neden sonra
yaşam gölgesidir sabrımdaki gerçeğin
yorgun damarlarımı sevindiren.
düğümlerin gizini çözmeye geldim,
cinnet orduları geçti bahçemden.
yaşasam, bende kalan doğanın görkemini
çiçeklerle koklaşsam, kuşlarla söyleşsem.
esinlerin dalgasına bıraksam kendimi,
sarhoşluğun bordasına vurdukça evren.
yağmurda
yağmurda parkta oturulmuyor,
istasyon çok hüzünlü;
acaba nasıl geçirmeliyim,
bu koskoca günü?
kitaplar koltuğumda ıslandı
sigaram söndü sudan,
belki methiyeler yazdığım için,
çok iyilik gördük bulutlardan.
dudaklarımda dostlardan şiirler,
şimdi haykırarak da okusam kimse duymaz;
şehir acınacak halde,
Boşalmış bütün caddeler.
hayatımı sürükleyen ayaklarım,
suları kabul ederek neredeyse;
ağaçlar benimle alay etmeye başladı,
Sokakta kalmadı kimse...
kırık değirmen
bir içimin alacakaranlığına dayanmak meselesi,
bir bu fena İstanbul akşamını yaşamak
nice odaların kapanmış penceresi
gene bana iniyor yalnızlığıma sığınmak.
gene benim, şimdi tek başına, sonra beraber.
bir yanım mağrur sağlam, bir yanım gücüme gider.
bir yanımda karşı koyma, bir yanımda ezilmeler.
ikili tutkular gibi canıma okuyacak.
her şeyler devam eder bu bildiğim gidişte.
evli evine giderken yolcu yoluna.
ne rüzgarlar yapacağını yapmış ki bana
kırık değirmenler gibiyim, dönemiyorum işte.
emeğin öyküsü
kitaplar ellerimde öykülendi
düşlerim vurdu şiirler denizine
eski ezgilerle coşkulanan
sesimdir, çağları delip geldi.
en güzelle en yaşayan
gözlerimden aldı rengini
meriç köprülerinde
alın terim karıştı suya
santim santim ellerimde büyüdü
süleymaniye ve Aya Sofiya.
kaç iklimin toprağı bağrına bastı beni
ustalığıma kefil olur tarihler,
kaç dönem içimde savaş verdi.
utkularım çağımın türküsünü söyler,
o türküler tezgahında dönüyor şimdi


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla