• Login:

  • Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 106 | Toplam: 630 İlkİlk ... 6 56 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 156 206 606 ... SonSon
6298 sonuçtan 1,051 --- 1,060 arası gösteriliyor

Konu: GÂLiBiLiK

  1. #1051
    abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Euzubillahimineşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

    Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.

    Kehf Sûresinin 54
    .



    Euzubillahimineşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

    İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer.



    Hac Sûresinin 3
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  2. #1052
    HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Abdullah b. Mesûd (r.a.) anlatıyor:
    Allah Resulü'nün (a.s.) huzuruna bir adam geldi ve: Ey Allah'ın Resulü! Henüz içlerine katılmadığı bir kavmi seven kimse hakkında ne buyurursunuz? diye sordu. Allah Resulü (a.s.): Kişi sevdiği ile beraberdir buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 4779

    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  3. #1053
    galibibülent , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    Euzubillahimineşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim


    Sana da o Kitab’ı hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları korumak üzere indirdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

    maide 48




    Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
    Şûrâ Sûresinin 16




    Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın
    Mü’min Sûresi 4
    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

  4. #1054
    student , TurkForum'a Hoşgelmiş student , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Lütfen Galibilik konusunda en önemli olan konuyu geçiştirmeyin ,



    student konuyu uzatıp durma. Önündeki Kuran'ın gerçek manâsını kabul et ilk önce. diğer kitapları neden bu kadar merak ediyorsun.
    Ne oldu yoksa Şeyh (!) iniz dediğiniz gibi Peygamber varisi değil de 4 kİtabı SADIR dan SATIR a dökemiyor mu ?

    Şeyh(!) izin Peygamber varisi olduğunu siz söylediniz ,daha sonra abdi1 ;

    http://www.turkforum.net/showthread....518505&page=73 1094 nolu mesajda ;

    Hakikat Sadırda yazılı kardeşim..Dört kitabı Sadırda taşıyanlar Peygamberler ve onların varisleridir..Sadır Hakikatın Pınarı dır..Sen O sadra Hürmet etmezsen kitapları arar durursun..Allah kitabını Rabaniunla, Ebrarla korur..Sen onu akılla Alim der alimide kendi kıstasında Satırları ezberinde tutan sanırsın..
    Bunu yazanda isz Galibilersiniz ,

    Bekletmesin tüm insanları , tüm insanlık sizin Şeyh (!) inizin 4 kitabı SADIR dan SATIR a dökmesi ile felaha erecek. Manası tahrif edilmiş İncilleri (!) ve Tevratı okuyan zavallı , kandırılmış Yahudiler ve Hristiyanlar Şeyh (!) iniz sayesinde gerçek İnciller (!) ve Tevratı okuyabilecek.
    Böylece Hz.Muhammed (sas) ile ilgili kendi kitaplarında yazan gerçeğide öğrenebilecekler.

    Hadi bu insanları hakikatten mahrum etmeyin.

    Bekletmeyin ,


    selam ve dua ile,

    Bu olay tüm kandırılmış Yahudilerin ve Hristiyanların Şeyh (!) Galibi tarafından SADIR dan SATIR a dökülen manası tahrif olmamış , gerçek İncilleri (!) ve Tevratı okuyarak hakikati öğrenmelerini sağlayacak.Bu konuyu geçiştirmeyin,

    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  5. #1055
    galibibülent , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    Bura demogoji sayfası değil..Var istediğimn yerde OYUN OYNA..Burda Hakikatlar yazılıyor..Sen dalga Memurluğu yapıyorsun..

    Sadırdan okuyan Okuduğunu anlatıyor..Senin duyamadığını ve göremediğini GÖRENLER görüyor..Allahın Duyurmadığına bir dahlimiz olamaz..

    Sen bak satırlarda bulduğunu yaşamaya bak..Biz Sadırdan satırlarda gördüğümüzü yaşıyoruz..Hiçbir Peygamberi Biribirinden Ayrı görmeyiz..Amentüye acabamız Yoktur..
    Yaradılanı Yaratandan ötürü severiz..72 iki Milleti BİR GÖRÜRÜZ.Bunu sadır görür..Duyamadığın ve Göremediğin hakikat daim sana söylenir sen DUYAMAZSIN..Zorlama ile bu hakikat duyulmaz...ALLAHIN Kullarına Tasarufatımız yoktur..

    LAİLAHEİLLALLAHU VAHDEHULA ŞERİKELEH LE H&#220 M&#220KÜ VELE H&#220 HAMDU VE ALA K&#220Lİ ŞEYİN KADİR..Görür ve YAŞARIZ..

    Euzubillahimineşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim


    Sana da o Kitab’ı hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları korumak üzere indirdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

    maide 48




    Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
    Şûrâ Sûresinin 16




    Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın
    Mü’min Sûresi 4
    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

  6. #1056
    HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş HAMZA... , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Dört büyük müctehid imamdan biri olan İmam-ı Ahmed bin Hanbel’in meşhur hadis kitabı olan El-Müsned isimli eserde, sahabeden Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği şu hadis-i şerif bunu açıkca göstermektedir:


    “Allah Resûlü’ne biri geldi ve ‘Ey Allah’ın elçisi! Hıristiyanlardan Allah’a ve Resulü’ne inanarak İncil’e sâdık biri veya aynı şekilde Allah’a ve Resûlü’ne inanarak Tevrat’a bağlı biri, sonradan sana tâbi olmazsa, bu kişiler hakkında ne buyurursunuz?’ dedi.


    Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten biri veya Yahudi ve Hıristiyan bir kişi beni dinlemez ve getirdiğimi kabul etmeden ölürse, kesinlikle Cehennemlik olur.”


    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  7. #1057
    galibibülent , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    Hamza kardeş
    Allah Resulu Allahın emrine Muhalefet etmez kardeşim..


    Euzubillahimineşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

    Sana da o Kitab’ı hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları korumak üzere indirdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
    maide 48

    dermiydi !..

    Bakara 62/ Maide 69
    Şüphesiz, inananlar ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır"..

    dermiydi !....

    Ayetler HÜKÜM AYETİ..Üzerinde Tartışma olmaz !.......

    Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
    Şûrâ Sûresinin 16


    Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın
    Mü’min Sûresi 4
    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

  8. #1058
    mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. mehmetcik1979 , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,151
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Hamza ve arkadaşlarına yazdıkları yazılara karşı cevaptır.Bildiklerinden şaşmaz asla inanmazlar,amma......Anlamaları ümidiyle..İyi okuyun ha....

    Fil yavrularına dokunanlar hikâyesinin sonu


    105. Fil onların her birinin ağızlarını koklamakta… hepsinin midelerinin etrafın da dönüp dolaşmakta.
    Yavrusunu kim kebap edip yemişse, bularak öc almağa, kuvvetini göstermeye çalışmaktaydı.
    Sen de Tanrı kullarının etlerini yemekte, onların aleyhinde bulunup günah kazanmaktasın.
    Kendinize gelin, sizin ağzınızı koklayan da Tanrıdır. Doğrudan başka kim canını kurtarabilir?
    Bir adamın kabirde ağzını koklayan Münker, yahut Nekir olursa yazıklar olsun o acımağa değer kişiye!

    110. O ulu meleklerden ne ağzını gizlemeye imkân var, ne güzel kokularla iyi bir hale getirmeye çare.
    Mezara girene, onlara yaltaklanmak mümkün değil; akıl, fikir için hileye sapmaya yol yok!
    Saçma sapan söyleyen adamın başına gürzleri iner, pençeleri batar.
    Azrail’in sopasını, demirini gözünle görmüyorsan gürzünün eserine bak!
    Bazı zamanlar suret bakımından da görünür de onun için yalnız hasta, bunu anlar, duyar.

    115. O hasta, dostlar, der; bu tepenin üstünde duran kılıç nedir ki?
    Dinleyenler de “ Biz öyle bir şey görmüyoruz . Bu, hayalden ibaret” derler . Halbuki ne hayali? Göçme zamanı bu!
    Ne hayali bu? Bu aşağılık felek bile bunun korkusuyla hayal haline geldi. Ölüm haline gelen hastanın önünde gürzlerle kılıçlar his âlemine girdiler.
    O, bu kılıçların ona çekildiğini görür. Fakat ondan başka düşmanın gözü de bağlıdır, dostun gözü de…
    bunları gören yoktur.

    120. Dünya hırsı gitti de o yüzden hastanın gözü kuvvetlendi; gözü, kan dökme zamanı aydınlandı.
    Kibrinin, hışmının yüzünden gözü, vakitsiz öten horoza döndü.
    Vakitsiz çan çalan, vakitsiz öten horozun başını kesmek vaciptir.
    Her an, canının bir cüz’ü ölüm halindedir. Her an can verme zamanındadır. Can verme ânında imanını gör, gözet!

    Mesnevi Şeriften
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  9. #1059
    Kickboxer , TurkForum'a Hoşgelmiş Kickboxer , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    6
    __________________


    NISA Suresi
    150, 151. Şüphesiz, Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah'a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, "(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya;işte onlar gerçekten kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır
    1- Allah ve Peygamberleri Arasında Ayrım Gözetmek


    Yüce Allah, müşriklerle münafıkları sözkonusu ettikten sonra "Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederek kâfir olanlar" buyruğu ile, kitab ehli olan yahudi ve hıristfyan kâfirleri -Muhammed (sav)'ın peygamberliğini inkâr etxtiğinden dolayı- sözkonusu etmekte ve onun peygamberliğini inkâr etmenin, bütün peygamberleri inkâr etmek olduğunu beyan etmektedir[/B]. [COLOR="Gray"]

    (Burasi cok önemli)
    Çünkü, Muhammed (sav)'a ve bütün peygamberlere (hepsine-salât ve selam olsun) iman etmeyi ümmetine emretmemiş hiçbir peygamber yoktur.[/COLOR]



    "Bir de Allah ve Peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler" buyru-ğu Allah'a ve peygamberlerine iman etmek arasında Fark gözetmek isteyenxler... demektir.

    Yüce Allah bununla, Allah ve peygamberleri arasında böyle bir ayırım göxzetmenin küfür olduğunu açıkça ifade etmektedir. Bunun küfür o)uş sebexbi ise şudur: Şam yüce Allah, bütün insanlara, peygamberler aracılığı ile kenxdileri için göndermiş olduğu şeriat gereğince kendisine ibadet etmelerini farz kılmıştır, insanlar, peygamberleri inkâr edecek olurlarsa, onların şeriatlerini de reddetmiş, onların tebliğ ettikleri bu şeriati kabul etmemiş olurlar. Böyxlelikle yerine getirmekle yükümlü oldukları ubudiyeti kabul etmemiş, ubuxdiyete bağlanmamış olurlar. Bu da tıpkı yaratıcıyı inkâr etmek gibidir. Yaraxtıcıyı inkâr etmek ise, O'na itaat ve ubudiyeti terk etme sonucunu verdiğinxden dolayı bir küfürdür.

    Aynı şekilde iman hususunda peygamberleri arasında bir ayırım gözetmek de, o peygamberleri inkâr etmektir ki, bunu da bir sonraki başlıkta ele alaxcağız. [357]



    2- Peygamberin Kimine İman, Kimini İnkar


    Yüce Allah'ın: "Kimine inanırız» kimini inkar ederiz diyenler" buyruğu ile peygamberler arasında ayırım gözetmenin küfür olduğu irade edilmektexdir. Böyle diyenler ise, Hz. Musa'ya iman etmekle birlikte, Hz. İsa ile Muhamxmed (sav)'ı inkâr eden yahudilerdir. Bu şekildeki sözleri, daha önce Bakaxra Sûresi'nde (2/118. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Onlar, aralaxrındaki avamdan olan kimselere: Biz> kitaplarımızda Mulıammed'den söze-dildiğini görmüyoruz, diyorlardı.

    "Bunun arasında bir yol tutmaya yeltenenler..." iman ile inkâr arasında bir yol tutmak isteyenler, demektir. Bu da yahudilik ile İslam arasında uydurxma bir din tutmak istiyenler anlamına gelir. Burada tekil işaret zamirinin kulxlanılıp ikil zamirin kullanıl mayısı, kullanılan bu tekil zamirin aynı zamanda ikil olarak kullanılabilmesi dolayı sıyladır. İkil zamir kullanılması (Kur'ân dışında olması şartıyla) mümkündür. [358]



    3- Böyle Bir Uydurma Yol Takip Edenler Gerçek Kâfirlerdir.


    Yüce Allah'ın: "İşte onlar, gerçek kâfirlerin tâ kendileridirler" buyruğu, imanları İle ilgili birtakım tereddütleri ortadan kaldıracak bir te'kiddir. Çünxkü onları, onların kimisine iman ederiz, diyenler olarak nitelendirmişti, Böyle söylemek İse, son peygamberini inkâr etmeleri halinde kendilerine hiçxbir fayda sağlamaz. Son peygamberi inkâr edip kâfir olmakla, yüce Allah'ı da bu son peygamberi müjdeleyen bütün peygamberleri de inkâr etmiş olurlar, işte bundan dolayı gerçek anlamda kâfirler olmuşlardır.

    "Kâfirlere" kelimesi "hazu-lamışızdu*" anlamındaki kelimenin ikinci me-ful'ün yerini tutmaktadır. Yani Biz, o kâfirlerin bütün çeşitleri için "alçaltıcı" yani zelil edici "bir azap" hazırlamışındır. [359[/QUOTE]
    -----------------------


    _______________________________________
    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."
    &#194-İ İMRÂN SÛRESİ(64)
    Ali imran
    61- Kim, sana ilim geldikten sonra seninle, onun hakkında mücadele ederse, ona şöyle de: "Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım sonra yalvaralım da yalancıların üzerine Allanın lanetini dileyelim.
    Ey Muhammed sana, İsa hakkında bilgi gelip onun, Allanın kulu olduğu bildirildikten sonra kim seninle onun hakkında tartışmaya girişirse ona de ki: "Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizzat kendimizi ve kendinizi çağıralım da hep birlikte dualarımızı kabul etmesi için Allaha yalvaralım ve yalancıları Allanın lanetiyle lanetleyelim."

    Hz. İsa ile ilgili bu âyetlerin, Hristiyan olan Necranlılann, Resulullaha gelen ve Hz. İsa hakkında onunla tartışmak isteyen heyeti hakkında nazil oldukxları rivayet edilmiştir.

    Necranlılar Resulullaha gelip onunla isa hakkında tartışarak, o zamanın âdetinden olan "Lanetieşme"yi teklif ettiler. İşte bunun üziren bu âyetler nazil oldu.

    Huzeyfe el-Yeman diyor ki: "Necranın reislerinden, Âkıb ve Seyyid unxvanı verilen kişiler Resulullaha geldiler. Onunla mübahele yapmak istediler. Faxkat bunlardan biri diğer arkadaşına "Bunu yapma, Allaha yemin olsun ki eğer o gerçekten Peygamber ise ve biz de onunla mübahele edersek bundan sonra ne biz kurtuluruz ne de soyumuz." dedi. Bunun üzerine o iki kişi Resuiullaha dedixler ki: "Biz sana istediğini vereceğiz sen bizimle birlikte güvenilen bir kişi gönxder. Bizimle güvenilmeyen bir kişi gönderme." Bunun üzerine Resulullah: "Ben sizinle beraber, gerçekten güvenilir olan bir kişi göndereceğim." dedi. Sahabiler bu şerefe nail olmaya hazırlandılar. Resulullah buyurdu ki "Kalk ey Ebu Ubey-de b. el-Cerrah." Ebu Ubeyde ayağa kalkınca: "İşte ümmetin emin kişisi budür." buyurdu[135]

    Sa'd b. Ebi Vakkas diyor ki:

    "Bu âyet-i kerime nazil olunca, Resulullah Aliyi, Fatimayı, Hasan ve Hü-seyini çağırdı ve dedi ki: "Ey Allahım, işte benim ehlim bunlardır." [136]

    Bu hususta Abdullah b. Abbas diyor ki: Şayet Resulullahı mübahaleye çağıran insanlar mübahaleye çıkmış olsalardı, geri döndüklerinde ne ailelerini ne de malların bulabilirlerdi.

    M&#220AHALE: Bu işe "Lanetleşme" derler ve bunu şöyle yaparlardı. Her iki taraf, kadınları ve çocuklarıyla birlikte bir yerde toplanıp kendi inanç ve idxdialarının doğruluğunu savunur ve sonunda "Allahm laneti yalancının üzerine olsun." derlerdi. İşte Necranlılar bu âdete uyarak Resuluilaha da bu şekilde mü-bahale yapmayı teklif etmişlerdi. Fakat bunun sonucundan korkarak kendi tekxliflerinden vaz geçmişlerdir. [137]



    62- Şüphesiz bu, gerçek haberdir. Allahtan başka bir ilah yoktur. Muhakka ki Allah, her şeye galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Ey Muhammed, İsa hakkında sana anlattığımız bu kıssa, şüphesiz ki gerxçek bir haberdir. Âlemlerin rabbi olan Allahtan başka hiçbir yaratık, ibadete laxyık değildir. Çünkü Allahtan başka ilah yoktur. Şüphesiz ki Allah, kendisine isxyan edenleri cezai andırmakta her şeye galiptir, emir ve işlerinde hüküm ve hikxmet sahibidir. [138]



    63- Eğer yüzçevirirlcrse, şüphesiz kî Allah, bozguncuları çok iyi bilir.
    Ey Muhammed, eğer bunlar, sana gelen hak dinden yüzçevirirlerse bil ki Allah, bozgunculuk çıkaranları çok iyi bilendir. Onlan adaletiyle cezalandıraxcaktır. [139]



    64- De ki: "Ey kitap ehli, bizimle sizin aranızda müsavi olan bir söze gelin. Yalnız Allaha kulluk edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Bir kısmımız Ailahı bırakıp diğer bir kısmımızı rabler edinmesin." Eğer yüzçexvirirlerse deyin ki "Şahit olun bizler müslümanlarız."
    De ki: "Ey ehl-i Kilap olan Yahudi ve Hristiyanlar topluluğu, bizimle sixzin aranızda aynı olan hak bir söze gelelim. Yalnız Allaha kulluk edelim. Allaxhm dışında kendilerine tapınılanlardan uzaklaşıp yalnız ona ibadet edelim. Put, Haç ve Tağut gibi herhangi bir şeyi ona ortak koşmayalım. Bir kısmımız Alluhı bırakıp diğer bir kısmımızı rabler edinmesin. Birbirimize Allaha isyan hususunxda itaat etmeyelim. Ve Aİlaha secde"edercesine birbirimizin Önünde eğilmeyexlim.

    Eğer bunlar senin davet ettiğin hak sözden yüzçevirirlerse, ey müminler, onlara deyin ki: "Şahit olun. Bizler, Allaha boyun eğen, dillerimizle ve kalbleri-mizle onu anan Müslümanlariz[

    * Müfesşirler, bu âyet-i kerimenin kimin hakkicla nazil olduğu hususunda farklı görüşler zikretmişlerdir.

    a- Katade, Rebi' b. Enes ve İbn-i Cüreyce göre bu âyet-i kerime, Medine-i Münevverenin çevresinde bulunan Yahudiler hakkında nazil olmuştur. Yahuxdiler, Hz. İbrahim hakkında Resulullah ile takışmaya girişince Allah teala bu âyeti indirmiş ve Resulullaha, Yahudileri çağırarak onlara, âyette belirtilen huxsusları bildirmesini emretmiştir.

    b- Muhammed b. Cafer, Süddi, ve İbn-i Zeyd ise bu âyet-i Kerimenin, Hristiyan Necranlılann gönderdikleri heyet hakkında nazil olduğunu söylemişxlerdir. Resulullah onları Mübahaleye davet ettiğinde "Lanetleşmekten" kaçınxmaları üzerine bu defa onları, daha kolay olan bu âyetin beyan ettiği şeyleri kaxbul etmeye davet etmiştir. Fakat onlar, bunu da kabul etmemişlerdir.

    Taberiye göre ise, bu âyyette zikredilen ehi-i kitaptan maksat, hem Yahuxdiler hem.de Hristiyanlardır, Zira ehl-i Kitap denince her kişi de anlaşılmaktaxdır. Buradaki, ehl-i kitabın, sadece bir kısmına ait olduğuna dair sahih bir delil yoktur. O hakle, âyetin her iki ehl-i kitabı da kastederek, onlan tevhid inancına davet ettiğini söylemek daha isabetlidir. Çünkü Allanın birliğini ve sadece kenxdisine ibadet edileceğini kabul etme, her yaratığın vazifesidir. Ve ona gönderixlen bir emirdir.

    Âyet-i" kerimede geçen ve "Müsavi" diye tercüme edilen kexlimesi, Katade ve Rebi' b. Enes tarafından "Adaletli" mânasında izah edilmiş, Taberi de bunu tercih etmiştir. "Aramızda müsavi olan söz"den maksat, Katade ve Rebi' b. Enese göre, âyette bu sözden sonra zikredilen hususlardır. Ebul Âliyeye göre ise bu sözden maksat, kelimesidir.

    İnsanların birbirlerini rabler edinmelerinden maksat ise, İbn-i direyce göre, Aüaha isyanda birbirlerine itaat etmeleridir. Allah teala bu hususta başka bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Onlar, Hahamlarını', Papazlarını ve Meryemoğlu İsa Mesihi, Allahtan başka rabler edindiler. Halbuki onlar, ancak bir olan ve kendisinden başka ilah olmayan Allaha ibadet etmekle emrolunmuş-fardı. Allah, onların koştukları ortaklardan münezzehtir. [140]İkrimeye göre ise, kulların birbirlerini rab edinmelerinden maksat, birbirlerine secde etmeleridir.

    Buhari bu âyetin izahında şu hadis-i şerifi zikretmiştir.

    Resulullah (s.a.v.) Bizans imparatoru ve zamanın Hıristiyanlarının lideri durumunda bulunan Herakliyüse mektup yazarak onu ve ona tabi olanları Müsxlüman olmaya davet etmiş ve mektubuna bu âyet-i kerimeyi de yazmıştır.

    Mektup, o anda Kudüs topraklarında bulunan Herakliyüse ulaştığında tixcaret için orada bulunan ve henüz Müslüman olmamış olan Ebu Süfyan ve arkaxdaşlarıyla Herakliyüs arasında şöyle bir görüşme cereyan etmiştir:

    Abdullah b. Abbas bu olayı Ebu Süfyandan naklen şöyle anlatmaktadır

    Ebu Süfyan, Kureyşlilerin, Resulullah ile yaptıkları Hudeybiye musala-hasının yürürlükte okluğu bir dönemde, ticaret maksadıyla Şam topraklarında bulunuyormuş. Herakliyüs, Ebu Süfyan ve arkadaşlarına adam gönderip yanına çağırmış. Ebu Süfyan ve arkadaşları, Herakliyüs ve Rum büyüklerinin bulunduxğu İlya şehrine varmışlar Herakliyüs Rum ileri gelenleriyle birlikte bulunduğu meclise, Ebu Süfyanı ve arkadaşlarını çağırmış, ayrıca bir de tercüman getirmişxtir: Herakliyüs "Peygamberlik iddia eden bu kişiye soy bakımından en yakın olanınız kim?" diye sormuş Ebu Süfyan "Ona soy bakımından en yakın olan bexnim." demiştir. Herakliyüs, "Onu bana yaklaştırın, arkadaşlarını da yakına gelixrin ve onun arkasında durdurun." demiş sonra tercümana yönelerek: "Sen bu adamın arkasında duranlara bak. Ben bundan, Peygamberlik iddia eden o kişi hakkında sorular soracağım. -Şayet bana yalan söyleyecek olursa onlar bunu baxna arkadan işaretle bildirsinler." dedi.

    Ebü Süfyan diyor ki: "Vallahi arkadaşlarım yalanımı surda burda söylerxler diye utanmasaydım onun (Yani Resulullahin) hakkında yalan uydururdum." Ondan sonra bana ilk sorusu şu oldu:

    - Peygamber olduğunu söyleyen o kişinin, sizin içinizde soyu nasıldır?

    - O, içimizde soyu temiz birisidir.

    - içinizde, ondan önce bu sözü (Peygamberlik iddiasını) söylemiş olan var mıdır?

    - Hayır.

    - Atalarının içinde Kanıl vamııydı? -Hayır.

    - Ona tabi olanlar, halkın ileri gelenleri mi yoksa zayıflanmıdır?

    - Halkın İleri gelenleri değil zayıflarıdır.

    - Ona tabi olanlar artıyor mu yoksa eksiliyor mu?

    - Anıyorlar, eksilmiyorlar.

    - İçlerinde onun dinine girdikten sonra kızarak o.dinden çıkan var mı?

    - Hayır. Yoktur.

    - Bu iddiasından önce onu hiç yalancılık suçladığınız oldu mu?

    - Hayır.

    - Hiç sözünden döndüğü oluyor mu?

    - Hayır olmuyor. Ancak şu anda onunla belli bir süreye kadar bir barış antlaşması içindeyiz. Bu müddet içinde ne yapacağını bilmiyoruz.

    Ebu Süfyan diyor ki: "Ben bu konuşma sırasında, sözlerime kendiliğimxden bir şeyler katmaya imkân verecek bu sözden başkasını bulamadım. Herakli-

    yüs devamla dedi ki:

    - Onunla hiç savaştınız mı?

    - Evet savaştık.

    - Savaşlarınız nasıl sonuçlandı?

    - Aramızdaki savaşlar nöbetleşe geçti. Bazan o bizi yenilgiye uğratıyor bazan da biz onu. - Peki size ne emrediyor?

    -Bize, "Yalnız Alluha ibadet edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Atalaxrınızı», söylediklerini terkedin." diyor ve bize namaz kılmayı, doğru söylemeyi, iffetli olmayı ve akrabalarımızla ilgilenmeyi emrediyor."

    Bu sözlerden sonra Heıakliyü, tercümanına dedi ki: "Bu adama söyle, onun soyunu sordum, soyunun temiz olduğunu söyledin. Peygamberler de işte böyle kavimlerinin temiz soylularından gönderilirler. "İçinizden daha önce bu iddida bulunan herhangi bir kimse oldu mu?" dedim. "Hayır" dedin. Ondan evxvel bu iddiada bulunmuş bir kimse olsaydı" Bu kimse, daha önce onaya konan bir iddiaya uyan bir kimsedir." diyebilirdim. "Ataları içinde hiçbir Kral varmı-dır" diye sordum. "Hayır" dedin.

    Eğer ataları içinde bir Kral bulunmuş olsaydı "Bu da babasının iktidarını geri almaya çalışan bir kimsedir," derdim. "Bu iddiada bulunmadan önce onu hiç yalancılıkla suçlamış mıydınız?" diye sordum. "Hayır" dedin. Çok iyi bilixyorum ki daha önce insanlara karşı yalan soylemeyen bir kimsenin Allaha karşı yalan söylemeyeceği muhakkatır. "Ona halkın ileri gelenleri mi yoksa zayıflan mı tabi oluyor?" diye sordum. Ona insanların zayıflarının tabi okluğunu söylexdin. Zaten Peygamberlere bunlar tabi olular. "Ona tabi olanlar artıyor mu eksili-yor mu?" diye sordum. Onların arttıklarını söyledin. İşte iman meselesi böylexdir. Tamamlanıncaya kadar bu minval üzere devam eder. "İçlerinde onun dinine girdikten sonra'dini beğenmeyerek ondan çıkanlarvarmı?" diye sordum. "Hayır" dedin. İmanın lezzeti kalbe işleyince işte böyle olur. "Hiç sözünden döner mi?"

    diye sordum. "Hayır" dedin. İşte Peygamberler böyledir. Verdikleri sözden dönxmezler. "Size ne emrediyor?" diye sordum. Yalnız Allaha ibadet edip ona hiçbir şeyi ortak koşmamanızı emrettiğini, sizleri putlara tapmaktan men ettiğini ayrıxca size namaz kılmayı, doğru söylemeyi, iffetli olmayı emrettiğini söyledin. Eğer bu dediklerin doğruysa o zat, şu ayaklarımın bastığı yerlere de bir gün saxhip olacaktır. Ben böyle birinin çıkacağını çok iyi biliyordum. Fakat bunun, sixzin aranızdan çıkacağını sanmıyordum. Eğer onunla başabaş kalabileceğimi bilxsem onunla görüşebilmek için bütün zorlukları katlanırdım. Yanında olsaydım (hizmet ederek) ayaklarını yıkardım."

    Bu sözlerden sonra Herakliyüs, Resulullahın kendisine verilmek üzere Diriye (r.a.) vasıtasıyla Busra emirine gönderilen mektubunu istedi. Getiren adam onu Herakliyüse verdi. O da aldı ve okudu. Mektupta şöyle yazıyordu:

    Bismillahirrahmanirrahîm

    Allahın kulu ve Peygamberi Muhamrnedden, Rumların iideri Herakliyüxse. AHahın selamı hidayete tabi olanlara olsun. Mesele şu ki, seni İslam daveti ile davet ediyorum. Müslüman ol ki kurtuluşa eresin. Ve Allah sana iki kat mükâfaat versin. Eğer kabul etmezsen sana tabi olanların günahı da senin boy-nundadır. " De ki: "Ey kitap ehli, bizimle sizin aranızda müsavi olan bir söze gelin. Yalnız Allaha kulluk edelim. Ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Bir kısmımız Allahı bırakıp diğer bir kısmımızı rabler edinmesin. Eğer yüzçevirir-lerse deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlanz. [141]

    Ebu Süfyan diyor ki: "Herakliyüs sözlerini bitirip mektubu okuduktan soxra çevresinde gürültüler koptu. Sesler yükseldi ve biz oradan çıkarıldık. Bunun üzerine arkadaşlarıma şöyle dedim: "İbn-i Ebi Kebşenin (Muhammedin) işi o kadar ciddi ha?" Baksanıza Beni Asfann (Romanın) Kralı bile ondan korkuyor." O günden itibaren, sonunda onun galip geleceğini kesinlikle anlamıştım. Nihaxyet Allah benim kalbime İslarnı soktu. [142]

    _________________________________________________




    Bismillahirrahmanirrahim
    kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükafatları vardır. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.
    &#194-İ İMRÂN SÛRESİ(199)
    Kendilerine Tevrat ve İncil verilen ehl-i kitaptan, Allaha itaatta boyun eğerek Allahın birliğine, size indirilen Kur'ana ve kendilerine indirilen Tevrat ve İncile iman edenler vardır. Onlar, kendilerine indirilen kitapta mevcut olan, Muhammedin sıfatlan gibi bazı âyetleri tahrif etmek karşlığında az bir dünya değerini satın almazlar. İşte onlar için, itaatlerinin ve amellerinin karşılığı olarak kıyamet gününde rableri katında mükâfaatlan vardır. Şüphesiz ki Allah, kullarını süratle hesaba çekendir. Çünkü onun, hesap işlemleri yapmaya ve bunun için bir zamana ihtiyacı yoktur. İrade ettiği an hesaplar bitiverir.

    Müfessirler bu âyet-i kerimenin kimin hakkında nazil olduğu hususunda farklı görüşler zikretmişlerdir.

    a- Cabir b. Abydullah, Katade ve İbn-i Cüreyce göre bu âyet-i kerime, Resulullahın döneminde Habeşistan Kralı olan Necaşi hakkında nazil olmuştur. Zira Necaşi ölünce Resulullah sahabilerine, onun gıyabında cenaze namazı kılmalarım emretmiş, münafıklar da "Bakın şuna, hiç görmediği Hristiyan bir adamın cenaze namazını kılıyor." demişler bunun üzerine de bu âyet-i kerime nazil olmuş ve ehl-i kitaptan, müminlerin bulunduğunu bildirmiştir.

    Peygamber efendimizin, Necaşi hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:

    "Memleketinizde bulunmayan kardeşiniz Necaşi öldü. Onun cenaze namazını kılın. [351]

    b- İbn-i Cüreyc ve İbn-i Zeyde göre ise bu âyet-i kerime, Yahudilerden müslüman olan Abdullah b. Selam vb. kişiler hakkında nazil olmuştur.

    c- Mücahide göre ise bu âyet-i kerime, Yahudi ve Hristiyanlardan müslüman olan bütün insanlar hakkında nazil olmuştur. Taberi de âyet-i kerimenin genel ifadesini gözönünde bulundurarak Mücahidin bu görüşünü tercih etmiş, "Necaşi hakkında nazil oldu" diyenlerin görüşlerinin buna ters düşmeyeceğini söylemiştir. Zira, özel bir mesele hakkında inmiş olsa da âyetin mânâsının genel olduğu muhakkaktır.




    Bismillahirrahmanirrahim
    De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz." Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur'an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme.
    MÂİDE SÛRESİ(68)
    Ey Muhammed, ehl-i kitap olan Yahudi ve Hristiyantara de ki: "Sizin elinizde Musa'nın getirdiği Tevrat'tan ve İsa'nın getirdiği İncil'den bir şey yok ki sizler, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbiniz tarafından Muhammed vasıtasıyla size indirilen Kur'an'ı hep birlikte tatbik edesiniz. Onlarda zikredilen Muhammed'e iman edesiniz. Onların hepsinin Allah katından inen kitaplar okluğunu ikrar edesiniz.

    Onlardan herhangi birini yalanlamayasmız. Ve Allah'ın Peygamberleri arasında ayırım yapmayasmız. Yemin olsun ki sana Rabbin tarafından indirilen Kur'an, bu Yahudi ve Hristiyanlann çoğunun azgınlığını ve senin Peygamberliğini inkarlarını artırır. O halde ey Muhammed, Yahudi ve Hristiyan kâfirlerinin seni inkâr etmelerine karşı üzülme. Çünkü bu, onların, Peygamberlerine karşı süregelen âdetleridir.

    Allah Teaİa bu âyet-i kerimede Hz. Muhammed (s.a.v.)'e, hicret ettiği Medine'nin çevresinde bulunan Yahudi ve Hristiyanlara Allah'ın gönderdiği Tevrat ve İncil'den herhangi bir şeyin, ellerinde kalmadığını, bu itibarla Yahudi ve Hristiyanlann hak din üzere olmadıklarını, bu nedenle Resulullah'ı yalanlamaya kalkıştıklarını tebliğ etmesini emretmiştir. Şayet ehl-i kitap olan Yahudilerin elinde gerçek Tevrat ve Hristiyanlann elinde de gerçek İncil bulunmuş olsaydı onlar birbirlerini tasdik ederler ve Hz. Muhammed'e de iman ederlerdi. Böylece hak olan bütün kitaptan tatbik etmiş olurlardı.

    Bu hususta Abdullah b. Abbas diyor ki: "Resıılulkıh'a, Rafı b. Harise, Selam b. Miskin., Malik b. Sayf ve Rafı' b. Harmele geldiler ve dediler ki: "Ey Muhammed, sen, İbrahim'in dini ve inancı üzere olduğunu, bizim elimizde bulunan Tevrat'a iman ettiğini ve Tevrat'ın, Allah tarafından gönderilen hak bir kitap olduğuna şahitlik ettiğini sanmıyor musun?" Resulullah da buyurdu ki: "Evet öyle, fakat sizler sonradan bir şeyler icadettiniz. Tevrat'ta bulunan sizden ahit alma meselesini inkâr ettiniz ve Tevrat'tan insanlara açıklamanız emredilen şeyleri gizlediniz. Ben, sizin, kendiliğinizden uydurduğunuz bu şeylerden beriyim." Onlar da dediler ki: "Biz elimizde bulunanları kabul ediyoruz. Hak ve hidayet üzereyiz. Sana iman etmiyoruz ve sana tabi olmuyoruz." İşte bunun üzerine Allah îeala: "Ey. kitap ehli, sizde bir şey yok ki, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbiniz tarafından size indirileni tatbik edip onunla amel edesiniz." âyetini indirdi.




    Bismillahirrahmanirrahim
    İçlerinden zulmedenler hariç, kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve şöyle deyin: "Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir . Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz."
    ANKEBÛT SÛRESİ(46)

    Yüce Allah´ın: "Ve deyin ki: Bize İndirilene de, size indirilenlere de iman ettik" buyruğu ile ilgili olarak Buhârî´de, Ebu Hureyre´den şöyie dediği rivayet edilmektedir:
    Kitab ehli Tevrat´ı İbranice okur ve müslüman olanlara Arapçasını açıklıyorlardı. Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Kitab ehlini ne tasdik ediniz, ne de yalanlayınız "ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilenlere de İman ettik."[45]


    Abdullah b. Mes´ud´un rivayetine göre de Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kitap ehline herhangi bir şeye dair soru sormayınız. Çünkü kendileri sapmış iken asla sizi hidayete iletemezler. (Onların size söylediklerini dinlemeniz halinde) ya hak olan bir şeyi yalanlamış olacaksınız, yahutta batıl olan bir şeyi tasdik edeceksiniz. "[46]

    Bismillahirrahmanirrahim
    (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.”
    Şura 15.
    Ey Muhammed, sen insanları, Nuh'a şeriat kılman ve sana vahyettiğjmiz bu dine davet et. Onunla amel etmekten geri durma. Onda karar kıl. Allahın size şeriat olarak göndermiş olduğu bu hak din hususunda şüpheye düşenlerin heva ve heveslerine uyup sen de onda şüpheye düşme. Se onlara deki: "Ben, Allahın gönderdiği her kitaba iman ettim. Bu kitap Tevrat olsun İncil olsun Zebur olsun. Ben bunlardan herhangi birini yalanlamam." Sen onlara de ki: "Ey, ayrılığa düşen insanlar, rabbim bana gönderdiği hakka davet etmemi emretti. Ey ihtilafa düşen kitap ehli, bizim de sizin de rabbiniz Allahtır. Bizim yapmış olduğumuz amellerin mükafaatları bize, sizin yapmış olduğunuz amellerin mükafaatlan da size aittir. Bizimle sizin aranızda aslında bir düşmanlık yoktur. Allah, kıyamet gününde bizleri bir araya toplayıp ihtilaf ettiğimiz konularda aramızda, doğru olan hükmünü verecektir; Ölümümüzden sonra dönüşümüz ona olacaktır ve o, herkesin hesabını görecektir.


    Bismillahirrahmanirrahim
    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları Korumak üzere indirdik. Artık Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
    Maide48.[/CENTER][/CENTER]

    Ey Muhammed, sana da, Allah katından geldiğinde şüphe olmayan ve hak bir kitap olan Kur'mVı indirdik. O Kur'an geçmişte Allah'ın, Peygamberlerine indirmiş olduğu kitapları tasdik eder ve onları muhafaza altına alır. Ve onların nerelerinin sağlam kaldığını, nerelerinin değiştirildiğini size bildirir. O Kar'an'a mutabık düşen semavi kitaplar hak, düşmeyenler ise batıldır. Zira o ba-îjliar, Yahudi ve Hristiyan din adamlarının tahrifleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Ey Muhammed, sen elıl-i kitap ile müşrikler arasında Allah'ın sana indirdiği Kur'an'daki hükümlerle hükmet. Allah katından sana gelen hakkı bırakıp Yahudilerin ve müşriklerin seni davet ettikleri heva ve heveslerine uyma. Sizden her -ümmet için bir yol ve bir şeriat tayin ettik. Eğer Allah dileseydi sizin şeriatlarınız! tek bir şeriat kılarak sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah, size göndermiş olduğu şeriatları farklı yaptı ki sizleri imtihan etsin. İtaat edeni isyan edenden, emirlere uyanı onlra karşı çıkandan ayırdetsiıı. Sizler, rabbinizin rızasına yaklaştıracak işleri yapmakta yarışın. Ey insanlar, hepenizin dönüşü ancak Allah'adır. Sizlerin ihtilaf etmiş olduğunuz hususların gerçeğini size haber verecek ve adaietli hükmüyle sizi yargılayıp kararını verecektir. İşte o zaman kimin iyi kimin de köîü olduğu ortaya çıkacaktır.Ayet-i kerimede geçen ve "Muhafaza altına alan" diye tercüme edilen kelimesinin lügat mânâsı "Koramak ve denetim altında

    büiundurrriak"tir.

    Bir adam bir şey: korur ve onu denetimi altında bulunduracak olursa o kişiye "Müheymin" denir. Bu izaha göre Allah teala Kur'an-ı Kerim'i, kendin-uen önce gönderilen İncil, Tevrat, Zebur gibi hak kitapları doğrulayan bir kitap olarak ve onları muhafaza eden, denetleyen onların hak kitap olduklarına şahit olan bir kitap olarak vasıflandırmıştır.

    Taberi diyor ki: "Müfessirler, "Müheyminen" kelimesinin izahında zikredilen ve bu mânâyı ifade eden görüşleri zikretmişlerdir. Sözleri farklı olsa da söylemek istedikleri aynı şeydir. Onları bu husustaki görüşleri şunlardır:

    a- Abdullah b. Abbas, Süddi ve Katade'ye göre "Müheyminen" kelimesinin mânâsı "Şahit plan" demektir. Yani, Kur'an-ı Kerim, kendisinden önce gelen, kitapların hak kitap olduklarına şahittir." demektir.

    b- Abdullah b. Abbas, Said b. Cübeyr ve İkrİme'den nakledilen diğer bir görüşe göre bu kelimeden maksat, "Güvence" elemektir. Yani, Kur'an-ı Kerim, kendinden önce gelen kitaplar için bir güvencedir.

    c- İbn-i Zeyd'e göre "Müheyminen" kelimesinden maksat, "Doğrulanan" dernektir. Yani, Kur'an-ı Kerim diğer kitapları doğruladığı gibi diğer kitaplar da Kuraivi Kerİm'in hak olduğunu doğrulamışlardır.

    d- Mücahid'e göre ise burada zikredilen "Müheyminen" kelimesi Resu-lullah'ın sıfatıdır. Mânâsı "Emanet edilen ve güvenilen" demektir. Buna göre âyetin bu bölümünün izahı şöyledir: "Biz sana, hak bir kitap olarak Kur'an'ı indirdik. Kur1 an kendisinden önce indirilen kitapları doğrulayan bir kitaptır. Ey MuhamiTied, sen de Kur'an kendisine emanet edilen bir Peygambersin."

    Taberi bu son görüşün, âyetin metnine müsait olmaması dolayısıyla isabetli olmadığını söylemiştir.

    Âyet-i kerimede "Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların neva ve heveslerine uyarak sana gelen haktan sapma." Duyurulmaktadır. Bu ifadeden maksut şudur: "Ey Muhammed, sen ehl-i kitabın ve müşriklerin arasında, sana başvurdukları meseleler hakkında sana indirilen kitabı uygula. Evli olarak zina edeni recmet. Haksız yere birini öldüreni öldür. Haksız yere birinin gözünü çıkaranın gözünü çıkar. Burnunu kesenin burnunu kes. Zira ben sana Kur'an'ı, daha önce inen kitapları doğrulayan ve onları denetleyici bir kitap olarak indirdim. Sen sakın şu Yahudilerin heva ve heveslerine uyma. Onlar diyorlar ki: "Eğer Muhammed size, evli olduğu halde zina eden hakkında sopa vurma cezasını verirse ve şerefli bir kimseyi normal bir kimse öldürdüğünde onun da öldürüleceğine, şereflinin, normal bir kimseyi öldürmesi halinde ise kendisinin öldürülmeyeceğine dair hüküm verecek olursa onun hükümlerini alın, kabul edin. Eğer böyle hüküm vermezse ondan kaçının."

    Ey Muhammed, işte böyle diyen Yahudilerin heva ve heveslerine uyarak "Al! aîv tarafından sana indirilen hak kitaptan uzak kalma. O kitapla amel et., ona uy."

    Âyet-i kerimede geçen ve "Bir şeriat ve bir yol" diye tercüme edilen kelimelerinden birincisinin mânâsı "Belli bir yol" demektir. İkincisinin mânâsı ise "Açık seçik olan bir yol" demektir.

    Abdullah b. Abbas, Mücahid, Süddi, Katade ve Dehhak kelimesinin mânâsının "Devam eden bir sünnet" mânâsının da "Bir yol" demek olduğunu söylemişlerdir.

    Müfesirler, âyetin bu bölümünde zikredilen "Herbiriniz" ifadesinden kimlerin kastedildiği hususunda iki görüş zikretmişlerdir.

    a- Katade ve Kz. Ali'den rivayet edilen bir görüşe göre buradaki "Herbiriniz" ifadesinden maksat, çeşitli dinlerde olan ümmetlerdir. Yani Allah her dinde olan bir ümmet için belli bir şeriat ve belli bir yol kılmıştır. Tevrat'ın şeriatı başka, incil'in şeriatı başka, Kur'an'ın şeriatı daha başkadır. Allah teala bu şeriatlardan bazılarında hela! kıldığını diğerlerinde haram kılmış olabilir. Aksini de yapabilir. Ta ki itaat edenleri itaat etmeyenlerden ayırdetsin ve tanıtsın. Ancak, tevhid inancı, Allah teala ve Peygamberlerle ilgili olan hükümler tektir. Şeriatları şeriata değişmez.

    b- Mücahid'den nakledilen diğer bir görüşe göre burada zikredilen "Herbiriniz" ifadesinden maksat, "Muhammed Ümmetidir." Bu görüşte olanlara göre âyetin bu bölümünün mânâsı şöyledir: "Ey insanlar, sizden İslam dinine giren ve Muhammed'in hak Peygamber olduğunu ikrar eden herbiriniz için Muham-ined'e indirdiğimiz bu Kur'an'ı bir şeriat ve bir yol kıldık.

    Taberi diyor ki: "Bu görüşlerden tercihe şayan olanı, birinci görüştür. Çünkü âyetin devamında "Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı." bu-yıv.ıılmaktadir.

    Muhammed ümmeti tek ümmet olduğuna göre, buradaki "Herbiriniz" ve "Sizler" ifadesinden maksat, geçmiş milletlerden, çeşitli şeriatlar üzere olan ümmetlerdir.

    Âyet-i kerimede "Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyi size bildirecektir." Duyurulmaktadır.

    Taberi diyor ki: "Eğer denecek olursa ki "Rabbimiz bizlere, dönüp kendisine gitmeden önce, daha dünyadayken ihtilaf ettiğimiz şeyleri bildirmemiş midir?" Cevaben denilir ki: "O, ihtilaf ettiğimiz şeyleri bizlere dünyada iken Peygamberleri ve çeşitli vasıtalarıyla bildirmiş fakat mükâfaatlandirma ve cezalandırmayı, açıktan açığa yapmamıştır. Bu nedenle Allah'ın bildirdiklerini bazı insanlar doğrulamış bazıları da yalanlamışlardı. Allah'ın huzuruna döndüğümüzde ise AîSah, ihtilaf ettiğimiz meselelerin gerçeğini bizlere, ceza ve mükâfaatlarını da vererek bildirecektir. Böyiece kimin haklı kimin haksız olduğu kesin olarak ortaya çıkacak, artık kimse bu hususta şüphe edemeyecektir. İşte bu nedenle Allah teala, ihtilaf ettiğimiz meselelerin mahiyetini, âhirette bize bildireceğini özellikle zikretmiştir. [140]





    Ali imran Suresi

    31- De ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafurdur, Rahimdir.

    Âyet-i kerime Necrânlılardan gelen heyet hakkında nazil olmuştur. Çünxkü onlar Hz. İsa ile ilgili olarak iddialarının, yüce Allah'a olan sevgilerinin ifadesi olduğunu ileri sürmüşlerdi. Bunu Muhammed b. Cafer b. ez-Zübeyr söylemiştir. el-Hasen ve tbn Güreye ise der ki: Bu âyet-i kerime bizler Rab-lerimizi seven kimseleriz, diyen Kitap ehlinden bir topluluk hakkında nazil olmuştur.

    Rivayet edildiğine göre müslümanlar: Ey Allah'ın Rasûlü, Allah'a yemin olxsun ki şüphesiz bizler Rabbimizi seviyoruz dediler. Bunun üzerine yüce Alxlah: "De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz..." buyruğunu indirdi.

    İbn Arafe der ki: Araplara göre muhabbet birşeyi onu kastetmek suretiyxle istemektir. el-Ezherî de der ki: Kulun Allah'ı ve Rasûlünü sevmesi, onlaxra itaat etmesi ve emirlerine tabi olmasıdır. Çünkü yüce Allah: "De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz* diye buyurmuştur. Allah'ın kullarını sevmesi, ise mağfirette bulunmak suretiyle onlara nimette bulunmasıdır. Yüce Allah: "Muhakkak Allah kâfirleri sevmez" (Âl-i İmrân, 32) diye buyurmaktadır. Yaxni onlara mağfiret buyurmaz, demektir.


    Sehl b. Abdullah da der ki: Allah'ı sevmenin alâmeti Kur'ân'ı sevmektir. Kur'ân'ı sevmenin alâmeti Peygamber (sav)'ı sevmektir. Peygameber (sav)'ı sevmenin alâmeti sünneti sevmektir. Allah'ı, Kur'ân'ı, Peygamber'i ve sünnexti sevmenin alâmeti ise âhireti sevmektir. Âhireti sevmenin alâmeti ise kenxdisini sevmektir. Kendisini sevmenin alâmeti ise dünyaya buğzetmektir. Dünyaya buğzetmenin alâmeti, ondan ancak yeteri kadar azık ve kendisini hayatta bırakacak kadarını almasıdır.



    Ali Imran 32 . De ki: "Allah'a ve Peygambere itaat edin." Şayet yüzçevirirler-se şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez.
    ______________--


    BAKARA SÛRESİ
    (120) Sen dinlerine uymadıkça, ne yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
    Ey Muhammed, sen kendi dininden çıkıp Yahudi veya Hıristiyan olmaxdıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla razı olmayacaklardır. O halde onların rızasını ve muvafakatini istemeyi bırak ta, seni üzerinde gönderdiği hakta Alxlah'ın rızasını aramaya yönel ve onlara de ki: "Doğru yol, ancak Allah'ın yoluxdur. Aramızda hakkı batıldan ayıran da budur. O hakle şimdi siz, Allah'ın kitaxbına ve açıklamalarına gelin. Bizden kimin hak kimin bâtıl üzere olduğu, hangixmizin cennetlik hangimizin cehennemlik olduğu ortaya çıksın. Ey Muhammed, eğer sen, onlann hallerini açıklamam ve haberlerini sana anlatmamdan sonra bu Yahudi ve Hıristiyanların jıeva ve heveslerine uyarsan, Allah'a karşı seni onun azabından ve intikamından koruyup yardım edecek ne dost ne de bir yardımcı bulabilirsin.

    Resulullah'ın, Yahudi ve Hıristiyanları birlikte razı etmesi mümkün değikli. Zira Yahudiler Hıristiyanlara karşı, Hıristiyanlar da Yahudilere karşıydı-lar.Resulullah Yahudileri tutsa Hıristiyanlar darılacak Hıristiyaları tutsa Yahuxdiler danlacaktı. Bu iki zıt gurup bir arada da bulunamayacağına göre her ikisixni birden tutması da mümkün değildi. Bütün bunları birleştirecek ortak nokta, hepsinin Müslüman olmasıdır. Bu bakımdan hem Yahudi hem de Hıristiyanlar. Allah'ın doğru yolu olan ve kendilerine de birleştirecek olan İslam'a davet edilxmişler, orada birleşmeye çağırılmışlardır.

    Yahudi ve Hıristiyanlardan her bir grup, sadece kendilerinin cennete girexceklerini iddia etmişlerdir. Allah teala da onlara cevaben: "Cennete girmek kixşilerin isteklerine, heva ve heveslerine göre değil Allah'ın rızası ve iznine göredir." buyurmuştur. Zira doğru yol, Yahudilik ve Hıristiyanlık değil, Alxlah'ın doğru olduğunu beyan ettiği yoldur. O yolu tutan cennete girebilir. O yol da İslamdır. [15


    81- Bir zaman Allah, Peygamberlerden ahit almıştı: Ne zaman size bir kitap ve hikmet verirsem ve sonra size bir Peygamber gelip o yanınızda bulunanı tasdik ederse, ona mutlaka iman edecek ve yardım edeceksiniz, ikrar edip buna dair ahdimi üzerinize aldınız mı?" demiş onlar da: "İkrar ettik." demişler Allah da "Şahit olun. Ben de sizlerle beraber şahitlerindc-nim" demişti.

    82- Bundan sonra kim yüzçevirirse, işte onlar, fasıkların ta kendilerixdir. (Ali imran)
    Artık Allanın bütün Peygamberlerinden ve onların ümmetlerinden, Peyxgamberlere iman etmelerine ve onları desteklemelerine dair bir söz aldıktan sonra kim Peygamberlere iman etmekten ve onlara yardım etmekten yüzçevirirxse işte onlar, Allaha itaatten aynlan fâsıklann ta kendileridir. Zira onlar bu halxleriyle bütün Peygamberlerin talimatına karşı çıkmış ve kendi arzularına uymuş olurlar.

    Taberi diyor ki: "Her ne kadar bu iki âyet, Allah tealanırı, belli şeyleri yapmalarına dair Peygamberlerinden ve onların ümmetlerinden ahit aldığına daxir beyanda bulunuyorsa da, bunlar Resulullahm hicreti esnasında, Medinenin çevresinde bulunan Yahudilere, Hz. Muhammed geldiğinde ona iman edeceklexrine dair kendilerinde ahit alındığını bildirmektedirler. Zira onların ataları olan Yahudilerden ve o atalarına gönderilen Peygamberlerden böyle bir ahit alınmışxtır. Onlar da bu ahitle yükümlüdürle




    Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin ve uyun ki doğru yolu bulun.) [Araf 158]
    Ey Muhammed, insanlara de ki: "Ben, benden önceki Peygamberler gibi insanların sadece bir kısmına değil sizin hepinize gönderilen bir Peygamberim.Beni gönderen, göklerin ve yerin ve her ikisinde bulunan şeylerin hükümxranlığını elinde bulunduran, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan, varlıklaxra hayat veren ve öldüren Allah'tır. O halde Allah'ın birliğini ve okur zayar olxmayan Peygamberinin elçiliğini tasdik edin. O Peygamber de Allah'a iman eder ve onun âyetlerini tasdik eder. Sizler o Peygamber'in yolunu tutun ki hidayete enniş olsanız.

    (Allah ve Resulüne itaat edin.) [Enfal 1, 20, 46, Ahzab 33, Maide 92, Tegabün 12, Mücadele 13, Nur 54]

    (Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]
    (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]



    (Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
    (Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

    (Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36]

    (Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]
    (Allah’a ve Resulüne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.) [Al-i İmran 132]
    (Allah’a ve resulüne itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez.) [Hucurat 14]

    (Allah’a ve Resulüne itaat edenler, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu nebiler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraberdir.)




    Resüle itaatsizlik Allaha itaatsizliktir . Rasullaha itaat ile olmayan Allaha itaat DELALETIR SAPIKLIKTIR. BOYLE BIRSEY OLMAZ. Nezaman anliyacaksiniz bunu . insan bu kadar kör olamaz YAA .
    Da halen Peygamber efendimizi INKAR edene Müslüman diyorsunuz. Yukaridaki ayetlere dayanarak diyoruzki: PEYGAMPER EFENDIMIZI GÖR&#220 VEYA DUYAN HER BIRI ONA IMAN ETMESZE KAFIRDIR.
    EY GALIBILER .ALLAH KORKUSU SIZDE OLAMDIGI AP ACIK. TÜM GELMIS GECMMIS GERCEK PEYGAMBER VARISLERINI VE ONLARA UYANLARI KAFIRLIKE SUCLUYORSUNUZ. KURANA IFTIRA ATIYORSUNUZ.
    SIZIN SEYHINIZ VALLAHI BILLAHI TALLAHI PEYGAMBER VARISI DEGILDIR . ONA PEYGAMBER VARISI DIYEN K&#220ÜR ICINDEDIR.






    Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.Kehf Sûresinin 54

    Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler
    A’râf Sûresinin 198 .






    SON OLARAK

    Bakara
    9- Onlar, Allahı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar. Fakat bunun farkında değildirler.

    10- Onların kalblerinde hastalık vardır. Allah, bu hastalıklarını daha da artırmıştır. Yalan söylediklerinden dolayı, onlar için can yakıcı bir azap vardır.

    Seytanin maskarasi olmussunuz ,sizlere aciyorum. ALLAH HIDAYET VERSIN

  10. #1060
    abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş. abdi1 , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Euzubillahimineşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

    Sana da o Kitab’ı hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları korumak üzere indirdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
    maide 48



    Bakara 62/ Maide 69
    Şüphesiz, inananlar ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır"..



    Ayetler HÜKÜM AYETİ..Üzerinde Tartışma olmaz !.......

    Hiç bir Kuran ayeti Hiç bir alimin görüşü Bu AYETLERİN Ümmeti Muhammede YÜKLEDİĞİ sorrumluluğu Üzerinden kaldırmaz..Hüküm olan ayetin altında bişey aramak ZANDIR..Ayetler ehli kitabın Düştüğü Hataları bize bildirir Bizim üzerimizde EHLİ KİTABA KARŞI EMRİ İLAHİYİ çürütecek ne ayet nede bir görüş olamaz.BU AYETLER HÜKÜM İ&#199RİR..Kabull et Koru HAYIRDA YARIŞIN..

    Ehli KİTAB'ı kabul edememek kula İman zevalidir..Her Peygamberin kabulu ÜMMETİNİN kabuludur..Ümmetleri farklı kılan ALLAH'tır..HAyırda yarışmak FARZDIR..
    ŞAHİT ÜMMETİN Onları kabulu TARTIŞILMAZ...

    Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
    Şûrâ Sûresinin 16


    Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın
    Mü’min Sûresi 4

    Kickboxer şimdi sana hakaret etsem Vebali yok..Ama Allaha havale ediyorum.Galibi olarak bu sayfada Hakareti Yoluma yakıştırmam.Bilgin ve Şehadetin olmayan konuda YEMİN seni götüreceği yeri bilir..Hakaretlerinin Hepsini ALLAH'a havale ediyoruz..
    Bu mesaj en son " 13.06.07 " tarihinde saat 22:47 itibariyle abdi1 tarafından düzenlenmiştir...
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH