• Reklam
Sayfa: 252 | Toplam: 639 İlkİlk ... 152202242243244245246247248249250251252253254255256257258259260261262302352 ... SonSon
6389 sonuçtan 2,511 --- 2,520 arası gösteriliyor

Konu: GÂLiBiLiK

  1. #2511
    thrdrmml adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-07-2007
    Mesajlar
    1,352
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı ANADOLU tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ankara Mamak sanırım cemaatin çoğunlukla yaşadığı yer..
    ankara mamak çoğunluk değil..

    ankara mamak da hüseyin gazide dergah...

  2. #2512
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı XLEONX tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ben bişey sormak istiyorum

    48 - Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.

    bu ayette Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik derken kastettiği peygamberlerdir
    ancak benim anlamadığım senin dediğin "Onların olmadığı zamanda VARİSLERİ EVLİYAULLAH yani MÜRŞİDİ KAMİLLERDİR"

    yani burda mürşidi kamillere yetkiyi kuran veriyormu
    islamiyeti tarikatlar olarak bölünmeyi Allah(c.c) emrediyormu

    yanlış anlama bi tartışma açmak için sormadım sadece öğrenmek maksadındayım
    iyi günler
    " Bilmiyorsanız ERBABI ZİKRE sorun"
    Nahl 43 / Enbiya 7
    "Uyun sizden Hiç bir ücret istemeyen O kimselere Onlar hidayete ERDİRİLMİŞ ZATLARDIR"
    Yasin 21
    "Evliyam için korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de." Yunus 62

    ALLAH hiçbir zamanı MAHRUM ETMEZ...Peygamberlerin Vazifesi ALLAH'tan .Uyulacak EVLİYAULLAH'ın Hidayeti Vazifesi ALLAH'tandır..
    Peygamberlerin olmadığı zamanı MAHRUM EDEN ALLAH düşünülebilirmi.ALLAH'ın ADALETİNE UYARMI !..
    Tarikatler AYRILIK değil Kulların YARADILIŞINA Fıtratına göre RAHMETİ İLAHİNİN ZUHURUDUR...
    Peygamberlere verilen TARİK..Kıyamete kadar BAKİDİR..
    O YOLUN MİHMANDARLARI..
    Sizden hiçbir üceret istemeyen Hidayete erdirilmiş.ALLAH'ın Muhafazasında olan ,ERBABI ZİKİR olan EVLİYAULLAHTIR..
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  3. #2513

    Kayıt Tarihi
    01-08-2008
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0



    Dervişlerin (Galibilerin ) Dünyası

  4. #2514
    :(WeEp): adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-06-2008
    Mesajlar
    323
    Karizma Gücü
    0
    Biz senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Sorun, Zikir ehline; eğer bilmiyorsanız:

    (NAHL suresi 43. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
    Açık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, tâ ki düşünüp öğüt alsınlar.

    (NAHL suresi 44. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
    bu ayetlerden zikrin kur'an olduğu görülür. peki zikr ehli kimdir? bence buradan tüm müslümanlar yani kur'an'a inananlar kastedilmiş olmalı. "kitap ehli"nden hatırlayın. yani bunlar özellikle seçilmiş kişiler felan değil. zaten diğer bu durumu ayette "süleyman ateş" mealinde özellikle parantez açarak belirtmiş.

    Biz, senden önce yalnız kendilerine vahyedilen erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız Zikir ehline (Kitap sâhiplerine) sorun.

    (ENBİYÂ suresi 7. ayet) (Resmi:21/İniş:73/Alfabetik:21)
    yani bilgisine/bildiğine güvendiğin istediğin kitap sahibine sorabilirsin.
    Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun." dedi.

    (YÂSÎN suresi 20. ayet) (Resmi:36/İniş:41/Alfabetik:108)
    "Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar."

    (YÂSÎN suresi 21. ayet) (Resmi:36/İniş:41/Alfabetik:108)
    burada ücret istememek kıstas değil. şehrin ucundan gelenler ile ilgili bir özellik. diğer türlü her ücret istemeyenin peşinden gitmemiz gerekirdi. bugün üstüne para verenleri bile bulabilirsin.

    peygamberden sonra özellikle birilerinin seçileceği ve onlara uyulması gerektiği bilgisini şahsen ben kur'anda hiç görmedim. ama bilgili kişiler başka tabi.

    ayrıca bir de şu var: allah sadece peygamberlere ilim verecek diye bir kaide yok kur'an'a göre. yani vermiş de olabilir ama o kişinin ispatlaması gerekir görüşündeyim. nasıl ispatlayacağını o çözsün artık di mi?

    (Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.

    (KEHF suresi 65. ayet) (Resmi:18/İniş:69/Alfabetik:54)
    uymak başka danışmak başka. uymak konusunda kur'an'da şunları buluyoruz:

    Onlara: "Allâh'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz(yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey düşünmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (atalarının yoluna uyacaklar)?

    (BAKARA suresi 170. ayet) (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)
    De ki: "Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir."

    (ÂLİ IMRÂN suresi 31. ayet) (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)
    De ki: "Allâh doğru söyledi, öyle ise dosdoğru, Allâh'ı birleyici olarak İbrâhim dinine uyun. O, ortak koşanlardan değildi."

    (ÂLİ IMRÂN suresi 95. ayet) (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)
    Yetimin malına yaklaşmayın: yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (onun malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz); ölçü ve tartıyı tam adâletle (dengeli) yapın. Biz, kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da akrabânız da olsa adâlet yapın ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız diye (Allâh) size bunları tavsiye etti.

    İşte benim doğru yolum budur, ona uyun, (başka) yollara uymayın ki, sizi O'nun yolundan ayırmasın! Korunmanız için (Allâh) size böyle tavsiye etti.

    (EN'ÂM suresi 152. ayet) (Resmi:6/İniş:55/Alfabetik:20)
    (EN'ÂM suresi 153. ayet) (Resmi:6/İniş:55/Alfabetik:20)
    İşte bu (Kur'ân) da indirdiğimiz mübârek Kitaptır. O'na uyun ve korunun ki size rahmet edilsin!

    (EN'ÂM suresi 155. ayet) (Resmi:6/İniş:55/Alfabetik:20)
    (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

    (A'RAF suresi 3. ayet) (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)
    buradaki veli "yol gösterici" manasında kullanılmış olmalı.
    De ki: "Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sâhibi olan, kendisinden başka tanrı bulunmayan, yaşatan, öldüren Allâh'ın Elçisiyim. Gelin Allah'a ve O'nun ümmi peygamberi olan Elçisine inanın -ki o (peygamber) de Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır- O'na uyun ki doğru yolu bulasınız!"

    (A'RAF suresi 158. ayet) (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)
    "Ansızın ve hiç farkına varmadığınız bir sırada, size azâb gelmezden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun."

    (ZÜMER suresi 55. ayet) (Resmi:39/İniş:59/Alfabetik:114)
    Allah'tan, geri çevrilmesi mümkün olmayan bir gün gelmezden önce, Rabbiniz(in çağrısı)na uyun. Çünkü o gün ne sığınacak bir yeriniz var; ne de (yaptıklarınızı) inkâra çâre.

    (ŞÛRÂ suresi 47. ayet) (Resmi:42/İniş:62/Alfabetik:95)
    O, kıyâmetin kopacağını gösterir bir ilimdir. O sâ'atin geleceğinden hiç şüphe etmeyin, bana uyun, doğru yol budur.

    (ZUHRUF suresi 61. ayet) (Resmi:43/İniş:63/Alfabetik:113)
    "Ey kavmimiz, Allâh'ın da'vetçisine uyun ve O'na inanın ki (Allâh) günâhlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi, acı azâbdan korusun."

    (AHKAF suresi 31. ayet) (Resmi:46/İniş:66/Alfabetik:3)
    yani kitaba uyulmalıdır. ve peygambere de uyulmalıdır.

    tabiki benim yorumlarım sadece beni bağlar. ama bu kadar alıntıdan sonra artık bir sonuca varırsınız heralde.

  5. #2515
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    .

    ZİKRULLAHA, TASAVVUFA KARŞI YANLIŞ TUTUM


    Zamanımızda gerçeklere, tarikat ve zikrullaha yapılan hakaret ve tahribatı Hazret-i Kur’an’a, göklerde ve yerdeki ayetlere gönül gözü ile bakıp göremiyorsa, gönül rahmetinden yoksun, ilm-i zahirle yetinmiş, kanun-ı ilahiyenin cümlesini aklı ve mantığıyla çözdüğünü zanneden, bu yönlü gerçeklere karşı çıkmaz da ne yapar ? Hele na-ehlin sermaye edindiği,gerçek dışı rehberini bulmuş , vazifesi olmayan, istismarcı ve çıkarcı kişilerin kucağına itilmiş, ne yaptığını bilemeyen, şaşırmış, şaşkınlığını aşk zanneden zavallı beni Adem!.. Hakikat fukaralarını yemi başkalarını saflarına çekmek için na-ehle malzeme olmuş...

    Ama insaf et, bu ölçü gerçek ölçü değil. yaptığın tahribatın bu dünyada cezasını çektiğin gibi mahşerde elbet hesabını soracaklar veremeyeceksin . Hal ehlinin fitne çıkar korkusu ile sabırla beklemesi tertip ve tanzim-i ilahiye karşı haddini bilmesi iman kemalatı. ALLAH’ın verdiği vazifeyi yerine getirmede çeşitli engellerle karşılaştıklarını görüp bildiği halde, sabırla, manevi vazifelerini seve seve son nefesine kadar devam ettirebilen, ALLAH’ın taltifi ile hayran! Elçisinin manevi yakınlığı ile mesut, ( Her ne kılmışsa adalettir Cenab-ı Kibriya )’nın zevkine ermiş, ALLAH’ın gücü yanında aczini bilip, haddi aşmamaya çalışan beşer, vazifesini müdrik bahtiyar insan. ( Eğer padişahlar bu zevki bilseler idi bütün silahlarını kullanırlar, elimizden almak isterlerdi.) Cebirle rahmet alınmaz ; hele gönül hiç alınmaz ..

    Dikkat!.. İnsanın hayvandan farklı kılan gönüldür. Gönül ise yaratanını bilmesi için yalnız beni Adem’e bahşedilmiş rahmettir. Aşk-ı ilahidir. Yaratılışın sırrıdır. Gönlün kemalata ermesi!.. tasavvuf ve yaratanının isimlerini kesir, nihayetsiz zikretmekle elde edilir!. Bu rahmet-i ilahiye nail olan sadık insan elbette diğer emr-i ilahilerin birbirinden ayrı olmadığını görüp yaşamaya çalışan ,hazreti insan.

    Tasavvufun kolu olan tarikatta adab, usül : Dün yaşayan ehl-i tarika dünkü terbiye usulü ne idi ? Ne olması lazım ? Şer’i hükümlerde içtihat noksanlığından İslam’ı yeteri kadar anlatamadık. Anlattık zamana göre. İlme’l-yakıyn tahsil görmüş kişileri ayne’l-yakıyn, hakka’l-yakıyn gerçeğinden mahrum ettik. Dünya görüşü açısından mahrum bir ilmin kanun-ı ilahiyi bütün olarak yansıtmadığını bilemediğimizden yeterli olamadık.

    Madde ilminden başka ilme sahip olmayıp o kadarla iktifa eden materyalistler dini; felsefede göstereceğinin zanları ile ibadet, taat ve hakikat yoksunu olduklarını ne kadar gizlemeye yeltenseler de ehl-i hakikat nazarında gizliyemediklerini bilemiyen beş duygunun kuru makinası haline gelmiş bilgeler!

    ehl-i hal bilirler ki dinin felsefesi yoktur.felsefe beşeridir .din ilahidir . Din hazreti ALLAHın cümle kullarına bahşeylediği tertib-i ilahidir. ALLAH’ın kanunlarını inceleyerek ilave etmenin ve noksanlık aramanın kişinin aczinden ve bilgisizliğinden başka izahı yoktur. Felsefenin akışı beyinden kalbedir tasavvufun tariki ise kalbden beyinedir .ikisininde yolları ayrı ayrıdır öz olarak kalbden beyine giden yola ehli tarik denilmiştir...felsefeyi tanzim-i ilahi olan tasavvufla eş değer görmeyelim. Felsefe nefsin ürettiği, maddeden öte gidemeyen ilme’l-yakıyndır. Maddede her zerrede ALLAH’ın varlığının, tenezzülen fiili sıfatlarının zuhurunu hissetmektir.. müşterisi azda olsaTasavvuf, Manadır, dinin aslı ve özüdür. İhlas, takva, veradır..

    Tasavvufsuz yaşamak mümkün değildir. Yalnız felsefe ile akılcı din ürettik. ALLAH’ın bütün kullarının hayrına ihsan ettiği emr-i ilahileri güya düzelterek, akılcı ve mantık ölçülerine göre din icat ettik. Bazen sıkıştık, koalisyon yaptık. Gerçeklere yeteri kadar hizmet ettiğini her iki taraf da iddia edemez. Her ikisinin müşterek mahsulü zamanımızda bütün çıplaklığıyla arz-ı endam ediyor. Küfrün perişanlığını çeken insanlar hakikati arıyorlar.

    Türk milleti daha çok gerçekleri arıyor. Akılcı din olmadığının, aklın ölçüsünün cüz’i, esas olanın nakil olduğunun, dinin her yönünü aklın ölçemeyeceğinin bilincinde olan toplumlar düşmanlıktan başka bir şey getirmeyen, din-i İslam’a mal edilen hurafe ve bidatlardan kurtularak islamiyeti dünyaya bariz gösterecektir, inşallah.


    ZİKR-İ CELİ, ŞEDİT ZİKREDİN


    Hac menasikinizi bitirince atalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir zikirle ALLAH’ı zikredin. O insanlardan öyleleri var ki, “bize dünyada ver” derler. Böyle isteyenlerin ahirette nasibi yoktur.
    ( Bakara Suresi, 200 )


    Bu ayet-i celilede Hazret-i ALLAH buyuruyor ki : Kulum, senin şahsında ihsan eylediğim rahmetimi görde . Zatımı kesir zikret. Çok çok anlam taşıyan bu mevzuda kesirin ölçüsü olmayıp, Kur’an’ın çok yerlerinde “zikren kesira” buyurur Hazret-i ALLAH, işte bu ayet-i celilede. Gaza meydanlarında hasmınızı sindirmek için şecerenizi, kim olduğunuzu yüksek sesle karşı hasmına olanca gücünle haykırman hasmının moralini bozar. Psikolojik olarak az da olsa cesaretini kırar. Eskiden gaza meydanlarında harp taktiği düşmanı sindirmekle başlardı. Şimdi de gene korkutmak var. Soğuk harp dedikleri. Fakat taktiklerin şekilleri başka başka. Hazret-i ALLAH buyuruyor ki, “işte o şecerenizi bağırmakla anlattığınızdan daha yüksek bir sesle ALLAH’ı zikredin.

    Menasik-i hacda sadık kullarıma bahşettiğim rahmetlerimi kulum senin şahsında da ihsan ettim. Bu rahmetimi gör. Zatımı şedit, bütün gücünle zikret. “Yüksek sesle ALLAH dersen kafir olursun” diyen, bilgin geçinenler, merak ediyoruz, bu ayet-i celiyleye mutlaka bir kılıf uyduracaklar, amma nasıl bir kılıf ?!..

    Zekerriya : Rabbim ! (Oğlum olacağına dair) bana bir alamet göster, dedi. ALLAH buyurdu ki : Senin için alamet, insanlara üç gün işaretten başka söz söylememendir. Ayrıca Rabbını çok zikret sabah akşam tesbih et.
    ( Ali İmran Suresi, 41 ).

    Vehuve ala külli şey’in kadir ( ALLAH c.c. her şeylere kadirdir ).
    Beşerin alışa geldiği ölçüler dışında harikulade hallerin peygamber efendilerimizde zuhuru, görülmesi unutulmasın diye ayrıca rahmettir. Her türlü rahmet-i ilahiye karşılık kullarından istediği ve emrettiği zatını zikretmesi sabah ve akşam bazı ehl-i tasavvuf bu ayet-i kerimeyi esas alarak günlük virtlerini sabah ve akşam olarak talim buyurmuşlardır .

    HAZRET-İ ALİ ( R.A. )’IN VECİZ BEYANLARI


    Hazret-i Ali ( kerremallahu vechehu ) buyurdular ki : Bir zaman gelir ki, İslamiyyetin ancak ismi kalır. Yalnız adı müslüman ismidir. Başkaca hiç bir ibadet ve taat bilmez. Kur’an’ın da resmi kalır. Manasını bilen ve amel eden kalmaz. Mescitleri tamir ederler. İçinde zikrullah yapılmadığından manen haraptır. İşte o zaman ehlinin şerlileri zamanın ulemasıdır. Fitne bunlardan çıkar. Gene fitne bunlara döner.

    Yukarıda geçen ayet-i kerimeyi yansıttığı için yazmadan geçemedim. İsmail Hakkı Hazretleri : “ALLAH’ım bize zikr-i kesir nasip eyle. Küçük ve büyük günahlardan koru.” diye dua etmiştir. Deniyor ki : Mü’minin üç kalası vardır : Birincisi mescit, ikincisi zikrullah ve üçüncüsü Kur’an okumaktır. Mü’min bu üçünden birini yaptığı müddetçe şeytandan korunur. Kal’ada mahfuz kalır.

    Kesinkes bilelim ki, veraset yolu ile gelen zikrullah, ibadet ve taat, rahmet, mağfiret.. Mota mot kalıplaşmış yani basmakalıp gösterilmek istenen, hakikatte maddeden öte gidemeyen, madde aleminde zuhuru görülen tecelliyat mana aleminin fer-i ilme’l-yakıyni durumundadır. Ayne’l-yakın ve hakka’l-yakın.. Kula nasip olması rahmet-i ilahi olan ve kişinin say-i gayretinde görülen, ihlasla yapılan ibadet ve taatların dünya yaşantısında dahi meyvesini görmek mümkündür. Manevi rehberlerimiz Peygamber efendilerimizle ALLAH’ın kullarına bahşettiği mekarim-i ahlak, ahlak-ı hamide bu türlü rahmet-i ilahiye nail olmak için tertib-i ilahidir. Cüz’i iraden manevi kazanca müsait kılınmış.. Havf u reca üzere ol. İmanın şartı olan Amentü’yü her hal u karda ehli zakir kulların şahsiyetlerinde bariz görmek mümkündür.

    Bu türlü rehber insanların diplomaları ALLAH tarafından lutfedilmiş olup zuhuru mana ve zikrullahdır. Hazret-i ALLAH bu toplumların harap edilmemesini emrediyor. Maalesef kevni hakikatlerden öte gitmeyen felsefeci ilim sahipleri alimler gerçekleri Kur’an’da bariz görseler de kabul etmeleri akılcı dinlerine ters düşer. Kendilerini haklı görmek için bazı yeterli bilgileri olmayan, iradeden başka bir şeyi düşünemeyen, mürşidine yeteri kadar manevi yakınlık duymayıp küfürle iman arasında bocalayan ehl-i tarik onlar için bulunmaz malzemedir. Bu mevzuda yanlış yaptıklarını yeri geldikçe anlatmaya çalışacağım, inşallah.


    PİRİ GALİBİ H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU.
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  6. #2516
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı abdi1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    " Bilmiyorsanız ERBABI ZİKRE sorun"
    Nahl 43 / Enbiya 7
    "Uyun sizden Hiç bir ücret istemeyen O kimselere Onlar hidayete ERDİRİLMİŞ ZATLARDIR"
    Yasin 21
    "Evliyam için korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de." Yunus 62

    ALLAH hiçbir zamanı MAHRUM ETMEZ...Peygamberlerin Vazifesi ALLAH'tan .Uyulacak EVLİYAULLAH'ın Hidayeti Vazifesi ALLAH'tandır..
    Peygamberlerin olmadığı zamanı MAHRUM EDEN ALLAH düşünülebilirmi.ALLAH'ın ADALETİNE UYARMI !..
    Tarikatler AYRILIK değil Kulların YARADILIŞINA Fıtratına göre RAHMETİ İLAHİNİN ZUHURUDUR...
    Peygamberlere verilen TARİK..Kıyamete kadar BAKİDİR..
    O YOLUN MİHMANDARLARI..
    Sizden hiçbir üceret istemeyen Hidayete erdirilmiş.ALLAH'ın Muhafazasında olan ,ERBABI ZİKİR olan EVLİYAULLAHTIR..
    teşekkürler sağolasın merak ettiğim konulardan birisiydi

    aslında dediğiniz çok doğru tarikatlar ayrılık değildir ve olmamalı ama bunu istismar edenler var ayrılık yapanlar var
    Allah bizleri birbirimizden ayırmasın amin

  7. #2517
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    "Yedi gök, dünya ve bunlarda bulunan herkes onu tesbih eder. Onu övgü ile zikir ve tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız. O çok yumuşak ve bağışlayıcıdır."
    ( İsra Suresi, 44 )

    Bu ayet-i kerimede daha bariz, daha açık görülüyor ki, ALLAH’ı tesbih etmeyen bir zerre düşünülemez. Dünyada, bütün alemde, yedi kat semavatta yaratılan her zerre lisan-ı hal ile ALLAH’ı zikir eder, tesbih eder. Tesbih ve tesbihat zikrin cem’idir, yani çoğuludur. Zikrullahı tesbihat ile “beni kesir zikredin” emrine uyanlara, bu yolda irşada vazifeli kılınanlara tabi olup, aldığı virdini her gün adedine riayet edip samimiyetle okuyup, ALLAH’ın emrettiği şer’i ve insanİ hükümleri de yerine getiren bahtiyar insana verilen sıfatların bariz bilinenleri erbab-ı zikir, zakir, ehl-i aşk, ehl-i hal, ehl-i tarik, ehl-i takva, ehl-i vera, ihlas ehli, cemi ALLAH’ın mü’min isminin tecelli ettiği bahtiyar insan.
    Bütün insanlar bu rahmetin ekserisini uygulamaya müsait yaratılmıştır. Kıskançlığı bırak. Rahmet-i ilahi nefsani duygulara göre değil, ilahi emre göredir. Samimiyetle uymaya çalış. Aklının ölçemeyeceği rahmet-i ilahileri Peygamber Efendimizin hazreti ALLAHın beyan ettiği gibi tebliğ eylediğini kabul et ve uygula. Bir emri kabul etmek tatbikata geçildiği zaman değerlenir. Maneviyatta değer ifade eden iman lisanen, kalben, halendir. Üçü birleştiği zaman ind-i ilahide makbul dür inşaALLAHc.c

    Hazret-i ALLAH "siz onların tesbihini anlayamazsınız" buyurması ile bize haddimizi kesin kes bildiriyor. ( Ben kulumu zikretmezsem kulum beni zikredemez ) sırrını iyi anla. Enaniyyetten uzak ol. İki ene bir arada görülmemiştir. Samimi ol. Tazarru niyazı bırakma. Başka yetkin ve gücün yok. Zikrullah ve buna benzer rahmet-i ilahileri ölçmeye müsait değilsin. ( Evliyama eza edene harp ilan ederim ) buyuruyor, hadis-i kudside Hazret-i ALLAH. Oku ve tefekkür et.


    Piri Galibi
    H.Galip Hasan Kuşçuoğlu
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  8. #2518
    thrdrmml adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-07-2007
    Mesajlar
    1,352
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    ( Ben kulumu zikretmezsem kulum beni zikredemez ) sırrını iyi anla.


    Rabbim bizi bu sırrı anlayanlardan eylesin. bizi bu sırdan ayırmasın, amin.

  9. #2519
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    ALLAH'I ZİKRETMEK İBADETLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR

    Sana vahyedilen kitabı oku. Ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. ALLAH’ı zikretmek elbette en büyük ibadettir. ALLAH yaptıklarınızı bilir.

    ( Ankebut Suresi, 45 )

    ALLAHU TEALA Hazretlerinin ayet-i kerimede buyurduğu gibi, ALLAH’ın zikri en büyük ibadettir. Bütün ibadetlerin kasti ALLAH’ı zikretmektir. Her ibadet ve taat zikrullah ile bezenmiştir. Zikrullah başlı başına en büyük ibadettir.
    Ashab sordular : “Efdal-i zikir nedir, ya Resulallah ? : “Efdal-i zikir, fa’lem ennehu la ilahe illallah, efdal-i şükür el-hamdü lillah” buyurdular.

    Bir kul “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illa ALLAH vardır” diyor ise, en efdal zikri ve ibadetlerin cemisini lisanen dile getirmiş olur. O an o kişi kelime-i tevhidi lisanen ikrar ettiği için müslümdür. Tertip ve emr-i ilahi olarak manasını yaşamaya yükümlü kılınmıştır. Sadakati imanının zuhurudur. Yaşayan insan MÜ’MİN’dir. Rabbım bu gerçekleri cümle kullarına yaşama fırsatı verdiği gibi, yaptığımız ibadet ve taatlarımızı kusuru ile, noksanı ile dergah-ı izzetinde kabul buyursun, amin.

    ALLAH’ın zikrine çeşitli bahanelerle, tahrif edercesine karşı çıkıp “ben biliyorum” edası ile ehl-i zikrin , ehl-i şükrün, ehl-i tevhidin yolunu şaşırtan, suret-i Hak’tan görünüp, şeytanın dahi yapamayacağı tahrifatı yapan, sudan bahaneler göstererek, kendini haklı göstermeye çalışan kişiyi ALLAH ıslah etsin. Hazret-i ALLAH alimlerimizi zü’l-cenaheyn eylesin, amin. Ve selamün ale’l-mürselin ve’l-hamdü lillahi Rabbi’l-alemin.

    Kim Rahman’ı zikretmekten gafil olursa yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.

    ( Zuhruf Suresi, 36 )

    Piri Galibi
    H.Galip Hasan Kuşçuoğlu
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  10. #2520
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,257
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    .

    MÜ’MİNLER ALLAH ZİKREDİLDİĞİ ZAMAN YÜREKLERİ TİTRER


    Mü’minler ancak ALLAH zikredildiği zaman yürekleri titreyen, kendilerine ALLAH’ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir. ( Enfal Suresi, 2 ).

    Halik-ı zü’l-celal biz aciz kullarına, mü’min isminin tecelli ettiği istisna-i kişilerdeki rahmet tecellisini aczimize göre ölçü veriyor. “ALLAH zikredilince kalbleri titrer.” Kaal ve laf ebesi ! Bu türlü şerefe hayatın boyunca rastladın mı ? “Evet oluyor” desen de kimseyi inandıramazsın. Çünkü yaşantın ve icraatın zikrullaha karşı. Menfi tutumun, bu yönlü ALLAH tertibine itirazın, rahmet-i ilahiden mahrumiyetin zuhuru elbette taşlaşmış kalp olacaktı. Sonsuz rahmet-i ilahi “taşlaşmış kalbi ancak gene biz açarız” buyuruyor.

    İnadı bırakalım, kesbiye verdiğimiz önem kadar vehbiyi de önemseyelim. Cüz’i iradenden elbette sorumlusun. Amma külli iradenin üzerine çıkma gücü beşere verilmemiş iyi bil. Müminler, ALLAH’ın Kur’an’da ve arzda zuhur eden ayetleri okunduğu zaman imanları arttığı gibi Rablarına daha çok dayanır ve güvenirler. Yegane terbiyeci Hazret-i ALLAH’TIR, Rab isminin tecellisi her an gerek eşyada gerekse şahıslarda müşahede edilse de. “Habibim, Rabbım ALLAH, de” hitabını hatırdan çıkarma.



    ALLAH’I ÇOK ZİKREDİN Kİ BAŞARIYA ERİŞESİNİZ


    Ey iman edenler. ( Savaşmak için ) her hangi bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve ALLAH’ı çok zikredin ki, başarıya erişesiniz. ( Enfal Suresi, 45 ).

    Gaza meydanlarında ALLAH’ı zikredin, çok zikredin, yüksek sesle şiddetli zikredin ve sabredin. Sabredin ki, başarıya ulaşasınız ve sebat edin. Sabreden zafere ulaşır, müjdesini unutmayalım. Ecdadımızın tarih boyu zaferler kazandığı zamanlar inanarak, sebatla ALLAH’ı çok zikrettikleri zamandır. Zikirle yapılan tazarru ve niyazlar reddolunmaz.

    İrtihal eden iman sahibi bahtiyarları manada gördüğümüzde hassaten ricaları zikir halakalarında yapılan dua ve ruhlarına hediye edilen fatihaların karşılığında ihya olduklarını çok derviş manasında görmüştür. İtimat et, gafil olma. bunlar iman edenler ve gönülleri ALLAH’ın zikriyle sükunete erenlerdir.


    “Bilesiniz ki, kalpler ancak ALLAH’ı zikretmekle huzur bulur.
    ( Ra’d Suresi, 28 ).

    Bu ve buna benzer açık ve sarih, tefsire muhtaç olmayan, Kur’an-ı Kerim’de zikir ayetlerini gördükçe, ALLAH’ın kullarını zikir meclislerine ve zikrullaha teşvik edecekken, bu rahmet-i ilahilerden ALLAH’ın kullarını mahrum eden tedris nasıl bir tedrisattır, nasıl bir ilimdir,bunu anlatan nasıl bir alimdir ?

    ALLAH bu mevzuda tövbe istiğfar nasip etsin. Kusurlarını affetsin. “Ne yapayım, mecbur oldum” mazeret değil. Dünya çok kıymetlidir. İşin ahirete kalmasın. Zalim sıfatından kurtul. Kurtuluşu ahirete bırakma. Ehl-i zikrin bedduasını alma. ( Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste) hitabına dikkat et. Ayetleri iyi oku, tevil tarafına kaçma. Bu abd-i acize inanmaz isen samimiyetle Hazret-i ALLAH’a sor.


    PİRİ GALİBİ H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU.
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •