• Reklam
Sayfa: 4 | Toplam: 639 İlkİlk 123456789101112131454104504 ... SonSon
6389 sonuçtan 31 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: GÂLiBiLiK

  1. #31
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Sayın Celika;
    islama inanan tüm müslümanların söylemleri temelde birbirini desteklemeli, inanılan öğeler rabbin Mürebbi vasfından bize intikal etmelidir. Konular ancak derinliğine inebilir, ayetlerden daha manidar sonuçlar edinilebilir. Bizlere anlatılanın alim, mürşit, bilgin sıfatlarına haiz olanlar için derin manalar çıkarılabilir. Onun dışında söylemlerin amaçları dışına çıkması elbette o ayetleri bizler için yorumlayan büyük mürşit Hz Peygamberin Sünnetine uymamayı doğurur. Bundan Allaha sığınmalıyız. Kuran-ı Kerim kendisine bakılan gönül ve idrakle konuşur, onu anlayabildiğimiz oranda derin manalar sunar. Burada aciz olan insanın idraki, gönlü ve aklıdır. Yoksa Hz. Kuran tekemülü Rab tarafından kurgulanmış bir yol göstericidir. Cünkü Rab, Mürebbi sıfatı ile öğreticidir. Öğretenlerin en hayırlısıdır. Peygamberin mirascıları, Alimler, Mürşitler, Müctehitler kendilerine bırakılan bu ilahi mirasın birer ışıklarıdır. Mümin ve Müslümanları Allahın ilahi nuruna ve İlmine götüren vasıtalardır. Hepsinden Allah razı olsun. Ancak bu ağır bir görevdir sorumlulukları oldukça yüklü, sevapları ise bizim tasavvurumuzdan bile yücedir. Bu anlatımla tebliğ görevi ile mükellef tüm müslümanlar yazdıklarına , söylemlerine çok dikkat etmelidir. Bir ifade bir tarz bir anlatım şekli kalbi İslama ısındırılacak birey için fazilet nedeni olacaktır. Allah kendisine yöneltilen bu hizmetin bir toplumun kurtuluşuna vasıl olacağını müjdelememişmidir. İslam okulları olan tarikatlar, kollar, medreseler, ocaklar ancak kuran-ı kerimin ve Onun müjdecisi hz. resulun önceliğinde haşr olmalıdır. Onun dışındaki bireyler, isimler ancak birer hizmetli, öğretici, ders verici konumdan başka bir yere oturtulmamalıdır. Kimin allahın dostu, evliyası, veliullah olduğunu Alim sıfatı ile Allah bilir. Kim nefsini Allah ilmiyle terbiye etmiştir sadece allah bilir. Bize düşen bilgin ve inançlı bir gözle bizlere emanet edilenle iman etmektir. İslamın içine girmiş Bidat'le mücadele etmektir. Rasulallahın " Benim Ümmetim dünya malı ve kadınla yoldan çıkacaktır" hadisi şerifi ile bizi ilahi yoldan ayıracak bu engelle Kuran'ın emrettiği yoldan mücadele edilecektir. İman tabiki bir kuşa benzer Ço sıkarsanız ölür, az tutarsanız kaçar. Birbirimize öğretmeye çalıştığımız konular hakkında daha vasıflı ve daha düzeyli olmak zorundayız. Bunu şahsınızda islamı savunan tüm müslüman kardeşlerimede söylüyorum. Rehberimiz Hz Resul insanlara hep nazik davranmış. Amcası Hz. Hamza'yı öldüren Vahşi'ye islama girerken bile Müslüman affını göstermiştir.
    Gelelim tarafıma yönelttiğiniz soruya. İslam peygamberlere, Allahın tebliğcileri olarak bakar. Kuran'da bize bildirdiği ve bildirmediği peygamberlerin hepsinin Allahın emirlerini kusursuz yerine getirdiklerini söylemiştir. Hz. Adem'den, Hatemül Enbiya'ya kadar tüm peygamberler özde İslamı tebliğ etmiştir. Neden böyle diyoruz? Allahın vadidinde bir değişiklik yoktur cünkü o yüzden diyoruz. İmanı ve şeri hükümler Allahın varlık ve birliğini hedef alıyorsa, her din ve kitapta bu gerçek aynıdır. Adı İncil'de olsa amacı kuran'daki İslamın aynısıdır. Bu gerçek diğerleri ilede aynıdır. Şimdi bir Müslümanın İsevi olup Hıristiyan olmaması şu anlama gelir. Allah(cc) Kuran'da hz İsa'yı yahudilere peyganber olarak gönderdiğini söyler. Yahudilerin Hz. Üzeyir'i Haşa "Allahın oğlu" olarak görmeye başlamaları ve Hz. Musa şeriatini tahrif edip, tevratı değiştirmeleri üzerine, Kendisine vahyedilen İncil ile birlikte hak yoluna davet etmiştir. O zaman hz İsa'nın daveti hak söylemi rabbanidir. Bunda bir beis yok. Bu yüzden her müslüman aynı zamanda İsevi'dir. Ancak Hıristiyanlık sonradan Allah'ın emanetini tahrif edip en büyük günahlardan birini işlemişlerdir. Hz. Mesih'e " Allahın Oğlu" ve Tanrı demişlerdir. Bu yüzden Müslümanlar şeri anlamda hıristiyan olamazlar. Bu diğer din ve Peygamberler içinde böyledir.
    Son olarak. İnsanoğlu; Topraktan ve sudan müteşekkil nefis, akıl, irade ve İman'la donanmış bir varlıktır. Allah insanın özünü bilen, yanılacağı ve doğru gideceği durumu bilen olarak,Kuran'da ona hitap etmiştir. Bu büyük emanetler ve bu kadar yapılan yatırıma binaen şımaran yola gelmeyen, inkar eden insan kendisine öngörülen ceza ve şiddetten şüpheye düşer. haşa Allah canimidir ki insanlara zulum ediyor der. Oysa cehaleti tüm hakedilenin kendi kazancı olduğunu ona göstermez. Mümin Allahın Cezai tahdidlerinden korkmaz. Onu müminlik vasfı ile bertaraf eder ama hedeflerinde şaşmaması gerektiğinide o cezai yaptırımlara bakarak kendini tazeler. Kuran-ı kerim Bir saadet zinciri değildir. İnsanları boş hayallerle süslemez. O kutsal kitap gerçeğin tüm ayrıntıları ile insanı sever, uyarır, bilgilendirir, tehdit eder, mükafatlandırır, cezalandırır. Oysa Alemlerin rabbi insanlara zulmetmez, insanlar zulmü kendileri hakeder. Hıristiyanların " Hz İsa tüm insanlığın günahını çarmıha gerilerek ödemiştir ona inanlar günahsız olarak cenete gidecektir" deyip Allahın yasalarını çiğnemiştir. Oysa İslam hiç kimseye iltimas tanımaz. Peygamber bile olsa kimse kimsenin günahını affetiremez. Bu yüzden İslam gerçekleri ifade eden insanlara utopik hülyalar kurdurmayan bir dindir. Tabiki bunun nedeni, Müslümanın sadece allahı tanrı edinmesi ve Hz Muhammet(sav) peygamber kabul etmesidir. Kuran'ı yol gösterici bilmesidir. İşte her şeyin temeli budur. Allah din gününün sahibi olarak kendisine halisane inanan tüm insanları kurtuluşa erdirecektir. Onun sonsuz rahmeti hepimizin üzerine olsun. saygı ile
    HAMZA...
    Bu mesaj en son " 17.02.07 " tarihinde saat 20:47 itibariyle HAMZA... tarafından düzenlenmiştir...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  2. #32

    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    Arkadaşlar Hz.Kurandan,Hadislerden,okunulan kitaplardan herkes birşeyler anlar ve anladığona göre İman edinme edindiğini savunma açısından fikirlerini dile getirme ihtiyacı hisseder.Bu Gayet normal.İnsan önce Yaratılış gayesini iyi idrak etmeli!...
    Allah kullarını Aşkı Muhabetinden.Bilinmekliği Hürmetine Yarattı.
    Onun için İlim ALLAH'ı bilmektir.


    Allah hiç bir zerreyi Başıboş sistemsiz Halk etmemiştir.
    Hayrın ve şerrin yaratanı Allah,Kurduğu sisteminde Kullarına tasarufatını vesilelerle gösterir.
    Yegane Mutasarrıf Hz.Allah' Var olan ,varlığın sahibidir.Eşi Şeriki ve benzeri yoktur.O Ahad'dir..Kul İç aleminde ondan gayrıya yervermemek "yanlız ve yanlız Dini Ona has kılarak".Allah bilinci tamam olur.Lailaheillallah manası budur.


    Bütün Alem Bütün Peygamberler,Evliyalar ve Yaratılmış ne var ise LAİLAHEİLLALLAH hürmetine.Bunun idrakı hürmetine yaratılmıştır !...
    Allah Adem Peygamberle Aleme dinini göndermiş.Adına İslam demiştir.Bütün Peygamberlerin Dini İslamdır!
    Allah bir dinide birdir!


    Peygamberlerine Zamana göre Şeriatlar Lütfeden Allah Kullarını Her gönderdiği Yeni Peygamberine tabi olmayı Kemalat olarak Lütfetmiştir.Ama yaratılan kul Yaratılış mizacı itibari ile, inanıp gönül verdiği ne olursa olsun Onu terki Kula zordur.Hele bu İman ve İnancı olunca Kolay kolay Bir şeriat üzere İman etmiş kul o inancını değiştiremez.Allah Yarattığı kulunun bu halini Rahmet olarak halketmiştirki Kul İmanını Bu yaradılışla korur!
    Allah kulların mizaclarını ,Tek nefisten yaratması hasebi ile Bütün ilahi Kitaplarda Misallerle kullarına Anlatmıştır.Herkesin nefsi Aynı yaratılışa sahibdir.Yaratılışta Teklik vardır.

    Kuranda Ehli kitap ayetlerini okuriken Bu Yaradılışı bilmek,Kuran Ayetlerini Kul olarak okumak anlamak için Şarttır.Nefsini bilmek Allahı bilmek için şart koşulmuştur. Bunun ögrenim yeri Tasavvufdur.Tasavvuf tertibi tanzimi ilahidir.Tasavvufsuz din yaşanmaz.Yaşanır gibi görülsede Saliklerinden,hakikatı idraki beklenmez! Çünki !....

    Hayırda şerde Allahın yaratığıdır.Ahad olan Allah bilinmeklik Sistemini Zıtların Ahengi ile oluşturmuştur. Şerin Vesilesi Şeytanı Aleyhillane,Hayrın vesilesi Rahmeti ilahi NURU MUHAMMEDİ Zuhur mercii Peygamberler ve Varisleri Evliyalardır.
    Hayrında şerrinde vesilleri Kıyamete kadar bu vazifelerini yaparlar.
    Kullar Allahın sisteminde Hayrada ,Şerrede vesilelere uymakla ulaşır.Bu Allahın tertibi,Kanunu İlahidir.


    Allahı bilmek bu tertip üzeredir.Vesillerin Güç ve kuvetleri yoktur.Vazifeleri vardır..Peygamberlerin mucizeleride Evliyaların kerametide Allahın bu Alemdeki bizatihi Tasarufatıdır.Vesile ile İşi gören Allah'tır !..
    Tasavvuf büyükleri onun içindirki "Şeyhi olmayanın Şeyhi Şeytandır" demişlerdir..
    Bu güne kadar yazılanları yorumlamak için Bu tertibi ilahi bilinmek mecburiyetindedir.Evliyalar Peygamberinin getirdiği Ahkamdan Zerre uzak duramazlar.Bu İlmi veraset yani Manadır.Bu Akıl ile ölçülebilecek bir ilim değildir
    Yanlızca Madde ile ilgilenmek kişiyi Görünmeyen düşmandan kurtarmaz.Onun vazifesi Kıyamete kadar bakidir.Hayrın vesilesi Evliyaullahla Alemlere verilen rahmete Meleklerin bile ihtiyacı vardır.

    Saygılar.
    .
    Bu mesaj en son " 24.03.07 " tarihinde saat 02:07 itibariyle galibibülent tarafından düzenlenmiştir...
    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

  3. #33

    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    120
    Karizma Gücü
    0
    alıntı bela kız dan



    Gösterdi ............. Gördü anlamına gelmez
    Söyledi .............. Duydu anlamına gelmez
    Duydu ................Doğru anladı anlamına gelmez
    Anladı .................Hak verdi anlamına gelmez
    Hak verdi ............ Inandı anlamına gelmez
    İnandı ................ Uyguladı anlamına gelmez
    Uyguladı ............. Sürdürecek anlamına gelmez

    Bazi seyleri görebilmek icin bakmak yetmez , gönül gözüyle bakmak gerekir.Tipki Kurani Kerimi görebilmek anliyabilmek gibi. bunun için bir mürşidi kamile ihtiyaç vardır.
    Bu mesaj en son " 19.02.07 " tarihinde saat 22:03 itibariyle orhan baba tarafından düzenlenmiştir...

  4. #34

    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    120
    Karizma Gücü
    0

    Mahrumİyetİn İlaci.

    [SIZE="3"]
    NAKİLLE GELEN EMRİ İLAHİLERİ AKILCI DİNE DÖNÜŞTÜRDÜK.ELBETTE İÇİNDEN ÇIKAMADIK.İKİ CAMİ ARASINDA KALMIŞ Bİ= NAMAZA BENZEDİK.

    Hani, Nasrettin Hoca ördeklerin yüzdüğü dereye ekmeğini batırır da, yermiş.
    “--Ne yapıyorsun?” diye sorduklarında :
    “--Ördek çorbası içiyorum” demiş. Mûcit edâsı ile :
    “--Bunu ben îcad ettim, ama ben de beğenmedim” demiş!

    Akıldan öteye yol bulamayan hocam : Sen ördek çorbasını beğeniyor musun? İctihatsız dîn-i İslâm’ı ne hâle getirdiniz? Cezâî müeyyideleri artırmak çözüm değil! Netîceyi gördük : Dîni çıkarına alet eden istismarcılar, din bezirganları, babadan evlâda intikal eden mürşitler, beşik kertmesi şeyhler Hüdâ-yı nâbit türeyip sûret-i Hak’tan göründüler. Fazla tasavvufî bilgiye sâhip olmayan, temiz, îmanlı insanları çıkarcı nâ-ehlin kucağına bilmeden, biz itekledik. Mâsum insanların vebâlini taşıyoruz.

    Güçlü, aklı eren idârecilerimizden ricâm odur ki : Tasavvufun kolları olan tarikatları ilginiz ve denetiminiz altında tutunuz. Yasallaştırmadan buna muvaffak olamazsınız! Daha fecî âkibetler doğmadan, lütfen, yasallaştırın ki, sahtekarları, çıkarcıları başka türlü hayat sahnesinden uzaklaştırmak mümkün değil. Lütfen, beni yanlış anlamayın. Lüzumlu yerlerde mevcut hayat dosyamın yabancısı değilsiniz. Vatanıma, milletime, devletime, hükümetime, cumhûriyetime, demokrasiye, insan haklarına yardımcı olmak istiyorum. Fikrim, gâyem bu! Bütün mukaddesâtım üzerine yemin ederim. Maksadım sizleri eleştirmek değil. Berâberce düşünelim. Bu mevzûda yetmiş küsür sene ne yapabildik, neyi değiştirebildik? Ben söyleyeyim : Çıkarcıların, din istismar-cılarının işlerini daha da kolaylaştırdık. Bir beldede bir tâne mürşit bulmak müşkül iken, beldelerimizi beşik kertmesi, babadan evlâda ve yiğenlere mîras misâli devredilen şeyhlerle doldurduk.

    “Bu Atatürk ilkesidir, tâviz veremeyiz” demeniz, Atatürk’ün yapmak istediğini bilememekten kaynaklanıyor. Meşâyihten Nûrullah Efendi’ye ne demişti Atatürk : “--Efendi hazretleri! Tekke, türbe, ve zâviyeleri ben kapattım. ALLAH bana ömür verecek mi, bilmiyorum. Ama şâyet ömrüm olursa günü gelince bunları yine ben açacağım.”

    Atatürk’ün maksadı iyi anlaşılsın. Açık ve serbest bıraktığı türbeler bizlere birşeyler anlatmıyor mu?! Lütfen, iyi düşünelim de bu örnek milleti nâ-ehlin şerrinden kurtaralım.

    Teferruâtına girmek istemiyorum. Şu kadarını bilmemiz lâzım; tasavvufsuz, tarîkatsız, şeriatsiz, mârifetsiz, hakîkatsiz din olmaz.

    Dîn-i İslâm beşer îcadı olsa idi, akla mantığa göre bir şeyler yapmak elbet mümkün olurdu.
    6’NCI MAHRÛMİYETİN İLACI :
    DÎN-İ İSLÂM ALLÂH’IN YASAKLADIKLARI DIŞINDA GÜZELLİKLERE, GÜZEL OLAN ŞEYLERE KARŞI DEĞİLDİR. Bİ-ZÂTİHÎ DİN GÜZELDİR

    Dîn-i İslâm ALLÂH’ın kullarının dünyâ ve âhiret kemâlâta erdirip, ihyâ olması için rahmet ve merhamet-i ilâhînin kümeleştiği güzellikler manzûmesidir. ALLÂH’ın yasakları dışında, emr-i ilâhîler nefsin de ölçüsüne uygundur. Yasaklanmış emr-i ilâhîler nefsin ölçüsü dışında olup, cezâsının zuhûrundan sonra bütün çıplaklığı ile ortaya çıkar. Çirkinlikler beşerin nefsinin ürettiğidir. Güzelliklerin zuhûruna Hazret-i ALLAH dîn-i İslâm’ı vesile kılmıştır. Emr-i ilâhîler küllü rahmettir.

    Müslüman kardeşim! Çirkinlikleri dînin malı ve parçası gibi gösterenleri tasvip etmediğin gibi, yakınında dahi bulunma. Din mahrûmiyet değildir. “Habîbim, helal kıldığımız şeyleri nefsine kim haram kıldı? Güzel zînetleri giymekten seni kim menetti?” hitâbını iyi anla.
    7’NCİ MAHRÛMİYETİN İLACI :
    NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT İSLÂM’IN ŞARTLARINDAN DEĞİLDİR. İSLÂMIN ŞARTI BİRDİR : “ALLAH’TAN BAŞKA İLAH YOKTUR”

    Bunlar îmanla yükümlü mü’min kullarına ihyâ olmaları için rahmet hazînesinden bahşettiği, lutuf, ihsan ve emr-i ilâhîdir. İslamın şartından değildir “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illâ, ALLAH vardır” diyen beşer ölçüsüne göre -ki, Peygamberimiz Efendimizin de bildirisi bu vecihledir- müslimdir. “Her çocuk dünyâya İslâm fıtratı üzre gelir. Terbiyeye muhtaçtır; terbiyecisi ne ise öyle yapar.” Çocuklar bülüğa erene kadar teklifâta tâbi değildir.

    Kişi ALLÂH’ı biliyorsa müslimdir. Dünyâda ve âhirete gidişinde o kişiye İslâmî pirensipler uygulanır. Namaz kılmayana “müslim değildir” diyemezsin. İnkar ediyor ise küfürdedir. Âyet-i celîleyi tekrar ediyorum : “Habibîm, o bedevîlere söyle : ‘Îman ettik’ demesinler, ‘İslâma’ girdik’ desinler.” Rahmet-i ilâhîyi kısıtlamaya kimsenin hakkı yok. Şunu iyi bilesin ki, ALLAH kulunu rahmetinden yarattı.

    İslâm’ın şartı diye ne âyet vardır, ne de hadîs-i şerif vardır. Millet olarak bu yanlış tutumumuzla müslüman kardeşlerimize cehâletimizden “kâfir” demekle “cihat yapıyoruz” zannettik. Ehl-i kitap’tan ALLÂH’a îman edenlere de “müslim” diyemedik. Nedenini İslâm’ın şartında aradık. Kendi ölçülerimize göre değerlendirdik. İnanan Ehl-i kitâb’a da “gayr-i müslim, kâfir, gavur” dememizin nedeni yanlış aktarılan, İslâm’ın şartı bilgisizliğinden kaynaklanıyor. ALLÂH’ın işine karıştık. Dîn-i İslâm’ı ALLÂH’a öğretmeye kalkıştık! Bütün idârecilerimize küfür isnat etmemizin de tek nedeni bu şarttan zuhur ediyor. Savm, salat, hac, zekat İslâm’ın şartlarından olmayıp, ALLAHU TEÂLÂ Ve TEKADDES Hazretleri’nin kullarına ikram ettiği, ihsan ettiği rahmet ve emr-i ilâhîdir. Şartın anlamı başkadır; îmanın altı şartının olduğu gibi.



    İki âlemde tasarruf ehlidir rûh-ı velî,

    Deme, kim, mürdedir, bundan nice dermân ola!.

    Rûh-ı şimşîri Hüdâ’dır, ten, gılef olmuş ana,

    Dahî alâkâr eder, bir tiğ kim üryân ola.



    Hazret-i ALLAH Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’da kullarını uyarıyor : “Siz onlara “ölü” demeyin. Onlar diridir fakat siz bilmezsiniz.” Diri oldukları gibi, dereceleri nisbetinde velâyet makâmına erişmiş velînin iki âlemde de tasarrufatları vardır. Yâni müsâde edildiği kadar icraata yetkili kılınmıştır. Maddî hayatta iken de rûhî icraatları vardı. Verilen yetki geri alınmaz. Verdiğini geri almak beşerin zaafıdır. Dünyâda iken cesedin ve rûhun da icraatı vardı. Ruh vücut kınında olduğundan tasarrufatları avamın müşâhedesinden rahmet-i ilâhî olarak gizli idi. ALLÂH’ın kılıcı olan rûh-ı velî cesetten çıktı, daha keskin oldu. Onlar cesetli iken rahmet tecellîleri idiler. Rûhen de merhametlidirler. Kılıç vurmazlar ama nasipsiz, îman fukarâsı kendisini kılıca vurur.

    Sakın “ölüden ne bekliyorsun ? O öldü, murdar oldu, çürüdü, bitti” demeyesin. ALLÂH’ın mânevî tertip ve tanzimini inkar, Hazret-i ALLÂH’ı inkar olmuyor mu? Gerçeği müdrik isen her zuhûratta, her icraatta Hazret-i ALLÂH’ı rûhen görür, gayrının vesîle olduğunu anlarsın. Hazret-i ALLAH Azrâil (aleyhi’s-selâm)’a can alma vazîfesini verince :

    “--Yâ Rabbi, bütün kulların bana lânet ederler” diye sızlandı. Hazret-i ALLAH buyurdu :

    “--Ben öyle sebepler halk ederim ki, kimse seni suçlamaz.” Azrâil cevâben :

    “--Yâ Rabbi, öyle kulların vardır ki, sebep de görmezler!”

    “--Yâ Azrâil, o kullarım seni değil beni görürler.”

    İşte bu mânâyı idrak edebiliyorsan, yalnız minâreyi değil, alemi de görebiliyorsan!... Âlemdeki kuşu gör. Yetmez, kuşun ağzındaki tüyü gör. Bu rahmet-i ilâhîler yaratılışın sırrı benî Âdem içindir. Sây-i gayretine bağlanıp, “--yeter” deme. “Yeter” fikri gaflettir.



    Mürşid-i kâmil kime ta’lîm eyledi?

    Her varaktan okuyup, tefsîr-i Kur’ân eyledi.

    Levh-i dilden okuyup, bî-harf ü savt Ümm-i kitâbı,

    Hak Teâlâ ilm-i Hıdr’ı ona ihsân eyledi.

    ***

    Kâmil doğarmış ehl-i Hak, doğmadan evvel anası.

    ***

    Demişsin, “görmedi kimse beni, bu âlem içinde!”

    Nedir yâ, bunca yüzden seyrân olduğun câna?!..

    Mekanlardan münezzehsin, senin zatı şerîfin çün,

    Nedir, bu kalb-i virânımda mihmân olduğun câna?

    ***

    E V L İ Y Â

    Mevlam kullarına seçip göndermiş,

    Bir uyarıcı, bir candır Evliyâ.

    Hazret-i Kur’ân’da beyan eylemiş,

    Lutf-ı Mevlâ, âlişandır Evliyâ



    Nedîm-i ilâhî, vârisü’n-Nebî,

    Hakk’ın irâdesi, ilmin mektebi,

    Rabbim tekmil etmiş onda edebi,

    İnsan-ı kâmildir, şandır Evliyâ.



    Hayâda Hazret-i Osman misâli,

    Sadâkette Ebû Bekir’dir hâli,

    Adâlette Ömer, takvâda Ali,

    Dört kitabın cemi, dindir Evliyâ.



    Nûr-ı Muhammedî tezâhürüdür,

    Hâl ilmine vâkıf, mânâ eridir.

    Mekârim-i ahlâk ezre yürütür,

    Yol arayanlara yöndür Evliyâ.



    Zamâna göredir eğitim tarzı,

    İrşâdıyla süsler, bezeyip arzı.

    Öğretir sünneti, vâcibi, farzı,

    Hak’tan kullara ihsandır Evliyâ.



    Tertîb-i tanzîm-i ilâhî olup,

    Rab terbiyesini ezelde alıp,

    Mürşit sıfatıyla âleme gelip,

    Âlim sıfatıyla gündür Evliyâ.



    Rahmet bir zamâna mahsus gelmemİŞ

    Mürşitsiz, mânâsız bir dem olmamış.

    Yaradandan ümit kesmek bilmemiş,

    Gönüllere tâze kandır Evliyâ.



    Böyle bir Sultâna verdim sözümü,

    GAYRETÎyim-gönlümü, hem özümü.

    Onu sevdim, onda açtım gözümü,

    Can arayanlara candır Evliyâ.



    SAYĞILARIMLA

  5. #35
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Kelime-i tevhidin mana ve anlamını manamızda ve maddemizde acabasız yaşadığımız zaman bariz görülür ki, yaratılışın sırrı, semavi şeriatların özü, dört kitabın ve suhufların ihtiva ettiği mananın aslı tevhiddir.
    Tevhidin dört mertebesi vardır : “Kelime-i tevhit, tevhid-i sıfat, tevhid-i e’fal, tevhid-i zat.” Bir kimse lisanen kelime-i tevhidi telaffuz ediyorsa, beşere verilen ölçüye göre o kişi müslümandır. Bu ölçü beni Adem için yeterli olup, Peygamber Efendimizin de beyanları bu vecihledir.

    “ALLAH'TAN BAŞKA İLAH YOKTUR, ” diyorsa bir kul, o anda biz acizlerin başka yönlü ileri geri fikir beyan etmemiz muhaldir, tehlikelidir. Gerçekleri ölçmek ancak ALLAH’a mahsustur. Haddini bil. Haddi aşmayasın. Tevhidin anlamına ters düşen hallerini görebiliyorsan kabiliyetin ve ilmin nispetinde uyarmaya çalış, o ademi : ALLAH’ın rahmetinden ümidini kestirmeden... Cennetlik ve cehennemlik ölçüsü ALLAH’a mahsus olup beşer ölçüsü bu kadar ileri gitmemeli. Kulluk sıfatına leke düşürür. Hüküm ancak ALLAH’a mahsustur. Beşer bu türlü ilim ve bilgiye muktedir yaratılmadı. Peygamber efendilerimizin de ölçüleri dışındadır. İnsan nereye kadar muktedir ? Bu rumuzu iyi bilmek lazım.

    Bu türlü bilgi ve ilme bugün daha çok muhtacız. Yoksa hurafe ve bidatlara yönelmek kaçınılmaz olur. Nefis dini akılcı prensiplerine uyduruverir. Hani kadının ineği kayıp oldu. Şöyle niyaz edermiş : “ALLAH hocanın nazarından saklasın” dermiş. “Teyze niçin böyle söylüyorsun” diye çıkışınca cevaben : “Yavrum kitabına uydurur da yeyiverir ” demiş. Gerçek hoca efendilerimizi tenzih ederim. Ne kadar acıdır ki bizler “hoca” kime denecek onu da bilemiyoruz. Camilerde hizmet yapan tüm kişilere bu sıfatı hemen yakıştırıyoruz. Her gördüğümüz sakallıya “dede” dediğimiz gibi. Bu türlü anormal hadiselerin mayası bilgisizlik ve cehalettir.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  6. #36

    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    Es Seyid Es Şeyh Hz.Pir Galip Hasan Kuşçuoğlu.
    Kadiri Rufai Galibi Şeyhi, Piri Galibi.Maraş Fatihi olarak anılan Kadiri ve Rufai Şeyhi Seyid Ali Sezai Kurtaranın Halifesi Maraşlı Hacı Mustafa Yardımedici den 1956 yılında Allahın tertip ve tanzimi Hilafet icazeti verilen 51 senedir Manevi vazifesini İnsanlara İslamı Anlatmak ve Yaşatmak üzere Devam ettiren ,1993 senesinde Kadiri ve Rufai tariklerinin birleşiminden Manevi Meclisin tebliği ile 800 senedir ilk defa Galibilik kol olarak Verilen.O günden itibaren Pir olan Galip efendi.Türkiyenin çeşitli şehirlerinde bulunan Tevhid cami ve dergahlarında yaptığı sohbetleri ,Yazdığı ve Ücretsiz dağıttığı kitapları, Milyonlarca Ücretsiz dağıtılan Cd ve sohbetleri ile ,Hiç Aralık vermeden yarım yüzyıldır Kurduğu Zikir halakaları , Dergahı ve vakfı Aracılığı ile Tesbit edilmiş binlerce gerçek fakir fukaraya Yılın 365 günü,on binlerce günlük ekmek dağıtması,Yemek ve ihtiyaçlarını görebilecek dergahlarda Hizmete dönük sistemler kurması, Kendisinin ve Dervişlerinin Allah için Yaptıkları yardımları Kimselere reklam etmeden yarım asırdır aralıksız devam ettirmesi,."Aynası iştir Kişinin, lafa bakılmaz" İnancı ile !.. 21. yüzyılda Muhammedi Tasavvufun zamana uyumlu yaşanabilirliğini.Aleme Göstermesi !.. O'nun halini anlamaya,delil arayana kafidir !..Dünyanın Bütün dini liderlerine ve Devlet başkanlarına İslamı Anlatan mektuplar göndermiş,Dünyanın dört bir yanından İslamın Hakikatına saygı duyan Devlet ve din adamlarından Teşekür Mektupları almış,Bu mektupları ve dergah ne demek Tasavvuf 21.yüzyılda nasıl yaşanırı Ankara, Antalya ,Konya GaziAntep,Urfa da açılan 21.Yüzyılda Muhammedi Tasavvuf sergilerinde Sergilemektedir.
    Dergahını Siyaset ve Maddi Alışverişten tamamen Uzak tutan dünyanın çeşitli ülkelerindede birçok evladı ve dergahının zikir halakaları kurulan Bu gün ihvanının Milyonları Aştığı ,Hz.Pir Galip Efendi Peygamber Efendimizin Gerçek varisidir.
    Buna Şahid arayana Allah ve Resulu yeter.
    Biz onun manevi tüm evlatları onun bu Vazifesinde Şahidleriyiz.

    El emeği Mobilya ustası olarak kazandıkları ile Ömrünü hiç kimseden Maddi bir beklentisi olmadan Asalet içerisinde geçiren Hz.Pir Galip Efendi.Şahid olarak devletini ve Milletini Gösterir.Devlet Güvenlik Mahkemelerinde Şeyhliğini ifşa edebilecek Hakikatte 51 sene Manevi vazifesi başında milyonu aşkın Dervişini İnsanlığa hizmet yolunda götürmesi,İslama hizmetle Geçirdiği 88 senelik Ömrü ,Yaşadıkları ve yaptıkları onun her sahadaki Güvenilirliğinin Şahididir.
    G&#194İBİLİK
    Ağustos 1993 tarihinde manevi meclisin kararı ile Kadiri ve Rufai tarikının rahmet zuhuru birleşimi “Galibi” olarak kol lutfedildi. O mecliste bulunan ALLAH’ın rahmet sıfatlarının tecelli ettiği yol bahtiyarları Gavsu’l-azam Seyyit Abdulkadir Geylani, Seyyit Ahmede’r-Rufai, Şeyh Ahmet Yesevi, Şeyh Ahmed Kuddusi, daha nice manevi büyüklerimiz tebliğleri ile hayli kişilerin manalarında da zuhuru görülmüş.ve dosyada mevcuddur Rabbım layık kılsın ve bütün kullarına istifade etmelerini nasip eylesin. Amin. Rabbımın lutf u ihsanı olarak “Galibilik” kolu verildi.
    ALLAH ve Resulüne inanan insanlar için zevk alsınlar, bilsinler ki, maksad-ı ilahi yalnız madde değil. Bu abd-i aciz bazı manevi tecelliyat ve görgüleri az da olsa açıklamaya çalışıyorum. Beşer ölçüsüne göre açıklamalarda dün varlık ve riya olur korkusu galipti. Zaman zaman bu türlü gizliliğin inanan insanlara zarar verdiğini gördüm. İnsanların anlayacakları ölçüde ehlinin anlatması gerekli. Çünkü küfür bütün çıplaklığı ile meydana döküldü.bilenler rahmeti ilahiyeyi hala bildiğimiz kadarı ile anlatmıyacakmıyız . “Biz arza nice ayetler indirdik” yeryüzündeki gökteki ayetleri lutfu ilahi ile az çok okuyup zevkini alanlar bu ayetlerden bahsedemiyecekmi ehli bu yönlü manevi ilimlerini gene kabremi götürecekler o mana ilmi dünya için gerekli kılınmış eşyayı yerinde kullanmayı bildiğin gibi metafizik olan manayıda yerinde kullanamıyacakmıyız? kullanma yeri .dünyadır gafil olmayalım !...

    Galibilerin Dünya ve Ahiret Künyesi.

    "Biz Ahad olan Allah'a,Onun gönderdiği Peygamberi Hz.Muhammed Mustafa s.a.v.me,Ona Verdiği Hz.Kurana bağlı.Edilleyi Şeriyeye uyumlu, Kitap,Sünnet, İcma,Kıyası Fukuha Pirensibi ile İtikatta Meshebimiz İmamı Maturidi,Amelde Mezhebimiz Hanefi,Meşrebimiz Alevi(Ben İlim Şehriyim Ali Kapısı Hitabı Resule uyarak) Yol Olarak GALİBİ'yiz !.."

    Es Seyid Es Şeyh Hz.Pir Galip Hasan Kuşçuoğlu.

    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

  7. #37

    Kayıt Tarihi
    23-01-2007
    Mesajlar
    359
    Karizma Gücü
    0
    “İÇTİHADIN HER DEVİRDE ORTAYA &#199KARACAĞI TABLOYA ŞERİAT VE DİYANET DENİR.”

    Her devirde düzenlenmesi lazım olan bu tablo, o zamanın yetkili kişileri fitne olur zannı ile bütün şeriatların düştüğü akıbete şeriat-ı muhammediyi de diğer şeriatların uğradığı tahrifattan nasibli kıldılar, içtihadı durdurdular.. 1200 senedir çizilmedi, nedense, çizilmek de istenmedi; muhkem ayetler ve müteşabih ayetler dışında her an içtihada luzumlu ayetleri dinde de tertib-i ilâhiye sonradan dönüşen zamana uyum sağlayamadığından katılaşmış gibi yer yer gülünç durum arz eden görünümlü içtihatsız şer’i kuralları halâ zamana uyum sağlamaktan uzak hale getirildi!. Şeriatın geçerliliğini korumuş toplumları kardeşliğe götürecek bir olay gösterebilir misin!.

    İçtihatsız bırakılmış da ihya olmuş, neşvü nema bulmuş izahı mümkün bir görünüm buldunsa bana da göster!. Ticaret mi, ziraat mi, sanat mı, tıp mı, adalet mi?.. Vatan müdafaası için 1000 sene evvelinden kalmış düzenini zamana göre ayarlamamış ordu gördün mü?

    Toplumları idare eden prensiplerin zamana uyum sağlıyamayan idarelerinde ayakta kaldığını gösterebilir misin?

    Toplumlara hizmet babında cumhurun kendi kendini idare etmesinden ötürü demokrasi ile uyumlu cumhuriyetten ve bu güzelliklerin birbiri ile birleşiminden zuhur eden kasdi dinsizlik olmayan laiklikten daha güzelini buldunsa beraber mütalâ edelim ve kullanalım!.

    Bu asil, necip milletin, Hazret-i Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in ümmetinin yeri uşaklık ve kölelik değil, efendiliktir. Bu efendiliği bulalım lutfen!. Zira beylik her şahsa yakışır!. Efendilik ise sıfattır her sahada muvaffak olmuş, mekarim-i ahlak üzere yaşayan insanlara verilen özel isimdir, zirvesi peygamber efendilerimizde zuhuru daha bariz görülür!..

    “HİKMET MÜ’MİNİN KAYIP MALIDIR; NEREDE BULUR İSE ALSIN” hitabını iyi anlayalım!

    “Her ne kılmış ise adalettir Cenab-ı Kibriya

    Her kazaya her belâya kıl rıza ALLAH kerim.”

    Yaşantımızda ve insanlara karşı tutumumuzda, ALL&#194’ın merhamet sıfatının bu yönlü nefsimizde zuhur etmesini tazarru ve niyaz edelim ki, Rabbimizın ihsan eylemesine vesile kılınsın! Bu isteğe lisanla başlanır ama, hâle dönüşmedikçe isteğin muallakta kalır. “Yer ehline merhamet et ki, gök ehli de sana merhamet etsin.”

  8. #38

    Kayıt Tarihi
    23-01-2007
    Mesajlar
    359
    Karizma Gücü
    0
    İslamiyetin kelime olarak ifâdesi “Lâ ilâhe illallah”tır. Yâni, ALLAH' tan başka ilah yoktur, illâ, ALLAH vardır” diyen kişi, beşerin başka ölçüsü yok, ALLAH’a inanan kul müslümandır!.

    Anlamını yaşıyorsa, ölçü ALLAH’a mahsus olup, mü’mindir. “Size din olarak İslâm’ı seçtim, dîninizi tamamladım” tebliği umûmîdir. Cümle peygamber efendilerimizin getirdiği şeriatlerinin anlamını kapsar; mana itibarı ile kelâm İslamiyet’tir!...

    “Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye, din olarak Nuh’a tavsiye ettiğimizi, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tavsiye ettiğimizi, sizin için hukuk düzeni yaptı. Fakat kendilerini çağırdığın bu nizam ALLAH’a ortak koşanlara ağır geldi. ALLAH dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.” (Şûrâ Suresi, 13)

    Sonra gelen semâvî din, evvel gelen dîni iptal etmez. Edemez de!. Semâvî din bir tânedir. Şeriatler kulların tekâmülüne Göre ihsan edilmiştir. Gerçek budur.! Hazret-i Allâh’ın Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’daki beyânı budur. Bunun dışındaki düşünceler îmanla bağdaşmadığı gibi, toplumlar arası düşmanlıktan başka bir şey getiremez, getirmedi de!.. Toplumlar arası dinde düşmanlık bu çarpık bilgiden gelmiştir. Çarpık bilginin Hıristiyan âlemini engizisyona sürükleyen ve haçlı seferlerinin çıkmasına sebep olan, sonraki gelen ALLAH elçilerini kabul edememekten doğmuştur!. hakikatlerin zahirde görüldüğü şer’î hükümler insanların kemâlâtına göre tanzim edilmiştir. Allâh’ın elçileri vâsıtasıyla tebliğ edile gelmiştir. Elçiliklerinde ayrılık yoktur. Kur’ân-ı azîmü’ş-şân’da: “Evvelki gelenleri tasdik, sonraki gelecekleri de müjdeleyici olarak gönderdik” buyurdu, Hazret-i ALLAH.!. Öyle ise toplumlar arası bu düşmanlık ve ayrılık niye?


    Nur-u Muhammedi; Adem safiyullah’tan, kıyâmete kadar geçerli olan, Allâh’ın elçileri vasıtası ile cümle ALLAH kullarına bahşedilen rahmet-i ilâhînin ismidir. “Lev-lâke lev-lâk, le-mâ-halâktü’l-eflâk” (Sen olmasa idin, Habîbim, eflâkı yaratmazdım) hitâbı tek şahısa değil umumidir. Yaratılışın sırrı Nûr-u Muhammedî olup, peygamber efendilemiz de zuhur ettiği gibi, vârislerinde, evliyâullah’da, velîlerde ve mü’minlerde zuhur eden rahmet-i ilâhînin özel ismidir. İsm-i mef’ul olup, övülmeye layık bir çok güzel hasletlere sahip olan ism-i hastır.


    “Nur-u Muhammedi” kıyâmete kadar da devam edecektir. Aksini düşünmek Allâh’ın adâletine ters düştüğü gibi, peygamber efendilerimizin ümmetleri arasında yakınlığa halel getirildiğini telafisi mümkün olmayan duşmanlığa dönüştüğünü emr-i ilâhiyeye uygun gözle bakar isek görmemiz mümkün:!..


    Bu rahmet-i ilahinin ahir zaman nebisi Peygamberimiz Efendimizde zuhuru görüldüğü gibi, bilcümle peygamber efendilerimizde de zuhuru görülen rahmet-i ilâhiyenin mevcudiyeti de Nuru Muhammedi’dir!. Kıyamete kadar devam edecektir inşâ-ALLAH!... Hiç şüphe olunmaya. Rahmet-i ilahi mevzi değil, küllidir. Her kulunu ihata etmiştir. Adil-i mutlak yalnız Hazret-i ALLAH’dır...

    “Lâ ilâhe illallah” (ALLAH’tan başka ilah yoktur, illâ, ALLAH vardır) diyen kişi hangi lisanen olursa olsun, aynı mânâyı söylüyorsa beşer olarak emri ilâhiye göre senin aciz ölçünle değil o kula “Müslümansın” demekle yükümlüsün başka ölçün yok, kardeşimizdir, “kanı, katli haramdır” buyurdu, Hazret-i Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz.


    Ve yine şöyle buyurdu: “Gaza meydanlarında ‘Lâ ilâhe illallah’ deyinceye kadar mütecavizlerle Cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allâh’a âittir.”


    Bu gerçekler böyle anlatılmadıkça, ALLAH’a inanan insanların, hemcinsine karşı husumetleri devam ettiği gibi, yanlış din bilgilerinin neticesi düşmanlığa dönüşecektir. Şüphen olmasın.. Tarih boyu böyle olmadı mı? Hakikate dönelim.. Esasları tahrif ederek bir yere varamayız.!.


    Îmânın altı şartı olan âmentü’nün de anlamı ile teleffuzu ilan edilmiştir. Cemaatler tarafından Hazret-i ALLAH’ın bildirisine uyulmasa da, gerçek budur; sebeb ne olur ise olsun. İslam’a girişle ilgisi olmayan beş şartın, anlamı yeteri kadar izah edilemedi ise zamana göre emr-i ilâhinin gerçeğini müdrik ve uygun düşünen toplumları Hazret-i ALLAH’ın emrine muhalefet ettiği gibi, inananlar arasında da ayrılığa sebeb olmakla yetinmediği gibi, Ehl-i kitap nefsinin, sesinin mahkumu olarak toplumlar ahir zaman ümmetini hatta ümmet-i Muhammed’in bilgisizce hakikat dışı horlanmasına, dışlanmasına sebeb olunmuştur!

    Nasıl mı? Hâlâ demiyor muyuz, “namaz kılmıyor ise, oruç tutmuyor, hacca gitmemiş ise, şahadet getirmiyor ise kafir, gavur, gayr-ı müslim!..”



    HZ. ALLAH’ın Kur’an-ı Azimü’ş-şan’daki bildirilerini dinle:


    “İSA ONLARDAKİ İNKARCILIĞI SEZİNCE: ALLAH YOLUNDA BANA YARDIMCI OLACAKLAR KİMLERDİR? DEDİ. HAVARİLER: BİZ ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARIYIZ. ALLAH’A İNANDIK. ŞAHİT OL Kİ BİZLER MÜSLÜMANLARIZ, CEVABINI VERDİLER!.

    (Al-i İmran Suresi, 52)

    “İBRAHİM NE YAHUDİ, NE DE HIRISTİYAN İDİ. FAKAT O ALLAH’I BİR TANIYAN, DOSDOĞRU BİR MÜSLÜMAN İDİ! MÜŞRİKLERDEN DE DEĞİLDİ.”

    (Al-i İmran Suresi, 67)

    İyi anla ki İslâmiyet hiç bir toplumun ve herhangi bir ümmetin tekelinde değildir umuma şamildir. HZ ALLAH'a inanan herkes müslümandır.

  9. #39
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    İyi anla ki İslâmiyet hiç bir toplumun ve herhangi bir ümmetin tekelinde değildir umuma şamildir. HZ ALLAH'a inanan herkes müslümandır

    Allah , Kuranda bildirdiklerinin aksini iddia edenlerin cezasını bu dünyada ve ahirette versin.

    Yarabbi , Peygamberini ve o na indirdiğini inkar edenleri müslüman olarak görenleri onlarla ahirrette beraber haşreyle.


    selam ve dua ile,

  10. #40

    Kayıt Tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    394
    Karizma Gücü
    0
    HZ. ALLAH’IN ZATÎ SIFATLARI
    Vücut: Var olması
    Kıdem: Evveli olmamak
    Baka: Sonu olmamasıdır
    Vahdaniyet: Tek olması
    Muhalefetün li’l-havadis: Yarattıklarından hiç bir şeye benzemez
    Kıyam bi-nefsihî: Mekâna ihtiyacı yoktur.

    HZ. ALLAH’IN SÜBUTÎ SIFATLARI
    Sübutî sıfatlarından efdal-i mahluk, şerefli mahluk olan, bilcümle Benî Âdem’e bir nebze cüz’î ihsan edilmiştir.

    Cenab-ı Hakk’ın görüşünde hudut yoktur!.
    Benî Âdem’de ise, ihsan edilen subut sıfatlarından bir nebze ihsan edilmiş olup, küllî değil cüz’îdir, hudutlu ve ufukludur!...

    Hayat: Diri olması. Diriliği ebedi ve ezelidir; hiçbir kaynağa muhtaç değildir.
    İlim: Her şeyi bilmesidir. Yegane alim odur, ilmin her dalı onun yedindedir.
    Semî: Her şeyi işitmesidir. İşitmesinde sınır yoktur.
    Basar: Her şeyi görmesidir. Cümle yaratılmışların görgü ufku vardır; Allâh’ın görgüsünde ufuk yoktur.
    İrade: İstediğini dilemesidir. Hiçbir yarattığına sorumlu değildir.
    Kudret: Her şeye gücü yetendir. Alemde görülen güç Allâh’ın taktiri kadardır.
    Kelâm: Söylemesidir. Her zerrenin anlayacağı lisanla konuşur.
    Tekvin: Her şeyi yaratan O’dur; başka yaratıcı aramak şirktir.

    HZ. ALLAH’IN FİİLÎ SIFATLARI
    Hazreti Allâh’ın fiilî sıfatları ise beşer gözünün gördüğü, göremediği, Hazreti Allâh’ın fiiliyatı olup, mecazidir, izafidir, bizatihi değildir.
    Her hangi görünen eşyaya,Yaratılmışa “Allâh” diyemezsin; çok dikkat et!..
    Bu gerçeğin hilâfına nice ilim sahipleri perişan olmuştur; dikkat et! Yaratılana yaratan süsü vermeyesin!..

    Dikkat: Yaratmak cevheri ve arazı olmadan bir şeyi meydana getirmektir!..
    İhya: Diriltmek
    İmate: Öldürmek
    Tahlik: Yaratması, cevheri ve arazı olmadan bir şeyi vücude getirmesi
    Terzîk: Rızıklandırmak

    Özet olarak; Allâh’ın isimleri bu şekilde izah edilse de, Hazreti Allâh’ın isimlerini anlatmaya beşer muktedir değildir.
    Yarattığı yaratıkların adedinde de çoktur, denilir.


    PEYGAMBER EFENDİLERİMİZİN SIFATLARI
    Sıddık: Doğruluk
    Emanet: Emin olmalarıdır
    Tebliğ: Allâh’ın emirlerini kullarına duyurmasıdır
    Fetanet: İnsanların en zekisi olmalarıdır
    İsmet: Kusursuz, günahsız olmalarıdır

    Peygamber efendilerimize bu sıfatlarların Hazreti Allâh’ın ihsan ettiğini, günah işlemiyecek halde yaratıldıklarını unutma!.
    Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •