e yazarım ben şimdi !
adını koymadan yazarım..
sana sormadan, seni bilmeden, sen gelmeden, tenine sinmeden, kokuna esir olmadan, ismini fısıldamadan, koynuna yazılmadan da yazarım...
gizine kanmadan, meşkine dolanmadan, kelamım sürçmeden, şarkım bitmeden, kafiye tutmadan, istemeden yazarım...
e çizersin sen şimdi !
usul usul çizersin..
bana sormadan, adımı anmadan, yamacıma sığınmadan, canın yanmadan, karşı koymadan, sevdayı yormadan da çizersin...
renkler incinmeden, tuval solmadan, gölgeler üşümeden, desenler düşmeden, portreler benzemeden, mezatlar bitmeden çizersin...
e biz severiz de şimdi !
geçmişi sile sile severiz..
bi heves severiz, bi tuhaf severiz.. vuslata hasret, kıyılara çarpa çarpa da severiz.. ölmeden severiz, ağlamadan da.. hata yapmadan, günaha yakın severiz.. zincire vurmadan, vurulmadan da severiz.. hesapsız, formülsüz severiz.. katil olmadan, kadavra olmadan da severiz.. özlemeden, ağrımadan severiz..
danışıksız da oluruz biz şimdi.. görürsün sen !
e kanarım ben şimdi !
bi çocuğun elma şekerine kandığı gibi kanarım.. adım gibi, can gibi kanarım.. helalimmiş gibi, benmiş gibi kanarım.. gönüllü gönüllü, bile bile ladese kanarım.. nazarına kanarım, edana kanarım.. kerbelana da kanarım belki..
e yanarım da ben şimdi !
harına yanar, közüne eklenirim.. sözüne kanar, yamacına yanaşırım.. ülkene varır, güneşine yanarım.. yangın olur seni de yakarım belki..
e sorarım ben şimdi !
notalara, dizelere sorarım.. bebelere, ninelere sorarım.. ona, buna sorarım.. geçmişe, geleceğe sorarım.. şimdiki zamana yorarım herşeyi belki de..
e şımarırım da ben şimdi !
var'a, yok'a şımarırım.. gelene, gidene şımarırım.. bilene, bilmeyene şımarırım.. öfkene, sevmene şımarırım.. kalmana, gitmene şımarırım... bi fırsatını bulursam seni de şımartırım belki..
belli mi olur, buseleniriz de biz şimdi... bak gör !
*
*
*
*
*
*
**
*
GİTME SEVGİLİM...
Beni bu sevdanın ortasında, deli yağmurların altında bir başıma bırakıp gittiğin zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç, gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye yalvarmadım... Her gidişinin ardından sessizliğe gömülüp, seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç inanmadım... Bu yüzden mucizeydi her dönüşün ve bu yüzden her defasında sana daha sıkı sarıldım...
Yıllar geçti aramızdan... Ayrılıklarla sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı... Şimdi yanımdasın... Ama biliyorum, gideceksin yine... Rüzgar adını çağırıyor... Bu şehrin üzerini yine kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek martılar saçakların altına... Yıldızlar kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine kaybedeceğim yolumu...
Biliyorum, deniz kenarında martıların peşinde koşan çoçukluğumu düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Gözyaşlarımı silmeyecek o sevgi dolu, kutsal yüreğin... Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının arnavut kaldırımı üzerinde ansızın gölgemi okşamayacak... Biliyorum, gideceksin... Ama bu kez sana sevdalı güvercinin yaralı yüreği bu gidişi kaldıramayacak...
Belki de bu yüzden hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor ve soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç fark etmediğin bir sırrı ilk kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana çocukluğumdan vurgunum... Artık gitme sevgilim...
Cezmi ERSÖZ


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


