Hep merak etmişimdir sanırım bununla ilgili resim yok yada ben görmedim Atamızın cenaze namazı nerde kılınmıştır cenaze namazı görüntüleri varmıdır. TEŞEKKÜRLER
Hep merak etmişimdir sanırım bununla ilgili resim yok yada ben görmedim Atamızın cenaze namazı nerde kılınmıştır cenaze namazı görüntüleri varmıdır. TEŞEKKÜRLER
http://www.turkyasam.com/showthread.php?t=39957 Burda cenaze de dahil olma üzere Atatürk'ün birçok fotoğrafı bulunmaktadır.
http://www.turkyasam.com/showpost.ph...1&postcount=78 Burda da Atatürk'ün son yolculuğunun görüntülerini bulabilirsiniz.
sormak istediğim şey Ata'nın cenaze namazı hangi camide kılınmıştır.
BİLGİ NO: 1
Dolmabahçe'de namaz
Atatürk'ün sohbet toplantılarında tartışma amacıyla ortaya attığı fikirlerin, neticede kendisini eleştirenleri haklı bulması halinde dahi yakın çevresinde çoğu zaman gerçek kanaati ve talimatı olarak algılandığına şüphe yok.
Nitekim 1934'te TBMM'de kadınların kılık kıyafetine dair bir konuşma sırasında, "Dinler işlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiş yeniden canlılık bulamayan kuruluşlardır" diyen Başbakan Şükrü Kaya, Atatürk'ün bu sözlerden hoşlanmaması üzerine, kendisinden cesaret alıp peçe ve çarşafın yasaklanmasını isteyen milletvekillerine şöyle diyecekti: "İnkilap, her gün inkılap, her şey için inkılap, acilen inkılap diye bir şey yoktur. Başka dini mevzular gibi peçe ve çarşaf da mesele olsaydı büyük inkılabı yapan bunu programına koyar, sizden de lazım gelen kararı alırdı."
Kader Atatürk'ü vefatında da dini bir tartışmanın içine çekti. İstanbul'da tören için Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen simalarından Orgeneral Fahrettin Altay görevlendirilmişti. Onun, "Cenaze namazı burada mı kılınacak Ankara'da mı" sorusu üzerine hükümetin tereddüdü gün ışığına çıktı. Başbakan Celal Bayar'ın cenaze namazının dini gösteriye yol açabileceği endişesi öğrenilince Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım, "Kardeşim kâfir mi, neden namazını kıldırmıyorsunuz" tepkisini gösterdi. Altay da "Namazın kılınması şart. Bu dini bir vecibedir. Şayet kılınmazsa millet 50-100 sene sonra onu mezardan çıkarır ve namazını kılar. Namaz kılınmayacaksa beni görevden affedin" dedi ve Bayar geri adım attı: "Kim demiş namaz kılınmayacak diye." Dinen sakıncası olmadığı öğrenilince namazın Dolmabahçe Sarayı'nın bahçesinde kılınmasına karar verildi ve dua burada icra edildi. Ancak, her ayrıntısı kaydedilip yayımlanan resmi program metninde cenaze namazı kayıt dışı bırakıldı.
Radikal
BİLGİ NO: 2
Son vazifeler yerine getirilirken, dini şart ve örfler itina ve hassasiyetle yerine getirilmiştir. Cenaze namazının bir camide kılınıp kılınmama yolunda dinen ne gerektiği konusunda, Makbule Atadan Hanımefendi Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'a danıştı, İlahiyat Fakültesi kelam ilmi ve İslam Felsefesi ordinaryüs Profesörlerinden Mehmed Şerafettin Yaltkaya'nın fikri alındı. Din alimi, cenaze namazlarının muhakkak camilerde kılınması yolunda kesin bir kayıt olmadığını bildirmiş ve daha çok makam, kıdem ve selahiyeti olarak, bir de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görüşlerinin alınmasını tavsiye etmiştir.
Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı Mehmed Rıfat Börekçi'nin fikri sorulmuştur. Milli Mücadelenin meşruiyetine dair Anadolu Uleması fetvasına, ilk imza koyan din adamı, "O'nun cenaze namazı, tertemiz hale getirdiği bütün vatanda, bu farizanın yerine getirilebildiği her yerde kılınabilir" fetvasını vermiştir.
Atatürk'ün cenaze namazını, Diyanet İşleri Başkanlığı yapan, Ord. Prof. Mehmet Şerafettin Yaltkaya kıldırmıştır.
Ataturk.Net
BİLGİ NO: 3
Atatürk'ün hafızı cenaze namazını anlatıyor
Hafız Yaşar Okur, Atatürk döneminde 15 yıl boyunca Riyaset-i Cumhur İncesaz Heyeti'nin, yani Cumhurbaşkanlığı Fasıl Topluluğu'nun şefiydi. Topluluğun verdiği özel konserleri yıllarca o düzenledi. Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayında kılınan cenaze namazına katılanlar arasında o da vardı ve namazla ilgili hatıralarını yıllar sonra şöyle yazacaktı:
‘‘...Dolmabahçe Sarayı'nda cümle kapısının önüne geldiğimde top arabasının durmakta olduğunu gördüm. İçeriye girerek yâver beylerin odasına gittim. Saat dokuza çeyrek kala sarayın büyük kapısı açıldı. Kumandan paşalar, vekiller, mebuslar kafile kafile gelmekte iken bu sırada Diyanet Reisi Şerefeddin Yaltkaya, otomobilin içinden, başında sarığı olduğu halde çıktı. Hemen karşıladım. Muhafız bölüğü kumandanı beyin odasına aldım.
TANRI ULUDUR
Alt salonda bir faaliyet başladı. Ata'mın cenaze namazının nasıl kılınacağını bir kâğıdın üzerine yazmış, bana verdi.
Biraz sonra Diyanet Reisi Şerefeddin Yaltkaya ile harem salonunun kapısına gittiğimiz zaman, orta yerde, mermer masanın üzerinde ipekli şanlı sancağımıza sarılmış aziz Ata'mızın sandukasını gördüm. Baş ve ayak ucunda kumandan paşalar büyük resmi üniformalarıyla ihtiram mevkiinde kemâl-i tazimle görülmedeydi.
Biraz sonra namaza başlamak üzere kalabalık bir cemaatle Saray'ın salonunda Diyanet Reisi Şerefeddin Yaltkaya, Ata'nın sandukasının başına geçti ve ben de arkasında durmakta idim. Şerefeddin Yaltkaya'nın işareti üzerine, yükses sesle namaza başlamak üzere iken ‘‘Allah için namaza / Meyyit için duaya / Uyun imama ey hâzirun’’ diye seslendim.
Diyanet Reisi yüksek sesle ‘‘Tanrı uludur’’ diye namaza başladı ve ben de tekbirleri alarak yaşlı gözlerimle sevgili Ata'ma son vazifemi yerine getirdim.
Namazdan sonra kumandan paşalar büyük bir saygıyla Ata'nın sandukasını elleri ve başları üzerine alıp top arabasının üzerine koydular...’’
(Riyaset-i Cumhur İncesaz Heyeti Şefi Binbaşı Hafız Yaşar Okur'un Anıları, sah:124).
Hürriyet
Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !MUSTAFA KEMAL
![]()
Değerli billgileri emek harcayıp bulup burada bu konuda bizi bilgilendirdiğin için Alper akadaşıma emeğine sağlık der ve teşşekkür ederim.
Yanlız neden cenaze kamuoyundan saklanmış bunu çözemedim ayrıca daha ayrıntılı bilgiler mevcut mu? nasıl yıkandı cenaze, yıkayan kimdi, sadece devlet kademesi mi? katıldı cenazeye tekerar TEŞEKKÜRLER
Nette biraz araştırma yaparsanız biraz daha bilgi edinmek mümkün. Fakat bahsettiğiniz detayları düşününce neden bu kadar ısrarcı ve lüzumsuz detaylara girecek kadar şüpheci olduğunuzu anlamıyorum. "... nasıl yıkandı?" sorusuna ne yanıt verilebilir? "Dolmabahçe Sarayı hamamında göbek taşına yatırılan naaşı Ahmet, Mehmet, Süleyman beylerin huzurunda yıkanıp paklandı" gibi bir yanıt mı istiyorsunuz?
Cenazenin saklandığını nerden çıkarıyorsunuz? Sadece "cenaze namazı, resmi tören programında yeralmıyor" diyor haberde. Cenazeye kimlerin katıldığına dair sorunuzda kastınız cenaze töreni ise, sabit başlıklardaki fotoğraflardan da göreceğiniz üzere yüzbinlerce insan var. "Cenaze namazına kimler katıldı ?" diyorsanız eminim bir katılımcı listesi tutulmamıştır. Genel anlamda devletin ve askeri erkanın üst kademe üyeleri dahil kalabalık bir topluluğun katıldığını yukarıda okuyabilirsiniz.
Bir farklı paragraf daha vereyim:
ATATÜRK'ÜN CENAZE NAMAZI
Atatürk'ün cenaze namazı 10 Kasım'daki vefatından dokuz gün sonra, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı.
Dolmabahçe Sarayı'ndaki namazı Diyanet İşleri Başkanı Şerefeddin Yaltkaya kıldırdı.
Kalabalık bir cemaatle kılınan namaz dört dakika sürdü. ‘‘Allahu ekber’’ yerine ‘‘Tanrı uludur’’ dendi.
Namazdan sonra selâm verilirken de ‘‘Selâmun aleykum’’ değil, ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ sözleri kullanıldı.
Altında Türkiye'nin önde gelen dokuz tıp profesörünün imzasının bulunduğu ölüm raporu, ‘‘...8 Kasım 1938 Salı günü bir kere daha gelen ve bütün dikkat ve ihtimama rağmen ilerlemesine mani olunamayan ve büyük bir hızla gelişen ikinci büyük koma içinde 10 Kasım 1938 Perşembe sabahı, saat dokuzu beş geçe, muazzez ve büyük hasta terk-i hayat eylemiştir’’ cümlesiyle bitiyordu.
Bu raporun yayınlanmasıyla bütün dünya sarsıldı. Türkiye ise sarsılmaktan çok daha ötelerdeydi. Şairin ‘‘Gidiyor rastgelemez bir daha tarih eşine / Gidiyor on yedi milyon kişi takmış peşine’’ dediği şekilde, 17 milyonluk Türkiye nefesini tuttu, kalbini büzdü ve artık tek başına kalmış olduğunu o anda farketti: Ata'sını kaybeden Türk milleti artık yapalnızdı...
İPEK MENDİLLE BAĞLANDI
Sonra Ankara'da başsız kalan devlete yeni bir lider bulma, İstanbul'da ise cenazenin kaldırılması telâşı başladı. Ölüm raporunun altında imzası olan doktorlardan Mehmet Kâmil Berk, Atatürk'ün çenesini ipek bir mendille bağladı, ayak parmaklarını pansıman sargısıyla birleştirdi ve cenaze merasiminin hazırlıklarına girişildi.
Atatürk'ün sonsuza kadar uyuyacağı yerin neresi olacağı konusunda henüz bir karara varılmamıştı.
Uygun bir yer seçiminin uzun zaman alacağı belliydi ve cenazenin bozulmadan kalabilmesi için tıbbi önlem alınması gerekiyordu. Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin hocalarından biri, Akademi'nin patalojik anatomi profesörü Lütfi Aksu hemen İstanbul'a, Dolmabahçe Sarayı'na gönderildi.
Cenaze Prof. Aksu tarafından tahnit edildi, işlem tamamlandıktan sonra özel bir tabuta yerleştirildi ve Dolmabahçe Sarayı'nın muayede salonunda katafalka konuldu.
Türkiye tam dokuz gün dokuz gece boyunca Ata'sının nâaşının önünden gözyaşı seli halinde akıp geçti. Cenazenin Ankara'ya nakledilmesinin zamanı gelmiş ama namazı henüz kılınmamıştı.
KIZKARDEŞİN ARZUSU
Atatürk'ün sarayda günlerdir gözyaşları içinde bekleyen kızkardeşi Makbule Atadan namazın İstanbul'da kılınmasını ve tabutun yola dini merasimin tamamlanmasından sonra çıkartılmasını istiyordu. Hükümet Makbule Hanım'ın isteğine uydu ve namazı nakil töreninin başlamasından hemen önce, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı. İmamlığı o dönemin Diyanet İşleri Başkanı Prof. Şerefeddin Yaltkaya yaptı.
Namaz ‘‘Allahu ekber’’ yerine Türkçe ‘‘Tanrı uludur’’ sözleriyle başladı ve selâmlar ‘‘Esselâmu aleykum’’ yerine yine Türkçe olarak ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ şeklinde verildi.
Tam dört dakika süren namazdan sonra tabut generaller tarafından sarayın avlusuna çıkartılıp top arabasına yerleştirildi.
Atatürk’ün cenaze namazını kılanlar arasında saray personeli, yakınları, bazı generaller, diyanet görevlileri ve onun on beş yıl boyunca müzisyenliğini yapmış olan Binbaşı Hafız Yaşar Okur da vardı. Hafız Yaşar, namaz sırasında Diyanet İşleri Başkanı Şerefeddin Yaltkaya’nın hemen arkasında saf tutacak, Dolmabahçe Sarayı'nda o sabah yaşananları ve namazın kılınış öyküsünü yıllar sonra kaleme aldığı anılarında bütün ayrıntılarıyla yazacaktı.
DİNLER, ANITKABİR YOLUNDA...
Türkiye'deki bütün dini cemaatlerin temsilcileri cenaze arabasını takip ediyorlar. Ermeni, Yahudi, Katolik ve Rum temsilcilerle beraber zamanın Diyanet İşleri Başkanı kortejle yürüyor.
HÜRRİYET
"..cenazeyi kim yıkadı?" sorusunun yanıtı için ".... Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin hocalarından biri, Akademi'nin patalojik anatomi profesörü Lütfi Aksu hemen İstanbul'a, Dolmabahçe Sarayı'na gönderildi. Cenaze Prof. Aksu tarafından tahnit edildi, işlem tamamlandıktan sonra özel bir tabuta yerleştirildi ve Dolmabahçe Sarayı'nın muayede salonunda katafalka konuldu." cümleleri yeterlidir herhalde.
Aklınıza takılan başka bir şey var mı?
Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !MUSTAFA KEMAL
![]()
Alper arkadaşım tüm bilgilerin için emeğine sağlık teşekkür ederim.