Zaman yalnızca duygusallık ve akılsızlık değil, bilgi, sabır ve idrak zamanıdır.
Günah-ı kebair dışında güzellikleri görebilme, bulabilme ve güzellikleri hayata mal edip yaşayabilme zamanıdır.
O zaman bu yönlü yaşamın ismi İslâmiyet’tir.
İslâmiyet ise bir toplumun tekelinde olmayıp umuma şamildir.
HZ. Allah’ın tevhit dinine verdiği isim “İslâmiyet”tir.
Bilcümle peygamber efendilerimiz Dîn-i İslâm üzere gönderildiler. Tabi olanların da cümlesi “Müslüman”dır. HZ. ALLAH’ın Kur’ân-ı Kerîm’de bildirisi budur.
İslâm’ın şartı yoktur. HZ. ALLAH’ın varlığını lisanen söylemesi beşer için yeterlidir. Artı ve gayrı ölçü HZ. ALLAH’a mahsustur.
İmanın şartı vardır. İman ehlinde zuhuru görülecek emr-i ilâhiye uygun görünüm sergileyen kuluna HZ. ALLAH “MÜTTAKİ, İTTİKA SAHİBİ VE MÜ’MİN” sıfatları taşıyan kullarını Hazret-i Kur’ân’ın ilk ayeti Sure-i Bakara’da tarif buyurmuşlardır:
Bismillâhirrahmânirrahîm
Kendisinde hiç bir şekilde şüphe olmayan o kitap. Müttekiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.
(Bakara Sûresi, 2)
O müttekiler ki gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan tasaduk ederler.
(Bakara Sûresi, 3)
Yine onlar sana indirilenlere ve senden önce indirilen kitab ve peygamberlere ve ahiret gününe iman ederler.
(Bakara Sureri, 4)
Onlar Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa ermişler ancak onlardır.
(Bakara Suresi, 5)
Hz.Pir Es Seyid H.Galip Hasan Kuşçuoğlu
Metafizik 2 adlı eserinden alınmıştır