• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
19 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Bejan Matur Şiirleri

    Onun çölüne gittim.
    Konuğum,
    Duvardaki kan pıhtısında.
    Onun bulduğu damar beni çağırdı.
    Ve ruhum eski bir kanla yıkandı.

    Onun çölüne düştüm, oturdum çadırında.
    Eski bir kavmin buluşması ve töreni.
    Bir yaban kuş gibi tüneyip kıyıya
    Dedi ki bana "ölümsün sen"
    Mutlak
    Mutlak olan.

    Onun çölünde gece kımıldar.
    Yılan ve akrep karanlığıyla.
    Hayat bir zehre gizlenir
    Çoğalır sabırla.


    O bıraktı beni.
    Çöldeki kızıl sularda
    Balıklara bakacak
    Nefesimi tutarak
    Uyuyacağım.


    Onun çölünde her gece
    Fısıldadım kumlara.
    Sordum nasıl yaptıklarını çölü,
    Boğmadan koyun koyuna.


    Onun çölünde ölüyüm ben.
    Gelin ve kaldırın beni.
    Gittiği yolda bulutlara değen bir gölge bırakılmış sanki.


    Bir sesle uyandıracak beni
    Kahra kan olan bir aldanışla yakaracak


    Tanrıya söylendim.
    Nasıl da zalim gövdede varlığı onun.
    Güzellik acıya kavuştuğunda yorulur ve
    Hep yaşlı kalacak bir gözün ışığıyla bakar;
    Her yüz bir işarettir tanrıdan.
    Bunu yaşlı bir adam söylediğinde
    Gözleri yoktu.
    Annem öyle inanmış olmalı ki ona,
    Yüzümü kederli çizdi.
    Ve uzayıp tanrıya
    "işte" dedi
    "benim annem yeniden doğdu
    annem varlığıma döndü"


    Gece paslı bir kafesle durdu önümde
    Dua için zaman istedim tanrıdan.
    Onun varlığına adanacak hiçlik
    Düş için,
    O büyüde kalbime saplanan acıyla
    Bağırdım;
    Başka adamlar, başka dillerde dua etsinler. Bizim için.
    Ölümü tanıdığımız ve sessiz olduğumuz için
    Kutsasınlar.

    Ölü bir yaprağın sürüklenişi gibi rüzgârda
    Gövdem yitirdi yerini.
    Ağır bir uykuyla gizlendi tohuma varlık.
    Ağır bir istekle.
    Kızıl kan pıhtısı. Tül sabah. Ört üstümü.
    Koyu gücünü yüzünün nasıl çizdiyse tanrı
    Ve ne gizlediyse kıvrımına gülüşünün.
    Gördüm ben.

    Tüllere sarılmış çölde ölümümü bekliyorum. Sakinim.
    Yok bir gece bu.
    Sabah uyanacak aşkı konuşacağız.
    Ne çok sürdü diyecek bana.
    Ne uzun sürdü hayat.

    O uzun günün sabahında
    Sesini duydum gün ve gecenin çakışmasının.
    Bir tül işleniyormuş gibi aralarında
    Kavuştular usulca.

    Uyu ağır uykunu
    Taşların altında ve su isteğinle kal.
    Geniş bir avluda gece kapanan kapıların ağırlığı.
    Sürecek olan dilsizlik.
    Rüzgâr tırmalıyor kapını
    Aşk uzakta.

    Ne tuhaf inanmaman.
    Sırtıma dokundun ve orada ayla ışıyan çizgilerin
    Bir acıdan artan masumiyet olduğuna şaşırdın.
    Gideceğini söyledin
    İnanmadım sana.
    Oysa ben daha doğmadan biliyordum.
    Acılı bir ruhta oyalanan bir gövde bu.
    Saf ve çocukça bir düşün yatağında.

    Kan ve susuşla dinlenen ten kabullenir.
    Beyaz tül yatağında başucuma
    Camdan bir göz bırakıp gittin.

    Ona fısıldanan sözlerin
    Aşk olan varlığı
    O gidince karardı.
    Yüzeyinde göğün
    Beyaz ve kıpırtısızım.

    Acıdan bir okla çıktım
    Bekleyiş yatağından.
    İçimde siyah bir taş.
    Atları gördüm.
    Kapı önlerinde oturan insanı, sözü.
    Çok yaşanmış bir çığlıkla hayat.

    Bir sırrın bana verilmediği yerden
    Sordum ona
    Bana ne söyleyeceksin?
    Çölün söylemediği ne?

    Ruhumu orada tutan ağırlıkla
    Geceye ilendi tenim.
    Ve çağırmadı çölü varlığım
    Ondan sonra.

    Aynaya dönüyorum
    Değişmiş gözlerim.
    Çölde kumlara bakan kadın
    Kedere bakan
    Artık benim.

    Gördüm çizgilerini avuçlarının
    Çöl her şeyi söyledi bana.

    Anladım nerede bitti aşk
    Kan pıhtılı odanda uyanan gövdem
    Neden sığmadı varlığa.

    Seni yaprakların gölgeli yalnızlığına bırakıyorum.
    Gün doğumunda uyanan nefese ve sana dönen gözlerin
    Yakaran çizgisine.
    Çölden aldığını çöle ver
    Hayattan aldığını hayata.
    Artık beklemiyorum
    Kal orada.
    Geride, tepelerin art arda dizilmekle
    Var ettikleri dünya bir hiçlik ahtı gibi.
    Bir hiç ve gölge.
    Gece ay
    Gece tül ve yokluk.
    Yok gece.

    Çölden aldığını çöle ver
    Hayattan aldığını hayata.




    Bejan Matur

  2. #2
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Beyaz Meselâ

    BEYAZ MESELÂ


    İnsan duvarları olmayan tapınakta
    Bir gece uyusa
    Sanıyor ki kederi azalacak.
    Ama yetmiyor
    Bezler bağlıyor
    Bulduğu her ağaca.
    Hikâyeler anlatıyor
    İnanıyor aşkın hep olacağına.
    Oysa aşk biter
    Dinginliği başlar göllerin.
    Bekleyiş,
    Sonsuz mavi bir göz olur
    Camdan ve gittikçe uzayan.
    Acı verir bazan renkler
    Beyaz meselâ
    Kuş gibidir insan beyaz bir yatakta
    Ölümü gibi çocukların
    Soluğu kesik
    Suda dolaşan.

    Bir kaya mezarında ağlayan adam
    Ölülerini suya ve göğe gömüp,
    Gelir acısıyla avunmaya.
    Dua ve kuş gibidir zaman
    Bir şey olur bulutlara,
    Bir ağırlık
    Bir koyuluk taşırlar uzaktan.
    Tuhaf yitik hayatların
    Seslerini doldururlar kovuklara.
    Bir şey olur
    Sarnıçtaki sularda
    Unutulmuş anahtar parlayınca
    Yağmurumuz der biri
    Sarnıçlarımızda gizli
    Acımız avuçlarımızda.

  3. #3
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Allahin çocukluğu

    ALLAHIN ÇOCUKLUĞU


    İnsanın dönüp döneceği yerdir
    Çocukluğu.
    Sabah ezanı
    Bu yüzden
    Müslümanlara
    Allahın selamını öğretir.
    Allahın çocukluğu
    Gündoğumunda
    Ölüleri anmakla başlar.
    Ve anne ölür
    Ezanda ölür anne
    Selamı üzerine olan her çocuk
    Allahı düşünür.

    Dili vardır taşların.
    Sabahları en çok
    Islak bir huzurla
    Yatarken onlar
    İçleri ıslanmış kadınlar
    Pörsümüş yorgun erkekler
    Kutsanmak umuduyla
    Kıvrılır uyurlar.

    Hepsi laf bunların.
    Bana kalsa
    Ağır bir abdest kokusu
    İnce belli sürahiler
    Kadınların nemli apışaraları kokan
    Pazen donları.
    Burada
    Sözolmamış sesin kederiyle
    Başlar gün.
    Ve denir ki;
    Kaderinizi sevin
    Sevin kaderinizi
    Ve hayat için
    Tatlı bir tesadüf deyin.

    Ağır bir abdest kokusu
    İnce belli sürahiler
    Kadınların apışarası nemli pazen donları
    Ve mantarlı ayakları erkeklerin.
    Şadırvanda alaca su:
    Damlar
    Damlar.
    Ellerin beyazlığındadır ölüm
    Gövdenin kıvrımında.
    Benim erkeğimi isterken titreyen
    İçimin suyunda

    Ben unuttum her şeyi.
    Geldiğim yeri
    Annemi, babamı,
    Mezarlığa gitmeyi.
    Orada yapayalnız kaldı meşe
    Ölülerin arasında ölümü en iyi anlatan meşe.

    Bir ağaç nerede duruyorsa
    Benziyor oraya.
    Meşe mesela
    Akdeniz'de taşların arasında
    Farklı mı taşlardan?
    Selvi, ölülerin karanlık bir ah'la
    Durdukları son anın ipidir.
    Salkım söğüt, yaslı söğüt
    Suya kaptırmış içini, kırılgan.
    Benzer her şey baktığına.


    Ben anneme benzerim
    Babama da tabii.
    Ve büyük halamın evinde yaşayan kediye de.
    Aslında şu yeryüzünü denizlerle düşünmemiz yok mu
    Hata ediyoruz.
    Dünyanın nefes aldığı bir ilk andı denizleri yapan.
    Dağları yapan bir öfkeydi
    Böyle söylüyor ilk kitaplar.
    Her dilin kendinden önce,
    Çok önce bir hayatı var.
    Ve onu sadece
    Bu kitaplar konuşuyor.
    Susarak bakıyoruz biz
    Hatırlamayarak.
    Şairler bir bok anlamıyorlar aslında
    Dünyanın çocuk kalmış bir acısı var
    Ve bu ezanda çıkıyor ortaya.
    Allahın selamı ölülerin üzerine oluyor
    Aşk diye bir şeyin farkına varıyor insan
    Dönmeyi öğreniyor
    Yerden kurtularak
    Durmadan dönerek
    Çölde yaşayanlara fısıldanmış bir hakikatle
    Kurur toprak


    Nehir dediğin çölde kaybolur.
    Toprağını gizler nehir dediğin.
    Hiçliği tarif eden hiçliği anlar.
    Yokluğa bürünmek o ilk anda.
    Bir nehir tanıyorum
    Kayboluyor
    Bir çölün şehvetli karnında.
    Bir ayan olma hali belki,
    Ona en yakın göl
    Kayıklarını tutarak içinde,
    Balçığını yutuyor.
    Ama biliyor ki,
    Bir göl yutunca suyunu
    Ortada kalır
    Bir göl yutunca balıklarını
    Kararır.
    Tüm göllerini göremeden yeryüzünün
    Öleceğiz.
    Ne acı.

    Gündoğumuyla gelen huzura da
    Günbatımının sancısına da
    Yabancısın.
    De ki;
    Sabahın efendisi sen değilsin
    Kimse değil.
    Yol gidenin
    Gün dönenindir
    Şiir hayatın
    Ve görenin.

    Allahın selamı
    Müslümanların ülkesinde
    Ölülerin üzerine olsun diyerek
    Kanatır günü.
    İnsanın çocukluğu annenin ölümüyle başlar
    Bitmez çocukluğu annesi ölenin.

    De ki;
    Sabahın efendisi sen değilsin
    Kimse değil.
    Kanamış bir solukla bakmaktan
    Yoruldum.
    Kimsesi yok kimsenin.

  4. #4
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    An Ve Masal

    AN VE MASAL


    Güneşin ve suyun tadıyla
    Uçunca bulutların tarlasına
    Orada gece yok
    Gece olmuyor uzaklarda

    Boynumda gümüş bir kafes
    Sadakatsiz bir cariye gibi
    Uzanıp kıvrıldım ayın ortasına
    O bir dede
    Ben bir tanrıça
    Günlerce uçtuk alacakaranlıkta

    Boynum ince
    Kalbim boş
    Sürdüm yüzümü ağaçlara
    Rüzgâra sürdüm gözlerimi acıyla
    Geçtiğim yollar
    Ve uçtuğum
    O gecesiz gökyüzü
    Bulutların tarlasında oturan
    Tanrı kadar yorgun
    Fısıldadılar:

    An ve masal
    An ve masal

  5. #5
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Allahin Duvarinda Bir Harftir Kadin

    ALLAHIN DUVARINDA BİR HARFTİR KADIN


    I

    Allahın duvarında bir harftir kadın
    Siyah kuğuya benzer
    Beklemeyi öğrenmiş


    II

    Ölüm
    Zamana
    Bekleme git dediği gün
    Bildim.
    Gün vurmadı yüzüne çinilerin
    Çinilere yatırdım oğlumu
    Boğdum.

    Karnımda büyüdüğü gün bildim
    Siyah bir kuğu gibi,
    Allahın harflerinden süzülüp
    Avluya giren kadın
    Su sesinde kendini diledi.


    III

    Gölgesinde şadırvanın
    Günlerce bekledi.
    İnsan olmak istiyordu
    Kanatlarından kurtulmak.
    Şadırvanda aktıkça su
    Kanatları inceldi.

    Ve kaldırınca kanadını
    İçinde bir yılan gördü.
    Değişmiş kabuğu
    Zarı incelmiş.
    Boynunu uzatıp derine baksa
    Çürümüş bir oğul görecekti

    Bakmadı hiç.


    IV

    Avludaki dilenci
    Allahın harflerini bilmeyenler
    Günaha girecek diyordu şarkısında
    Sela sesiyle su
    Karıştı kadında


    V

    Ölüm zamana bekleme git derken
    Bekledim avluda.
    Allahın harflerini bilmiyordum
    Zaman bendim
    Günah da.

  6. #6
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Mutsuz Kraliçe

    MUTSUZ KRALİÇE


    Etekleri buz tutmuş
    O mutsuz kraliçe
    Artık inanmıyor
    Gözün büyüsüne

    Günlerdir beklediği ses
    Gizlenmiş tepelerin ötesine

    Arasıra buluşup
    Kervanların sığacağı darlıktaki
    Sokaklardan sözeden adam artık yok
    Anlayan yok
    Baharat satılan hanların
    Kokulu yalnızlığından

    Bir ses bekliyor ısrarla
    İnce parmaklı tütün kokusundan

    Ormanda fısıldayan
    Güz kadar yaşlı kraliçe
    Dökülüyor
    Buzdan ve siyah eteğiyle

  7. #7
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Dua

    DUA


    Biri yaprak, diğeri yılan olan
    İki yüzüğümü
    Işığın gölgesinde bıraktım
    Beni uyutmaları için.

    Bu gece ay doğarsa
    İçi dolacak yüzüklerimin.

    İçimin yatağına
    Çekilirse gözlerim,
    Toz meleğim gelir
    Uyku meleğim.
    Kanadını silkeler
    Döner
    ve dua eder
    Uykuyla doluncaya kadar
    Yüzüklerim.

    Dokunup kendime
    Tenim yumuşamış
    Dedirten gece
    Gövdemde yokluğun
    Rengi beyaz
    Bilmiyor kimse.

    Bu gece uyursam
    Uykum
    Gecenin acı göğünden süzülür
    Gövdeme yerleşirse

    Bir ses
    Çiçeğine konarsa
    Çocukluk defterimin
    Toz meleğim gelir
    Uyku meleğim
    Kanadını silkeler
    Döner
    ve dua eder
    Uykuyla doluncaya kadar
    Yüzüklerim.

    Melek sorar
    Anne tanrı nedir
    Sonsuzluktur yavrum
    Fakat sonu yok onun da.

    Bu gece meleğimin
    Kalbi daralmış
    Bilmiyor tozundan uyku yapmayı
    Unutmayı.
    Kanadını kırmadan sevincimin
    Bilmiyor uçmayı

    Melek uyumaz
    Aslında erkek de olmaz melek
    İnatçı ve kuru bir evcilik ağacı
    Ay çocuğu olsaydım keşke

    Bu gece meleğimin
    Kalbi daralmış
    Bilmiyor tozundan uyku yapmayı
    Unutmayı

    Meleğim kanadını süzse
    Dökse üstüne yüzüklerin
    Geceye verse içini
    Uyku getirse...

  8. #8
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Veda

    VEDA


    Ne ay ışığı yürüyeceğim,
    Ne sessizlik aşk boyunca.

    İçimde çırpınan dalganın var ettiği kıyıda
    Gömdüm onu
    Aşkla.

  9. #9
    KendindenZiyade adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    346
    Karizma Gücü
    0
    Çok ama çok iyi bir şair, ekleme için teşekkürler...
    Dikkat edin!
    Dünya hayatı sizleri
    birbirinizi aldatmaya sürüklemesin
    ve
    O aldatıcı sizi
    "Allah"la
    aldatmasın.

    Kur'an; Lokman Suresi
    33. Ayet



  10. #10
    Turuncu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    8,147
    Karizma Gücü
    8

    Gece gibi olacagim

    Dalganın ötesine geçmekle oldu hayat
    Kanın aktığını görmekle.
    Kimsenin soluğu kesmiyor soluğumu
    Otların dilinden anlayan bir kadın tanıyorum
    Kuyuların gözlerinden öpen.

    Toprağın dilsiz neminden bana ulaşan buğu
    Biliyor,
    O gece ölebilirdim seninle.
    Ormanın karanlık şarkısı büyürken.
    Ama ben,
    Orada o taş merdivende
    Ölmek istedim
    İbret ey
    İbret.
    Gece gibi olacağım
    Karanlığımı örterek
    Seslere tutunacağım.
    Dokundum kalbime
    Kimsenin ruhuna fısıldayacak büyüsü yok.
    Olmasın
    Olmasın.

    2.
    O gece ölebilirdim seninle
    Karanlık ormanda ilerleyen suda
    Suya düşen ay ve seslerle.

    Ormanın fısıltısı
    Birleşirken sonsuzlukla
    Dedim bak, kimse yok
    Bu yolun ölüme dönen kıvrımında.
    Karanlık çağırıyor bizi
    İstek yürüyor gövdelerimize
    Ölelim bu demirden kayıkta. Ölelim.

    Biz sanıyorduk ki,
    Bir yaradılış varsa aşkadır
    Ne hata.
    Sonsuzluğaymış meğer
    Sonsuzluğun koyu yapışkanlığına

    Herkes sussun
    Boşluktaki dilsiz yıldızların körlüğü gibi
    Dursun her şey yatağımda.
    Ben neye ağlayacağımı bilirim
    Hangi tenin beni öldürmeye yeteceğini.
    Bu son
    Artık uykusundayım herkesin
    Yaradılışı değilse de
    Yokoluşu gördüm.
    Bu mesaj en son " 01.12.07 " tarihinde saat 06:01 itibariyle Turuncu tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Oku Kürt:BEJAN MATUR KAYIPLARA KARIŞTI
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde Toygar_KIZIL tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 19.09.11, 20:29

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •