• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
38 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0

    Kölelik ve Dinler

    Sn. Arkadaşlar,

    Önce Bakalım Köle ne demek;

    Kölelik: Bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması anlamına gelir. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye, köle/memlûk ve kul/abd; köle sahibine ise efendi/mevla denir. Bazı durumlarda uşak ve hizmetçi de köle anlamına gelir. Kadın kölelere cariye denir.

    Çok eski tarihlerden beri savaşta esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödeyemeyenler, korsanlar tarafından kaçırılanlar köle kabul edilir, köle pazarlarında satılırdı.

    Kölelerin çocukları da köle olurdu. Ziraat ve ticaretle uğraşan bütün toplumlarda köleliğin çeşitli şekillerine rastlanmaktadır. Mezopotamya’da, eski Mısır’da Yunan’da, Roma’da, İslam öncesi İran, Orta Asya ve Anadolu’da yaşayan kavimlerde kölelik son derece doğal sosyal bir olgu olarak kabul edilir, bunun meşruiyeti bile tartışılmazdı.

    Sonrada bunun üzerinde biraz tartışalım;

    Köleliğin ne kadar vahim ve insanlık dışı birşey olduğundan bahsetmiyeceğim herhalde bugün buradaki bir tek kişinin bile bu konuda farklı düşündüğünü sanmıyorum yada umarım öyledir.

    Peki bu hususda 3 tane semavi din dediğimiz dinlerden tek biri bile heleki en son noktayı koyduğu söylenen en mükemmel olarak müslümanlarca nitelendirilen ve tek değişmemiş olarak belirtilen İslam dini köleliği neden insanlık dışı olarak kabul etmemiş ve neden kaldırmamışdır.

    Sizce nasıl bir Allah bir kişinin başka bir insanın malı olmasına ve onun üzerinde her türlü ama hertürlü tasarrufda bulunma yetkisine razı olur. Ve nasıl bir Allah bir insanın doğuştan köle olmasına razı gelir.

    Sizce Allah kölelik yanlışdır derhal kölelerinizi azad edin neden dememişdir, yada diyememişmidir. Hatta Gönderdiği kitapta kölelere öyle acımışdırki eğer bir suç işlerse hür insanlara verilen cezaların yarısını onlara vermelerini istemişdir.

    Bu nasıl bir din ve Bu dinlerin Tanrısı nasıl bir Tanrıdır. Gelde isyan etme.

    Saygılarımla,

  2. #2
    Aboca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    1,099
    Karizma Gücü
    0
    İslamda kölelik tavsiye edilmez.gayri müslimlerden köeleler alabileceğiniz sadece müminlere karşı "düşman" kavimler için geçerlidir. Bunun ahricinden köelikten pek bahsedilmez vetavsiye edilmez. Bu şekilde kölelikte normal insan yaşamında mevcuddur. Abd ve ab zenginleri çin çalışanalrını ve işgal ettikleri ülkelerdeki halkı kölelliğe zorlar. Kendi diledikleri şartlar doğrultusunda yaşama hakkı sunarlar. Onun haricinde kendi milletlerinin sahip oldukları yaşam standartlarını önlerine sunmazlar.


    islam o çağa göre insanlara tavsiyelerde bulunmuştur AMA BUNU HALA SENİN ÇIKARCI DÜŞÜNCELRİN KABUL ETMİYOR. Ayrıca köle dediğin olay nedir? Hiçmeytci mi? onalrda o zamanalrda köle idi. Kölelik ne zaman kalktı? 1950 lerde dahi süper ülkeler kölelikten yana oynadı.Avrupa ve amerika hala çine köle işi çalıştırarak şirketlerine ucuz maliyetli iş gücü sağlıyor. SEN KÖLELİK KALKTI MI ZANNEDİYORSUN? İmf şartlı kleleştirici borç para verir.Kredi kartları insnaalrı ödemeye mahkum eder. Bunlar günümüzün kölelleştirici kavramlarıdır.

    ayrıca islamda kul hakkın ön plandadır. kölelik islamda tavsiye edilmez ama karın tokluğuna köle olanında neden oldun denmez. bu yüzden köellere nasıl zamana göre davranılacağına dair hadisler ve ayetler mevcuddur.

    Gazi neden kadınlara soy adlarını koruma hakkı vermemiştir zamanında? Çünkü o devirde böyle bir uygulama büyük tepki toplardı. Köleliği zamanın şartlarına göre kaldırmakta büyük tepki toplardı.

    Sende iyice gülünç karalama kampanyaları başlattın.
    Mongol, Yuan, Türk,Kazak, Çekez, Gücü,Ermeni, Rum, Arap,İngiliz, Yahudi, Fransız ne dersen de anlamı "bir"dir.Anlamı Türk'dür.Anlamı İnsandır.

    Yalan söylüyorlar, iiki doğru yanında bir yanlışıda götürüyorlarsa durumun korkmadan Bu yalancı cihana karşı.

  3. #3
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6

    KÖlelİk Hakkinda

    Bir köleden köleliği kaldırmak, onu hürriyetine kavuşturmak. Arapça karşılığı itk olup, sözlükte: güç, kuvvet, bolluk, güzellik, kerem ve iyilik gibi anlamlara gelir. Köle de azad edilmekle daha önce yapamadığı işleri yapmaya güç bulduğu, insanlar arasında itibar kazanıp kölelik darlığından kurtulduğu için hadise bu terimle ifade edilmiştir.

    İnsanda asıl olan hürriyettir. Ancak m. VI. yüzyılda yeryüzünde kölelik gerçeği var olduğu için, İslâm köleliği birden kaldırmamış, köleliğin statüsünü, hak ve sorumluluklarını düzenlemiş; her fırsatta köle azadını teşvik ederek, köleliğin kalkması yolunda ilk ciddî adımı atmıştır. Kölelik temelde küfrün eseridir. İslâm'ın getirdiği azad müessesesi ise bu eseri yok etmek gayesini gütmektedir. Kölelik hükmen ölüm gibidir. Çünkü o, malda tasarruf, şahitlik ve kendi nefsine velî olma ehliyetinden mahrumiyet demek olduğu gibi; köleden cuma namazı, hac, cihat ve cenaze namazı gibi bir çok ibadetlerdeki yükümlülüğü kaldırır. İşte bir köleyi hürriyetine kavuşturan, bütün bu haklardan onun yararlanmasını sağlayacağı için mânen onu diriltmiş gibi sevaba nail olur. (İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, IV, 232; el-Askalânî, Bulüğu'l-Merâm, Terceme ve Şerh, A. Davudoğlu, İstanbul 1967, IV, 292). Buna karşılık bir kudsî hadîste; hür bir kimseyi köle diye satmaya kalkışanın hasmının kıyamet gününde Yüce Allah olacağı bildirilir (Buhârî, Büyû, 106, İcâre, 12, 15; İbn Mâce, Rehin, 4; Ahmed b. Hanbel, II, 292, 358, III,143, IV, 274).

    Köle azadı meşrû ve mendup sayılmıştır.

    Ayetlerde şöyle buyurulur: "Hata dışında bir mümin diğer bir mümini öldüremez. Kim bir mümini hata ile öldürürse, bir mümin köle azad etmesi, bir de ölünün ailesine diyet teslim etmesi gerekir. Ancak, ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer ölen, size düşman olan bir kavimden olur da mümin olursa öldürenin sadece bir köle azad etmesi gerekir. Eğer dlen sizinle aralarında anlama olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet teslim etmesi ve bir mümin köle azad etmesi gerekir" (en-Nisâ, 4/92).

    Bozulan yeminin keffâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek, yahut da bir köle azad etmektir" (el-Mâide, 5/89).

    Karılarına "zıhar" yapıp, sonra sözlerini geri almak isteyenlerin, karılarıyla temasta bulunmadan önce, bir köle azad etmeleri gerekir" (el-Mücâdele, 57/3), " Azad edecek köle bulamayanın ise, karısıyla temasta bulunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutması gerekir. " (el-Mücâdele, 57/4). Diğer yandan zekât verilecek sınıflardan birisi, azad olmak için para biriktiren kölelerdir (et-Tevbe, 9/60).

    Köle azadını teşvik eden çok hadisler vardır. Bunlardan bazıları: "Bir kimse mümin bir köleyi hürriyetine kavuşturursa, onun her uzvuna karşılık, kendisinin bir uzvu Cehennem ateşinden kurtulur. " (Buhârî, Itk, 1; Müslim, Itk, 24). "Evlâd, babasının hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulup, satın alır da azad ederse o başka" (Müslim, Itk, 25; Ebû Dâvud, Edeb, 120; Tirmizî, Birr, 8; İbn Mâce, Edeb, 1).

    Hz. Peygamber köle azadında öncülük ederek, ömrü boyunca altmışüç köleyi hürriyetine kavuşturmuştur. Hz. Âişe'nin altmışyedi; Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in bir çok; Hz. Abbas (r.a.)'ın yetmiş; Hz. Osman'ın muhasarada iken yirmi; Hakîm b. Hızâm'ın yüz; Abdullah b. Ömer'in bin köleyi azad ettiği nakledilir (el-Askâlânî, age., IV, 294).

    On dört asır önce kölelerin müslümanların kardeşi ilân edilmesi onlar hakkında yediğinden yedirme, giydiğinden giydirme, ağır iş yüklememe, "oğlum, kızım" diye hitapta bulunma gibi prensiplerin konulması, insan hakları bakımından son derece önemli bir adımdır. (Ebû Dâvud, Edeb,123, 124). Buna göre, köle ve câriyelerin, yanında bulundukları ailenin yaşantısı seviyesinde yaşadıkları ve o ailenin bir ferdi gibi muamele gördükleri söylenebilir. Yirminci yüzyıl başlarında yeryüzünde kölelik müessesesi kalkarken, İslâm aleminde de, hürriyet prensibinden hareketle köleliğe son verilmiştir.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0
    "Gazi neden kadınlara soy adlarını koruma hakkı vermemiştir zamanında? Çünkü o devirde böyle bir uygulama büyük tepki toplardı. Köleliği zamanın şartlarına göre kaldırmakta büyük tepki toplardı.

    Sende iyice gülünç karalama kampanyaları başlattın."


    Şu yazından ben şunu çıkarıyorum, Allah büyük tepki toplamakdan korkduğundan (Senin dinine göre) Bunu yapmamışdır teşvik etmişdir.

    Acaba okuyanlar hangi yorumu daha gülünç bulacak merak ederim. Bu Allah baya tırsarmış bizim tepkilerimizden, Acaba burdanda bu dinin yaratıcısının bir insan olduğunu hala kimse düşünmüyormu? Düşünün düşünün korkmayın akıl kullanmak için verilmişdir eskimez.

    Ayrıca Gazi hiçbir zaman büyük tepkilerden korkmamışdır yapacağını herzaman yapmışdır, Eğer o gün onu gerekli görseydi yapardı, Yoksa bilmediğimiz birşeyimi biliyorsun yapmak istedide çekindi yapmadı gibi, Paylaşda bizde bilelim.

    Ayrıca İngiltere ve Amerikada birileri köleliği kaldırmak isterken köleliğe ihtiyaçmı kalmamışdır o işi yapmak isteyenlerde birilerinin tepkisini almakdan korkmamışmıdır, yada almamışmıdır, Bunlar demekki Allahdan daha mı fazla cesaret, irade ve güctedirlerki.

    Kısaca şunu anlıyoruz ;

    İslamın ve diğer dinlerin Tanrıları Köleliği Kaldırmaktan alacakları tepkilerden dolayı çekinmişdir, Ayrıca özellikle İslamın Peygamberi bu nimetlerden faydalanmışdır, Hadi herkeze yasaklayamadın çekindin dini yaymak gibi bir gayen var. Bari sen Peygambersin demi sen hiç köle bulundurma. Ama Fazla Mal Göz çıkarmaz.


    Ayrıca Peygamber de birçok kişiden Köle hediye almışdır özellikle kadın ve bunlarıda ömrü boyunca kullanmışdır. Kullanmışdır diyorum çünki neticede maldır köle dimi?

    Bakın Örnekler ;

    Iki cariye: Marya ve Reyhane
    Şem’un kızı Marya, Kıpti kökenli ve Hristiyandır. Muhammed’e Mısır Mukavkıs’I (piskopos) dört cariye armağan eder. Marya, bunlardan biri. Peygamber’in ona karşı özel bir düşkünlüğü olduğu anlaşılıyor. Aşağıdaki olay bunu göstermekte. Muhammed bir gün karılarından Hafsa’nın odasına girer. Odada Hafsa değil, Marya bulunmaktadır. O sırada Hafsa, babasının evine gitmiş. Muhammed ve Marya, Hafsa’nın yatağında birleşirler. Tam o sırada Hafsa içeri girer. Muhammed henüz işini bitirmemiştir. Hafsa’ya biraz beklemsini söyler; bazı açıklamalarda bulunacaktır ona. Sonunda Hafsa, kendisini tutamaz şöyle konuşur: “Nasıl iştir bu? Bir köle ile benim günümde ve benim yatağımda birleşiyorsun?” Peygamber kendisine bir müjdesi olduğunu söyler ve hemen ekler: Kendisinden sonra Ebu Bekir, daha sonra da babası Ömer halife olacaktır. Ne var ki Hafsa hiç de oralı olmayacak, tepkisini sürdürecektir. Peygamber bu kez yemin verir: “Vallahi billahi bir daha onunla beraber olmayacağım, ama sen de olayı kimseye söyleme.” Ne var ki, Muhammed Marya’yı bir türlü unutamamaktadır. Imdadına bir ayet; şu sözlerle başlayan bir ayet: “Ya Muhammed, karıların memnun olacak diye, helal şeyden niçin kendini yoksun bırakırsın; Allah çok bağışlayan ve acıyandır.”
    Obür cariye Reyhane Yahudi’ydi. (Kaynak: Tahrim suresi, 1.ayet) Söz konusu ayetin gelişi konusunda bir de bal şerbeti öyküsü ileri sürülür; ama ayetin asıl dayanağı yukarıdaki öyküdür. (Kaynak: Tefsirler; örneğin Taberi tefsiri 28/100 öt; F.Razi, 29/41 öt; (Sabuni’de, bal şerbeti öyküsünün ayetin iniş nedeni gösterildiği ancak asıl nedenin Marya olayı olduğu vurgulanır, 3/406)

  5. #5
    Aboca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    1,099
    Karizma Gücü
    0
    yahu sen hala Bu dünyada rabbin senin iraden dışında seni yönlendireceğini mi düşünüyorsun? Sen varya işine geldiği gibi anlayıp ona göre yorum yapanalrdansın. sana gülmeyen bundan kalmıyor.
    hala anlatamıyoruz adamaköellik insnaalr arasındaki kul hakkıdır. onun yargısına rab ahiirette karar verecektir.

    Gazinin o zamanda neden yapmadığını veya yapmak istemediğini sormadım ama sen gene içinden işine gelen manaları çıkardın o devirde o şekilde bir yeniliğe ne avrupa nede o çağdaki Türkiye hazır değildi. Gazi eğero yeniliğe hazır görseydi ülkeyi mutlaka onuda medeni kanuna eklerdi. Köelelikte buna benzer o çağda insanoğlu bunun tamamen kaldırılmasına çok tepki gösterecektir. Allah insnalardan krokmaz ama kul hakkınada ahirette karışacağını söyler. O KADAR DİNİ KİTAP OKUYAN, KURANI OKUYUP BİZİM AKRŞIMIZA DİKİLEN BİRİNİN BUNLARI BİLMEMESİ DE İLGİNÇ.
    Mongol, Yuan, Türk,Kazak, Çekez, Gücü,Ermeni, Rum, Arap,İngiliz, Yahudi, Fransız ne dersen de anlamı "bir"dir.Anlamı Türk'dür.Anlamı İnsandır.

    Yalan söylüyorlar, iiki doğru yanında bir yanlışıda götürüyorlarsa durumun korkmadan Bu yalancı cihana karşı.

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0
    Sn. Abaco,

    Birkere verdiğin örnek çok saçma, Bir Yratıcı ile bir devlet adamını karşılaştırıyorsun, Kaldıki birçok devlet adamı Allahın yapmakdan çekineceğini yapmışdır, Bunun zamanla alakası yok herzaman birileri birilerinden faydalanmak ister bugünde, Yarın bir kargaşa ve anarşi olduğunda göreceksinki kölelik tekrar gelebilir. Ve kaldıki dünyada isteği dışında köle olarak birçok kadın hala kullanılmakta (Fuhuş sektöründe).

    Yani diyorsin ki Peygamber bile birtakım kul haklarıyla Gitmişdir Allahın yanına. Hani o Allah diyorduki ne yaparsan yap Kul Hakkıyla Gelme.

    Peygamber bile Kul Hakkıyla yanına gidiyorsa bizim vay halimize.

  7. #7
    Aboca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    1,099
    Karizma Gücü
    0
    Şaçma mı? yaratıcı sana ben gelip kafana bunalrı kabul etmezsen sana dünya hayatında bizzat zulüm mü yapacağım diyor? Hesabının ahirette görüleceğinden bahsediyor? Yaratan sadece seni tavsiyeleri gönderdiği peygamberler ile uyarıyor.
    Ben peygamber kul hakkıyla gitmiştir mi dedim? bak gene istediğin gibi hırçıakrmak için lafları her manaya çekiyorsun alıştım ama ben senin bu şaçmalıklarına

    ve zaten senin şaçmalıklarını okuyan başlığın ve ilettiğin ilk mesajın içeriğini karşılaştırdığında anlar insnalrı diğer dinlere karşı kışkırtmak için diğer dinler hakkında örnek vermekten kaçınmakta GÜZEL BİR OYUN.
    Mongol, Yuan, Türk,Kazak, Çekez, Gücü,Ermeni, Rum, Arap,İngiliz, Yahudi, Fransız ne dersen de anlamı "bir"dir.Anlamı Türk'dür.Anlamı İnsandır.

    Yalan söylüyorlar, iiki doğru yanında bir yanlışıda götürüyorlarsa durumun korkmadan Bu yalancı cihana karşı.

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Aboca tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Şaçma mı? yaratıcı sana ben gelip kafana bunalrı kabul etmezsen sana dünya hayatında bizzat zulüm mü yapacağım diyor? Hesabının ahirette görüleceğinden bahsediyor? Yaratan sadece seni tavsiyeleri gönderdiği peygamberler ile uyarıyor.
    Ben peygamber kul hakkıyla gitmiştir mi dedim? bak gene istediğin gibi hırçıakrmak için lafları her manaya çekiyorsun alıştım ama ben senin bu şaçmalıklarına

    ve zaten senin şaçmalıklarını okuyan başlığın ve ilettiğin ilk mesajın içeriğini karşılaştırdığında anlar insnalrı diğer dinlere karşı kışkırtmak için diğer dinler hakkında örnek vermekten kaçınmakta GÜZEL BİR OYUN.
    Arkadaşım benim savunduğum bir şeyim yokki kötü de bir niyetim olsun ben soruyom sen cevaplamıyon sadece saçmalıyon.

    Sen diyon kölelik kaldırılmamışdır köle sahibi olanların hesabına Allah öbür tarafda kul hakkı olarak hesap soracaktır. Yanlış mı anladım

    Bene diyom Peygamberinde Peygamberlik süresi boyunca ölene kadar köleleri cariyeleri olmuşdur, Bir mal gibi hediyeler verilmişdir, Savaşlarda ganimet olarak pay edilmişler ve Peygamberin hissesinde düşmüşdür.

    Köle sahibi olmak kul hakkı demekdir diyen sensen Peygamberde de Kul hakkı vardır diyende sensin elbet ben demedimki kul hakkıdır diye :A

  9. #9
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı Dandiri_Dasdana tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Örnekler ;

    Iki cariye: Marya ve Reyhane
    Şem’un kızı Marya, Kıpti kökenli ve Hristiyandır. Muhammed’e Mısır Mukavkıs’I (piskopos) dört cariye armağan eder. Marya, bunlardan biri. Peygamber’in ona karşı özel bir düşkünlüğü olduğu anlaşılıyor. Aşağıdaki olay bunu göstermekte. Muhammed bir gün karılarından Hafsa’nın odasına girer. Odada Hafsa değil, Marya bulunmaktadır. O sırada Hafsa, babasının evine gitmiş. Muhammed ve Marya, Hafsa’nın yatağında birleşirler. Tam o sırada Hafsa içeri girer. Muhammed henüz işini bitirmemiştir.

    Değerli arkadaşlar DANDİRİ- DASDANA Bu yazıyı yazarken kim den alıntı yaptığını yazmamış tabi haklı olarak çünkü refarans aldığı kişi "turan dursun'dur"

    Biliyorsunuz turan dursun mürted (dinden çıkmış) ateist bir insandır.

    Bakın ben size bu yazının kaynağını veriyorum.
    KAYNAK "turan dursun tabu can çekişiyor.Din bu..." 4 kaynak yayınları...

    Dolayısıyla anlatılan olayın gerçekle hiçbir alakası yoktur.Gördüğünüz gibi islami bir konuyu islamı bir mecradan değilde tamanen islam diışı bir kaynaktan alınması ne kadar gerçekçidir???

    Hani derler ya körlerle sağırlar birbirini ağırlar işte bunun gibi bir hadise bu...

    DASTANA hanım... Sırf kin ve nefretinden dolayı islama şuursuzca saldırması onun ne kadar acız olduğunu gösteriyor.

    Şimdi işin gerçeğini öğrenelim:
    Hz. Peygamber (sav) balı ve tatlı şeyleri severdi. Ayrıca, ikindi namazlarını kıldıktan sonra (hergün) kadınlarını teker teker ziyaret eder, herbirine yaklaşır (sohbette bulunurdu.) Bu ziyaretlerinin birinde Hz. Hafsa (ra)'nın yanına girmişti. Bu defa onun yanında, her zamanki kaldığı mutad müddetten fazla kaldı. Ben bunu kıskanarak sebebini (Resulullah'ın diğer hanımlarından) sordum. Bana: "Yakınlarından bir kadın Hafsa'ya bir okka (Taif) balı hediye etti, Resulullah (ra)'a ondan şerbet yapıp ikram etmiş olmalı, (o da şerbet hatırına sohbetini biraz uzatmıştır)" dediler. Ben: "Öyleyse, kasem olsun biz de ona mutlaka bir hile kurmalıyız!" dedim. Şevde (ra)'e: "(Hafsa'dan sonra sıra senin) O girince sana yaklaşacak. Sana yaklaşınca O'na: "Ey Allah'ın Resulü! Sen megafih mi yedin?" diyeceksin. (Ben biliyorum ki, o sana "Hayır! "diyecek. O zaman sen de: "Öyleyse senden bumuma gelen bu koku da ne?" diyeceksin." Bir rivayette Hz. Aişe şu açıklamayı yapar: "Resulullah (sav) kendisinde kötü bir koku hissedilmesine tahammül edemez, buna çok üzülürdü (Bu sebeple gerçeği itiraf ederek) muhakkak "Hafsa bana bal şerbeti ikram etti" diyecek. O zaman sen kendisine "Demek ki arı, balını urfut ağacından almış" diyeceksin. (Senden sonra bana uğradığı zaman) ben de böyle hareket edip aynı şeyleri söyleyeceğim. Ey Safiyye, sana uğradığı zaman sen de aynı şeyleri söyle! dedim." Hz. Aişe anlatmaya devam etti: "Sevde (bilahere bana) dedi ki: "Kendinden başka ilah bulunmayan Allah'a kasem olsun, bana tenbih ettiğin şeyleri, Resulullah (sav) kapıdan görünür görünmez, senden korktuğum için (unutmadan) hemen söylemek istedim." Ne ise, Resulullah (sav) kendisine yaklaşınca Sevde: "Ey Allah'ın Resulü meğafir mi yediniz?" der: "Hayır!" cevabını alır. Bunun üzerine aralarında şu konuşma geçer: "Öyleyse bu koku da ne?" "Hafsa bana bal şerbeti ikram etti." "Demek ki arı urfut yemiş." Hz. Aişe (ra) anlatmaya devam ediyor: "Resulullah (sav) bana uğrayınca ben de aynı şeyleri söyledim. Keza, Safiyye (ra)'ye uğrayınca o da aynı şeyleri söyledi. Müteakiben Resulullah (sav) Hafsa (ra)'nın yanına girince: "Ey Allah'ın Resulü sana o şerbetten ikram edeyim mi?" diye sorar. Hz. Peygamber (sav): "Hayır, ihtiyacım yok!" cevabını verir. (Bu durumu işittiği zaman) Sevde (ra): "Allah'a kasem olsun balı ona haram ettik!" dedi. Ben kendisine: "Sus, (sesini çıkarma)" dedim."

    Kaynak: Buhari, Talak 8, Nikah 103, Edirne 32, Eşribe 10, 15, Tıb 4, Hiyel 5; Müslim, Talak 20, (1474); Ebu

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0
    Ya dostum bazen ne kadar çaresiz olduğunuzu görmek beni üzüyor gerçekten bu kadar kadim bir şekilde bir yalana sarılmanızın anlamını çözemiyorum birtürlü.

    Turan Dursun veya Abdül cabbar kim yazmış olursa olsun bunlar kaynakmı sayılır bu insanların kaynakları o yazının altında mevcuttur dinle ilgili Kuran ve Hadisten başka ne kaynak olabilir Turan Dursun bunları ordan aktarmışdır, dersenki o kaynaklarda öyle yazmıyor Turan Dursun değiştirmişdir çarpıtmışdır o zaman onu koy ortaya. Evet Turan Dursun Bu dinden dönmüştür, bu uğurda hayatınıda bu milleti bu tabulardan kurtarmak uğruna hediye etmiştir. Eski bir müftüdür ve defalarca her alanda hodrimeydan dendiğinde biri çıkıp tartışamamışdır o insanla ama kahpece susturmuşlardır.

    Dostum bu işler kem le kümle olmaz, Varsa bilgin koy ortaya, Saldırmak la çözemessin. Rahatlayasın diye söylüyorum, Ben dümyanın en karaktersiz insanı olsam bu doğruları değiştirirmi, beni karalamakla yazdıklarımı çürütmüş olurmusun, Bu gayeylemi yaparsın yoksa Herzamanki saldırganlık terbiyendenmidir.

    Ayrıca konumuz Kölelik, Hafsa mevzusu cariyeler için verilen örnekde bal şerbet olmuşdur biraz.

    Hem bir Tanrıya bak; 3 karsının dolmuşuna gelipde Hafsadan ikram edilen bal şerbete hayır demesinden ötürü Peygambere ayet gönderiyor. Ve Ayşede kendi yaptığı bu fesatlıkları anlatıyor????. Niye bahse konu ayetin benim yazdığım mesel den değil de bu meselden gelmişdir diye durumu kıvırmaya çalışıyor.

    Şimdi okuyun ve görün, bir insan yuh bu kadarda kıvırılınırmı dedirtcek kadar sacma. Bırakın onu insanlar bu kadarmı salak yerine konur, Bu aklı olan insana hakarettir. Biri demezmi, Bu ayetin kime ne faydası vardır. Ama onada derler, Bu mutesabbih ayettir anlamı sonra çıkar. Evet sinirden gülmekden başka yapıcak bişey yok malesef.

    Ayrıca Sn. Kardeşim Ben Bayan değilim bunu hangi yazdığımı okuyupda anladın Yoksa Kuranı anladığınız gibi nakil yoluylamı anladınız, Çünki sizin anladığınız gibi anlamak pekde akılla olmuyorda.

    Saygılarımla,

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Anglikan Kilisesi'nden kölelik özrü..
    2006 Konuları bölümünde PATAGONYALI tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 09.02.06, 05:40

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •