• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    30-01-2007
    Mesajlar
    360
    Karizma Gücü
    0

    Fikir Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namazın bulunup bulunmadığı

    T.C.
    BAŞBAKANLIK
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI




    Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namazın bulunup bulunmadığı





    Belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğineKur'an-ı Kerim'in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş, bu işaretler Rasalül1ah (s.a.)'in kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Bilindiği üzere Kur ' an-ı Kerim ' deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, Onu insanlara tebliğle görevli olan Peygamber (s.a.) Efendimize aittir. O namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür o1arak, günümüze kadar devam etmiştir.

    Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden Taha Süresinin 130 uncu ayetinde:

    "...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın." buyurulmuş; güneşin doğmasından ve batmasından önce , gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ı hakk' ı tesbih yani namaz kılmak emredilmiştir.


    Bakara Süresinin 238 inci "namazlara ve ayrıca orta namaza devam edin" mealindeki Ayet-i kerimede "namazlar" anlamındaki "salâvat" kelimesi çoğuldur. Arapça da çoğul üçten başlar. "İki'' ye tesniye denir ve ''iki namaz'' sözü "salateyn'' şeklinde söylenir. Demek oluyor ki, ayetteki ''salavat'' sözünden en az üç namaz anlaşılır. Ayrıca bir de "orta namaz" var. Çünkü matuf, matuf aleyhten (üzerine atıf yapılandan) ayrıdır. Bu sebeple "orta namaz", "namazlar'' ifadesine dahil olmadığı gibi, her iki yanında eşit sayı bulunmadığı için, üç namazın arasında yer alacak bir namaza ''orta namaz'' denilmesi de mümkün değildir. O halde, ayetteki "salavat" kelimesi, en az dört namazı ifade eder. Orta namaz buna eklendiğinde beş vakit namaz ortaya çıkar. Orta namazın ikindi namazı olduğu bazı hadislerde açıklanmıştır.


    Hüd süresinin 114'üncü ayetinde ise, "Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl..." buyurulmaktadır.

    .

    Ayet-i celilede ''gündüze yakın saatler" anlamındaki "zülef" kelimesi, "zülfe" nin çoğuludur. Yukarıda belirtildiği üzere en az üç adedi ifade eder. demek oluyor ki, bu ayete göre gecenin gündüze yakın saatlerinde, (akşam, yatsı ve sabah namazı olmak üzere) en az üç namaz var. Ayrıca gündüzün iki ucunda da iki vakit var. Böylece bu ayet-i kerimeden de namazın beş vakit olduğu anlaşılmaktadır.


    Bunlardan başka Nisa, 4/103. Hud, 11/114; İsra, 17/78; Rum, 30/17-18; Nur, 24/36; Kaf, 50/39-40; Dehr (İns8n) , 76/25-26 ayet.-i kerimelerinde de beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel o1arak işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Bu mücmel ifade ve işaretler, Rasulüllah ( s.8. ) , in söz ve uygulamalar ile açıklanmış, onun açıkladığı ve uyguladığı şekilde bütün Müslümanlar tarafından ameli uygulama olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir. Asr-ı Saadetten beri her asırda Müslümanlar beş vakit namaz kılmış hiç kimse bunun aksini söylememiştir. Bu itibarla "Kur'an' da beş vakit namazın bulunmadığı iddiasının ilmi hiç bir değeri yoktur.


    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/ka...?id=22&sorgu=1

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Arkadaşım, tüm inanç sahiplerinden alınan vergilerden maaş alıp, salt kendi kafasında ve anladığı biçimde bir mezhebik dar yorumu İslam diye sunmak doğru değil..
    Diyanet İşleri bir memuriyet kurumu.Bilim kurumu değil..
    Din alanında -yanlış/doğru- binyıllara dayalı yorum,yaklaşım,yol farklılaşmalarında taraf olamaz, olmamalıdır.
    Diyanetin asıl işlev ve fonksiyonu, din ve devlet,toplum ilişkisinin "ayrı" olduğu, tüm inançların devlet erkine uzak ve yakınlığında imtiyaz sahibi bulunmadığını ortaya koymaktır.
    Üstüne vazife olmadığı halde -kendince şu veya bu- kesimin borazanlığına soyunmak diyanetin işi değil.
    Namaz,oruç,kadın vd.vd...Bunlar değişik inanç sahipleri ve kesimlerince inanç platformunda farklı değerlendirilebilir.Bu onların ve onlarla Allah arasındaki işlerdir.
    Diyanetin herhangibir konuda (ki binyılların tarihine dayalı farklılaşmalar konusunda özenle tarafsız olmak zorunda) kendince kerameti kendinden menkul fetva/ulemalık özentisi siyasetten ve toplumsal gerginlik yaratıp körüklemekten başka işe yaramaz.(Düne kadar Alevi kafirdir diyordu, bugün Alevi Din İşleri Daire Bşk.lığı oluşturdu.)
    Din, Allah'tan ve Allah'ın memur ettiklerinden öğrenilir.Muhtarlıktan,müdürlükten veya sicili,maaşı siyasetçinin elinde "görevli"lerden değil.
    Diyanet açıklamalarını yazacaksanız yazın.Ama seçtiklerinize özen gösterin.Salavat'ı namaz diye yorumlayan filanca memurun kartviziti sadece vergilerimizden ne kadar aldığını gösteri bilgi yetkinlik itibar edilirlik düzeyini değil.

  3. #3
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6

    Dİyanet TeŞkİlatinin GÖrevİ

    Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek (Anayasa md. 136), İslam Dini’nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu ydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek. (633 S.K. md.1).

    Toplumu din konusunda aydınlatırken dinin iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnete dayalı sağlam bilgiyi esas almak, Müslümanların 14 asırlık dinî tecrübesini göz önünde bulundurmak, modern hayatı ve insanlığın ortak birikimini de göz ardı etmemek.

    Din konusunda mezhep, anlayış ve uygulama ayrımı yapmadan vatandaşlık esasına göre hizmet sunmak.

    Sürekli bilgi üretmek, bilgiyi toplumla paylaşmak ve güncel sorunlar hakkında yerinde ve zamanında açıklama yapmak.

    Engelli, kimsesiz, yaşlı, yoksul, hükümlü ve tutuklu gibi ilgi ve desteğe muhtaç vatandaşlarımızın yanında olmayı din hizmetinin ayrılmaz bir parçası kabul etmek.

    İslâm’ın itikadî ve amelî ilkelerini özümsemiş, eğitim ve kültür seviyeleri yüksek, kendisiyle ve toplumla barışık, beşerî ilişkilerde topluma öncü, muhatabını anlayan ve dinî sorunlarına pratik çözümler üretebilen, dinî ve ilmî verileri birlikte kullanabilen, söz ve davranışlarıyla örnek bir hayat sergileyebilen din görevlilerine sahip olmak.

    Yurt dışındaki vatandaşlarımızın asimile olmadan, kendi öz kimliklerine bağlı kalmalarına ve yaşadıkları toplumla uyum içinde olmalarına katkı sağlamak.

    Yurt dışında Türkiye’nin dinî alandaki tecrübe ve birikiminin tanıtılmasını, İslâm Dini’nin doğru anlaşılmasını sağlamak.

    Gerek AB ülkelerinde gerekse Türkiye’de var olan din anlayışları ve uygulamalarıyla ilgili tartışmaları yakından izlemek ve bu konuda Batı kamuoyuna sağlıklı bilgiler sunmak.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    30-10-2006
    Mesajlar
    58
    Karizma Gücü
    0
    Sizden bir alıntı yapalım,

    Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden Taha Süresinin 130 uncu ayetinde:

    "...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın." buyurulmuş; güneşin doğmasından ve batmasından önce , gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ı hakk' ı tesbih yani namaz kılmak emredilmiştir.


    Taha 130 Elmalılı meali,
    130-O halde onların dediklerine sabret, güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gece saatlerinde de gündüzün uçlarında da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin.
    Taha 130 Diyanet meali,
    130. (Resûlüm!) Sen, onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hoşnut olasın, (Allah da senden!).


    Burada görüldüğü gibi 5 vakit konusu yoruma açıktır.

    Sonuç olarak namazın beş veya üç vakit uygulanması yoruma açıktır. Burada Kuranda emredilen aşırıya kaçmama düşüncesi dikkate alınmalıdır. Bazı inananlar 5 bazıları 3 vakit kılabilir ve kimse buna bir suçlama getiremez. Önemli olan niyettir.
    Bence namazın esası Allahı zikretmektir. Bunu beş vakit değil her zaman yapmaya çalışmalıyız diye düşünüyorum. Ama inancıma göre ; bizden öncekilerin yorumlarına güvenmek yerine Kurandaki oku emrine itaat etmeyi tercih ediyorum. Unutmayın kafirlerde atalarının inandıklarına körü körüne inanıyorlardı. Bizler atalarının inandıklarına değil, Kurana inanmalıyız. Niyetiniz islama uygun ise doğru yolu bulursunuz.

  5. #5
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Vardır herhalde.İnsanlara yalan söyleyecek halleri yok ya.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    23-11-2010
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    Kur'andaki Salat:
    Kur'andaki Namaz Hacc18:''Göklerde ve yerde olanların,güneş,ay,yıldızlar,dağlar,ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun ALLAH'a secde ettiklerini görmüyor musun?''buyurulmuştur
    güneş,ay,yıldızlar,dağlar,ağaçlar ALLAH'a nasıl secde ediyorlar?ALLAH'ın onlara verdiği kainatta ve yeryüzündeki vazifelerini yaparak secde etmiş oluyorlar.işte insanların dünyada yaptıkları işler de secde ve ibadet sayılır yani bir katibin yazı yazması,bir memurun bilgisayarıyla yazması,bir işçinin kürek sallaması,bir çiftçinin bağını budaması,bir şoförün otobüsüyle insanları taşıması,bir çöpçünün çöpleri toplaması,bir temizlikçinin temizliğini yapması,bir mümin veya mümine dostumun burada insanları yorumlarıyla aydınlatması hep secde ve ibadet sayılıyor
    Nebe10-11:''Geceyi sizin için istirahat,gündüzü de rızkınızı elde etmeniz için çalışma vakti kıldık''

    Geleneksel Namaz:
    kimi uydurma hadislerde beş vakit,kiminde üç vakit diye geçen,kiminde 4 rekat diye kiminde iki rekat diye geçen budistlerin ibadet şekline çok benzeyen ritüel şekilsel hareketler.salat'ın anlamı ise namaz demek değildir.Kur'ana göre salatın anlamı münkirler için Kur'an sistemini tanımak müminler içinde Kur'an sistemini desteklemek anlamında kullanılmıştır.yani kısacası Kur'andaki salat'ın namazla uzaktan yakından ilgisi yoktur

    Tevbe5:<<Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin.Eğer tövbe ederler,Kur'an sistemini tanıyıp müminlere kötülük yapmaktan arınırlarsa ,kendilerini serbest bırakın.Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir(diyanet işleri yeni meali)
    Kıyame31:<<O, (Peygamberi) doğrulamamış,Kur'an sistemini de tanımamıştı>>
    Kıyame32:<<Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti>>
    altı çizili kelimelerin yerine diğer meallerde yanlış bir tanımlama yapılarak <<namaz kılmak>>yazılmıştır.oysaki sizde bilirsiniz ki kafirler namazı da kılmazlar.iman etmedikleri sürece zaten kılsalar bile bunlar batıl sayılır.kendini ehli sünnet diye zanneden güruhun icad ettiği namaz,Kur'andaki salat değildir.
    selamlar,sevgiler.

  7. #7
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    İslam dininde fetfa diye bir şey yoktur. Kimse ALLAH adına konuşmaya hakkı yoktur. Kuran bunu yasaklamıştır. Kurum ve kuruluşlar ile şahıslar fetfa veremezler sadece kendi adları namına görüş bildirebilirler.

    O bakımdan imanlı ve islama inanan insan kuranı okur ve kaç vakit namaz kılınması gerekTİĞİNE İNANIYOR İSE O KADAR VAKİT NAMAZI KILAR VE NAMAZ İBADETİNİ YERİNE GETİRİR.

    Yani Kurandan anladığından ve algıladığından sorumludur. Kuranda kendi algısına ve anlamasına göre kaç vakitse o kadar vakit namaz kılması gerekir.

    Benim yazdıklarım sadece beni baglar ve hesap verecek olanda benim kimseyi baglamaz ve fetfada degildir. Zaten fetfadırda desem hiç fark etmez çünkü herkesin sorumlu olduğu aklı vardır ve bu akılın geregini yapması ve aklı ve vicdanı dogrultusunda hareket etmemişse hesabını verecek olanda kendisidir.

    Yani bir insanı verilen fetfalarda bağlamaz. Ama fetfa vereni baglar çünkü ALLAH benim adıma konuşmayın, konuşursanız müeyidesinede katlanırsınız demekte ve uyarmaktadır.
    Bu mesaj en son " 28.04.11 " tarihinde saat 13:57 itibariyle RAMAZAN TOPTAŞ tarafından düzenlenmiştir...
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    24-10-2005
    Mesajlar
    14,391
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    ramazan gene coşmuş, tutmayın ramazanı


    İslam dininde fetfa diye bir şey yoktur.
    Yüzde bir milyon haklısın

    İslamda FETFA diye bir şey yoktur, FETVA vardır, senin burda yaptığın FETFAdır, İslam alimlerinin yaptıkları ise FETVAdır, sağol

  9. #9
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı redyellow tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ramazan gene coşmuş, tutmayın ramazanı




    Yüzde bir milyon haklısın

    İslamda FETFA diye bir şey yoktur, FETVA vardır, senin burda yaptığın FETFAdır, İslam alimlerinin yaptıkları ise FETVAdır, sağol
    Ben yazımda açıkladım kimse fetfa veremez diye, yazdığım yazılarda sadece beni bağlar dedim ve sebebinide açıkladım. Bazı din adamlarının dediği gibi din böyledir böyle anlamayan kafirdirde demiyorum. Ben diyorumki Kurana inanan ve inandığı gibi yaşayan mümindir diyorum. Başkası ne der diye aklını ve vicdanını terk edip başkasına uyan, ona tapar dedim. Taptığı bir kurumda olabilir veya bir şahısta......


    Daha ne deyim. BENİM YAZDIKLARIM BENİM GÖRÜŞÜMDÜR. KİMSEYİ BAĞLAMAZ. Ben eşime ve çocuklarımada bunu söylüyorum. DİN ALLAH'la kul arasında olur. ALLAH'da ona övüt alacak kitabını gönderdiğine göre onu ondan güzel anlatacak olmayacağına göre HER İNSANIN KURANDAN ANLADIĞI KENDİ İMANIDIR VE KENDİ İMANI GEREĞİ YAŞAMALIDIR. ANLADIĞI ŞEKİLDE DE İBADETİNİ YAPMALIDIR.

    KİMSE BUNA FETFA İLE MÜDAHALE EDEMEZ VE ARAYA ÇOMAK SOKAMAZ.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    24-10-2005
    Mesajlar
    14,391
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    tamam ramazan kimse FETFA veremez!

    FETFA vermek sana mahsustur itirazımız yok.

    din adamları FETFA veremez, onlar FETVA verirler.

    Sen rahat ol be dostum

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kur'an-i Kerim Turkce Meali
    2005 Konuları bölümünde _Dj's_ tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 16.06.05, 20:52

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •