• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13

    ..::Sana Dair::..





    Kimse görmedi, hangi kapıdan girdiğini...

    oysa ben, sabahın ilk saatlerinden beri bekliyordum...

    Kanatlarınla süzülüp geldin, bahçemin kapısının önünde dinlendin...

    ve sonra,

    içeri girdin...

    Tıkırtıya uyanan yalnızlıklar çoktan ölmüşlerdi...

    O günden beri notlar biriktirdim düşsel demlerimde...

    tırnağımdan artırdığım yaşam hücreleriyle...






    kimsesizliği örten çocuklar görmüştüm. Sokağın rüzgar almayan bir köşesine kıvrılmış mışıl mışıl uyuyorlardı. Fotoğraflarını çekmek istedim önce ama sonra onları an içinde dondurmak yerine, hafızamda canlı tutmayı tercih ettim...

    İnsanoğlunun çelişik çıkarları arasında yerimi bulmaya çalıştım... Aslında bende orada, kaldırım taşları üzerinde, açıks sırtından soğuk bir rüzgarın girdiği çocuklardan biriydim... Bir fısıltıyla gözlerimi açtığımda beni gördüm, bana bakarken... Uyuyormuş gibi yaptım, bana bakan "ben" elindeki fotoğraf makinesini önce üzerime doğru çevirdi, sonra vazgeçti...

    Herkes bir şeyler bildiğini saklıyordu gözlerinde... Bense okumaya çalışıyordum eksik cümlelerde...

    Şimdi sana rastlayan yanımla konuşuyorum, üzerimi açık bırakan her bez parçasından usulca girdin, burun deliklerimden, ter gözeneklerimden...

    Aşkla üşüyen çıplak bir neferim bu kaldırımın kenarında...



    Bilendiğim zamanlarda oldu, seviye...
    Oysa
    yaprak olmuştun....



    Geçen sonbaharda hangi şehrin yapraklarına basıyordum umursamadan...

    Günler hep böyle geçti, yoğunlukların ardı arkası kesilmedi. Tınılar piyanomun tuşlarındaydı, her tuşun biri siyah biri de beyazdı... Son noktayı değil ama, son notayı bulmuştum aşkta....


    Az sonra sonbahar gelecek,

    bir yaprak daha

    kokusuyla

    yüzüme

    sürünecek...


    Deniz şehrin parmaklarını yalıyor...
    işte böyle bir
    iklim
    de

    bir yaprak hışırtısı yüreğimde...



    Kanamanın insansı lisanı nedir ki yürekte...


    Uzaklıklar mı, yoksa yakın olduğunun bu kadar da bilincinde olmak mı. Sorular yaydan çıkan okların sivri uçlarının vücuda saplandığı yerleri kanatıyor. Hani kifayetsiz kalınıyor ya ara sıra, işte yine aynı şekilde oluyor..

    Dağınıklıklar başlıyor bir yandan... Bardağın içine kilitlenmiş suyun üzerine damlatıyorlar geçmişimi, rengi yaşam olana kadar karışıyorum...

    Düğümler de atmak istemiyor insan yeri gelince, kanadığı yerlere. "Bırak kanasın ne olacak ki" geçiştirmeleri, aşk değil mi ki benzetmeleri... Kılcalların keyfi yerinde, toplardamarlarımın şehrinden tutup da getirdiği sana benzeyen sokaklarım değil mi...

    o zaman yürüyelim sevdiğim...

    mazgallardan geçip de birbirine kanasin hayatlar


    Durgunluk çöreklenince zamana, yüz kaslarının eylemsizliğinden bahsediliyor bu çevrede. Herşey biraz daha ağır hareket etmeye başlıyor. Kan akışı yavaşlıyor.


    Dondurulmuş bir görüntüdeki hayatların arasından geçiyorum. Burada kalmak zorundalığının şırıngası bir damardan diğerine sıçrıyor.

    belki az sonra kapıdan gireceksin...

    belki hiç çıkmayacaksın...

    belirsizlik içimdeki en güçlü suç örgütü, her gün bir başka özlem yüreğimdeki yalnızlık kentlerini bombalıyor...
    akreple yelkovanın kandığı zamani aynı döngüselliğinde yaşamı tokatlıyor...


    Dakika...
    Saniye...

    gün...ay...yıl...

    Peki dolun-Ay....? Gel de beline dola aşkı mı diyor...?

    Çaresiz bekleyişlerdir aslında gün içinde yaşananlar... Telefon masanın üzerine koyulduğu şekliyle duruyordur, ekrandan kelimeler geçiyordur, parmakların klavyeyi okşuyordur... Fakat özlem, başka dokulardan da oluşur... Sessizliğin örgülenmesi, dokunma hissinin küstah bir şekilde ben burdayım demesi, listenin bir tarafında İstanbul'a dair bir cümlenin görülememesi...

    Kimin ve kimsenin olmadığı dar zamanlarında bir kaç harfin kısır direnişi...

    "özledim..."...


    Beklemek portmantonun en bilinen askıntılarından biridir. Daha kapıdan girmeden asarsınız, daha yemeği yapmadan tadarsınız, daha kumandayı elinize almadan görüntülere dalarsınız... Daha onu görmeden, yalnızlığınıza bulanırsınız... Beklemek kabiliyet sınırlarında yaşanan,iradeyi güçlendiren ve bazen de sizi yolunuzdan çelecek herhangi bir şeyi önünüze çıkarabilen bir anlamdır. Ama kendinizi ayıklamayı başarabiliyorsanız zamanın içinde, ayıkladığınız yer başınızı usulca koyup siyah dagaların yüzünüze düştüğü bir kıyı olabilir... Ağzınıza, gözünüze bulaşan her kum tanesi sizin bekleyişlerinizdir... Bırakın, elleriyle temizlesin...

    Kolumda hiç saat taşımadım ben, zamanın tik takları her özleyişte saniyeleri anlamlandırıyor... Tik...varsın...Tak...varsın...tik...varsın...

    varsıllığimsin

    Bazen Kafka ve Milena diyorum... At arabasının tıngırtılı titreyişinde aklından geçen satırları Viyana'ya biriktiriyordu... Aslında özünü hatırlıyorum yaşananların, uzaklığa gem vurabilenlerin aşklarından tadıyorum...


    "Yaz günlerinde gece ayaza durur mu?... Son baharın bileklerine aşk dokunur mu"diye soramadan yaşanıyor tümceler. Yazıyorsun, kelimelerin taştığı yerlerde avuçlarını kullanıyorsun... Beklentileri örgütleyen de içinden taşan zamanın yine bardağına dolması, yarısı sende kifayetlerinde. Böyle bir hissel bilinç etrafında, kafesine uzaktan bakan bir çift gözün sahibi, şimdi kanatlarını çırparak kalbini teslim ettiği ruha doğru havalanıyor...

    Yolların bitmez tükenmez sancıları, mola yerlerinde uyandığın ana denk geliyor...

    "Daha yol bitmemiş" kabusu...

    Sonra tekrar dalıyorsun düşe... Aslında hep o düşün içinde olduğunu biliyorsun, yakınmaların sadece sabırsızlığın soba borusuna yapışmış siyah kurumcuklar...

    Sana giden her adımımla birikenleri avuçlayıp, tenine dokunduğum zamanalrın üzerine ufalıyorum...




    alıntı: Misra Hanım'a tşkler(MeDiD)

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  2. #2
    MucizE adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-10-2006
    Mesajlar
    3,200
    Karizma Gücü
    6
    Ama kendinizi ayıklamayı başarabiliyorsanız zamanın içinde, ayıkladığınız yer başınızı usulca koyup siyah dagaların yüzünüze düştüğü bir kıyı olabilir... Ağzınıza, gözünüze bulaşan her kum tanesi sizin bekleyişlerinizdir... Bırakın, elleriyle temizlesin...

    Sana giden her adımımla birikenleri avuçlayıp, tenine dokunduğum zamanalrın üzerine ufalıyorum...
    Çok GüzeL Bir YazıYdı
    GeLdin de ne oLdu sanKi?

  3. #3
    Misafir SAKSUMA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    843
    Karizma Gücü
    0
    belki az sonra kapıdan gireceksin...

    belki hiç çıkmayacaksın...

    belirsizlik içimdeki en güçlü suç örgütü, her gün bir başka özlem yüreğimdeki yalnızlık kentlerini bombalıyor...
    akreple yelkovanın kandığı zamani aynı döngüselliğinde yaşamı tokatlıyor...
    dinlene dinlene ve bazı bölümlerini tekrarlayarak okuduğum güzel bir yazıydı.

  4. #4
    this too will pass metal heart adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2005
    Mesajlar
    2,006
    Karizma Gücü
    0
    söyleyecek kelime bulamıyorum.

    önünde diz çökmemi istermisin...
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic24785_4.gif

    Gittiğinde, ilkbahardı,
    Şimdi mevsim sonbahar,
    Haberin olsun, hazan düştü otağıma,
    Kurudu sensizlikte güllerim, ey yar,


    Sararsa da senden sonrası,
    ömür bahçemdeki yapraklar,
    Yine de,
    düşen her yaprakta,
    hala senin adın,
    ve hala senin kokun var,

    Ben sonbahar çocuğuyum... Alışkınım yalnızlığa, yaprak dökümlerine...

  5. #5
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    sana,bana,ona, hepimize dair....

    hayat....çok acıtıyorsun bazen

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  6. #6
    cadıpisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2007
    Mesajlar
    15
    Karizma Gücü
    0
    Sonra tekrar dalıyorsun düşe... Aslında hep o düşün içinde olduğunu biliyorsun, yakınmaların sadece sabırsızlığın soba borusuna yapışmış siyah kurumcuklar...

    çok anlamlıydı MeDiD...yazı sizin mi alıntı mı bilmiyorum ama çok güzelmiş...
    Yüreğimi Tel Örgülerle Çevirmedim Ki; Sen Yoksan Sana Benzeyenler Var.....

  7. #7
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    alıntı: Misra Hanım'a tşkler

    teşekkür ederim ilginize.
    yazının sonunda alıntı olduğu yazıyor:A

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  8. #8
    ^^K@£PS!Z^^ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2007
    Mesajlar
    4,060
    Karizma Gücü
    0
    Beklemek portmantonun en bilinen askıntılarından biridir. Daha kapıdan girmeden asarsınız, daha yemeği yapmadan tadarsınız, daha kumandayı elinize almadan görüntülere dalarsınız... Daha onu görmeden, yalnızlığınıza bulanırsınız... Beklemek kabiliyet sınırlarında yaşanan,iradeyi güçlendiren ve bazen de sizi yolunuzdan çelecek herhangi bir şeyi önünüze çıkarabilen bir anlamdır. Ama kendinizi ayıklamayı başarabiliyorsanız zamanın içinde, ayıkladığınız yer başınızı usulca koyup siyah dagaların yüzünüze düştüğü bir kıyı olabilir... Ağzınıza, gözünüze bulaşan her kum tanesi sizin bekleyişlerinizdir... Bırakın, elleriyle temizlesin...
    Mısra hanımın yüreğine,sizin ellerinize sağlık..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •