• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    sun1988shine adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2007
    Mesajlar
    19
    Karizma Gücü
    0

    Dünyadaki Hassas Dengeler

    Amerikalı astronom Hugh Ross, Dünya'nın yaşam için uygunluğuyla ilgili bazı maddeleri şöyle sıralamaktadır:

    Yerçekimi;
    -Eğer daha güçlü olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla amonyak ve metan biriktirir, bu da yaşam için çok olumsuz olurdu.
    -Eğer daha zayıf olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla su kaybeder, canlılık mümkün olmazdı.


    Güneş'e uzaklık;

    -Eğer daha fazla olsaydı: Gezegen çok soğur, atmosferdeki su döngüsü olumsuz etkilenir, gezegen buzul çağına girerdi.
    -Eğer daha yakın olsaydı: Gezegen kavrulur, atmosferdeki su döngüsü olumsuz etkilenir, yaşam imkansızlaşırdı.


    Yer kabuğunun kalınlığı;
    -Eğer daha kalın olsaydı: Atmosferden yerkabuğuna çok fazla miktarda oksijen transfer edilirdi.
    -Eğer daha ince olsaydı: Hayatı imkansız kılacak kadar fazla sayıda volkanik hareket olurdu.


    Dünya'nın Kendi Çevresindeki Dönme Hızı;
    -Eğer daha yavaş olsaydı: Gece gündüz arası ısı farkları çok yüksek olurdu.
    -Eğer daha hızlı olsaydı: Atmosfer rüzgarları çok çok büyük hızlara ulaşır, kasırgalar ve tufanlar hayatı imkansızlaştırırdı.


    Ay ile Dünya Arasındaki Çekim Etkisi;

    -Eğer daha fazla olsaydı: Ay'ın şiddetli çekiminin, atmosfer şartları, Dünya'nın kendi eksenindeki dönüş hızı ve okyanuslardaki gelgitler üzerinde çok sert etkileri olurdu.
    -Eğer daha az olsaydı: Şiddetli iklim değişikliklerine neden olurdu.


    Dünya'nın Manyetik Alanı;
    -Eğer daha güçlü olsaydı: Çok sert elektromanyetik fırtınalar olurdu.
    -Eğer daha zayıf olsaydı: Güneş Rüzgarı denilen ve Güneş'ten fırlatılan zararlı partiküllere karşı Dünya'nın koruması kalkardı. Her iki durumda da yaşam imkansız olurdu.


    Albedo Etkisi (Yeryüzünden Yansıyan Güneş Işığının, Yeryüzüne Ulaşan Güneş Işığına Oranı)
    -Eğer daha fazla olsaydı: Hızla buzul çağına girilirdi.
    -Eğer daha az olsaydı: Sera etkisi aşırı ısınmaya neden olur, Dünya önce buzdağlarının erimesiyle sular altında kalır daha sonra kavrulurdu.


    Atmosferdeki Oksijen ve Azot Oranı:

    -Eğer daha fazla olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde hızlanırdı.
    -Eğer daha az olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde yavaşlardı.


    Atmosferdeki Karbondioksit ve Su Oranı:

    -Eğer daha fazla olsaydı: Atmosfer çok fazla ısınırdı.
    -Eğer daha az olsaydı: Atmosfer ısısı düşerdi.


    Ozon Tabakasının Kalınlığı
    -Eğer daha fazla olsaydı : Yeryüzü ısısı çok düşerdi.
    -Eğer daha az olsaydı : Yeryüzü aşırı ısınır, Güneş'ten gelen zararlı ultraviole ışınlarına karşı bir koruma kalmazdı.


    Sismik (Deprem) Hareketleri

    -Eğer daha fazla olsaydı: Canlılar için sürekli bir yıkım olurdu.
    -Eğer daha az olsaydı: Okyanus zeminindeki besinler suya karışmaz, okyanus ve deniz yaşamı dolayısıyla bütün Dünya canlıları olumsuz etkilenirdi.

    Burada sayılanlar Dünya'da yaşamın oluşabilmesi ve canlılığın devam edebilmesi için gereken, son derece hassas dengelerden sadece birkaçıdır. Yalnızca burada sayılanlar bile evrenin ve Dünya'nın tesadüfler sonucunda, rastgele olayların ardı ardına gelmesiyle oluşamayacağını kesin olarak ortaya koymak için yeterlidir.

    Bugün bilim dünyasında "İnsani İlke" (Anthropic Principle)olarak adlandırılan kavram büyük kabul görmektedir. İnsani İlke, evrenin, amaçsız, başıboş, tesadüfi bir madde yığını olmadığı, aksine insan yaşamını gözeten bir amaca göre hassas bir biçimde tasarlandığı anlamına gelmektedir.

    Sitenin buraya kadar olan tüm bölümlerinde, bu gerçeğin çeşitli delillerini gördük. Big Bang'in patlama hızından atomların fiziksel dengelerine, dört temel kuvvetin oranlarından yıldızların simya işlemlerine, uzayın düzenlenişindeki sırlardan Güneş Sistemi'nin tasarımına kadar evrenin yapısındaki olağanüstü ayarlamaları inceledik. Üzerinde yaşadığımız Dünya'nın, bu Dünya'nın atmosferinin, iç yapısının ya da büyüklüğünün tam olması gerektiği gibi olduğunu keşfettik. Güneş'in bize ulaştırdığı ışığın, içtiğimiz suyun ya da bedenimizi oluşturan veya her saniye ciğerlerimize çektiğimiz havayı meydana getiren atomların, bizim yaşamımız için olağanüstü derecede uygun olduklarına şahit olduk.


    Kısacası evren hakkında yaptığımız her türlü inceleme, bizlere bu evrende insan yaşamını gözeten olağanüstü bir tasarım olduğunu göstermektedir. Bu tasarımı reddetmeye kalkmak, psikiyatrist Karl Stern'in sözlerinde ifade edildiği gibi, akıl sınırlarının dışına çıkmak anlamına gelir.

    Bu tasarımın ne anlama geldiği ise açıktır. Elbette ki, evrenin her detayında gizli olan bir tasarım, aynı zamanda evrenin her detayına hakim olan sonsuz bir güç ve akıl sahibi bir Yaratıcı'nın varlığının ispatıdır. Nitekim aynı Yaratıcı, Big Bang teorisinin ortaya koymuş olduğu gibi, evreni yoktan yaratmıştır.
    SİZE MUZ VERSEM YER MİSİNİZ?


    Aslında, yaşamın akıl sahibi bir varlık tarafından meydana getirildiği o kadar açıktır ki, insan bu açık gerçeğin neden yaygın olarak kabul edilmediğini merak etmektedir. Bunun (kabul edilmemesinin) nedeni, bilimsel değil, psikolojiktir.
    SIR FRED HOYLE

  2. #2
    cenks73 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-12-2005
    Mesajlar
    127
    Karizma Gücü
    0
    tşk çok güzel bir konuydu
    Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım.

    DOĞU'LULAR BİRLİĞİ
    Güneş DOĞU'dan Yükselir..





    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!

  3. #3
    Deathangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    7,963
    Karizma Gücü
    7
    bunlar gercekse helal olsun walla bu duzenı yaratana

  4. #4
    Misafir herwins adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2005
    Mesajlar
    202
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Deathangel tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bunlar gercekse helal olsun walla bu duzenı yaratana
    abi o nasıl bi ibaredir ya , sanki arkadaşına helal olsun diyosun

  5. #5
    imtihaninsirri adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2007
    Mesajlar
    51
    Karizma Gücü
    0
    HAMD ALLAH ındır...dengeler muhteşem...


    Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (AL-İ İMRAN SURESİ / 191)
    Evrimci Ümit Sayın
    "Artık Yaratılışçılara karşı bir savaş yok. Savaşı onlar kazandılar. 1998'de Türkiye Bilimler Akademisi'nden altı profesörü onlara karşı konuşmaları için motive etmiştim. Artık, bugün bir kişiyi bile motive etmek imkansız."

    Amerikalı felsefeci Malcolm Muggeridge

    Ben kendim, evrim teorisinin, geleceğin tarih kitaplarındaki EN BÜYÜK ALAY konularından biri olacağına ikna oldum. Gelecek kuşaklar, bu kadar dayanaksız ve belirsiz bir hipotezin inanılmaz bir SAFLIKLA kabul edilmesini hayretle karşılayacaktır.


    BİR MUZ VERSEM




    ANDOLSUN Biz KUR'AN'ı zikr(öğüt-alıp düşünmek) için kolaylaştırdık.Fakat öğüt-alıp düşünen var mı?
    KAMER SURESİ-17

  6. #6
    SerenaY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2006
    Mesajlar
    3,495
    Karizma Gücü
    0
    Allahım hepsi senin mucizendir..
    NE MUTLU TÜRK'üm DİYENE !!!





    ÖSS BEKLE BENİ GELİYORUM !!!

  7. #7
    Seke adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-01-2005
    Mesajlar
    675
    Karizma Gücü
    0
    Yaralarımızın çabuk yileşmesini isteriz ama çabuk iyileşmez bu bütün protein tabanlı canlılarda aynıdır.Eğer çabuk iyileşseydik metabolizmamızın çok daha hızlı çalışması ve çok daha fazla gıda tüketmemiz gerekirdi.Ama hepsi belli bir zamanda gerçekleşmek zorundadır.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    08-10-2005
    Mesajlar
    87
    Karizma Gücü
    0
    Rufus galiba sen de teslim oldun

  9. #9
    megun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    603
    Karizma Gücü
    0
    Merhabalar,

    Ben yazının tam olarak bu bölüm ile ilgisini anlamadım. Örneğin şu satır ne demek istiyor sizce?
    Bugün bilim dünyasında "İnsani İlke" (Anthropic Principle)olarak adlandırılan kavram büyük kabul görmektedir. İnsani İlke, evrenin, amaçsız, başıboş, tesadüfi bir madde yığını olmadığı, aksine insan yaşamını gözeten bir amaca göre hassas bir biçimde tasarlandığı anlamına gelmektedir.
    Nasıl yani, Adnan hoca'ma göre tüm evren insan için mi yaratıldı? Yani tüm evren'in insan'ın dengelerini gözettiğini mi söylüyorsunuz?

    Bu ne biçim bir kibir böyle. ademoğlu bırakın daha en uzak galaksileri, kendi galaksimizin dengelerinde bihaber. Bırakın galaksideki 100 milyarlarca yıldızı, biz daha bize en yakın yıldıza 4,5 ışık yılı uzakdayız. Ve şu anki bilimsel verilere göre oraya ulaşabilmemizin bir yolu yok. Ve siz diyorsunuz ki, tüm evren insanın dengesini gözeterek yaratıldı.

    Hadi bilimi geçtim, zaten yazdıklarınızın bilimsel olarak elle tutulur bir yanı yok, muhtemelen yazdıklarınız dinsel kaynakları refere ediyor. Yani var mıdır öyle bir dinsel kaynak, evrenin insan için yaratıldığını söyleyen? Eğer var ise sormam isterim size, geçtim uzak galaksileri, bize en yakın yıldız olan A.centauri'nin sıcaklığının 1000 derece az ya da fazla olmasının sizin için ne önemi var? Andromeda galaksisinde bırakın 10 yıldız fazla olsun veya eksik, biz daha tam sayısını bilemiyoruz.

    Sitenin buraya kadar olan tüm bölümlerinde
    buradanda yazınızın copy-paste olduğu anlaşılıyor. Yani en azından adında bilim geçen bir bölgede basit bir copy-paste yerine gerçek düşüncelerinizi özetleseydiniz ya. Yani Adnan hocamın görüşü sonunda bir görüştür ve değerlidir. Ama sizin yaptığınız bir siteden bunu kopyalamak. Eğer çok beğendi idiyseniz sitenin linkini verin ve sizin bu yazı ile ilgili kendi görüşlerinizi yazın. Yani sun1988shine'in gerçek görüşleri nedir, burada yazanlarla birebir örtüşüyor mu? Örneğin Hugh Ross hakkında ne düşünüyorsun sunshine? O gerçek bir bilim adamımı sence, hiç araştırdınmı? Yani herhangi bir bilimsel kişiliği var mı sence? Ufak bir araştırma yap istersen internette.

    Adnan hoca'nın talebelerinin yazdığına elimden geldiği kadar karışmıyorum ama bazen abartıyosunuz. Yani;
    ...kesin olarak ortaya koymak için yeterlidir
    Bugün bilim dünyasında...kavram büyük kabul görmektedir
    Kısacası evren hakkında yaptığımız her türlü inceleme, bizlere bu evrende insan yaşamını gözeten olağanüstü bir tasarım olduğunu göstermektedir. Bu tasarımı reddetmeye kalkmak, psikiyatrist Karl Stern'in sözlerinde ifade edildiği gibi, akıl sınırlarının dışına çıkmak anlamına gelir.
    gibi örnek cümleler çok iddialı. En basitinden evrenin yaratılışına ilişkin görüşler psikiyatri'nin değil, kozmolojinin alanına girer. Ki bu konuda bırakın her bilim adamının yek vücut olmasını, çok çok farklı görüşler var.

    Elbette yurtdışında özellikle muhafazakar hristiyan çizgiye mensup bazı bilim adamlarının yaratılış teorisine destek veren açıklamaları var. Ki verdiğiniz örneklerin çoğuda onların açıklamalarını refere ediyor muhtemelen. Bunlarla ilgili olarakda basit bir araştırma, örneğin Karl stern'in hayatı daha açıklayıcı olabilir. Demek istediğim düşündüğünüz türden bir konsensüs'ün çok uzağında henüz bilim.

    Bu arada yazının başında pek çok "eğer" ifadesi taşıyan soru sormuşsunuz. Eğer o eğerler gerçekleşseydi, muhtemelen o eğer'e uyum sağlayabilen canlılar var olurdu dünya'da. Ama daha önemlisi o "eğer"lerin gerçekleşmeme şansı yoktu zaten.

    Saygılarımla.
    Bu mesaj en son " 16.01.07 " tarihinde saat 21:32 itibariyle megun tarafından düzenlenmiştir...

  10. #10
    sed191 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-11-2005
    Mesajlar
    391
    Karizma Gücü
    0
    Gerçekten muhteşem teşekkürler paylaşıma...

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •