"Çoğu insan başarıyı almak olarak düşünür.Oysa başarı vermekle başlar." Henry Ford



Sevgi vardır hayatımızda, insanlar bu konuda da farklı farklı davranırlar, zamanına harcamakta ne kadar çeşitlilik gösterirlerse, sevgiyi harcamada da o kadar çeşitlik gösterirler. Kimi insanlar vardır ki sevmek için yaratılmıştır, onlar sadece severler karşılıksız, hep kırılırlar ama yine de severler. Çevresinde ne varsa, kediler, köpekler gördüğü bir kelebeğe bile şiirler yazar onlar. Yalnız kaldıkları, kırıldıkları zaman bile yazarlar birkaç satır. Onlar sevmesini bilen, mutlu olan insanlardır. Çünkü onlar vermesini öğrenmişlerdir. Paylaşmayı da öğrenmişlerdir.



İkincisi de sadece sevilmek isteyen insanlardır. Onlar da sevgi beklerler karşısından, hiç sevmesini bilmeden, sadece seveceksin onları, sınırlarında olmayacak sadece vereceksin onlara. Sevgini sunacaksın hesapsızca ve de karşılık beklemeden.



Onlar sadece sevilmek zorunda olanlarımızdır aslında. Asla sevmesini öğrenemezler. Bu yüzden ki hep içlerinde yalnızdırlar, hep de mutsuz. Onları seveceksiniz, hep öveceksin, hep vereceksin onlara, durmadan, sormadan, yılmadan vereceksin…. vereceksin. <******>



Çok sevdiğim takdir ettiğim Tuna Kiremitçi, kitabında bu tür insanlar için şu tanımlamayı yapmış. Ne kadar da benimle aynı fikirde diyerek, sizinle paylaşmak istedim :



"Bazı insanların içinde onları hayat boyu zehirleyen bir dürtü oluyor nedense, bir yıldız olduklarını, bir gün hızla yükselip dünyayı kamaştıracaklarını düşünüyorlar. Ömürleri, çevresindeki herkesten bunu doğrulayacak kanıtlar istemekle geçiyor. Onlar sevilmek zorunda olanlarımız.



İşte onlardan kaçıp diğerlerine sığınmışım sevilmek zorunda olmayanlara."



Evet, kimisi vardır ki dünyanın merkezinde zanneder kendini, herkes ona bakacak, onu sevecek, takdir edecek. Ömrü de hep bunları beklemekle geçer. O hiç sevmeyi denemez, çünkü sevmenin ne demek olduğunu bilmez. Onu hep sevmişlerdir, hep dünyanın merkezindedir o. Mutlu değildir aslında, nedenini belki o da anlamamıştır. Her şeyi vardır, ama her şeyi, etrafında onu seven insanlarda çoktur, ama o yine mutsuzdur. Almayı sever o, her şeyi almayı ilgi, sevgi, övgü. Hep alır, hep alır. <******>



Gerçek mutluluk almakta değil vermektedir aslında; ama o bunun farkında bile değildir. Sevmekten korkar, paylaşmaktan da, gülmekten bile korkar.



Siz onlardan olmayın sevilmek zorunda olanlarımızdan. Sevmeyi öğrenin kırılsanız da, tek taraflı olsa da sevin. Gerçek mutluluk almakta değil, vermekte saklıdır.



Neslihan GÜZEL