Insanoglunun hayat icindeki temel hedefi mutlu olmaktir. Ancak insan denen
doyumsuz yaratik, mutlulugunu bir takim sartlara ve kosullara bagladigi
icin, her defasinda mutsuzluga ebelenir. Ustelik mutlu olmasi icin gereken
sartlarin bir limiti de yoktur. Hep daha fazlasini ister ve sartlar her gun
yeniden duzenlenir.
Bir arabasi olsa, nasil da mutlu olacaktir!
Arabasi olur, bir ust modelini ister. Son modelini alir, ucak ister. Ucak
alir, uzay mekigi ister.
Bir evi olsa, baska ne ister?
Evi olur, yali ister. Yalisi olur, ikinciyi ister. ikinciyi de alir,
Hawaii'de de basini sokacagi bir evi olsun ister.
Diyelim ki bankada bir cuval parasi, onlarca kati, ati, yati, ucagi,
arabasi, kolunda manitasi, sagligi, boyu, posu, kasi gozu zarti zurtu
herseyi var. Var da, mesela ucuncu kolu yok! Ya da saclari duz degil de
kivircik. Bu sartlar altinda nasil mutlu olsun?
Diyelim ki birisi yalnizliktan sikayet ediyor. "Cik insanlarin arasina
karis, gezilere felan git, arkadas edin" diyorsun. "Memlekette guvenecek
adam mi kaldi?" diyor. E sikintidan patla o zaman!
Diyelim ki bir baskasi sevgilisi olsun istiyor. "Guzelsin, gencsin,
iyisin, ara bul" diyorsun. "Ne arayacagim, o beni bulsun" diyor. E
abazanliktan catla o zaman!
Bu tur modeller sorunlarina cozum uretmek bir yana dursun, baskalarinin
urettigi cozumlere de burun kivirirlar. Bunlarin derdi dert anlatmaktir,
cozum bulmak degil. O anlatmali; siz dinlemelisiniz. Hatta onu onaylamali
ve ona acimalisiniz: "Ah zavalli arkadasim, nasil uzuluyorum senin icin bir
bilsen!" "Sen de ne emmeye, ne gommeye geliyorsun. Secimlerinin bedelini
oduyorsun." felan gibi seyler soylerseniz, 'halden anlamayan kotu arkadas'
olursunuz. Eger mutlulugu hedeflerinize ulasma sartina baglarsaniz, uzun
seneler mizirdanirsiniz. Nietzsche'nin de dedigi gibi: Burada amac hedef
degildir. Amac yoldur, o yolda yurumektir. Elbette hedeflerin olacak.
Elbette o hedeflere ulasmak icin sacini basini yolacaksin. Ancak bu
surecten zevk almayi da bileceksin.
Hedefe giden yolda, su anda, hemen simdi, elinde ne varsa, hangi
malzemeye sahipsen, onunla yapacaksin mutluluk pastani.
Franbuazli pasta isterim diye tutturmayacaksin. Franbuazli pastayi ele
gecirdiginde, disleri dokulmus, bunak bir seker hastasi olabilirsin. Sokak
sokak pastane aramayacaksin. Kaybolursun. Ustelik pastayi satin aldiginda,
ayaklarina kara sular inmis, sehrin kesmekesinde serseme donmus ve pasta
yiyecek hevesini de yitirmis olabilirsin.
Giderayak bir tuyo daha vereyim size: Surekli mizmizlanan, ondan bundan
sikayet eden, kendine aciyan insanlar pek sevilmezler. Eninde sonunda
yalniz kalip, kendi kendilerine zirlamaya mahkum olurlar. Cunku, tipki
sizin gibi digerleri de dert dinlemeyi degil dert anlatmayi sever. En cok
dinleyen, en cok sevilir. Bu da insanoglunun en buyuk ikiyuzlulugudur.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
Hep daha fazlasını, bi üst basamığını istiyoruz hayatın, peki biz ne veriyoruz hayata? sadece ömrümüzü, onuda bozuk para gibi dünya malına harcıyoruz.

