Bu konuda Odyseus örneğinden yola çıkarak İNTİKAM duygusunu tartışmaya açmak istiyorum.
Odyseus, Truva'da zorlu bir 10 yıl geçirir.10 yıl da, ülkesi İthake'ye dönmek isterken, denizlerde geçer.Böylece yurdundan 20 yıl uzak kalmıştır.
Bu 20 yıl süresince, neredeyse bütün İthakeliler Odyseus'u unutmuştur(oğlu ve eşi dışında).Odyseus'un büyük serveti, soylular tarafından talan edilir.Oğluyla alay edilir, eşi başkasıyla evlenmeye zorlanır.
Dünyanın dört bir yanından gelen beleşçiler, Odyseus'un servetini yiyip bitirirler.
Ve 20 yıl sonra Odyseus döner.Bu manzarayı kederle izler.En yakınları bile ona ihanet etmiş, en güvendikleri ona sırtını çevirmiştir.
Bu durumda aklında tek bir duygu uyanır: İNTİKAM
Oğluyla plan yapar ve bir gün; saraydaki bütün talancıları, ona ihanet eden uşakları ve soyluları öldürür.Hem de çoğunu kendi elleriyle.
Sarayın bahçesi kandan kıpkırmızı olur.
Ve bu katliamın sonunda karısı ona sorar:
-Neden döndüğün günü kana boyadın, bu kadar kişinin canını almaya gerek var mıydı?
Odyseus'un elleri kan içindedir.Yaptığından ise kesinlikle pişman değildir.
Şimdi arkadaşlar; bu olayda haklı olan kimdir?
Odyseus mu haklıdır, yoksa karısı mı?
İntikam hakkında ne düşünüyorsunuz? Yeri geldiğinde hoşgörülebilir mi?
İntikamın sınırları nedir?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




