• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9

    Tartışma Kıble ne tarafta ?... Bölük intikamımı alsın !...


    Kıble ne tarafta ?...
    Bölük intikamımı alsın !...




    Benim neslimin büyük günahı, tarihini bilmemek, tarihine inanmamak ve bilhassa tarihinden kendinde bir şey devam ettiğine inanmamaktı. Gördüğümüz fecî terbiyenin tesiri altında tarihi bir mezar ve bütün vakayı birer ceset gibi düşünüyorduk. Mazimiz bir dağdı. Onu çıkmıştık, şimdi inmekle meşgul idik; ve talihin bizi iniş tarafından dünyaya getirdiğine kızmaktan başka yapacak bir şeyimiz yoktu.

    Kendimizle mağrur olmaktan utanıyor gibiydik; fakat bunlar öyle cürümlerdi ki eğer bu cürüm olmasaydı belki yokuşu tamamlamakla cezasını görecektik.

    Denebilir ki, bu millet hakikaten bir harbe muhtaç idi. Fakat buna arazi kazanmak fazla bulduğu bir takını insanları feda etmek için değil, sâdece kendisine inanabilmek için ihtiyacı vardı ve hiçbir şey bu zamanda Çanakkale kadar, Irak kadar, mukaddes Kafkasya müdâfaası kadar bize faydalı olamazdı. Şimdi tamamen mağrur olarak söyleyebiliriz ki, bütün dünya bize inandı ve biz de kendimize inanıyoruz.

    Bittabi bu neticeyi yalnız Çanakkale, Irak, Kafkasya hududu gibi üç yuvarlak kelimeden çıkarmıyoruz. Aynı zamanda o korkunç günlerin binlerce teferruatım, asıl sevgiler için bî-kayd ü perva olan insanları ve bu insanların kutsî menkabelerini düşünüyoruz. İşittiğimiz menkabeler bize anlatıyor ki, yalnız tarih değil, esatir bile henüz olmamıştır. Filhakika harp hudutlarında çarpışan ordunun öyle vakâyîleri vardır ki, bir şairin dediği gibi tarihi aşıp esatire karıştı.

    28 Haziran 332 (miladi, 11 Temmuz 1916) tarihli Tanin gazetesi alınız. Onun yarım sütun ile sade cümleler ve basit kelimelerle anlattığı bir menkabe var: Harp seferlerinde kurşunla vurulup düşen bir zabitin son nefesi anlatılmaktadır. Bu zabit hayat ile, insanlar ve dünya ile veda dakikasında olduğunu hissetmişti. Bu his korkunçtur. Maddi ızdırap yanında, bütün manevî ızdıraplar. aile, çocuk ve geride bırakılan şeylerin ızdırapları duyulur. Fakat o zabit bütün melekelerini bütün neşelerini ve ızdıraplarını yalnız iki noktaya saplamıştı; Din ve vatan. Zaten kahraman olmak için bu lâzımdı. Maksat uğruna ölmek için her şeyden evvel bütün ölümlerin yekûnunu maksatta, mağlup olmak acısının yanında hiçe saymak ve bütün düşüncelerini, duygularını ümit ve ihtiraslarını bu maksat etrafına toplamak lazımdı.


    Ateş hattında vazifesi başından cennete ayrılan bir zabitin yarasından akan kanla boyanmış bir zarf üzerinde bölüğe son emirleri


    İstanbullu Muzaffer Bey böyle bir insandı. Son nefesinde sesinin artık çıkmadığı, gözlerinin bir şey anlatamadığı dakikada cebinden bir zarf çıkardı ve üzerine yazdı: "Kıble ne tarafta?" Evvela Beytullah ile, dîni ve mukaddesatı ile karşı karşıya kalmak istiyordu. Onu kıbleye çevirdiler. Sonra yazmağa devam etti. "Bölük intikamımı alsın." Şimdi gözünün önünde vatan, ona son nefesini bile ateşle, duman ve kanla boğulmuş harasından veren toprak vardı. Bu zabitte en büyük kahramanların en büyük kuvveti olan feragat ve feda duyguları yaşıyordu. O, maksat için ölüyordu ve ölürken dünyadan bir insanın çekildiğini düşünmüyordu. Mukaddes gayenin müdafaasız kalmasından korkuyordu ve devam etli. "Bölük intikamımı alsın." O zaman bölük ateşler içinde ayaklan kana saplanmış ve alnı dumanla kararmış; onun ceset olmaya başlayan vücudu etrafında çarpışıyordu, Üçüncü cümlesini imzalamak islerken İstanbullu Muzaffer Bey hayata veda etti. Muzaffer Beyin son nefesiyle bu toprağa, toprağın tarifline, yaşayan nesle ve yaşayacak nesillere yaptığı hizmet, milyonlarca insanın bütün hayatları ile yapacağı hizmetten büyüktür. Bir çocuğunda bu kadar asîl heyecanlar yaşatmağa muvaffak olan bir tarih devam etmek, mazisi ile istikbali arasında kazılmış uçurumları, hiç endişe ve nıüşkilâl hissetmeden atlamak hakkını ve kuvvetini kazanmış demektir.


    Aynı zarfın diğer yüzü. Kelime-i Şehadet ile aynı emirler.

    Irak'ın âteşîn semâsı altında son nefesini vatan-ı mukaddes hicranı ile teneffüs eden bu genci ve Çanakkale'de Kafkasya'da aynı duygu ve emellerle feda-yi nefs eden vatan gençlerini unutmayalım. Onlar kendi fedakarlıklarıyla bizim fânî insanlığımızı, şu toprağı, şu tarihi ve çok, pek çok ağlayan millî namusu kurtarıyorlar ve ebedileştiriyorlar.


    F.(alih) R.(ıfkı)
    Harp Mecmuası
    Sayı.12, S.182-183




    UYARI !

    Yukarıdaki metin TürkYaşam.com'da yayınlanmak üzere derlenmiştir. Alıntı yapılması durumunda kaynak gösterilmesi ve alıntı olduğuna dair ibare koyulması genel ahlak kuralıdır.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  2. #2
    dermurat 1982murat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-01-2007
    Mesajlar
    32
    Karizma Gücü
    0
    ya ne muhteşem ecdat.Dünyada eşsiz bir millet.Onların torunları olmak insanı onurlandırıyor...

    teşekürler.
    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl.

  3. #3
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı 1982murat tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ya ne muhteşem ecdat.Dünyada eşsiz bir millet.Onların torunları olmak insanı onurlandırıyor...

    teşekürler.
    çok güzel söylemişsin. ama gurur duymakla kalmayıp, onlara layık olacak şekilde yaşamalıyız.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •