• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    Popüler Kültür Çıkmazı


    İçeriği asırdan, asıra; ülkeden ülkeye değişen karanlıklar çıkmazı... Kimine göre batılılaşma, kimine göre ise gelişmenin beyannamesi...

    Millet olarak bu popüler kültür denilen kavramın etkisi altındayız. Artık insanlar düşünceleriyle değil giydikleriyle, izledikleriyle ön planda bulunma eğilimindeler. Bu tembelliğin kaynağı batılılaşma sendromu... Batılılaşma batı tarafından arz edilen, bir afyon... Öyle bir afyon ki; zihinleri felce uğratan, insanları amaçlarından ayıran, insanları kendi irfanını geçmişe bağlayan köprüsünü yıkan bir ihraç metası... İnsanlık gelişiminde vardığı 'homo êconomicus' basamağında içimize batı tarafından atılan bir truva atı... İnsanımızı okumaktan, düşünmekten alıkoyan bir zehirli bal...

    Artık uğraşlar, amaçlar, zevkler, idealler şekil ve içerik değiştirdi. Eskiden baronlarda, düklerde, padişahlarda, sultanlarda asilliği belirten simgeler yerini Nike, Tommy Hilfiger, Loft markalarının amblemlerine bıraktı. Eskiden model alınan düşünce insanlarının yerini şimdi televizyon dizilerindeki olağanüstü bir imaj verilen ama gerçekte sönük karakterli kağıt bebeklerle yer değiştirdi. İnsanlık buzdağında mahsur... İdeoloji hakim sınıfın ideolojisidir der, Meriç. Şimdiki ideoloji de, popüler kültür... Yani hakim olan sınıf medya burjuvazisinin ideolojisi... İnsanlık bu kültüre çivili, hem ahmakçasına bir bağnazlıkla... Eskiden okunan Dostoyevski, Proust, Balzac, Meriç, Okur'un yerini şimdi zıpçıktı, yalancı ütopya kurduran aydın etiketli yazarlar aldı. Bu diziler, kitaplar, yayınlar Hasan Sabbah'ın kurbanlara yaptığı etkiyi insanımıza yapıyor.

    Zihinler değişiyor, idealler değişiyor, zihinler afyonlanıyor bu popüler kültürle. Aydınlarımız da(!) aynı ihanet psikozu içerisindeler. Aydınlarımız, Meriç'in değişiyle şimdi, ülkesiyle her türlü bağını koparmış bir 'dêsenchante' ler topluluğu.

    Bizler batıyı anlayamadık. Yanlış batıyı tanıyoruz. Batı'da bizim algıladığımız konumda da değiller. Batı da bizi anlamıyor. Niye anlamaya çalışsın ki. Yine Meriç'in değişiyle 'avını yiyecek tilkinin avının anlamasına gerek yoktur ki!'.

    Peki bize ne düşüyor. 'Popüler kültür' kültürüne malzeme olmamak. Amaçlarla uğraşırken küçük şeylere önem vermemek. Yani tulumbacı kompleksine yakalanmamak... Tek kurtuluş yolu bilinçlenmek... Bilinçlenmek için de okumak... Aydınlatmak için değil aydınlanmak için okumak... Düşüncelere, insanlığa saplanan oklardan kurtulmak için okumak... Başkasını ıslah etmeden önce kendimizi ıslah etmek... Bunun anahtarı insanın kendisinde saklı... Asrımızın düşünürünün dediği gibi dünyanın anahtarı insandadır ve insanın benliğine yani egosuna takılmıştır. Bilinçlenmek dileğiyle...



    http://www.dream.gen.tr/toplum/popul...ur_cikmazi.php

  2. #2
    Prince Of Pain adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    3,590
    Karizma Gücü
    0
    Yazcaktım uzun uzun ama kimsenin okumayacağını, okusada anlamayacağını veya yanlış anlayacağını düşünerek vazgeçtim.

    Sadece şunu söylemek istiyorum kültür emperyalizmi sayesinde, benliğini yitirmeye insanlar emperyalizm çemberinde bir halka haline geliyor. Herkes ve herşey birbirine benzetiliyor. Kılık, kıyafet, yaşam tarzı ve hatta dinler bile birleşmiş bir olma yolunda...Bütün kızlar sarışın, mavi gözlü ve deli dolu; erkekler ise uzun boylu, yakışıklı ve saçlar jöleli...böyle olmadığı durumlarda ise devereye estetik cerrahları giriyor, modern tıpta her türlü estetik sorunun çözümü var nasıl olsa! Kim derse ki ben böyle değilim, yalan.


    Sözde değil, özde melankolik!

    **********


    Büyük randevu...
    Bilsem nerede, saat kaçta?
    Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?

    NFK

    **********


    Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
    Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
    Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.

  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    haklısın downboy , böyle konular, uzun yazılar okunmuyor...

  4. #4
    ysfaky adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2005
    Mesajlar
    1,362
    Karizma Gücü
    8
    Diyeceğim yine benzetmek ile kısıtlı kalacak...

    Ekonomi okusun diye Avrupaya gönderilen Şinasi'nin "Şair Evlenmesi"ni yazıp gelmesi gibi bir şey batılılaşma...


    ...
    Şimdi suratlarına söylemek olmuyor
    Rahatlayayım, söyleyemediklerimi burada söyleyeyim,
    Hey insanlar size benzemek isteyen de kim?
    Aynaya bakma ihtiyacı bile duymuyorsunuz,
    Çünkü sokaklarda hep aynı tip serseri, aynı tip xxxxxxnuz…

    Sokaklar aynanız olmuş, gerçeklerinize körsünüz,
    Değerlerini yitirmiş koca bir kalabalık gibi yürüyorsunuz
    Önünüze düşen bir çobanın peşinden…
    Eh size çoban bile fazla ama
    Neyse bunları da konuşup tuz basmayım yarama
    ...

    diyorum yalnızca ben....


    Sevdiklerimizin ruhlarında oluşan anlık değişimleri, duygu sıçramalarını, her zaman çok da belirli nedenlere bağlı olmayan yakınlaşmalarını ve uzaklaşmalarını, bilinçlerinin alt kısımlarındaki ulaşılmaz bölgelere saklanmış arzularının değişik biçimlerde ve beklenilmeyen zamanlarda ortaya çıkışını izleyebilseydik, herhalde sakin bir denizde suların arasından aniden yükselen bir canavarı gördüğünde zavallı bir balıkçının hissedeceği korkuyu ve şaşkınlığı hissederdik.
    Ürkütürlerdi bizi.

    Ahmet Altan - Aldatmak

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    116
    Karizma Gücü
    0
    Bu cok genis bir konu, yani bir cok yonden ele alinabilecek sosyal boyutlari olan bir konu.
    Ben sadece su noktaya deginecegim 18 yizyildan beri Avrupada aristokrat kesimin zayiflamasi ve maddi ve siyasi guclerin su veya bu sekilde halkin eline verilmesi yeni bir sosyallasma ortaya cikardi.

    Aristokrasi varken farkli aileden gelen nesilden nesile ulastirilan bir kultur den ziyade cabuk kazanilan para ve paranin getirdigi prestij onem kazandi.
    Yoksa siir yazabilen, resim yapabilen, bir cok dil konusabilen bir nesil yerine en son model araba veya yat ve katla ugrasan satihta bir toplum olunmaya basladi.

    Yani guzel yeni bir sey yapalim derken eskiden kalan kulturleri istemememiz veya onlardan her seyimiz illa farkli olmak zorunda hissetmemiz, daha bir cok sebeb sayilabilir, belkidebizi bu hale getiriyor.

    Bu yazdiklarim tabiki bir tahmindir, bana katilan olur olmaz, paylasmak istedim.

  6. #6
    @--,'---',--- PeRi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2005
    Mesajlar
    5,166
    Karizma Gücü
    0
    Türkçe Sözlük de şöyle der, popüler sözcüğü için, “...s. Fr. 1. Halkın beğenisine uygun, halk tarafından tutulan. 2. Herkesin tanıdığı.” Bu tanıma göre halkın beğenisine uygun olan ya da halk tarafından tutulan her şey bu kavramın içine girer.

    İnsanın usuna şu soru geliyor ister istemez, “ Halk tarafından tutulan her şey değerli midir?” veya “ Halkın estetik beğenisi, kültür ve eğitim seviyesi yeterli midir?” Konuyu biraz daha daraltarak güncelleştirelim. Bazı kuruluşların yapmış ya da yaptırmış olduğu anketlerde günlük gazete okuma alışkanlığının az olduğu, ayrıca roman, öykü, şiir gibi yazınsal türlerin çok az okunduğu ülkemizde bazı mizah dergilerinin çok fazla satın alındığı biliniyor. Bunun yanı sıra reklam ve medyanın da etkisiyle bazı yazınsal değeri olmayan kitapların da çok sattığı ama okunmadığı da yapılan anketler arasında çarpıcı örnekler olarak çıkıyor karışımıza.

    Buna göre çoğunluğun satın aldığı, benimsediği şey popüler olabilir ama kalıcılığını sürdüremez. O zaman popüler sözcüğünde bir etkileşim var, denebilir bence. Toplumda bireylerden biri diğerinden etkileniyor sonuçta.

    çok etkilenen de gençliktir. Çünkü yaşı gereği bir arayış içinde olan gençler çevresinde hoşuna giden; şarkıcı, yazar, sporcu, öğretmen, tiyatrocu...vb. kişileri taklit eder, onlar gibi olmaya çalışır.

    Aslında bu, bir varolma sorunudur bir yerde.

    Bu varoluş sürecinde kendini aşabilen, kanıtlayan gençlik bu kültürün olumsuzluklarından kurtulabilir.

    Ya bunları aşamazsa!

    İşte sorun burada.

    Gençlerin varlığı, bir toplumun geleceğidir. Eğer gençlerimizi kaybedersek geleceğimizi de kaybederiz.

    Gençlerin önündeki popüler kültürü yok sayıp görmezden gelmemeliyiz. Onların daha iyi yetişmesini sağlam, kalıcı ürünlerle sağlamalıyız. Sanat ve estetik değeri güçlü olan yapıtlar gençliği hem ruhsal, hem düşünsel, hem bedensel olarak korur.

    Bu, bir ülkenin en büyük yatırımdır aynı zamanda.

    kaynak


    batidaki insanlar bizlere özenirken, biz batiya sanki bu popüler kültürle yelken aciyormusuz gibime geliyor...güzel bir konuya deginmissin endonezya..popüler kültürünü sorgulamanin zamani icin cok gec kalmamis olalim

  7. #7
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    popüler..

    bir zamanlar kimilerinin bu kelimeye karşı alerjisi vardı.popüler kız,popüler çocuk..onlara şımark gözü ile bakardı diğe öğrenciler,kimisi yaltaklanmaya çalışırdı,kimisi ise dediğim gibi karşıttı sadece..

    şimdilerde popüler kültürün yada kültürü atalım POP&#220ERin tek başına alerjik yanı yok gibi sanki..

    popüler adını duyar duymaz herkes aynı kitabı alıp okuumuyor mu?popüler dil diye google da araştırma yapmıyor muyuz?popüler kıyafetler?popüler içecekler?mekanlar..

    bla bla blalar..

    popüler olmayana tamah edilmesin aman..

    eşiğinde değiliz..bizzat kapısından girdik..kültürümüz..

    öyle birşey kaldı mı ben sanmıyorum..



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  8. #8
    _Aziz_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2005
    Mesajlar
    1,380
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı jade* tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu cok genis bir konu, yani bir cok yonden ele alinabilecek sosyal boyutlari olan bir konu.
    Ben sadece su noktaya deginecegim 18 yizyildan beri Avrupada aristokrat kesimin zayiflamasi ve maddi ve siyasi guclerin su veya bu sekilde halkin eline verilmesi yeni bir sosyallasma ortaya cikardi.

    Aristokrasi varken farkli aileden gelen nesilden nesile ulastirilan bir kulturden ziyade cabuk kazanilan para ve paranin getirdigi prestij onem kazandi.
    Yoksa siir yazabilen, resim yapabilen, bir cok dil konusabilen bir nesil yerine en son model araba veya yat ve katla ugrasan satihta bir toplum olunmaya basladi.

    Yani guzel yeni bir sey yapalim derken eskiden kalan kulturleri istemememiz veya onlardan her seyimiz illa farkli olmak zorunda hissetmemiz, daha bir cok sebep sayilabilir, belkide bizi bu hale getiriyor.

    Bu yazdiklarim tabiki bir tahmindir, bana katilan olur olmaz, paylasmak istedim.

    Farklı bir bakış açısı, sorunun batı perspektifinden değerlendirmesine dair tesbitlerde bulunmuşsunuz.Haksız değilsiniz, zira epeyce bir süredir dünya batının zaviyesinden şekilleniyor.Size katılmakla birlikte durumun bizi alakadar eden tarafıyla hemhal olmanın daha yararlı olacağı kanısındayım.

    ...Üstad Cemil Meriç’in dil devrimi konusunda yazdıklarını çok önemli buluyorum. Bir kısmına bakalım. “Mağaradakiler”de şöyle yazıyor Meriç:

    […]Nihayet İstiklal Savaşı…Yangın alevleri içinde doğan genç bir devlet. Evet, çetin bir imtihandan yüz akıyla çıkmıştık. Ateş mazinin bir çok levslerini temizlemişti, ama Pyrhusvâri bir zaferdi bu. Batı’nın silâhlı saldırısını püskürtmüş, Batılılaşma sevdasından kurtulamamıştık. Avrupa vazgeçmemişti avından. Aydınlar devrilen hisarlar karşısında sevinç çığlıkları atıyordu. Düşmanın teslim alamadığı tek kale almıştı: hafıza, yani dil. Bugünü düne bağlayan köprü uçurulmadıkça tarihten kopamazdık. Tasfiyecilerin her taarruzu bozguna uğruyordu. Karşılarında mabedin şuurlu ve inanmış bekçileri vardı.

    Bir avuç mirasyedi bu milleti tarihinden,kimliğinden koparmaya kalktı.Her yılbaşı taksimde içip serkeşlik eden,stadlarda birbirlerine onulmaz küfürler savuran,bankaları hortumlayan,halkın manevi duygularıyla oynayıp sahte hocalığa kalkan aciz güruh bize ait olan hangi değerin tezahürüdür? Ancak devir suçlama devri değildir,kültürümüze en başta dilimize sahip çıkma devridir.

    Bize dair olanı yaşatma adına elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.Üstad Cemil Meriç bu konuda söylenecek sözleri tüketmiş yine ona kulak verip sözlerimi tamamlamak istiyorum.

    […] Genç hafızalara yerleştirilen “tilcik”ler üredikçe üremiş, nesillerin zevk selâmetini bozmuş, onları tarihlerinden ve mukaddeslerinden koparmıştır. Bu ülkenin aydınları yıllarca tek hürriyet tanımışlar: Dillerini tahrip hürriyeti. Tefekkür yasaklanmış, irfana sadakat, vatan ihaneti sayılmıştır. Zekâları felce uğratan bir devrimdir bu. Zaman zaman halkçılık, milliyetçilik, ilericilik ve benzeri mefhumların arkasına saklanmıştır. Bu çılgınlığı solun cılız omuzlarına yüklemek yanlış. Suç hepimizin. Hepimizin yani minnacık çıkarları uğruna bir avuç mirasyedinin kararlarına kafa tutmayan cebin ve izansız bir intelijansiyanın.

    Osslem kültürümüzü yaşatmaya çalışan ''mabedin şuurlu ve inanmış bekçileri'' hala yaşıyor.Kültürümüzde yaşıyor,hep yaşayacak...

    *Alıntılar için Suat Öztürk'e teşekkkürler.
    Kalpler yalnız Allah'ı anmakla huzur bulur.

  9. #9
    techno adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-05-2005
    Mesajlar
    125
    Karizma Gücü
    0
    Harika bir paylaşım. Bravo!!!!!
    Kod:
    Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış vefelsefesiyle ünlü
    filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
    hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara 
    çekilmedikçe geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben
    bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek
    gayet sakin şu karşılığı verir:
    
    - Ben çekilirim!!


    Yanlış ile doğruya ulaşmaya çalışan; doğrunun bir illüzyonuna uğrayandır.


    Ne ararsan onu bulursun!
    Ne aradığını bil.

  10. #10
    vAlinOr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    5,712
    Karizma Gücü
    9
    bu güzel konuyu bize alıntıladığın için teşekkürler endonezya ancak bu konuda senin de fikrini öğrenmek isterim

    "pop is everything, everything is pop" demiş andy warhol.. yani pop herşeydir, herşey de pop..

    eğer herşey giriyorsa popüler kültürün içine, neden daha çok zararlı "şeyler" önplana çıkıyor? ve işin garibi halkın tercihi sonucunda çıkan bu "şeyler" yüzünden neden popüler kültür suçlanıyor?

    popüler kültür, zamanına özellikle sanatı bulunduğu aristokratik tabakadan çekip halkın ayaına getirmiş ve her konuda fikir üretilmesini sağlamıştır. herşeyi kapsayan bir konu var önümüzde. ve yaptığımız seçimler kültürümüzün şekillenmesini sağlayacak. bir devinimse eğer kültürde popülerin yaygınlaşması, o halde güzel şeyleri önplana çıkar ki, güzel bir kültürün olsun. ve ne olursa olsun kendi kabahatini popüler kültürün üzerine yıkmaya çalışma..

    elbette günümüzde en büyük yayılmacı araç medyadır. ancak medyanın içeriğini de halk belirler. halk tarafından izlenmeyen bir programın önce saati, ardından günü değişir ve nihayetinde ekrandan kaldırılır..

    sorun popülerlerde değil sorun bizde..
    biz ne istediğimize karar veremezsek eğer, her dalgaya kapılırsak, ne popüler kalır ne kültür..
    Antizopa Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği


    Bir özlem yüreğimde
    bir zamanlar bilinen güzel valar diyarı
    ne kadar neşeli olsa da şarkılarım, hepsinin içinde bir keder, özlem vardır valinor'a..

    Belirsizliklerini kırmaya çalışmak için hayatın, bugün gidişlerimiz, yarın gelişlerimiz, bekleyişlerimiz yani ve umut; ilacı yüreğimizin, ne müthiş bir kombinasyon, ne kadar da hayat..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •