Dinle Beni Genç Adam!
Evet... Merhaba genç adam.. merhaba... Seni ne kadar beklediğimi.. yollarını gözlediğimi.. sensiz caddelere.. sensiz nasıl sokaklara bakındığımı.. bir bilsen... Ayrılığımız, bana sanki yıllar gibi.. hasretim sanki asırlar gibi.. ümitlerim sanki hemen, hemen, şimdi gibi.. Söyleyebilsem... Evet, evet... Şehirler seninle şenlenecek... Sokaklar, caddeler sanki bahara kavuşacak... Renk renk, boy boy, ışıl ışıl... Bu ne güzellik Rabbim... Şehirlere, köylere, mezralara yıldızlar yağacak... Bekliyoruz seni genç adam, bekliyoruz... Öyle ya, okullar açılıyor, eğitim başlıyor... Heyecan dorukta... Sana ne söyleyeceğimi düşünüyorum... Galiba buldum, dinle beni! genç adam: Öğrenciliğin anlamını ve amacını öğrenelim. Zamanı çok iyi değerlendirelim... İyi arkadaşlar edinelim... Sağlığımıza özen gösterelim. Milletimizin hazırladığı imkanlara ve devlet malına sahip çıkalım... Kötü alışkanlıklardan dikkatle uzak duralım ve çevremize de yardımcı olalım...
Her şeyin esası; sorumluluk
Her gün belli bir plan dahilinde ve her dersimize çalışalım. Okuldan geldikten sonra dinlenelim, eğlenelim fakat bu iki gerekli şeyi uzatmayıp, tadında bırakalım. Derslerimize bir gün önceden hazırlanarak zihnimizde bir veri tabanı oluşturalım ve işlenecek konularla tanışıklık kazanalım. Dersi derste öğrenmeye şiddetle ihtiyacımız olduğunu unutmayalım. Sınıfta, “derslerin akışını bozacak davranışlara” izin vermeyelim. Öğretmenlerimizi “can kulağı” ile dinleyelim. Kötü arkadaş, insanı raydan çıkarır, zaman içerisinde arkadaşlık devam ettiği takdirde, “üzümün üzüme baka baka karardığını” görmek ve olumsuzluklar yaşamak kaçınılmazdır.
“Disiplinsizlik ve sorumluluk duygusunun kaybedilmesi”, geleceğimizin kaybedilmesi anlamını taşır, unutmayalım. İnsanlarımızın çok zeki olmaları yetmez, zeka denilen cevher, yararlı bir amaca göre çalıştırılmaz ise; genç insanların dimağlarına, disiplin ve sorumluluk duyguları yerleştirilmez ve devam sağlanmazsa, o insandan verim elde etmek ve onun kaliteli üretime yönlendirilmesi mümkün değildir. Gerek siyasi tarih, gerekse insanlık tarihi, başarılı ve üstün görevler yürüterek yararlı hizmetler gerçekleştirenlerin, “disiplinli ve sorumluluk duygusu yüksek insanlar” olduklarının ibret verici hayat hikayeleriyle doludur. Öyle ise sen de hiç vakit geçirmeden onlar gibi olmaya çalış.
Kontrolsüz zeka faydasızdır
Beslenmemize, temizliğe, zamanında yatarak düzenli uyumaya ve mutlaka sabah kahvaltısı yaparak okula vaktinde ulaşmaya... Kültürel ve sportif etkinliklere.. estetik ve sanatsal çalışmalara katılalım... Bizi dinlendirecek ve bir beceri kazandıracak bir “hobi” edinelim.
Gerek yazılı gerekse görsel yayımlardan yararlanırken, zihin ve bilgi kirliliğine, duygu kirliliğine, davranış kirliliğine düşmeyelim. Kaybedilen zaman ve kirlilikleri gidermeye harcanan zaman çok büyük bir değerdir, pahalı bir iştir ve zamanı geri çağırmak mümkün değildir, unutmayalım. Saygısız, dağınık, ilgisiz, vurdumduymaz, pejmürde, savurgan insanların zekalarının kendilerine akıl olarak dönmeyeceklerini hatırdan çıkarma. Zeki olmak yetmez, kontrolsüz zeka faydasızdır, belki de zararlıdır. Bunun örnekleri gerek geçmiş asırlarda gerekse günümüz dünyasında sayılamayacak kadar çoktur. Nerede duracağını bilmeyen veya bulunmaması gereken yerlerde bulunan kişilerin ne kendilerine ne de çevrelerine yararları yoktur.
Değerli öğretmenler, sevgili meslektaşlarım. Yeni bir eğitim yılına; yenilenerek, heyecanla hazırlandığınızı ve bir an önce öğrencilerinize kavuşacağınız günü beklediğinize eminim. Öğrencisiz öğretmen, öğrencisiz okul, öğrencisiz caddeler neye yarar?.. Kim bilir yaz tatili onlara ne kadar yaradı? Nasıl da serpildiler, büyüdüler... Artık boyunuza yaklaştı boyları... Koca adam oldular. Bizim görevimiz de onları “adam etmek”tir. Sokrates, “Eğitim”i tarif ederken, “... Eğitim, çocuğu adam etme sanatıdır..” diyordu.. ve devamla “bilgisiz insanda fazilet aranmaz” diyordu. Jeferson, “... Bir ülkenin eğitilmişlik düzeyi ile kalkınmışlık düzeyi arasında doğrudan bir korelasyon mevcuttur”.. diyordu... Jean Jack Roussou, “Emil” (Eğitime Dair) isimli meşhur kitabında, doğumdan–ölüme “eğitim”i “Emil”in şahsında tüm insanlara basamaklar halinde harika bir lisanla anlatıyor... Son asrın yetiştirdiği büyük pedagog, eğitimci, düşünür; İsmail Hakkı Baltacıoğlu, bakanlığımızca da yayımlanan tüm eserlerinde “eğitilmiş insanı, eğitilmiş toplumu.. mutlu ve başarılı ana–babaları.. çeşitli dünya milletlerinin çocuklarını eğitirken başvurdukları metotları nefis ifade tarzı ve güzelim üslubu ile bıkmadan –usanmadan bizlere ulaştırıyor.. bunları niçin söylüyorum?.. Alan bilgimizi yenilemeden.. eğitim–öğretim metot ve tekniklerini gözden geçirmeden.. geçirdiğimiz eğitim dönemlerinde uyguladığımız, eğitim usullerinin sonuçları üzerinde “kafa yoralım”... Kafa yormadan, düşünmeden, araştırmadan, üzerinde ısrarla durmadan, zihinsel kayıtlarımızı yeniden gözden geçirmeden... “Kendi kendimizle yüzleşme”den, yararlı olabilmenin ve her an değişen–gelişen dönüşen kutsal emanetler gibi gördüğümüz genç insanlara yararlı olabilmenin mümkün olamayacağını unutmayalım.
Gelişimin önşartı değişimi izlemek
Günümüz insanının, en çok ihtiyaç duyduğu gıdanın, “değişim süreci”ni yakalamak olduğunu tüm dünya anladı... Bu dünyalılarla yarışabilmek, “değişim” kanalında yol alabildiğimiz takdirde varsayılabilir. Aksi takdirde, büyük sosyolog, tarihçi, hukuk ve din adamı Ahmet Cevdet Paşa’nın “Tezkire”sinde açıkladığı, adeta haykırarak ilan ettiği gibi “... Değişenler, dönüşenler gelişirler.. değişmeyenler dönüşemezler, gelişemezler ve fersude olurlar..” yani “bozulurlar”...
“Bozulmamak için, alan bilgisi, pedagojik formasyon ve “kabul edilebilirlik düzeyinin yükseltilmesine gayret birinci planda yer almalıdır. Sağlam bir kişilik ve “otoritenin temeli olan bilgiye sahip olmak”, “olmazsa olmaz” önceliktir. Eğer bir öğretmenin, “kabul edilebilirlik düzeyi yeterli ise, alan bilgisi ve pedagojik formasyonunu, eğitimde, etkili kılabilir. Aksi takdirde; hangi düzeyde bilgi sahibi olursa olsun, dünyanın bütün bilgilerini arşivlerine kaydetmiş olsa bile, bilgisinin yeterince kavranamadığını ve istenen–beklenen davranışlara dönüşmediğini görmek kaçınılmazdır. “Bilmek önemlidir.. ancak, davranabilmek en önemlidir” evrensel bir genel geçerdir. Davranış haline getirilemeyen, insanların duygu ve düşüncelerine yansımayan bilgiyi ne yapmalı?.
Akıllı disiplin
Bütün bunlarla birlikte; eğitim çalışmalarının, her kademesinde “akıllı disiplin” fanus’una, hava gibi su gibi ihtiyacımızın bulunduğunu hatırdan çıkarmayalım.
Her kademedeki eğitimcinin şunu unutmaması gerekir; “Milli Eğitim hizmetlerinde” tüm kişi ve birimlerin tek amacı vardır; “Okullara ve sınıflara girebilmek.”
Birlik ve beraberlik içerisinde Türk Milli Eğitimi’nin temel hedeflerini gerçekleştirmek üzere, “güzel insana”; “üretken insana”; “fedakarlık yapma alışkanlığı kazandırılmış insana”; “güzeller güzeli yurdunu ve milletini çok seven insana...”
Görüşmemizi, merhum Ordinaryüs Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in ölümsüz küçük dev eseri “Gençlerle Başbaşa”da söylediği güzelim söz ile tamamlamak isterim. “Çalış genç arkadaşım çalış... Namerde muhtaç olmak ölümden beterdir.” Sizlere bu kutlu yolculuğunuzda sağlık ve başarılar diliyorum.
kaynak:
H. Musa Ömeroğlu
Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişi


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla




