Arkadaşım Emri ilahi yazılıyo.Sen yorum yapıyosun.
Onlarla aramızdaki haddi hududu ben koymadım Allah koydu.Sen üzerine söz yazıyosun.
Ümmeti Muhammede düşen.İŞİTTİK VE İTAAT ETTİK.
Arkadaşım Emri ilahi yazılıyo.Sen yorum yapıyosun.
Onlarla aramızdaki haddi hududu ben koymadım Allah koydu.Sen üzerine söz yazıyosun.
Ümmeti Muhammede düşen.İŞİTTİK VE İTAAT ETTİK.
Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.
Arkadaşım Emri İlahi Üzerinde tartışma olmaz.
Kimse kimseye kafir kelamını kullanamaz.
Allah yok diyene kafir denir.
Kuranda hüküm bildiren ayetlere.İŞİTTİK VE İTAAT ETTİK denir !..
Allaha teslimiyet.İmandır.BİZ SADECE ONA TESLİM OLANLARIZ İman edenin söyliyeceği sözdür.
İman eden her kul Müslümandır.Her müslüman İman eden demek değil.
Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..
Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu
ALLAH:hzALLAH
Galibilik Adı altında açılan bu sitede yazı yazanlar iyi Bilsinler ki!...
Biz Burda Efendimin Görüşü bu diye yazmıyoruz.BU ALLAH'ın Emri olduğu için yazıyoruz.
Hz.Pir Galip efendinin Allahın Kelamından Hz.Kurandan ve Hz.Peygamberin yolundan gayrı hiç bir yolu yoktur.
Bütün Ümmetlerin Birbirine düşman olmasına sebep olan Allah'ın Dininde olmayıp var gibi gösterilen,Bu Zamanda Haledilmesi ve Aslına dönülmesi Mecburiyet olan Hakikatı Anlatmaktan başka bir kastıda yoktur.Hz.Pir Galip Efendi Allah Ve Resulunun vazifelendirdiği Allahtan Başka İlah Olmadığının gerçek Şahidi,Abdi Aciz olduğunun Her Hücresi ile şahidi Zamanul Evliyadır.
Bildirilen Hakikata karşı çıkan arkadaşlar.Edindikleri bilgileri buraya taşıdılar.Rahmeti İlahi olan Ehli kitaba karşı Had ve Hududumuzu bildiren Ayetlere sanki Cenabı hak kerhen söylemiş gibi,Ehli Kitabın tarih boyu içine düştüğü hataları anlatan İnsan olan herkesin aynı hataya düşebileceğinin bizlere anlatıldığı ,bunlara ümmet olarak dikkat etmemizin tavsiye edildiği ayetlerle EMRİ İLAHİYE sanki muhalefet eder gibi bir hal takındılar.
Tarih boyu onların düştüğü hatalara ümmet olarak bizimde düştüğümüzü görmek bile istemediler.
Tevrat ve İncil Ehli hakında Onların kitapları tahrif oldu deme Saygısızlığını gösteren Arkadaşlar,Aynı saygısızlığı yapan Kurana karşı laf söyleyen edepsizleri Kınama hakkını Kendilerinde nasıl bulur.İnsanların inançlarını kabul etmeyen bir zihniyet Kendi İnancına saygıyı nasıl bekler.
Ne Onların yaptığı nede Onlara karşı olanların yaptığı DOĞRU DEĞİL.Emri İlahiye Muhalefetden başka birşey değil.
En Mütekamil Şeriatta bize bildirilen Ehli Kitabı kabul etmemiz ve Onları Korumamızdır !..Allah bir tek ÜMMET DİLEMEDİ.
İsa a.s geldiğinde Onu Kabul etmeyen Tevrat ehli Hz.Muhammed s.a.v. geldiğinde onuda kabul etmemişti,İsevilerde Kabul etmediler.Bu Onların elbette hatası lakin Yaratılış Fıtratına göre Kınamamız doğru değil.O sebepten Hz.Allah Onlara karşı bizlere had ve Hudut çizen Ayetler indirdi.Peygamber Efendimiz Onlarla Anlaşmalar yaptı.KASTI İLAHİ HAYIRDA YARIŞMAK !..
Ama her ümmeti saran hastalık bizide sardı.Benim Peygamberimi kabul etmeyen Kafirdir.HASTALIĞI.Bunu bütün Ümmetler dedi.Herkes kendi Peygamberini En Üstün gösterme sevdasında.Peygamberlerin isnadı olmayan,Allah en yakınlık ve üstünlük ifadesi OĞUL dediler.Bize açıkça bildirilen ALLAH Oğul edinmezEmri, bizede ALEMLER BİZİM PEYGAMBERİMİZ hürmetine yaratıldı,En Üstünü bizim Peygamberimizdi Onu Kabul etmeyende Kafirdir,dedirtti...
Ne Onların ,Nede Ümmeti Muhammed olup onlara karşı söylenenler HAKİKAT DEĞİL.
HAKİKAT Adem a.s. Kıyamete kadar Tek din İSLAMİYET.
Bütün Peygamberler İslamiyet üzere geldiler,Tevhidi yani Allahtan başka İlah olmadığını tebli ettiler.Verilen Şeriatla anıldılar.Hiç birini diğerinden Ayrı Görmemek Emri İlahi ile bizlere bildirildi.Allah her Şeriat sahibini Peygamberinin izinde gideni Mümin kabul etmemizi,Allah var diyeni Müslüm görmemizi biz aciz kullara Emretti.Emrettiki Kullar arası Din adına Allahın emri diye birbirimizi yemeyelim !..
İnsanlar üzerinde tahaküm kurmanın en kolay yolu Allah adına din adına Oluyor.Tarihteki tüm tefrikalar bu sebepten oldu.Allah adına diye Allahın hakikatleri çiğnendi.Her Ümmetin içinde bu hastalık fazlaca görüldü.
Tevrat ehli Keşke Hz.İsa gelince ona tabi olsa idi,İncil Ehli keşke Hz.Muhammed gelince ona tabi olsa idi Bu KEMALAT olurdu.Ama yaratılışa göre bu çok zor.Onun için kendi şeriatında kalmak kişiyi kafir etmez.
Dönüş Allah'a ,Allah'a ve ahiret gününe inanıp kim iyi işler işlerse.ONLARA KORKU YOK !.Vadi İlahi Bu.
Ümmeti Muhammed olan Galibiler
Allah'ın Kullarını birbirlerine düşman olsun diye yaratmadığının bilinci ile.En Mütekamil şeriat Olan Şeriatı Muhammediye Bütün insanlığı davet Bizim işimiz.Ancak Cümle Allah kullarını Kendi Şeriatlarında kalmalarından ötürü kafir gavur olarak görmek bizim işimiz değil.Hiç bir Kulun işi haddi değil.
Galibilik sitesine yazı yazan arkadaşlar Galibilerin bu hakikatı Duyurmakla vazifeli olduğunu ve bundan dönüş olmadığını iyi bilsinler !.
BismillahirrahmanirrahimSANA DA, DAHA ÖNCEKİ KİTABI DOĞRULAMAK VE ONU KORUMAK ÜZERE KİTAB’I GÖNDERDİK. ARTIK ARALARINDA ALLAHIN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMET; SANA GELEN GERÇEĞİ BIRAKIPTA ONLARIN ARZULARINA UYMA. HER BİRİNİZE BİR ŞERİAT VE BİR YOL VERDİK. ALLAH DİLESEYDİ SİZLERİ BİR TEK ÜMMET YAPARDI; FAKAT SİZE VERDİĞİNDE SİZİ DENEMEK İÇİN. ÖYLEYSE İYİ İŞLERDE BİRBİRİNİZLE YARIŞIN. HEPİNİZİN DÖNÜŞÜ ALLAHADIR. ARTIK SİZE, ÜZERİNDE AYRILIĞA DÜŞTÜĞÜNÜZ ŞEYLERİ O HABER VERECEKTİR. Maide 48
YOK MU ÇARESİ DOSTLAR ?
Yok mu çaresi dostlar ? Fe-subhanallah!. Var, elbet var. Rahmet-i ilahi her zaman mevcut. İstemeyi bil. İstekler( lisanen, kalben, halendir.) İstekte samimiyet, rahmetlerin birleşmesi ile zuhur edeceğine inan. Ferdi isteklerde aczine göre kabulü görülse de umumun müracaat ve yakarışında geçerli olan haldir.
Bir kudsi hadiste : “Evliyama eza edene harp ilan ederim” buyurdu. Yanlış mı ? ALLAH’tan nasıl korkmak lazımsa öyle korkan, şeriat-ı Muhammediyi zamana göre, samimiyetle yaşamaya çalışanlar manevi bir harbin yaşantısını inkar edebilirler mi! Şahit oldum, ALLAH’ın emri üzere yaşamaya çalışan ihlaslı kullar her zaman mevcut. Amma bu azınlıkta olan Evliyaullah umuma gelecek gazab-ı ilahiyi önlemeye muktedir değildir. Bu yetki peygamber efendilerimize de verilmemiş, ancak ve ancak ALLAH’ın yed-i kudretindedir.
Mübarek kardeşlerim ! Nefsimize, hemcinsimize, rahmet olarak yaratılan her şeyi eza gibi göstermekten vaz geçelim. “Yaratılanı hoş görelim, yaratandan ötürü.” “Yer ehline merhamet et ki, gök ehli de sana merhamet etsin” uyarısını hatırdan çıkarma.
İlm-i zahirle kifayet edip, dinin felsefesini yapmaya kalkışırsan ehl-i tasavvuf, ehl-i tarik, özet olarak ehl-i aşkı düşman görmen ilminin mahsulü gereği elbete öyle göreceksin. Dikkat bu görüşe Hakikat ilmi ile baktığın zaman, hiç şüphen olmasın, gayretullaha dokunduğunu görürsün. ALLAH tarafından tanzim ve tertip edilen manevi teşkilatı ilminin içine almaya çalış ki, ilmin hakikatını görüp zevkini alasın. Şunu kesinlikle bilesin ki, tasavvufsuz ilim beni Adem’i maddenin esiri, materyalist, tabiri caizse putperest yapar. Rabbının sana bahşettiği akıl, fikir ve telaffuz kabiliyetini ALLAH rızası dışında sarf etmeyesin. Bu rahmet sermayeleri ne için verildi ? İyi anla. Bilmiyorsan, bilene sor. Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver. Zarar etmezsin, korkma. Safiyetli ol da sakın mana düşmanı olmayasın...
Hz.Pir Es Seyyid H.Galip Hasan Kuşçuoğlu
Bu mesaj en son " 18.03.07 " tarihinde saat 12:39 itibariyle alpi1907 tarafından düzenlenmiştir... Neden: ard arda mesaj...
Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.
İSLAM VE MEKARİM-İ AHLAK
İslam fıtratı üzere yaratıldın . Ademsin, insan olmaya namzetsin. ALLAH’ın tertip ve tanzim eylediği elçileri ile tebliğ ettirdiği mekarim-i ahlaka insan olmak için muhtacız. Peygamber Efendimiz'in “cümle ALLAH’ın elçisi kardeşlerim mekarim-i ahlak üzere geldiler, ben mekarim-i ahlakı tamamlamak için gönderildim” deye tebliğinin anlamı, beni Adem’in insan olması hatta kamil insan olması emr-i Hakk’a uyması ile mümkün kılınmış ve gerçekler şöyle ifade edilmiş : Emri Hakk’ı tutmayan hayvan gelir hayvan gider. Hayvaniyyetten insaniyete geçiş kulun iradesine verilmiş olup, rahmet-i ilahi olan ALLAH elçileri tebliğ eyledikleri emr-i ilahileri ve yaşantıları ile örnek yaratılmış mekarim-i ahlakın mimarlarıdır. "Mekarim"in lügat anlamı ise “keremler, iyilikler.”
Güzel ahlak sahibi olmak, ahlak-ı hamide, Cenab-ı Hakk’ın sevdiği ve beğendiği güzel ahlaktır. Cümle güzellikler imanın tezahürüdür. Ahlaksızlıkla iman bağdaşmaz. Ayrı kutuplardır. Bozuk ahlak nefsin hazzıdır. Mekarim-i ahlak ruhun ve cesedin müşterek kemalatıdır. Cemi güzelliktir, dindir, İslamiyyettir. Tevhit dinidir. Her şeyi yoktan var eden Hazret-i ALLAH’a olan imanın lisanen ikrarı ile başlar. Tevhidin manasını ömür boyu yaşantısında ve muamelesinde tevhit nurunun pırıltılarını, rahmet-i ilahiyle bezenmiş, İslam’ı her yönü ile yaşamak için Mevla’sının verdiği gücü yerinde kullanabilen insan övgüye layık müslümandır.
Beşer ölçüsü, kul hangi lisanla söylüyorsa söylesin “la ilahe illa ALLAH” anlamını ifade ediyor ise o anda kul ölçüsüne göre kişi müslümandır. Gaza meydanlarında düşmanını dahi öldürmek üzere iken “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illa ALLAH vardır” diyorsa, katledemezsin, müslümandır. Öldürür isen katil olursun. Dikkat et ! “Muhammedün Resulullah” demese dahi. Çizmeden yukarı çıkma. Başka ölçün yok. Gerisi ALLAH’a mahsustur. Peygamberimiz Efendimiz de bunu beyan ettiler. Kulun kalbini bilen ancak Hazret-i ALLAH’tır. O, beşerin ölçüsünün dışındadır. Bu yönlü gaflet, nefsine mal ettiğin varlıktır. Varlık ise ALLAH’a mahsustur. Kulda görülen enaniyyet ve varlık kulun bilgisizliğindendir. Çirkinlikler kesinlikle din değildir, la-dindir.
Tekrarında faide mülahaza ediyorum : Peygamberimiz efendilerimiz cümlesi müslümandır. Bütün semavi Şeriatler İslamiyet'tir. En son gelen şeriat-ı Muhammedi'yi kabul edip yaşamak, kullarına bahşettiği rahmet-i ilahidir. ALLAH’ın en son elçisi Hazret-i Muhammed Mustafa ( s.a.v. ) Efendimizi ve getirdiği şeriat-ı Muhammedi yi kabul edip yaşamak ayrıca rahmet-i ilahidir, kemalattır. “Bir olan ALLAH’ın iradesine bağlanmak İslamiyettir” “size din olarak İslam’ı seçtim, size dininizi tamamladım” hitab-ı ilahi bütün semavi Şeriatları kapsar. İslamiyet cümle semavi Şeriatlere verilen taltif ve lutf-ı ilahidir. Rabbım kullarını bu taltif-i ilahiye layık kılsın, amin.
Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..
Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu
ALLAH:hzALLAH
Merhamet ve Rahmet Allah(cc)ın sıfatıdır.Sen o nu şeytana nasıl yakıştırabiliyorsun??Ağzından çıkanı kulağın duyuyormu senin?? Yani şeytan da merhamet et...diye aldatabilir sence öylemi??* vah ki vah..Merhamet et!!! emri ve tavsiyesia ancak Allah(cc)a aittir ve lütfundandır...Siz muhalefet edebilme uğruna kontrolu iyice kaybettiniz görülen..
Kiminiz "Kur'an da sahabe tarafında rivayet edilmiştir,hadi aksini isbat et..." der,kiminiz şeytandan rahmet ve merhamet(!) tavsiyesi ile kandırma bekler...Yahu merhamet hiçbir yönü ile zararlı olamaz,çünkü Rahmanidir.Yani münafıklık olarak şov yapılmıyorsa,samimi ise mutlaka Rahmanidir...
LÂ İLÂE İLLALLAH” DİYEN KUL BEŞER Ö
ÇÜSÜNE GÖRE MÜSLÜMANDIR. KARDEŞİMİZDİR. KANI VE KATLİ HARAMDIR. ARTI Ö
ÇÜ ALLÂ
’A MAHSUSTUR.
Ancak icraatını gördün de kelime-i tevhîde aykırı ise uyarırsın, kardeşini. O kadar. Kesin karar Hazret-i ALLÂ’a mahsustur.
Peygamber efendilerimizin de ilim ve görgüsü ALLÂ’ın ilmi ile mukâyese kabul etmez. Gayrı düşünce noksanlıktır, hatâdır. “Abd, Rab olmaz; Rabbımız, abd olmaz (kul, ALLAH olmaz; ALLAH, kul olmaz). Beşerin görgüsü ve bilgisi hudutludur. İlerisi Hazret-i ALLÂ
’a mâlumdur” diye tebliğ etmedi mi? “Son sözü kelime-i tevhit olan kişi cennete dâhil oldu” buyurmadı mı, Hazret-i Resûlullah (s.t.a.v.)?
Ebû Zer (r.a.) sordular :
“--Yâ Resûlallah, zinâ etsede mi? Hırsızlık etsede mi?” (Senin ölçüne, katı düşüncene uymasa da dinle) : Peygamberimiz Efendimiz hiddetle buyurdular ki :
“--Ebû Zer’in burnu yere sürtünse de, o kişi cennetliktir.”
Âdem (kişi) korku, heyacan ve telâşı ânında “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illâ, ALLAH vardır” diyebiliyorsa îman yüklüdür. Şüphen olmasın. Bir sanatkar çok kişi onu seyrederken sanatını gene aynı, şaşırmadan yapabiliyorsa gerçek sanatkardır. Şoförde meleke olmadı ise “her an kaza yapabilirim” heyecânı onu rahatsız eder. Arabayı kullandıkça zamanla meleke hâsıl olur. Meleke şuur altı azaların beyinin emrine tâbi olmadan vazîfesini yapmasıdır. İşte dervişin lisânı ve kalbi ile, muhâfaza altında yaratanını zikretmesi, zikri dâimîye lisânen ve hâlen nâil olması o bahtiyar insana sadâkatinin mahsûlü, Rabbının yed-i kudretinden lutfedilen meleke ve diplomadır. Ama bu hâli zâhirî ilimle, akılcı dinle ne ölçebilirsin, ne de hakîkat zevkine erersin. Netîce, gerçekleri inkardan öte yol yok, zannedersin. Ama samîmiyetle istemeyi bilirsen reddedilmez, yol ehli olursun.
Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..
Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu
ALLAH:hzALLAH
Meçhulâtı meçhulât ile halletmek çok muhâl hükmünü doğuruyor. Mâlumâtın arttıkca nâmelerin sırrı çözülmüyor. Esrâr-ı kâinat bir kat daha kesb-i azâmet ediyor. Bu hakîkat önünde müsbet nazariyecilik meslekî denilen kör ve tek gözlü bakış insanı yalnız beş duygunun kuru bir makinası hâline götürüyor.
İlâhî din insanları birbirine bağlayan en kuvvetli unsurdur.
Sûfî, hakîkat ilmi ile amel eden bir fakihten başka bir şey değildir. ALLAH onu ilmi ile şeriatın inceliklerinin esrârına muttalî kılmıştır.
Beşer hayatını ilerletmek ve bir gâyeye vâsıl olmak için ilme muhtaçtır. Rûhunu tatmin için de dîne muhtaçtır.
Dîni aklın ve mantığın içine sokmak ve boyunduruğu altında tutmak doğru olmayıp, bu sûretle hareket insanı yanlış yere götürür. Ne aklın, ne mantığın buna gücü yetmez.
Dinsiz ahlak kalp paraya benzer. Din terbiyesine sâhip olmayan toplumlarda sonradan ihdas edilen telkin ne kadar kuvvetli olursa olsun müeyyidesiz bir nizam-nâme kıyme-tinden öteye aşamaz
İnsanı dıştan ahlaklaştırmak imkansızdır. Onu en derin varlığa inandırmak gereklidir. Yoksa satıhta kalınca, eşyânın ve hâdiselerin esiri olmaya mahkumdur. İlâhî din insanları biri birine bağlayan kuvvetli bir unsurdur.
“Doğru yolu bulanlara gelince, ALLAH onların hidâyetlerini artırır ve onlara takvâsını öğretir.” (Muhammed Sûresi, 17)
Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
Mürşid-i kâmil kime ta’lîm eyledi?
Her varaktan okuyup, tefsîr-i Kur’ân eyledi.
Levh-i dilden okuyup, bî-harf ü savt Ümm-i kitâbı,
Hak Teâlâ ilm-i Hıdr’ı ona ihsân eyledi.
.
Hüdâ’nın ulu dergâhı gönüldeki HOŞGÖRÜ, Mutasavvifînin sermâyesidir.
İSLAM VE MEKARİM-İ AHLAK
İslam fıtratı üzere yaratıldın . Ademsin, insan olmaya namzetsin. ALLAH’ın tertip ve tanzim eylediği elçileri ile tebliğ ettirdiği mekarim-i ahlaka insan olmak için muhtacız. Peygamber Efendimiz'in “cümle ALLAH’ın elçisi kardeşlerim mekarim-i ahlak üzere geldiler, ben mekarim-i ahlakı tamamlamak için gönderildim” deye tebliğinin anlamı, beni Adem’in insan olması hatta kamil insan olması emr-i Hakk’a uyması ile mümkün kılınmış ve gerçekler şöyle ifade edilmiş : Emri Hakk’ı tutmayan hayvan gelir hayvan gider. Hayvaniyyetten insaniyete geçiş kulun iradesine verilmiş olup, rahmet-i ilahi olan ALLAH elçileri tebliğ eyledikleri emr-i ilahileri ve yaşantıları ile örnek yaratılmış mekarim-i ahlakın mimarlarıdır. "Mekarim"in lügat anlamı ise “keremler, iyilikler.”
Güzel ahlak sahibi olmak, ahlak-ı hamide, Cenab-ı Hakk’ın sevdiği ve beğendiği güzel ahlaktır. Cümle güzellikler imanın tezahürüdür. Ahlaksızlıkla iman bağdaşmaz. Ayrı kutuplardır. Bozuk ahlak nefsin hazzıdır. Mekarim-i ahlak ruhun ve cesedin müşterek kemalatıdır. Cemi güzelliktir, dindir, İslamiyyettir. Tevhit dinidir. Her şeyi yoktan var eden Hazret-i ALLAH’a olan imanın lisanen ikrarı ile başlar. Tevhidin manasını ömür boyu yaşantısında ve muamelesinde tevhit nurunun pırıltılarını, rahmet-i ilahiyle bezenmiş, İslam’ı her yönü ile yaşamak için Mevla’sının verdiği gücü yerinde kullanabilen insan övgüye layık müslümandır.
Beşer ölçüsü, kul hangi lisanla söylüyorsa söylesin “la ilahe illa ALLAH” anlamını ifade ediyor ise o anda kul ölçüsüne göre kişi müslümandır. Gaza meydanlarında düşmanını dahi öldürmek üzere iken “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illa ALLAH vardır” diyorsa, katledemezsin, müslümandır. Öldürür isen katil olursun. Dikkat et ! “Muhammedün Resulullah” demese dahi. Çizmeden yukarı çıkma. Başka ölçün yok. Gerisi ALLAH’a mahsustur. Peygamberimiz Efendimiz de bunu beyan ettiler. Kulun kalbini bilen ancak Hazret-i ALLAH’tır. O, beşerin ölçüsünün dışındadır. Bu yönlü gaflet, nefsine mal ettiğin varlıktır. Varlık ise ALLAH’a mahsustur. Kulda görülen enaniyyet ve varlık kulun bilgisizliğindendir. Çirkinlikler kesinlikle din değildir, la-dindir.
Tekrarında faide mülahaza ediyorum : Peygamberimiz efendilerimiz cümlesi müslümandır. Bütün semavi Şeriatler İslamiyet'tir. En son gelen şeriat-ı Muhammedi'yi kabul edip yaşamak, kullarına bahşettiği rahmet-i ilahidir. ALLAH’ın en son elçisi Hazret-i Muhammed Mustafa ( s.a.v. ) Efendimizi ve getirdiği şeriat-ı Muhammedi yi kabul edip yaşamak ayrıca rahmet-i ilahidir, kemalattır. “Bir olan ALLAH’ın iradesine bağlanmak İslamiyettir” “size din olarak İslam’ı seçtim, size dininizi tamamladım” hitab-ı ilahi bütün semavi Şeriatları kapsar. İslamiyet cümle semavi Şeriatlere verilen taltif ve lutf-ı ilahidir. Rabbım kullarını bu taltif-i ilahiye layık kılsın, amin.
Hz.Pir Es Seyyid H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..
Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu
ALLAH:hzALLAH
Cihana her birimiz bir vazîfe için geldik. Bunu biliyoruz. Yalnız, hayır mı, veya şer mi?!.. Hizmet ettiğimizi bilmek uyandığımızı gösterir. Uyandıktan sonrada hizmet hayra müteveccih ise bunu artırmak ve netîcede kemâle doğru yol almak : İnsanlık ve İslâm’ı yaşamak budur. Hizmet şerre müteveccih ise derhal hayra çevirmek, hidâyete mazhar olduğumuza işârettir. Hayır ve şer ölçüsünü bilmemek gaflettir. Gaflette olan Âdem ise alet mesabesindedir. Kimin eline geçerse onu yolunda kullanır.
Hak peygamber olduğunu bilip de hayâtını onun hayâtına tıpa tıp benzetmeye çalışmak felâkettir, ziyandır. İyi bilesin ki, peygamber efendilerimiz günah işlemeyecek durumda yaratıldılar. İstisnâîdirler. Evliyâullâhın yaratılışı da özeldir. Ama günah işlemekten sâlim yaratılmamışlardır.
ALLÂ’ın yaktığı çırayı söndürmek isteyen kâfirler : Daha ne zamâna kadar küfür inadınıza devam edeceksiniz! Şu hakîkati cihan bilmiş olmalıdır ki, beşeriyeti erinde gecinde dîn-i İslâm kurtaracaktır. Yer yüzünün nizâmı ancak İslâm medeniyeti ile mümkün olacaktır. Din İslâm’dır; başka din yoktur. Cümle peygamberimiz efendilerimizin tebliğ ettikleri tek din İslâmiyet’tir. İnşallah bu gerçeği biz anlatmaya cesâret gösterebilirsek, anlatabilirsek, onlar da anlamak isterlerse mevcut düşmanlığın yerini dostluklar alacak. Şüphe olmasın.
Tekrar ediyorum : Biz “İslâmiyet” derken, İslam’ın kitaplarını, suhuflar da dâhil nebîsinin getirdiğini ve bunlardan ayrılmayan ârifleri kasdediyoruz.
ALLAH şer ile emretmez.
ALLAH elçileri şer ile emretmez.
Ârifler de şer ile emretmez. Onun için bunlara itaat kayıtsız ve şartsızdır.
İlahi hakîkatler zekâdan kalbe değil, kalbden zekâya doğru giderler ALLÂ’ı hisseden kalptir.
İslâmiyet bir olan ALLÂ’ın irâdesine teslimiyyettir. İrâde dilemesidir.
İslâmiyet ruhla beden arasında ahengi ve muvâzeneyi kurar. İslâmiyet seçkin bir zümrenin değil, bütün insanların dîni olmuştur.
Şeriatlar Âdemin yaşıyacağı zamâna göre ALLAH tarafından tanzim edilmiş, elçileri vâsıtasiyle merhamet-i ilâhîden kullarına gönderilen yaşam tarzının düsturudur. İçtihatla değerini muhâfaza eder. İçtihatsız içinden çıkılmaz hâle gelir. Her devirde samîmi insanlar ALLAH indinde mahrum olmayacaklardır. Ama, “hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” hitâbını hatırından çıkarmayasın.
Rûhânî bakımdan en kültürlü olan, bütün ef’âl ve harekatında ALLÂ’ın irâdesine en yakın bir şekilde kalabilendir.
-----------------------------------------------------
Mutasavvıf H.Galip Kuşcuoğlu'nun ''Merhameti İlahiden Hikmeti İlahi Olan Asra Uyumlu Rahmet Damlaları'' adlı kitabından alıntıdır.
Akla, ''iman nedir ?'' diye sordum
O, kalb kulağıma dedi ki,'' İman edebtir.
Ey rüzgar, mademki o semte gideceksin, O nazenin sevgili ile yüz yüze geleceksin, bizden ona çok selam ve saygılar götür.
Aşk namesinin taşa ne tesiri olur? Aşka yabancı olana musiki haramdır.Çünkü ateş yanmayan yerde duman çıkmaz.
Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..
Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu
ALLAH:hzALLAH