Biz kırıldık daha da kırılırız…

Adını bilmediğimiz sokaklarda, başıboş adımlarla yürüyüp, boş kola kutularını tekmeleme düştü payımıza çok zaman. Bir de eski bir şarkının ezbere bildiğimiz nakaratını sürekli tekrarlamak. Bazen de bir sinemanın önündeki film afişlerinde kayboldu bakışlarımız. Güzel gözlü bir yıldızın saçlarına daldık uzun uzun.

Ama hep dalgın. Ama hep düşünceli.

Bir çocuğun beslenme çantasında taşıdığı ağır kokulu köy peynirini ve bolca ekmek utancıydı bazen de yaşadıklarımız. Ya da ablasından kalma önlüğü giyen bir erkek çocuğunun utancı. Ayakkabısının altına yaptırdığı pençe sayısını hatırlamayan bir adamın hisleriydi üzerimize bulaşan.

Ama hep utangaç. Ama hep çekingen.

Bir varilin arkasına saklanıp da kaçamadığımız oldu çelik kuşlardan.
Bir sabah evden çıkıp da, bir sürü vedasız ayrılık bıraktık kapı önlerine.
Bir türlü okumaya cesaret edemediğimiz mektuplar vardı.
Cevaplamaya cesaret edemediğimiz telefonlar üst üste.
Ama hep tedirgin.

Biz kırıldık daha da kırılırız.

Keskin yüzlü bir nazar, mitralyöz mermisi gibi devirdi genç bedenleri. Kuytuda kalmış cesetlerin arasından asalet payını topladılar. Ölüler ninnilerden yazılmış muskalar taşıdılar koyunlarında.
Çocuklarımızı en çok şehre ansızın düşen gökkuşağının altında ezildiler.
Ama hep susarak.
Her masalın bitişine uydurma sonlar ekledik.
Ama hep iyi sonlar. İnadına, hep inadına. Gülümseyerek hep gülümseyerek. Hevesle hep hevesle.

2. Birazdan yağmur yağacak..

Birazdan yağmur yağacak. Çekmecenin en altına gizlediğimiz fotoğraflara gidecek ellerimiz. Yüzünü göremediğimiz bir kadının ayak seslerinde duyacağız, bir ayrılışın umursamaz adımlarını. Her telefon çalışınca irkileceğiz.. her kapı çalışında, posta kutusunu her açtığımızda. Ansızın önümüze düşen kağıt parçalarına ürkek bakacağız.
Sesler ve yüzler ve adımlat ve yağmur.
Hayat hicaz bir fasıl geçecek sokakta.
Her sokağın melodisine uygun adımlarla yürüyeceğiz.
İlle de yürüyeceğiz. İlle de
Kirpiklerinde gözyaşı kalmış ve otobana savrulmuş bir kedi geçecek gözlerimizin önünden.
Adını dahi unuttuğumuz aşklar düşecek pencere camlarına.
Kırılgan genç erkeklerin ve kırılgan kızların bir sabah çıkıp ta geriye dönmediği soğuk günlere dönecek mevsimler. Biz üşüyen babalara bakacağız. Utancı cebinde gizleyen işçi babalara.

Uzun yol yorgunlarına.
Kısa aşk yorgunlarına.




Tarık Tufan