• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Umut Güneşi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2007
    Mesajlar
    3,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    Düşüncelerine güvenenler bu yazıyı okusun!

    Düşüncelerine güvenenler bu yazıyı okusun!

    --------------------------------------------------------------------------------

    Düşüncelerine güvenenler bu yazıyı okusun!

    Dünyaya ilk geldiğiniz günden beridir birşeyler duymaktasınız. Zihniniz doğru olup olmadığını tahlil etme imkânınız olmayan bilgilerle doldurulup duruyor.




    Öyle bir hale gelmişsiniz ki birilerine ya da geçmişte söylenmiş herhangi bir söze atıfta bulunmadan konuşamıyorsunuz. “Şuna göre şöyle”, “buna göre böyle”, “şu şöyle demiş”, “bu böyle söylemiş” tümceleri hep giriş cümleleriniz olmaya başlamış.




    Kendi doğrularınız olarak düşündüğünüz hemen herşey başkaları tarafından size dayatılmış yahut benimsetilmiş ilkelerden ibaret. Şu iyi, şu kötü denilmiş ve siz de ona göre zihninizi şartlandırmışsınız.




    Peki ya size göre ne nedir, hiç düşündünüz mü? Hiç önceden söylenenleri ciddi bir sorgulamadan geçirdiniz mi?




    Belki de bütün bilgileriniz kulaktan dolma gelişigüzel söylenmiş sözlerden oluşuyor.




    Ya da hayır, belki de çok kitap okuyan bir insansınız. Kafanız okuduğunuz kitaplarda anlatılan karmakarışık bilgilerle bir bilgi çorbası haline gelmiş adeta.




    Belki hep aynı dünya görüşüne ve felsefesine göre yazılmış kitapları okuduğunuz için zihninizi bu tek yönlü bilgilerle tatmin etme çabasındasınız. Belki sadece sizin kabullenebileceğiniz şeyleri okuyorsunuz.




    Hadi öyle olmasın da her dünya görüşüne dair şeyler okuduğunuzu ve çok boyutlu araştırdığınızı düşünelim. Peki bunlardan hangisi daha doğru? Bunun için kıstasınız ne? Bu kıstaslarınızı ölçecek kıstaslarınız var mı? Varsa bunlar da sıhhatli mi?...




    Bugüne kadar hep doğruları düşünüp söylediğiniz yanılgısında olabilirsiniz. Peki bu söylediklerinizin kaçı sizin düşünceleriniz? Hep başkalarının iddia ettiği şeyleri siz de savunmuş olamaz mısınız? Bu bilgilere körü körüne sahiplenmiş olabilirsiniz. Bu ihtimal vicdanınızı hiç rahatsız ediyor mu?




    Belki de çok sığ düşünüyorsunuz. Bilgi dağarcığınız kendi ikliminizi aşmıyor olabilir. Sizin için çok doğal olan bir şeyin başka bir coğrafyada çok farklı algılamalara yol açabileceğini hiç düşündünüz mü? Koskoca dünyada kaç çeşit topluluk olduğunu ve bu toplulukların sizden ne kadar farklı olduğunu biliyor musunuz?




    Hiç, farklı insanlarla oturup sohbet etme imkânınız oldu mu? Televizyonların size gösterdiğinin ötesinde dünyayı biliyor musunuz? Çok farklı iklimlerde çok farklı hayatlar yaşandığının farkında mısınız? En azından milyarlarca insanın sizinle aynı dili bile konuşmadığını görmüyor musunuz?




    Çok mantıklı bir insan olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Belki de etrafınızda görüşlerinize çok değer veriliyor. Bu sebeple siz, bir an olsun bile kendi görüşlerinizden şüphe etmiyorsunuz.




    Belki de milyonlarca insan sizinle aynı görüşleri paylaştığı için vicdanınız rahattır. ‘Ne de olsa bu kadar insan yanılamaz ya’ diye düşünüyorsunuz. Ancak sizinle taban tabana karşıt görüşü paylaşan insanların da en az milyonlarca kişi olabileceği hiç mi aklınızı kurcalamıyor. Haklılığınıza tek emareniz ‘çokluğunuz’ mu? Bunu hiç yeniden gözden geçirmeyi düşünmedeniz mi?




    Bir de şöyle düşünün! Ya daha önce söylenmiş hiçbir sözü duyamayacağınız ve size daha önce söylenmiş sözlerden tek bir cümle bile sunacak bir kaynağınız olmayan ıssız ve herşeyden izole edilmiş bir mekânda dünyaya gelip büyüseydiniz. Hatta daha önce hiç konuşulmamış bir dili konuşuyor olsaydınız da anneniz bile size hiçbir şey anlatamıyor olsaydı, yine bugün sahip olduğunuz düşüncelere mi sahip olurdunuz? Kendi zihin dünyanızı nasıl şekillendirirdiniz kimbilir. Hadi bu kadar uzak ihtimallerle düşünmeyelim. Bir düşünün dünyaya geldiğiniz ülkede değil de, çok yakınlarında bulunan ancak tamamen farklı bir kültüre sahip olan başka bir ülkede dünyaya gelmiş olsaydınız bile, bugün sahip olduğunuz fikirlerin kaçta kaçına yine sahip olurdunuz? Bugün olduğunuz insan gibi mi olacaktınız yoksa tamamen farklı bir insan mı olacaktınız? Belki isminiz ve konuştuğunuz dil bile aynı olmayacaktı. Belki şu anki halinizi görseniz bir yabancı gibi davranacak ya da bir çok halinizi beğenmeyecektiniz. “Bu adam da kimmiş ve ne kadar saçma düşüncelere sahip” diyecektiniz belki de. Bir düşünsenize böyle bir ihtimalde bugün olduğunuz kişiden çok uzakta ve onu hiç beğenmeyen bir insan olacaktınız. Bu hiç aklınıza gelmiş miydi?




    Hatta aynı ülkede farklı kültürel ve ekonomik şartlarda bile dünyaya gelmiş olsanız emin olun şu an olduğunuz insandan çok farklı bir insan olacaktınız.




    Ve daha neler neler…




    Şimdi hepimiz oturup düşünelim ve kendi kendimize şu soruyu soralım:




    Ben kimim? Olmak istediğim kişi miyim, olması istenilen kişi miyim ve çok iftihar ettiğim özgür iradem, sahiden de özgür mü?




    Bu sorulara tatmin edici cevaplar bulabilenler ancak huzurla kendi düşüncelerini savunabilirler. Geri kalanlar ise içinde bulundukları bu çıkmaz sokaktan nasıl çıkabileceklerinin yollarını arasınlar. Tabii ki arayacakları doğru yeri biliyorlarsa…

    umut yavuz
    UMUT GÜNEŞİ
    bir anlamı olmalı her sabah doğan güneşin, yağan yağmurun, açan çiçeğin...
    Uçan kuşun, kelebeğin...
    Yüzde beliren bir tebessümün...
    yanaktan süzülen damla damla gözyaşının...
    Ne çok neden var yaşamak için yorulmamalı yaşanmış acılara direnmeli! yağan yağmur gibi düşsede acılar yüreğine bir bir..
    bir gülümseme ile dağıt hüzün bulutlarını! tıpkı doğan güneşlerin doğayı yeşerttiği gibi...
    yeşertip umutları filizlenmeli yaşam sevinci!



    İNSANLAR YANLIŞ YAPABİLİRLER,
    YALNIZ BÜYÜK İNSANLAR
    YANLIŞLARINI ANLARLAR...
    BİR BENİ BİLİRİM ,BİRDE BENDEKİ BENİ

  2. #2
    Umut Güneşi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2007
    Mesajlar
    3,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    sanırım kimsenin düşüncelerine güveni yok
    UMUT GÜNEŞİ
    bir anlamı olmalı her sabah doğan güneşin, yağan yağmurun, açan çiçeğin...
    Uçan kuşun, kelebeğin...
    Yüzde beliren bir tebessümün...
    yanaktan süzülen damla damla gözyaşının...
    Ne çok neden var yaşamak için yorulmamalı yaşanmış acılara direnmeli! yağan yağmur gibi düşsede acılar yüreğine bir bir..
    bir gülümseme ile dağıt hüzün bulutlarını! tıpkı doğan güneşlerin doğayı yeşerttiği gibi...
    yeşertip umutları filizlenmeli yaşam sevinci!



    İNSANLAR YANLIŞ YAPABİLİRLER,
    YALNIZ BÜYÜK İNSANLAR
    YANLIŞLARINI ANLARLAR...
    BİR BENİ BİLİRİM ,BİRDE BENDEKİ BENİ

  3. #3
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,467
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Umut Güneşi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Düşüncelerine güvenenler bu yazıyı okusun!

    --------------------------------------------------------------------------------

    Düşüncelerine güvenenler bu yazıyı okusun!

    Kendime pek fazla güvenmiyorum ama yine de okuyacağım

    Dünyaya ilk geldiğiniz günden beridir birşeyler duymaktasınız. Zihniniz doğru olup olmadığını tahlil etme imkânınız olmayan bilgilerle doldurulup duruyor.


    Öyle bir hale gelmişsiniz ki birilerine ya da geçmişte söylenmiş herhangi bir söze atıfta bulunmadan konuşamıyorsunuz. “Şuna göre şöyle”, “buna göre böyle”, “şu şöyle demiş”, “bu böyle söylemiş” tümceleri hep giriş cümleleriniz olmaya başlamış.

    Bir referanstan yoksun olmanın mümkünatı yoktur.
    Hiçkimseye itibar etmesek dahi o hiçkimselerden etkilenmemiş Ben'liğimizin esiri olur ve ''bence'' diye giriş yaparız konuşmamıza.



    Kendi doğrularınız olarak düşündüğünüz hemen herşey başkaları tarafından size dayatılmış yahut benimsetilmiş ilkelerden ibaret. Şu iyi, şu kötü denilmiş ve siz de ona göre zihninizi şartlandırmışsınız.

    Ben her zaman acı çektiğimi düşünen bir insanım ve bunun nedeni hakkında düşündüğüm de vardığım sonuç şudur ;

    Birşeylerden tam olarak emin olmadığım için huzursuzum


    Peki ya size göre ne nedir, hiç düşündünüz mü? Hiç önceden söylenenleri ciddi bir sorgulamadan geçirdiniz mi?

    Belki de bütün bilgileriniz kulaktan dolma gelişigüzel söylenmiş sözlerden oluşuyor.

    Ya da hayır, belki de çok kitap okuyan bir insansınız. Kafanız okuduğunuz kitaplarda anlatılan karmakarışık bilgilerle bir bilgi çorbası haline gelmiş adeta.

    Belki hep aynı dünya görüşüne ve felsefesine göre yazılmış kitapları okuduğunuz için zihninizi bu tek yönlü bilgilerle tatmin etme çabasındasınız. Belki sadece sizin kabullenebileceğiniz şeyleri okuyorsunuz.

    Hadi öyle olmasın da her dünya görüşüne dair şeyler okuduğunuzu ve çok boyutlu araştırdığınızı düşünelim. Peki bunlardan hangisi daha doğru? Bunun için kıstasınız ne? Bu kıstaslarınızı ölçecek kıstaslarınız var mı? Varsa bunlar da sıhhatli mi?...

    Bugüne kadar hep doğruları düşünüp söylediğiniz yanılgısında olabilirsiniz. Peki bu söylediklerinizin kaçı sizin düşünceleriniz? Hep başkalarının iddia ettiği şeyleri siz de savunmuş olamaz mısınız? Bu bilgilere körü körüne sahiplenmiş olabilirsiniz. Bu ihtimal vicdanınızı hiç rahatsız ediyor mu?

    Belki de çok sığ düşünüyorsunuz. Bilgi dağarcığınız kendi ikliminizi aşmıyor olabilir. Sizin için çok doğal olan bir şeyin başka bir coğrafyada çok farklı algılamalara yol açabileceğini hiç düşündünüz mü? Koskoca dünyada kaç çeşit topluluk olduğunu ve bu toplulukların sizden ne kadar farklı olduğunu biliyor musunuz?

    Hiç, farklı insanlarla oturup sohbet etme imkânınız oldu mu? Televizyonların size gösterdiğinin ötesinde dünyayı biliyor musunuz? Çok farklı iklimlerde çok farklı hayatlar yaşandığının farkında mısınız? En azından milyarlarca insanın sizinle aynı dili bile konuşmadığını görmüyor musunuz?

    Çok mantıklı bir insan olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Belki de etrafınızda görüşlerinize çok değer veriliyor. Bu sebeple siz, bir an olsun bile kendi görüşlerinizden şüphe etmiyorsunuz.

    Belki de milyonlarca insan sizinle aynı görüşleri paylaştığı için vicdanınız rahattır. ‘Ne de olsa bu kadar insan yanılamaz ya’ diye düşünüyorsunuz. Ancak sizinle taban tabana karşıt görüşü paylaşan insanların da en az milyonlarca kişi olabileceği hiç mi aklınızı kurcalamıyor. Haklılığınıza tek emareniz ‘çokluğunuz’ mu? Bunu hiç yeniden gözden geçirmeyi düşünmedeniz mi?

    Bir de şöyle düşünün! Ya daha önce söylenmiş hiçbir sözü duyamayacağınız ve size daha önce söylenmiş sözlerden tek bir cümle bile sunacak bir kaynağınız olmayan ıssız ve herşeyden izole edilmiş bir mekânda dünyaya gelip büyüseydiniz. Hatta daha önce hiç konuşulmamış bir dili konuşuyor olsaydınız da anneniz bile size hiçbir şey anlatamıyor olsaydı, yine bugün sahip olduğunuz düşüncelere mi sahip olurdunuz? Kendi zihin dünyanızı nasıl şekillendirirdiniz kimbilir. Hadi bu kadar uzak ihtimallerle düşünmeyelim. Bir düşünün dünyaya geldiğiniz ülkede değil de, çok yakınlarında bulunan ancak tamamen farklı bir kültüre sahip olan başka bir ülkede dünyaya gelmiş olsaydınız bile, bugün sahip olduğunuz fikirlerin kaçta kaçına yine sahip olurdunuz? Bugün olduğunuz insan gibi mi olacaktınız yoksa tamamen farklı bir insan mı olacaktınız? Belki isminiz ve konuştuğunuz dil bile aynı olmayacaktı. Belki şu anki halinizi görseniz bir yabancı gibi davranacak ya da bir çok halinizi beğenmeyecektiniz. “Bu adam da kimmiş ve ne kadar saçma düşüncelere sahip” diyecektiniz belki de. Bir düşünsenize böyle bir ihtimalde bugün olduğunuz kişiden çok uzakta ve onu hiç beğenmeyen bir insan olacaktınız. Bu hiç aklınıza gelmiş miydi?

    Hatta aynı ülkede farklı kültürel ve ekonomik şartlarda bile dünyaya gelmiş olsanız emin olun şu an olduğunuz insandan çok farklı bir insan olacaktınız.

    Ve daha neler neler…

    Şimdi hepimiz oturup düşünelim ve kendi kendimize şu soruyu soralım:

    Ben kimim? Olmak istediğim kişi miyim, olması istenilen kişi miyim ve çok iftihar ettiğim özgür iradem, sahiden de özgür mü?

    Bu sorulara tatmin edici cevaplar bulabilenler ancak huzurla kendi düşüncelerini savunabilirler. Geri kalanlar ise içinde bulundukları bu çıkmaz sokaktan nasıl çıkabileceklerinin yollarını arasınlar. Tabii ki arayacakları doğru yeri biliyorlarsa…

    umut yavuz

    Sayın Umut YAVUZ genel itibarıyla yeryüzünden bir bilgi kirliği olduğunu ve bu kirlilikten bize bulaşanları çoğu zaman değil her zaman kendimize referans olarak görüğümüzü anlatmak istiyor.

    Fakat çözüm nedir onu bizimle paylaşmıyor işte

    Çünkü kendisi de bu yazıyı kaleme alırken herşeyden soyutlanmış biri değildir.

    Ben yazıyı yeni gördüm güzelmiş, teşekkürler
    Bu mesaj en son " 11.11.08 " tarihinde saat 13:07 itibariyle chesss tarafından düzenlenmiştir...
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  4. #4
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Başlığın iddiacı tavrı yazıda da sürsede ben halen sadece "iddiacı" olduğu kanısındayım.Hatta "yalnızca iddiacı" demek daha doğru olabilir.

    Yazıyı okuduktan sonra: "Eeee peki ne?Ne önerirsin?İnsanın bu vasat durumundan sen nasıl çıktın nasıl bişey deneyimledin?Ya da yazma sebebin sadece ilham perisi miydi?"

    gibi bir tepki bırakabiliyor.Keşke yazarda forumda olsaydı...

  5. #5
    AYDANADAM adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-10-2008
    Mesajlar
    664
    Karizma Gücü
    0
    15 yıl önce okusam belki etkilenebilirdim ama çok basit kaçmış.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    06-09-2008
    Mesajlar
    269
    Karizma Gücü
    0

    acaba

    düşüncelerimin tam olgunluğa erşitiğini söyleyemem eğer kedimi eksiksiz görsem arayışta olamam,ben eksiğim ancak rehberim hak ve hakikatdır nerede bir doğru ,güzel görürsem toplamaya çalışırım ,

    ben hataları görünce dostumu çölde kuyuya düşünce bırakıp gidemem ,ben settarım ,ben gaffarım bir parça nice hatalarımızı affeden rabbim affederken bir iki tane hatayı nasıl affedemem ben geceyim örterim dostumun sırlarını ben gündüzüm aydınlatırım sevgilim,in yollarını ben şefkatim feda ile severim
    ,
    ben bir beni bilmem bir de bendeki beni zira bedenime sığmıyor
    mor sümbüllü bağım olsa
    som altından dağım olsa
    şu istanbul benim olsa
    neye yarar sesin yoksa

    yedi cihanda bizim olsa
    her köşede sözüm olsa
    şu istanbul benim olsa
    neye yarar sesin yoksa

    şarkılar kanadım olsa
    uçup konsam dalım olsa:hz

  7. #7
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    bir şeye eğer, bu böyle değildir doğrusu aslında budur,ya da bu olamazmı diye sorduğunda,kendi düzenlerine göre bir çerçeveye oturmuş kişiler buna sonuna kadar karşı çıkıp başka fikir beyan edeni dışlarlar.
    bu böyledir.

    şuna göre ya da buna göre diye birşey aslında yoktur,şuna göreler kavramı ancak ortak bir konu için alınacak kararda geçerlidir.

    görüyoruz,biliyoruz,şahitte oluyoruz bazen ;
    biri çıkıp diğerine yanlışlarını söylediği an,karşıdaki savunmaya geçmekten çok o eleştireni hırpalar.tahammülü yoktur eleştirilmeye,bazılarımız övgüyü çok sever çünkü

    düşünce,doğruluk,kendini billirlik kavramı...bunlar çeşitlilik ister.
    eğer birşeyi doğrulamak istiyorsanız çok kişiye sorun.
    içlerinden birinin farklı cevabıyla o konu değişken bir hal alabilir

    ön yargıda budur ;
    bilmeden,düşünmeden konuşup durmak,saldırmak bir olay karşısında.
    nedenini sorgulamadan herşeyi alt üst etmek.

    düşünceye varana kadar kendi iç dünyalarını değiştirmeli kişiler.
    düşünmeyi bilmeli,ama yalızca kendisi için değil başkaları için de düşünmeyi bilebilmeli.

    kulaktan dolma bilgilere biri karşıt yanıt verdiğinde dışlamamak gerek

    en iyisi karşındakini anlamaya çalışmakla başlamalı işe
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  8. #8

    Kayıt Tarihi
    06-09-2008
    Mesajlar
    269
    Karizma Gücü
    0
    ben septic değilim determinist de değilim humanist değilim ,hayatı dualitede de görmüyorum
    ancak

    zaman ve mekan bendedir ve bana emanettir

    kainata tek başıma allahın bir halifesi olarak hakim olduğumun idraki içindeyim ,bu azamet ve ihtişam içinde rabbimden başk hiç bir kudret beni önünde eğemez,köle yapamaz
    mor sümbüllü bağım olsa
    som altından dağım olsa
    şu istanbul benim olsa
    neye yarar sesin yoksa

    yedi cihanda bizim olsa
    her köşede sözüm olsa
    şu istanbul benim olsa
    neye yarar sesin yoksa

    şarkılar kanadım olsa
    uçup konsam dalım olsa:hz

  9. #9
    hughe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-01-2007
    Mesajlar
    2,031
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Arkadaşım iyide biz geç zamanda gelmişiz dünyaya sen bişi düşünsende o düşünceyi senden önce birileri düşünmüş zaten. onun için düşüncenin doğruluğunu kanıtlamak için başkalarının düşüncelerini örnek gösterirsin. hayatını ister istemez kendine yol belirlediğin kişileri örnek alarak çizersin bu doğanın kanunu çünkü doğa sana fazla yol imkanı sunmaz sınırlıdır yani. bence bu bhasettiklerinin insana bi zararı oolmaz şu üçgünlük dünyada.
    Allah'ın ismiyle başlarım ki, O'nun ismine sığınmış kişiye ne yerdeki ne de gökteki hiç bir şey zarar veremez. ''O'' işitendir bilendir.

  10. #10
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı hughe tarafından gönderildi.
    hayatını ister istemez kendine yol belirlediğin kişileri örnek alarak çizersin bu doğanın kanunu çünkü doğa sana fazla yol imkanı sunmaz sınırlıdır yani.
    Sevgili hughe,hem düşünceyi sizden önce düşünmüş birileri vardır diyorsunuz ki haklılık payınız vardır.Ancak herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek açısından sormalıyım:

    Bu söylediğiniz şey tam olarak nedir?
    Doğa insana bir yol sunmuş mudur?-ki bunu sınırlamıştır?
    Doğa bir diğer yaratılanı(önceden) takip etmeyi mi öngörür,onun karbon kopyası olmaya çalışmayı mı öngörür,yoksa daimi olarak orjinallerden mi hoşlanır?(tabiki kişileştirme kullanıyorum) ya da bu böyle midir?

    Lütfen bununla neyi kastettiğinizi açıklayınız.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Top tekniğine güvenenler burdan...!
    2006 Konuları bölümünde kartalkan tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 03.04.06, 06:58
  2. Bu yazıyı okuyun.
    2005 Konuları bölümünde raptorssss tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 14.04.05, 09:20

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •