• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
21 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Pirasam
    Ziyaretçi

    Turgut Uyar Şiirleri, Yazıları Ve Eseleri

    Göğe Bakma Durağı


    İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
    Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    Bu evleri atla bu evleri de bunları da
    Göğe bakalım

    Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    İnecek var deriz otobüs durur ineriz
    Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya
    Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    Beni bırak göğe bakalım

    Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    Bana dönesin diye bir bir kapattım
    Şimdi otobüs gelir biner gideriz
    Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    Durma kendini hatırlat
    Durma göğe bakalım

    Turgut Uyar

  2. #2
    Pirasam
    Ziyaretçi
    Hızla Gelişecek Kalbimiz

    hızla gelişecek kalbimiz
    kalbimiz hızla.
    sürgünlerin umutsuzluğunda
    kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar
    farksız çarpanların umutsuzluğunda
    ve köprü başlarının umutsuzluğunda
    ve köprü başlarının umudunda.
    sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara
    temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda
    ve eski dağlarda, eski dağlarda kış
    kovalarken ülkesini
    hızla gelişecek kalbimiz.
    kendi öz hüznümüzün öz tarlasında
    bozkır dayanıklılığımızın tarlasında
    kalbimiz
    ellerimiz ayaklarımız arasında
    ve kimsenin bölemediği şarkıyı
    güllerin, buğdayların ve acının şarkısını
    bir haziran uygulayacak sesimize.
    sütçünün sesiyle birlikte
    erkenci işçilerin sesiyle birlikte
    şoförün sesiyle birlikte
    sabaha başlamış sarhoşların sesiyle birlikte
    yaman sarhoşların sesiyle birlikte
    ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
    ve herkesin ve herkesin
    sesleriyle birlikte
    bir haziran uygulayacak
    kimse bölemeyecek ve kalbimiz
    hızla gelişecek.

    yıkıntılara karışan eski bir bahar
    büyük olmaya elverişli bir bahar
    eskiden yaşanılmış ve her şeye rağmen
    insanlara göre bir bahar
    suların kana kestiği yahut
    suların kana kestiği bir bahar.
    hızla gelişecek kalbimiz
    bir mavilik kalıbında
    bir odada, en olagel bir odada
    en sade, en insanca bir odada
    bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada
    bir kadın bir erkeğin
    bir kadınla bir erkek olduğu
    ellerin ve omuz başlarının
    birbirini bulduğu.
    birden gerçekliğini algılayarak
    saat çalınca ve görünce güneşi
    birden vazgeçilmezliğini algılayarak
    önemli ve gerekli buluşunu kendini
    birden hatırlayarak
    geleceğe hazırlayınca olanca göğüslerini
    ve her şeye ve ölüme kalbimiz
    hızla gelişecek
    çağımıza pek uygun bir hızla
    gelişecek kalbimiz

    kalbimiz
    yerin ve göğün alt edilmez bir dirilikte olduğu
    tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
    kalbimiz
    kalbimiz hızla gelişecek.


    Turgut Uyar

  3. #3
    Pirasam
    Ziyaretçi
    Terziler Geldiler

    Terziler geldiler. Kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
    daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
    Bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
    Kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. Sonra
    sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
    Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
    Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
    Yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular
    O çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
    Ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
    Bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,

    'Tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler
    piyangocular, çiçek satın alanlar,
    balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını
    zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar.
    Sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler.'

    Bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler
    Patron çıkardılar, karşılaştırdılar,
    Katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler
    Şarkılara başladılar ölmüş bir at için
    Makaslarını bırakmadılar
    Bekleniyorlardı.

    'Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
    Ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı!
    Sen açardın,
    Otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen!
    Tüylerin karaparlaktı. Koşumların,
    -kokulu yağlarla ovulup parlatılan-
    nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke.

    Göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at!
    Toynaklarını liflerle ovardık
    Senin karaya boyanırdı koşuşun
    Uyandırırdı bütün karaları ve denizleri.
    Çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından
    Ne güzel gözlerin vardı Kara at!
    Binlerce kişi,
    -çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut
    darmadağın giysileriyle herkes
    körler ve cüzzamlılar,
    bütün kutsal kitaplar kalabalığı,
    ermişler, kargışlılar ve günahlılar
    gebe kadınlar, vâz edenler
    ve dondurmacılar ve at cambazları ve
    tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle
    Tanrıtanımazlar ve tefeciler ve
    yalvaçlar...-
    ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş
    senin mutlu ovanı doldurup
    haykırırlardı.
    Büyük sesler içinde sen, geçerdin...'

    Terziler geldiler. Bu güneşler odaların dışındaydı artık.
    Herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde
    Gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik
    Yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar
    Parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan
    Yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları
    Her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler
    Beğenip gülümsediler.

    'Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
    Senin eyerin ne güzeldi.
    Dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü
    Nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna
    Seninle öteleri ansırdık.
    Öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı
    Kedinin varlığı erişilmez kişilik
    Güneşli bir damda
    İçimizden gemiler kaldırırdın,
    Suyunu büyük şölenlerle tazelerdik
    Bayramımızdın. Kuburlukların
    bütün kişniş ve badem doluydu.
    Simdi dar dünya
    Ölümün büyük hızı kesildi.'

    Terziler geldiler. Ateş ve kan getirmediler.
    Hüzünleri kan ve ateşti ama. Uğultulu bir şey
    Ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar
    Kenti bir bastan bir basa dolaştım, tıs yok
    Bütün odalara dağıldılar. Sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş
    yerlerde kırpıntılar,

    'oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar
    vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar,
    düğmeler, ilikler
    iplik döküntüleri, kumaş parçaları,
    karanlık akşamüstleri ve sabahlar,
    dükkân tabelâları, kartvizitler...'

    kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
    Tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda
    Mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler,

    'Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
    Koşuşun büyütürdü dünyayı senin!
    Sen nasıl da koşardın.
    Biz güneyde yatardık, sen koşardın
    Hangi at güzelse ondan da güzeldin
    Kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi
    bir karaya göğü
    ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu.
    Gemin güzel sesler çıkarırdı güzel
    ağzında,
    herkesi sevinçle haykırtan.
    Başın yaraşırdı düşüncemize ve
    gözlerine saygıyla bakardık...'

    Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
    Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler.
    Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
    Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
    Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
    iğnelerine iplik geçirip beklediler;

    'Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
    En güzeli oydu iste, yüzünün
    savaşla ilişkisi.
    Boydanboya bir karşıkoyma, denge
    ve istekli bir azalma. Onu bilirdik.
    O ağaç senin kanınla beslenirdi,
    hepimizi besleyen.
    Bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
    senin karşında,
    alışverişin, alfabenin, iplik döküntülerinin ve
    her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...'

    Turgut Uyar

  4. #4
    Pirasam
    Ziyaretçi
    Yavaşça Oluyor Ellerime

    Susuz bir aklık başlayınca aramızdan
    yavaşça oluyor ellerime bulaşması,
    bir eksiyle yüklü minüskül H harfinden
    bir meydan çarpmasından,
    beni hatırlamakların

    Bunlar bizim kızlarımızdır
    Kara güller önlerinde kara
    saçları çılgınca ikiye ayrılmış,
    - hiçbir şey eski açıklığında değil ki -
    yavaşça oluyor ellerime bulaşması,
    bir ot sesinden bir at akşamından,
    tam şehir içinde, otobüs durağında,
    birden ulaşılmaz gençlikleri herşeyin..

    Yapmayın.. Nasıl inanırım eşitliğine! .
    Heryerde gençtir o Büyük Su.
    Kıyıdadır,
    boyalı sandallar ve sabah çocuğu kıyısındadır
    Kırları ve ormanı geçince hemen,
    şehir bitince yani çok kolay
    yani lokantalar bitince sayın örtüleriyle,
    kuzuların danaların kıyma yapıldığı kasaplardan sonra
    elmalardan karpuzlardan biraz ötede
    yani uzakta..
    - hiçbir şey artık eski açıklığında değil ki -
    yani kiliseden bozma camilerde
    yani askeriye deposu yapılmış,
    yani burda, orta yerde, ışıkta ve parada
    zaman zaman gökyüzü gecesi aralığında.
    .....
    Bir denizin yanında nedir ki bıyıklı ve saçları dökülmüş bir adam,
    kötü bir alışkanlıktan başka nedir bir adam...

    Turgut Uyar

  5. #5
    romantika adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2007
    Mesajlar
    2,245
    Karizma Gücü
    6
    DENGE

    Aşkımda değişebilir, gerçeklerimde.

    Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı,

    Yan gelmişim diz boyu sulara.

    Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum.

    Hiçbirinizle dövüşemem.

    Siz ne derseniz deyiniz.

    Benim gizli bir bildiğim var.

    Sizin alınız al, inandım

    Sizin morunuz mor, inandım.

    Ben tam dünyaya göre,

    Ben tam, kendime göre.

    Ama sizin adınız ne ?

    Benim dengemi bozmayınız.




    ŞAİR : Turgut UYAR

  6. #6
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Acının Coğrafyası

    kente kapandık kaldık tutanaklarla belli
    sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden
    yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar
    ve her köşe bir tuzaktır
    birer darağacıdır her meydan saati
    öğle vaktini kesinlikle gösteren
    oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır

    çığlığım uzun uzun kalır içimde
    yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde
    rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde
    ve gece duruşmasından yeni çıkmışken
    sabahın terazisi eksik tartar gölgemi

    artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
    kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır
    tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde
    örneğin çukurova ve mekong köylerinde
    acıdır ağacın gölgesini yapan
    bunu herkes bilir

    kutsal acı besleyen acı sütünü emiyoruz
    yatıyoruz seninle terli döşeklerde
    saati seninle kuruyoruz bir çalar saati
    sen donatıyorsun kalbimizi
    kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek
    kendi çoğunluğunu kendi üreterek

    kente kapandık kaldık iki cadde iki alan bir saat
    mutsuzluk acıya varana kadar
    artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi
    öyle bir gölge ki belki çok dardır
    kısa vakitlerinde aceleci akşamın

    artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
    acıya hep yer vardır aramızda
    dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi
    bozuk paraları da umutsuzluğu da
    aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum
    güneşin yedi renk ayasını

    biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır
    şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum
    ya da üst üste silah atsan
    kent tepinir belki bütün kuşlar uçar
    belki değil mutlaka
    ama
    bir tanesi mutlaka kalır.

    Turgut Uyar
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  7. #7
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Acıyor

    Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
    Dikey ve yatay mutsuzluktan
    Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
    sevgim acıyor

    Biz giz dolu bir şey yaşadık
    onlar da orada yaşadılar
    Bir dağın çarpıklığını
    bir sevinç sanarak

    En başta mutsuzluk elbet
    Kasaba meyhanesi gibi
    Kahkahası gün ışığına vurup da
    ötede beride yansımayan
    Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    Öbürünün bir kadından aldığı verem
    Bütün işhanlarının tarihçesi
    Bütün söz vermelerin tarihçesi
    sevgim acıyor

    Yazık sevgime diyor birisi
    Güzel gözlü bir çocuğun bile
    O kadar korunmuş bir yazı yoktu
    Ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim acıyor
    Gemiler gene gelip gidiyor
    Dağlar kararıp aydınlanacaklar
    Ve o kadar

    Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
    Sonbahar geldi hüzün
    Kış geldi kara hüzün
    Ey en akıllı kişisi gündüzün
    sevgim acıyor
    Kimi sevsem
    Kim beni sevse

    Eylül toparlandı gitti işte
    Ekim falan da gider bu gidişle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar

    Turgut Uyar
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  8. #8
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Açlik Çogunluktadir

    Gülü çigdemi filan birak
    Sardunyayi karidesi filan birak
    Aciyi ve ölümleri birak
    Oy pusulalarini ve seçimleri birak
    Evet
    Seçimleri özellikle birak
    Çünkü açlik çogunluktadir

    Her kişinin ukala ömrü
    Yeter sanilir çiçeklenmeye
    Ve dünyanin karanligindan
    Bir aşk bahanesiyle kurtulmaya
    Kaçip giden baharlarin anisi
    Elden ele devredilen bir gençlik duygusu
    Laleler sümbüller bütün öbür boklar püşürler
    Hakkim var midir bunlari söylemeye
    - vardir
    Güneş dogarken ve batarken
    Yazdan kişa girerken ve kiştan çikarken
    Ve dagda ve kirda
    Hakkim vardir -
    Çünkü en azindan dünyadan
    Dölsüz katirlar geçer
    Yüklü vagonlar geçer
    Demir yüklü şilepler geçer
    Yelkenleri işletenleri ve tayfalariyla
    Ve onlarin karilari ve çocuklariyla
    Ve bilinmez sanilir gelecegi
    Bir demiryolu makasçisinin
    Oysa kesinlikle yazilmiştir
    Her sevgi kitabinda
    Asil olan açliktir
    Çogunluktadir

    Sevişmek o yüzden gereklidir
    Evet açlik, yok olsun bütün incelikler
    Mendiliniz var mi, kabak ograten
    Bof strogonof mantar fileminyon
    Güneş görmemiş midye
    Midye görmemiş güneş
    Ve soygun halindeki otel malzemeleri
    Ve altin arayicilar
    Ve istedikleri yerlerde
    Yüksek graviteli petrol bulanlar
    Hem thames kiyisinda
    Hem mekong deltasinda
    Bir kalça fotografina bunlarla birlikte bakanlar
    Çogunlukta degildir
    Açlik çogunluktadir
    Artik her şeyi yaşadik
    Ve birlikte düşündük
    Ve düşündük ki her şey cehennem
    Bir bakişta
    Ve cehennem
    Başarilmamiş bir savaştir
    Dünyanin ortasinda kullanilmamiş bir su
    Cehennem, insanin kendi cigeri
    At sirtinda taşinan ölü
    Kundaga girmeyen bebe
    Karanliklarda açan çiçeklerin
    Bir insanin ölümüne dönüşü
    Bir insan ölümü olmaya
    Çünkü açlik çogunluktadir

    - Işte o zaman diyorum ki -
    Gelişin şen olsun senin
    Her şey esirgesin seni
    Çünkü açlik çogunluktadir
    Ve ezecektir gücüyle dünyayi
    - Ikimize bir aşk elbette yetmez
    Türlü şeylerin savunuldugu -
    Dirilige eşitlige tokluga
    Artik ayip olan tokluga
    Çünkü açlik çogunluktadir
    Açlik.



    Turgut Uyar
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  9. #9
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Bahari Bekleyen'e

    ben kişin güzelligini söylerim ne gelirse dilime
    çünkü kiş bir hazirliktir soluguma kipkirmizi gülüme

    nice kirmizi ayaklar gelip geçti o gün katar katar
    kiş günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadim elime

    alti kiz bir ayişigi def çalip şarkilar söylediler
    beri yanda ormanlar yanardi, cigerpareler lime lime

    artik su uyur aşk uyanir mendilim kana boyanir
    bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime

    ve ellerim batik bir suda akar gözlerim her şeye bakar
    bahar bir gelsin yeter artik eksikse de birak elleme

    su uyur düşman uyumaz sularin dibi güllerde
    <

    alti kiz bir oglan def çalip şarkilar söylediler
    baktim birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime

    şimdi elimde baston silah, başimda şapka öyle
    agzimda kurşun hizinda seçtigim her kelime

    su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir
    her şey kullanilmazsa dirim bir ihanettir ölüme

    sakiniz elimiz filan temiz bahari filan bekleriz
    fincani taştan oyarlar içine bade mi koyarlar

    biz silah kuşaniriz bize bir şey söyleme



    Turgut Uyar
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  10. #10
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    Binlerce

    binlerce pazartesi geçti ömrümde
    hangisiydi o çikaramiyorum
    bir kiraz yedigimi hatirliyorum kurtluydu
    demek oldukça eski

    bir de saçmasapan şeyler
    bir kizin dizaltini örnegin
    bir adamin çirkin sigara içişini

    nasil yaşaniyor bu vesayetli dünyada
    hangi çilginlar nasil dayaniyor buna
    kimsenin soyunu sopunu bulmak görevim degil
    kendi öykümü düzenlemek yetiyor bana
    güzel bir ögle vakti
    eski güzel bir akşami hatirlayarak
    sonra dopdolu şeyler
    damacanalar gibi
    içim kabariyor

    sonu olsun diyorum
    neyin sonu ama
    hiç degilse bu taş basamaklarin
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •