• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    30-01-2007
    Mesajlar
    360
    Karizma Gücü
    0

    Başarılı Türkçe İbadet

    T.C.
    BAŞBAKANLIK
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI





    Türkçe İbadet





    Son günlerde Türkçe ibadet ve özellikle Kur’an-ı Kerim’in namazda Türkçe tercemesinin okunmasına dair tartışmaların yoğunluk kazanması üzerine konu Kurulumuzda görüşüldü. Yapılan inceleme ve müzakere sonunda:


    Bütün ilahi kitaplar, onları insanlığa tebliğ ile görevlendirilen Peygamberlerin konuştukları dille indirilmişlerdir.


    Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.) Arabistan’da Araplar arasında yetiştiği ve Arapça konuştuğu için, O’nun tebliğ ettiği Kur’an-ı Kerim de Arapça olarak indirilmiştir.


    Ancak Yüce Rabbımızın bütün insanlığa son kitabı ve ebedi hitabı olan Kur’an-ı Kerim, sadece Araplar ve Arapça’yı bilenler için değil, bütün insanları sapıklıklardan korumak, onlara Hakkı ve hakikati öğretmek, hidayet ve gerçek saadet yolunu göstermek için indirilmiştir. Bunun gerçekleşebilmesi için de, Kur’an-ı Kerim’in bildirdiği ilahi gerçek ve öğütlerin herkese, bütün insanlığa tebliğ edilmesi, herkes tarafından öğrenilmesi, anlaşılması, üzerinde düşünülmesi, kavranması ve kalplere yerleşmesi gerekir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de:


    “Bu Kur’an, bütün insanlara bir açıklama, sakınanlara yol gösterme ve bir öğüttür.” (Al-i İmran, 3/138)


    “Ey Peygamber, Rabbından sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yapmamış olursun...” (Maide 5/67)


    “Kendilerine, indirileni insanlara açıklayasın diye sana Kur’an’ı indirdik.” (Nahl, 16/44)


    “Bu Kur’an, ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler, tam akıl sahipleri ibret alsınlar diye sana indirdiğimiz feyz kaynağı bir kitaptır.” (Sad, 38/29)buyurulmuştur.


    İfade edildiği üzere Kur’an-ı Kerim Arapçadır. Cenab-ı Hakk’ın yüce kelamı kutsal kitabımızın dilinin her müslüman tarafından bilinmesi ve anlaşılması, arzu edilen bir durum ise de, âdeten mümkün değildir. O halde Kur’an-ı Kerim’in Arapça bilmeyenlere tebliğ edilebilmesi ve onların da bu Yüce Kitapta bildirilen ilahî gerçek ve öğütleri anlayıp üzerinde düşünebilmeleri ve O’nun hidayetinden yararlanabilmeleri için, başka dillere tercüme edilmesine, kısa ve uzun açıklamalarının yapılmasına kesin ihtiyaç hatta zaruret vardır. Nitekim, İslamın ilk dönemlerinden itibaren buna ihtiyaç duyulmuştur. Ashabın ileri gelenlerinden Selman-ı Farisî’nin İranlı hemşehrilerinin isteği üzerine Fatiha Sûresini Farsçaya çevirip onlara gönderdiği bazı kaynaklarda (bk. Serahsi, el-Mebsut, I, 37, Beyrut, 1398/1978) yer almıştır. Günümüzde Kur’an-ı Kerim, dünyadaki belli başlı hemen bütün dillere çevrilmiş durumdadır. Dilimizde de yüzün üzerinde meal, terceme ve tefsiri bulunmaktadır.


    Kur’an-ı Kerim’in namazda Türkçe tercemesinin okunmasına gelince:


    Kur’an-ı Kerim’de “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun” (Müzzemmil, 73/20) buyrulduğu gibi, Hz. Peygamber (s.a) de bütün namazlarda Kur’an-ı Kerim okumuş ve namaz kılmayı iyi bilmeyen bir sahabiye namaz kılmayı tarif ederken “... sonra Kur’an’dan hafızanda bulunanlardan kolayına geleni oku.” (Müslim, Salat, 45) buyurmuştur. Bu itibarla namazda kıraat yani Kur’an okumak, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit bir farzdır.


    Bilindiği üzere Kur’an, Cenab-ı Hakk’ın Hz.Muhammed (s.a,)’e Cebrail aracılığı ile indirdiği manaya delalet eden elfazın (nazm-ı münzel’in) ismidir. Sadece mana olarak değil, Resülüllah (s.a.)’in kalbine elfazı ile indirilmiştir. Bu itibarla bu elfazdan anlaşılan ve başka lafızlarla (sözlerle) ifade edilen mana Kur’an değildir. Çünkü indirildiği elfazın dışında, hatta Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mana Cenab-ı Hakk’ın kelamı değil, mütercimin ondan anladığı yorumdur. Oysa Kur’an kavramının içeriğinde, sadece mana değil, bir rüknü olarak onun elfazı da vardır. Nitekim:


    “Şüphesiz O, alemlerin Rabbı tarafından indirilmiştir. Onu Ruhu’l-emin (Cebrail), uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine apaçık Arap diliyle indirdi.” (Şuara 26/192-195)


    “Böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Ta-Ha 20/113)


    “Korunsunlar diye dosdoğru Arapça bir Kur’an indirdik.” (Zümer, 39/28)


    “Bu bilen bir toplum için, ayetleri Arapça bir Kur’an olmak üzere ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır.” (Fussilet, 41/3) gibi tam on ayrı yerde (Yusuf, 12/2; Ra’d, 13/37; Nahl, 16/103; Şura, 42/7; Zuhruf, 43/3; Ahkaf, 46/12) nazm-ı münzel’in Arapça olduğunu ifade eden ayetlerden, sadece mananın değil, elfazının da Kur’an kavramının içeriğine dahil olduğu açık ve kesin bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, tercemesine Kur’an denilemeyeceği ve tercemesinin Kur’an hükmünde olmadığı konusunda İslam bilginleri görüş birliği içindedir.


    Bilindiği üzere terceme, bir sözün anlamını başka bir dilde dengi bir sözle aynen ifade etmek demektir. Oysa her dilin, başka dillerde bulunmayan (kendine ait) ifade, üslup ve anlatım özellikleri vardır. Bu yüzden, edebî ve hissî yönü bulunmayan bazı kuru ifadeler dışında, hiçbir terceme aslının yerini tutamaz ve hiçbir terceme de her bakımdan aslına tam bir uygunluk sağlanamaz. O halde, Kur’an-ı Kerim gibi, ilahî belağat ve i’cazı haiz bir kitabın aslı ile tercemesi arasındaki fark, yaratan ile yaratılan arasındaki fark kadar büyüktür. Çünkü biri Yaratan Yüce Allah’ın kelamı; diğeri ise yaratılan kulun aciz beyanı. Hiç böylesi bir tercemenin, Allah kelamının yerine konulması ve aynı hükümde tutulması mümkün olur mu?


    Kaldı ki, İslam dini evrensel bir dindir. Değişik dilleri konuşan bütün müslümanların ibadette ortak bir dili kullanmaları onun evrensel oluşunun bir gereğidir.


    Herkesin konuştuğu dil ile ibadet yapmaya kalkışması, Peygamberimizin öğrettiği ve bugüne kadar uygulana gelen şekle ters düşeceği gibi içinden çıkılmaz bir takım tartışmalara da yol açacağı muhakkaktır. Konuya ülkemiz açısından baktığımızda ise böyle bir uygulamanın dışarıda Türkiye aleyhinde, içerde ise Devlet aleyhinde bir malzeme olarak kullanılacağı, vatandaşların birlik ve beraberliğini zedeleyeceği, sonuç olarak bir takım huzursuzluklara sebebiyet vereceği dikkatten uzak tutulmamalıdır.


    Diğer taraftan, yüzleri aşan terceme ve meal arasından din ve vicdan hürriyetini zedelemeden, üzerinde birlik sağlanacak birisinin namazda okunmak üzere seçilmesi ve buna herkesin benimsemesi mümkün görülmemektedir.


    Türkçe namaz ile Türkçe dua birbirine karıştırılmamalıdır. Çünkü dua kulun Allah’tan istekte bulunmasıdır. Bunun ise herkesin konuştuğu dil ile yapılmasından daha tabii bir şey olamaz ve zaten genelde de ülkemizde Türkçe dua yapılmaktadır.


    Diğer taraftan, Kur’an-ı Kerim’in en önemli özelliklerinden biri de i’cazdır. Bir benzerinin ortaya konulması konusunda, Kur’an bütün insanlığa meydan okumuştur. Bu i’cazın sadece anlamda olduğu söylenemez. Aksine, “onun Allah katından indirildiğinde şüpheniz varsa, haydi bir benzerini ortaya koyun” anlamındaki tehaddi (meydan okuma) ayetlerinden (Bakara 2/23-24; Yunus, 10/37-38; Hud, 11/13; İsra, 17/88; Tur, 52/33-34) bu özelliğin daha çok lafızla ilgili olduğu anlaşılmaktadır.


    Ayrıca bir benzerini ortaya koymak için, insanlar ve cinler bir araya toplanıp birbirlerine destek olsalar bile bunu başaramayacaklarını ifade eden ayet-i kerime (İsra, 17/88) den de, Kur’an’ın bir benzerinin yapılamayacağı ve bu itibarla tercemesinin Kelamullah sayılamayacağı, o hükümde tutulamayacağı ve dolayısıyle namazda tercemesinin okunamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim, 1926 yılında İstanbul Göztepe Camii İmam-Hatibi Cemal Efendi’nin Cuma namazında Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tercemesini okumasıyla ilgili olarak İstanbul Müftülüğü(nün 20 Mart 1926 tarih ve 92-93 sayılı yazısı üzerine, altında Atatürk tarafından göreve getirilen ilk Diyanet İşleri Reisi Rifat Börekçi’nin imzası bulunan 9 Ramazan 1324/23 Mart 1926 tarih ve 743 numaralı Müşavere Hey’eti kararında:


    “Namazda kıraet-i Kur’an bi’l-icma farz ve Kur’an’ın hangi bir lügat ile tercemesine Kur’an itlakı kezalik bi’l-icma gayr-ı caiz ve namazda kıraet-i Kur’an mahallinde terceme-i Kur’an’ın adem-i cevazı da bi’l-umum mezahib fukahasının icmaı ile sabit olduğundan, hilafına mücaseret, namazı vaz’-ı şer’isinden tağyir ve emr-i dini istihfaf ve mel’abe şekline vaz’ı mutazammın olduğu gibi, beyne’l-müslimin iftirak ve ihtilafa ve memlekette fitne hûdusuna bâis olacağından, fiil-i mezbure mecasereti sabit olan merkum Cemal Efendinin uhdesindeki vezaif-i ilmiye ve diniyenin ref’i, emr-i zaruri halini almış olmakla ol vechile tebligat icrası...” denilmiştir.


    Şüphesiz bir müslümanın en azından namazda okuduğu Kur’an-ı Kerim metinlerinin anlamlarını bilmesi ve namazda bunları anlayarak ve duyarak okuması son derece önemlidir ve bu zor da değildir. Ancak manasını anlamak, onun hidayetinden faydalanmak ve Yüce Rabbimizin emir, yasak ve öğütlerinin neler olduğunu öğrenmek için Kur’an-ı Kerim’i terceme etmenin ve bu maksatla meal, terceme ve tefsirlerini okumanın hükmü başka; bu tercemeleri Kur’an yerine koymanın ve Kur’an hükmünde tutmanın hükmü yine başkadır.


    Namazda ve ibadet olarak Kur’an-ı Kerim asli lafızları ile okunur. Yüce Rabbımızın bize olan öğüt, buyruk ve yasaklarını öğrenmek, onun irşadından yararlanmak maksadıyla ise, terceme, meal ve açıklamaları okunur. Bu maksatla Kur’an-ı Kerim’in terceme, meal ve açıklamalarını okumak ta çok sevaptır ve genel anlamı ile ibadettir.


    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/ka...p?id=4&sorgu=1

  2. #2
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6
    2. Ramses bize aktardığın bu bilgilerden dolayı çok sağol galiba aramıza yeni katıldın ama maaşallah çok hızlısın.
    Değerli arkadaş merakımı bağışla ama bu ismi (2. ramses) neden kullanıyorsun firavun ismi bu yahu neyse hoş geldin.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Kendisinin varlığı/gerekliliği-gereksizliği tartışılan, bütçesi birçok yatırım bakanlığından yüksek bir para/bütçeyi kontrol eden tartışmalı bir kurumun tespitine bakın:

    ...."Herkesin konuştuğu dil ile ibadet yapmaya kalkışması, Peygamberimizin öğrettiği ve bugüne kadar uygulana gelen şekle ters düşeceği gibi içinden çıkılmaz bir takım tartışmalara da yol açacağı muhakkaktır. Konuya ülkemiz açısından baktığımızda ise böyle bir uygulamanın dışarıda Türkiye aleyhinde, içerde ise Devlet aleyhinde bir malzeme olarak kullanılacağı, vatandaşların birlik ve beraberliğini zedeleyeceği, sonuç olarak bir takım huzursuzluklara sebebiyet vereceği dikkatten uzak tutulmamalıdır."....

    Yani sanki konuşulan konu ibadet değil siyaset..Fetva eyleyenin Anayasa'dan haberi yok.Adının başında TC. var. Türkiye Cumhuriyetinde anadiliniz ile ibadet yapmanız hani çekinilmese bölücülük vatan hainliğidir denilecek..

    Akıllarınca gülünç bir siyaset bulaştırarak, buu Türkçe yaparsak birileri başka dillerde de ister demeye getirip üzerlerine vazife olmayan, dinle,dindarlıkla bağdaşmayan bir siyaset yapıyorlar: bu ülkede Türk'ü, Türkçe'yi ima ettikleri hainlerlerle bir tutup :öylesine herhangi bir sakıncalı olabilecek "şey" olarak takdim ediyorlar.

    Ama İhlas Holdiningde batırılan paralar,Hizbullah reklamları,kurum aracı ile uyuşturucu ticareti yürüten din görevli!lerini,pkk kuryeliği yapan devletten maaşlı imamları!!, banker komisyonculuğu yapan kurumdan maaşlı yimpaş komisyoncularını dolarlı maaşlarla görevlendirirlerken niyeyse bu denli hassas değiller.
    Atatürk'ten daha çok!!! düşünüyorlar, biliyorlar..(Tabii Atatürk'ten haberleri varsa.)
    Oysa yaptıkları da ortada...Biliniyor..

    İnanan kulla Allah'ı arasına dil barajı koymaya gelince accaip memleket sevdalısı??? oluveriyorlar..

    (Dikkatinizi çekiyor mu bilmem: Son dönem fındık reklamları ne manidar değil mi: "Yerseniz!" diye bitiyor.)

  4. #4
    psi_turkopat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2006
    Mesajlar
    2,729
    Karizma Gücü
    6
    Verdiğin bilgi için teşekkürler. Son zamanlarda tartışıldı, çok da tartışılıyor. Fakat Türkçe yapılacak tek ibadet dua etmek midir ? Burada bir eksiklik yok mu ???
    suskunluğum asaletimdendir.
    her lafa verecek cevabım vardır.
    ama bir lafa bakarım laf mı diye
    bir de söyleyene bakarım adamı mı diye..

    Artık sadece haftasonları varım belki haftasonları bile yokum

  5. #5
    Rüzgar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-01-2007
    Mesajlar
    3,713
    Karizma Gücü
    6
    Kuranı-ı Kerim insanlar için indirilmiştir ve elbette bu sebeple anlaşılması lazım gelir.Ama herşeyde olduğu gibi bu durum şekle dönmüş içi boşaltılmış.

    Eminim insanlar türkçe duadan çok arapça dua biliyorlar .Kuranın dili elbette çok önemli hele arapçaya vakıf olup bilmek dahada önemli ama sizde takdir edersiniz ki bu herkes için mümkün değil.kuranın kendi dilinde elbet bir önemi vardır.Orjinal okumak elbette insana huşuu verir, hatta kendi içinde harflerin dizilişinde bir melodisinin olduğunu bile duymuştum.ama en önemli görevimiz bilmediğimiz bir dili ezberlemekten çok onu anlamak olmalıdır .Ama bu malesef tersine dönmüş durumda... kaldıki araplar bizden daha şanslı durumdalar o zaman okuduğunu anlayabiliyorlar zaten amaç bu değilmi.O zaman onlar bizden daha şanslı diyebiliriz.

    "İki saat sonra kalabalığın içinde, sinemadan bir dar sokağa çıkan sanki başka birisiydi.
    Düşünüyordu: “Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.
    Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış.
    Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umuluyor.
    Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu;
    asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.
    "

  6. #6
    zaferkus
    Ziyaretçi
    bilmemki Türkçe ibadet nasıl olur.

  7. #7
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı northest tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kendisinin varlığı/gerekliliği-gereksizliği tartışılan, bütçesi birçok yatırım bakanlığından yüksek bir para/bütçeyi kontrol eden tartışmalı bir kurumun tespitine bakın:

    ...."Herkesin konuştuğu dil ile ibadet yapmaya kalkışması, Peygamberimizin öğrettiği ve bugüne kadar uygulana gelen şekle ters düşeceği gibi içinden çıkılmaz bir takım tartışmalara da yol açacağı muhakkaktır. Konuya ülkemiz açısından baktığımızda ise böyle bir uygulamanın dışarıda Türkiye aleyhinde, içerde ise Devlet aleyhinde bir malzeme olarak kullanılacağı, vatandaşların birlik ve beraberliğini zedeleyeceği, sonuç olarak bir takım huzursuzluklara sebebiyet vereceği dikkatten uzak tutulmamalıdır."....

    Yani sanki konuşulan konu ibadet değil siyaset..Fetva eyleyenin Anayasa'dan haberi yok.Adının başında TC. var. Türkiye Cumhuriyetinde anadiliniz ile ibadet yapmanız hani çekinilmese bölücülük vatan hainliğidir denilecek..

    Akıllarınca gülünç bir siyaset bulaştırarak, buu Türkçe yaparsak birileri başka dillerde de ister demeye getirip üzerlerine vazife olmayan, dinle,dindarlıkla bağdaşmayan bir siyaset yapıyorlar: bu ülkede Türk'ü, Türkçe'yi ima ettikleri hainlerlerle bir tutup :öylesine herhangi bir sakıncalı olabilecek "şey" olarak takdim ediyorlar.

    Ama İhlas Holdiningde batırılan paralar,Hizbullah reklamları,kurum aracı ile uyuşturucu ticareti yürüten din görevli!lerini,pkk kuryeliği yapan devletten maaşlı imamları!!, banker komisyonculuğu yapan kurumdan maaşlı yimpaş komisyoncularını dolarlı maaşlarla görevlendirirlerken niyeyse bu denli hassas değiller.
    Atatürk'ten daha çok!!! düşünüyorlar, biliyorlar..(Tabii Atatürk'ten haberleri varsa.)
    Oysa yaptıkları da ortada...Biliniyor..

    İnanan kulla Allah'ı arasına dil barajı koymaya gelince accaip memleket sevdalısı??? oluveriyorlar..

    (Dikkatinizi çekiyor mu bilmem: Son dönem fındık reklamları ne manidar değil mi: "Yerseniz!" diye bitiyor.)
    O reklam hiç komik değil.

  8. #8
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    Teknik olarak mümkünmü bilemiyorum,bu konu oldukcada tartışmalı.Fakat bence türkçe ibadeti devlet istemez,çünkü işine gelmez.Düşünsenize ,namaz kıldıran imam her seferinde türkçe olarak''Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler,kafirlerin ta kendisidir'' dedi,her vakit namazda.Yani arapça devamlı okuyupda,cemaatin anlamadığı ayeti-kerimeyi,her vakit tekrar tekrar okudu,cemaat anladı,merak etti,deşiştirdi.Buyrun cenaze namazına..

  9. #9
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Teknik olarak mümkünmü bilemiyorum,bu konu oldukcada tartışmalı.Fakat bence türkçe ibadeti devlet istemez,çünkü işine gelmez.Düşünsenize ,namaz kıldıran imam her seferinde türkçe olarak''Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler,kafirlerin ta kendisidir'' dedi,her vakit namazda.Yani arapça devamlı okuyupda,cemaatin anlamadığı ayeti-kerimeyi,her vakit tekrar tekrar okudu,cemaat anladı,merak etti,deşiştirdi.Buyrun cenaze namazına..
    ewren44 kardeşim , sen yazmasan ben yazacaktım.

    Önce imamlara naıl haftalık hutbe gönderiyorlarsa aynı şekilde namazlarda hangi ayetleri okuyacaklarınıda günlük göndermeleri gerekir.Bu arada birçok ayete amborgo koymaları gerekir.Yoksa müslümanın laik olamayacağı anlaşılır.Sokakta şeriate küfür edenlerin aslında inandıkları kitabta yazılanlara küfür ettiği anlaşılır.


    Kısaca ' takke düşer , kel görünür ''.

    selam ve dua ile,

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    student@ "müslümanların laik" olamayacakları (ayetler itibariyle) tarzındaki düşünceye katılmıyorum.
    laiklikten kasıt, birilerinin birilerini (güya Allah'tan aldığı yetki ile) sorgusuz sualsiz yönetmesinin (zaten dinen de, toplumsal olarak da gerçekleştirilemeyeceği tarihsel olarak kanıtlanmış ve aşılmıştır.) mümkün bulunmadığıdır.
    Dünyada bunun örneği de yoktur..(Talibanı mı, Suudi sultanları mı, İran mollaları veya Kaddafi,Saddam vd.. diktatörleri mi örnek gösterebiliriz.)
    Hz.Peygamber'den hemen sonra dahi bu durum, İslam'ın bölünmesine giderek zayıflamasına yol açmıştır.(Dini yaşamak ayrı bir şey kanımca, dini siyasi bir altyapı,araç olarak görmek ayrı birşey.
    Laik Hırıstiyan dünyada din, (bugün Müslümanların şikayet edebilecekleri güç ve örgütlülükte kalabiliyor) yaşanılabiliyorsa İslam'da yaşanır.
    Anılan Ayet'ler den anlaşılması gerekenlerin ne olduğu tartışılır.(Yönetime dair olmayanlar bile tartışılıp çok derin farklılıkta anlaşılabildiği görülüyor..Katılınır, katılınmaz..Şu yada bu anlayışa kişi kendini yakın duyar/duyabilir.Bu ayrı birşey..Ama İslam, laiklikle, demokrasiyle,moderniteyle bağdaşmaz denemez.Bu zaten aslında İslam karşıtlarının tezi değil mi.)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •