felsefe daha çok Tümevarım metodunu kullanır, ancak Tümdengelim de felsefeye yabancı değildir. Fakat metodlarını kurarken daha önce ortaya konmuş teoremlerden yola çıkar. Onu doğrulama veya reddetme mantığıyla çalışmaz. Felsefe ortaya bitmiş bir olay sunmaz. O olayı değişik bakış açıları ve tarzlarla irdeler durur. Felsefede kesin yargı onun sonu olur. Bazen önceki ortaya koyduğu teoremi alaşağı etmek zorundadır. devinim halinde olan bu sistem, Kurallarla kuşatılmış Din olgusunun karşısındaymış gibi görülür. Oysa Zeminde sınırları belli olan ve kuralları sabit olan din inanışlarına Felsefe çeşitlilik katar. Aynı olayları incelemedikleri için Felsefe tarafsız davranır, dinin amaçlarını gözetler ona yorum yapar, irdeler. Tabiki sonuç açısından belirleyici bir tavrı olmadığından din üzerine olan etkileri Spekülatif kalır. Yani bilimsellik ve Din arasında varsılmaya çalışılan tezatlık buradada oluşturulmaya gayret edilir. Oysa Bilimsellik varlık üzerinde bir inisiyatiftir. yani Var olanın keşfedilmesidir. Biraz daha açarsak konuyu. Yerçekimi var olmasına rağmen, Newton onu keşfedene kadar Bilim dünyası onu reddederdi. Yani Yerçekimi, keşfedilene kadar bilimsel değildi. Bu sözcük eleştirisel olarak söylendiği için. yerçekiminin bilimsel olmadığı kastedilmiyor, sadece keşfedilene kadar olan süre içindeki konumu arz ediliyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. izafiyet teorisi, Suyun kaldırma kuvveti, elektriğin keşfi bunlara örnektir. Bilim var olan üzerindeki keşif seyrini tamamlayana kadar, olan şeylere kuşkulu bakar. Var demez, ıspatı bekler. Din böyle çalışmaz. Din varlığı oluşturan ve üzerindeki bilgisini iyi bilen Allah kanunlarıdır. Bilimsel öğeleri hangi kıstasın sınırından test edip hangi sonuca ulaşacağının bulamayan bilim adamı için DİN bir tabu gibidir. Bilimsel değildir denir. Zaten bu beklenemezde. Bilim metodlarının yaşam için bir değeri vardır. Ölünce insanın bilime ihtiyacı kalmaz. Din hem yaşam içindir, hemde öldükten sonraki hayat içinde muktedir konumdadır. Niye böyle bir ilişki kurulmaya çalışılır anlamak zordur. Varlıkları araştırıp, doğru yanlış süzgecinden geçirip keşfetmek olan Bilimle Doğruları Değişim içinde olabilen, akıl ve irade sahibi insanın her şartına göre yol tarif eden DİN niye bu potada birleştirilmek istenir bilemem. Oysa Dinler labaratuvar, Kitaplar, Ansiklopedi, Peygamberlerde bilim adamı değildir. Ama Din içinde bilimsel veri taşıyan bilgilerde verebilir. işte Felsefe kendi işletim tarzına göre bunu açar ifade eder, hizmete sunar.
her iki uğraşı kendi ekseninde görüp, buna göre hareket edersek, birbirine yakın çalışan mekanizmaları farkederiz. yumurtaları birbirine vurmak yerine onu anlamak gerekir diye düşünürüm. Saygı ile
HAMZA...
![]()


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla