ise bir ırka değil tüm insanlığa gelmiştir Allah Rasûlü olarak; ve tümüne “ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in yaratmış olduğu “Evrensel Sistem ve Düzen”i açıklamaktadır!.

    Hz. Muhammed Aleyhiselâm, “EVRENSEL RASÛL”dür!. İnsanları evrensel gerçekleri görmeye dâvet etmektedir!… Arab’ın örf, âdet ve anânelerine değil!.

    Arab’ın örf, âdet ve anâneleri, kendilerini ilgilendirir, doğru veya yanlış; evrensel insanı bağlamaz!..

    Türk’ün örf, âdet ve anâneleri, kendilerini ilgilendirir, doğru veya yanlış; evrensel insanı bağlamaz!..

    Uzak Doğu’lu, Eskimo, İnka’lıların torunlarının örf, âdet ve anâneleri, kendilerini ilgilendirir, doğru veya yanlış; evrensel insanı bağlamaz!..

    Evrensel insanın Dini, “Evrensel Din” olan İslâm’dır!. O, Yöresel ve göresel değerlerle, Evrensel Din olan İslâm’ı örtmez, deforme, dejenere etmez; kadrini kıymetini bilmeyerek de olsa ayağa düşürmez!.

    Tüm insanlar evrensel Dinde anlatılan sistem ve mekanizmaya zorunlu olarak tâbidirler; yanısıra, gereklerini uygulamadıkları ölçüde bunun pahasını ödemek mecburiyetinde olacaklardır!.

    Irkların kendi örf, âdet ve anâneleriyle harmanlayıp, sonra da katıksız din diye pazarladıkları müslümanlık ise, Evrensel İslâm Dini’nden pek çok yerde farklılıklar gösterdiği için, evrensel kabûle mazhar olmaz; ve bu yüzden de reddedilir!.

    “Evrensel İslâm Dini” adıyla etiketlenerek empoze edilen, ne var ki ırksal özelliklerle harmanlanmış müslümanlık, bugün dünya toplumlarının çoğunluğu tarafından rağbet görmemiş ve görmüyorsa; bunun vesîlesi, İslâm Dini’nin bu mevcut Irk Dini hâline getirilmiş şekliyle sunulmasındandır!. İnsanlar, “İslâm Dini” adı altında, Arap müslümanlığına dâvet edilmektedir!. Bunun sonucu olarak da sürekli birbirleriyle savaşmaktadırlar!. Bu çok büyük bir vebaldir!.

    Evrenselliğe ulaşmamış insanların, evrensel Allah Rasûlü'nü değerlendirebilmesi çok güçtür!… Dolayısıyla Evrensel Dini farkedebilmeleri de öyle!..

    Bunu kavrayabilen evrensel insanlar, tüm örf, âdet ve anânelere saygılı olmalarına rağmen, kesinlikle o yöresel ve GÖRESEL değerlere bağlanarak, kayıt altına girmezler; tıpkı Celâleddin Rûmi, Şemsi Tebrizi, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi!.

    Allah Rasûlü, “Evrensel insan” Muhammed Mustafa Aleyhisselâm… Allah’ın evrensel Velileri… Evrensel İnsanlar… Evrensel Kitap… Evrensel Sırlarla dolu hitâp… Ve “OKU”yanları…

    Ve de...

    Irkların dinleri… Irkların peygamberleri… Mukallit din mensupları… Irkların velileri ve her mahallenin kutup, gavs, mehdîleri… Saptırılmış Kur’ân Meâlleri… Tanrıdan, Peygamberinden, tanrıyı erkek (İngilizce’de he) olarak tanıtan tercüme Kur’ân anlayışlarından doğan totemist ya da göktanrısal din anlayışları!.

    Bunların tümünün, bir sepette, “İslâm Dini” diye etiketlenerek sergilenişi…

    Allah’ın “Evrensel Rasûl”ü Muhammed Mustafa Aleyhisselâm'ın bildirmiş olduğu evrensel gerçekleri açıklayan İslâm Dini’ni, “Evrensel Kitap Kur’ân-ı Kerîm”i “OKU”mak için, önce, evrensellik nedir ve nasıl olur bunu farketmek ve öğrenmek ve hazmetmek; sonra da bu bakışla o Kitaba bakabilmek gerekir!.

    Allah Rasûlü Muhammed Mustafa Aleyhisselâm'ın sünnetinin, Arap âdet ve örfleri değil; Allah sünneti olup; “Allah sünneti”nin ne olduğunu idrâk ve hazmetmiş olmak gerekir!.

    Allah Rasûlü Muhammed Mustafa Aleyhisselam'ı “OKU”mak =“İKRA’” gerekir!.

    Ki bunlardan sonra Evrensel İslâm Dini’nin ne olduğu farkedilebilsin… Ondan sonra da, bu farkedilen gerçek tasdik veya reddedilsin!.

    “Elhamdulillah müslümanım!.”

    “İnşâallah müslümansın!!!???…”

    Bu belirleme, eğer taklîden söylenen bir lafız ise; söyleyenin hâli, yüzme biliyorum diyen fakat hayatında deniz görmemiş olan insanın vurgulamak istediği gerçeğine(!) benzer!.

    Evrenselliğin ne olduğunu duymamış insanın; yöresel ve GÖRESEL değerlerle şartlanmış ve bloke olmuş beynine; belirli kelimeleri yerleştirip, onları tekrar etmesinin ona ne kazandıracağı, sorusu çok önemlidir.

    “Evrenselliğin” ne olduğunu bilmeyen insanın, Evrensel Din, Evrensel Rasûl, Evrensel İnsan kavramlarını değerlendirebilmesi, hiç mümkün değildir!.

    Oysa Allah’ın Rasûlü evrensel insan Muhammed Mustafa Aleyhisselâm, insanları, “Evrensel Din” olan İslâm’ı tasdike ve gereğini yaşamaya davet ediyor!.

    Öyle ise, çok âcil olarak, ırkî din anlayışından arınıp; “evrensel İslâm Dini”ni farketmek ve kavramak üzere; Arap ırkından olması itibâriyle değil, evrenselliği itibariyle Allah Rasûlü Muhammed Mustafa Aleyhisselâm'ı “OKU”maya=”İKRA" çalışmalıyız ki artık bazı gerçekleri farketmeye başlayabilelim.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0

    Tek taraflı bilgi olmaz birde burdan okuyun lütfen.

    KUR'AN'A VE MUHAMMED'E GÖRE TÜRKLER İSTESELER DE MÜSLÜMAN OLAMAZLAR

    "Tevrat"ın Tanrı"nın son derece "ırkçı" olduğunu hmen herkes bilir. Kimi araştırmacılar, bu "Tanrı"daki özelliğin, Yahudilik için "yararlı" olduğunu da savunurlar. Ne var ki, şu da gerçek: Bugün, "yahudiler"in sergiledikleri tüyler ürpertici ve insanlık dışı acımasızlıklarda , Tevrat'taki "Tanrı"nın(Yehova) ilkel, katı bir ırkçı oluşunun payı az değildir.


    "KITALUT-TURK" HADISLERINDEN... "Müslümanlar, Türklerle kesin öldüreşecekler."

    Kur'an'ın "Tanrı"sının ırkçılığı

    Tevrat'ınkinin "ırkçılığı"nı herkes bilir de, "Kur'an'ın Tanrı'sı"nın "ırkçılığı"nı çoğu kimse bilmez. Ve kimi "iyi niyetli aydınlar" bile; Kur'an'ı ve "Tanrı"sını "evrensel" sanır. Oysa, Kur'an'ınki, Tevrat'ınkinin bir çeşit "kopya"sıdır. Bunu, bu "Tanrı"nın "İsrailoğulları"nı nasıl tanıttığından bile anlamak mümkün:

    "En üstün toplum, İsrail toplumu"

    Buna, kimileri şaşacaklar. Ne ki, bir gerçek. İşte ayetler:
    Kur'an'ın "Tanrı"sı, tıpkı, Tevrat'ın "Tanrı"sı "Yehova" gibi, iki yerde, aynen şöyle seslenir:

    "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın." ( Bakara, ayet: 47, 122. Diyanet çevirisi.)

    Bir yanda İslam dünyasındaki "yahudi düşmanlığı", öbür yanda da, Kur'an'daki "Tanrı"nın "İsrailoğulları"na böyle seslenişi... Bir çelişkidir bu. Bunu da geçelim.

    Arap toplumundan başkası "muhatap" değil

    Kur'an'da birçok şeyler anlatılır. "Kaynaklar"ı biliniyor bugün. Ama "Tanrı"dan diye sunulur. Bu "Tanrı"yla "insanlar" arasında, daha doğrusu, "zaman"ına göre "bir kesim insanlar", "bir toplum" ya da "bir toplumun kesimi" arasında da bir "elçi". "Tanrı Elçisi" diye sunulur. "Peygamber" deniyor. Kur'an'da anlatılan o ki, "Tanrı" şu açıklamayı yapmakta:


    -"Biz her peygamberi, kendi toplumunun diliyle gönderdik. İlle de böyle yaptık ki, o toplumdan olanlara anlatabilsin." (Iibrahim suresi, ayet: 4.)


    Demek ki, Kur'an'a göre, "Tanrı'nın elçisi"nin bir "toplum"u var. "Elçi", "ırk"ından geldiği bu "toplum"la "Tanrı" arasında yapar aracılığını. Ne iletecekse bu "toplum"a ve "kendi diliyle" iletmekle yükümlü. Kur'an'da anlatılan bu. Yine buna göre; Muhammed de bu yükümlülüğü taşımakta. Onun da bir "toplumu" var ve o da "Tanrı"sıyla bu "toplum" arasında "aracı".


    "KITALUT-TURK" ("TÜRKLERLE ÖLDÜRÜŞME") HADİSLERİNDEN.
    "Sonunda Türkler kesilecekler...(Ebu DAvud, Kitabu'l-Cihad/9, hadis no:4305.)
    Kur'an'ın bütünü içinde, Muhammed'in "kavm"ından, yani "toplum"undan "Tanrı vahiyleri"ni, bu "toplum"a iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. Muhammed'in "toplum"u, "Arap toplumu"dur. Öyleyse "muhattap" da bu toplumdur. Kur'an, kendi deyimiyle "Arapça", seslendiği kesim de, "Araplar".
    Ama "Araplar"ın da tümü değil; yalnızca "bir kesimi".

    Korkutma yalnız "Mekke ve çevresi"ne

    Ayetler çok açık. "Kur'an"la yapılan "uyarı"ların, "korkutma"ların, "Mekke" (Ümmü'l-Kura) ve "çevresi"ne yönelik olduğu, En'am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor. Evet, Kur'an'ın "muhatab"ı, "Mekke ve çevresi"dir yalnızca. Bugün kendilerini müslüman sayan öteki toplumlarda hiçbirisinin, bu kapsamda yeri yoktur. Knou, bu denli açık.

    Muhammed'in "tüm insanların peygamberi", Kur'an'ın da "tüm insanlara yönelik" olduğunun anlatıldığı ayetler de var. Kur'an'daki nice çelişkilerden biridir bu. Ama, "kendisine açıklama yapılan toplum"un "Arap toplumu", bu toplum içinde de yalnızca "Mekke ve çevresi"nin ( hem de o zamanki) "halk"ı olduğu da bir gerçek. Başka toplumlardan, bu arada "Türkler"den "müslüman" olanlar olmuş; daha doğrusu kendilerini "müslüman" saymışlar; ama Kur'an'ın hangi toplumu "müslüman" saydığı önemli.

    Özellikle "Türkler" için "hadis"ler vardır. Türkler için hiç de iyi şeyler söylemeyen bu hadisler, örnek ve yürekli bilim adamı Prof. Dr. İlahn Arsel'in "Arap Milliyetçiliği ve Türkler" adlı kitabında çok çarpıcı biçimde yer almakta. ( Bkz. İstanbul, 1987, İnkılap Kitabevi, s. 18 ve öt.)

    Muhammed'in Türk düşmanlığı

    Kendilerini "müslüman" sayan "Türkler"i Muhammed, "müslüman" saymak şöyle dursun; "düşman" diye ilan etmiştir. İslam dünyasında en sağlam kabul eidlen hadis kitaplarında da bu var. Başlı başına bir bölüm olarak. Bölümün adı da çok ilginç: "Kıtalu't-Türk". Anlamı da: "Türklerle öldürüşmek(savaş)". Buhari'de, Ebu Davud'da ve Tirmizi'de bölümün adı bu. ibn Mace'de "Babu't-Türk", yani "Türkler Bölümü". Müslim'deyse, "Kıyamet alametleri" arasında yer alıyor.

    Muhammed, "Peygamberliğinin bir kanıtı" olarak, gelecekten haber verirken, "Kıyametin bir alameti" olarak "Türklerle nasıl çarpışılacağını, "müslüman"ların, "Türkleri nasıl öldürecekleri"ni de anlatıyor. Hem "Türk" diye ad vererek, hem de "tarif" ederek, yüzlerinin, gözlerinin, burunlarının, derilerinin, renklerinin nasıl olduğunu anlatarak. Anlaşılan o ki, Türkler konusunda kendisine bir takım bilgiler verilmiş. Muhammed'in anlatmasına göre, "Türklerle öldürüşme", taa "Kıyamet"e dek söz konusu. Kıyametin bir alameti" olarak da "müslümanlar", yeryüzündeki "Türkleri öldürüp temizleyecekler". Yoksa "kıyamet kopmayacak".

    İşte hadislerden bir kesim:

    - Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş(kalın) derili olan bu toplumla.... kıl giyerler."( Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melahim/9 Babun fi Kıtali't Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Cihad/Babu Gazveti't-Türk...)

    -"Siz (müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır." (Buhari, e's-SAhih, Kitabu'l-Cihad/96; Müslim, e's-Sahih, kitabu'l-Fiten/62 hadis no: 2912; Ebu DAvud, Sünen, hadis no: 4304; Tirmizi, h. no: 2251; İbn Mace, h. no: 4096-4099)


    "KITALU'T-TURK" HADİSLERİNDEN. "Türklere karşı k'tal, kesinlikle olacak."...
    (Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad/96)
    Bu hadislerin Ingilizce hadis kitaplarindaki karşılıkları da şu şekilde:
    Narrated Abu Huraira:

    Allah's Apostle said, "The Hour will not be established until you fight with the Turks; people with small eyes, red faces, and flat noses. Their faces will look like shields coated with leather. The Hour will not be established till you fight with people whose shoes are made of hair." (Sahih Bukhari, Volume 4, Book 52, Number 179 )

    Narrated Abu Huraira:

    The Prophet said, "The Hour will not be established till you fight with people wearing shoes made of hair. And the Hour will not be established till you fight with people whose faces look like shields coated with leather. " (Abu Huraira added, "They will be) small-eyed, flat nosed, and their faces will look like shields coated with leather.") (Sahih Bukhari, Volume 4, Book 52, Number 180)

    Devam edelim:

    - "Şu da kıyamet alametlerinden: Kıldan(keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplula vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Siz(müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz."( Bkz. Buhari, e's-Sahih, kitabu'l-Cihad/95; Müslüm, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/66, hadis no: 2912; İbn Mace, h.no: 4097-4098).

    - "Sizinle(siz müslümanlarla), küçük(çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası'nda karşılaşacaksınız. Birincide, onlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir. Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır."(Ebu DAvud, sünen, hadis no: 4305.)

    Muhammed'in, bugün kendisine "Peygamberimiz, efendimiz" diyen Türklere bakışı tutumu budur işte.
    İnsanlara "insan" olarak bakmak gerekir. Hangi ırktan, hangi renkten ve hangi "din"den olurlarsa olsunlar ya da hiçbir dinden olmasınlar. Ama "dinler", "dinliler", "ırkçılar" böyle bakamamakta. Yahudisi, Hristiyanı, İslam inanırı hep birbirine düşman. Irkçılar da kendi ırklarından olmayanlara karşı böyle. Bugün dünyamızın yaşadığı nice acı olaylarda, bu ilkelliğin payı az değildir. Bunlardan arınmalı artık insanlık. Yoksa acımasızlıklar, acılar, gözyaşları sürüp gidecektir.

    Kaynak: T. Dursun, Din Bu 3, Kaynak Yayınları tarafından yayınlanan kitaptan alıntılar yapılmıştır

    ------

    Bakış açısı yada baktırmak istediğin açıyı herkez istediği gibi ayarlıyamaz eğer gerçekten bir bilgi paylaşılmak isteniyorsa objektif olmayı öğrenmeliyiz.

    Saygılarımla,

  3. #3
    kdvmuhtasar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    1,419
    Karizma Gücü
    6
    İSLAM
    “Din hayatın hayatı,
    Hem nuru, hem esası
    İhya-yı dinle olur,
    Şu milletin ihyası.”

    İslâm, Allah’ın insanlığa gönderdiği dinin adı... İnsanlığın kurtuluş ve selamet reçetesi...
    Bediüzzaman, bu konuda şu ifadeleri kullanır:

    İslâm,

    • İnsanlığın fıtri dini
    • İki hayatın ruhu (Hem dünya hem de âhiret hayatının ruhu)
    • Saadetin fihristesi
    • Fenlerin efendisi ve yol göstericisi
    • Gerçek ilimlerin reis ve pederi
    • Varlık âleminde, ezeli adaletin tecelli ve timsali.
    • Mevcudiyetimizin hâmisi yani, varlığımızın koruyucusudur.



    Hak dinin bu gibi özellikleri yanında, dinsizlik,
    • Muharrib-i medeniyet, yani, medeniyet tahripçisidir. 1917’de Rusya’da kurulan ve temelinde dinsizlik yatan sistemin 70 yıllık geçmişi, üstteki hükmün bir ispatıdır.
    Gerçek medeniyet, hak dinin temelleri üzerine kurulan medeniyettir. İnsanlığın kemâli ve mutluluğu, ancak böyle bir medeniyetle mümkündür. Bu noktada Bediüzzaman’ın şu tesbiti, son derece manidardır:

    Şeriat,
    • Medeniyet-i fuzla yani, en üstün medeniyettir.

  4. #4
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    ''Türk’e, Arab’a, Amerika’lıya, Meksika’lıya, Eskimo’ya, Japon’a, Çin’liye, kısacası tüm toplumlara eşit mesafeden hitâbeden ve tümüne yararlı olmak isteyen Din demektir!.
    Türk’ün örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…

    Arab’ın örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…

    Uzak Doğu veya Eskimo’ların örf, âdet, anânesiyle kayıt altına girmeyen!…

    Evrensel gerçeklerden kaynaklanan ve “Evrensel Sistem”e dayalı olan Din anlayışıdır bu!.''


    Paylaşım için teşekkürler.Yukarıda siyah cümlelere katılmakla birlikte,kırmızı yorumu kendimce değerlendirmek isterim;

    Bence evrensellikten kasıt,dünya üzerinde yaşayan tüm toplumlarla birlikte,gözle gördüğümüz,gözle göremediğimiz tüm evrenleri kapsar.Yaratan dışındaki her zerre,canlı cansız her cisim yaratılan olduğuna göre,hepsi bir sisteme bağlı olduğuna göre,bu sistemlerin toplamına İslam dendiğine göre,yaratılan her cisim müslümandır(Müslim;teslim olan,kayıtsız ve şartsız).Doğarak,yaşayarak ve ölerek,teslim(müslim) olmuşlardır.Birileri bunu(ve uyarıları) idrak ederek yaşar ve ölür,birileride inkar eder,ama müslim'likten,teslimiyetten kaçamaz.En doğrusunu Allah bilir.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İslam’da reform: İslam = türban
    2006 Konuları bölümünde dana22 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.02.06, 07:40

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •