• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    poets adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-11-2005
    Mesajlar
    1,035
    Karizma Gücü
    0

    T.C. Diyanet İşleri Başkanlığının Tesettür Kararı

    T.C. BAŞBAKANLIK
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı
    Sayı: B.02.1. DİB.0.10/212
    KONU: Tesettür, KARAR NO: 6, KARAR TARİHİ: 3.2.1993


    İslâm dininde kadının kıyafeti ile ilgili olarak zaman zaman sorulan sorular dolayısıyla konu, kurulumuzca ele alınıp incelendi:

    Nûr Suresi’nin 30. ayetinde, mü’min erkeklerin harama bakmamaları, namus ve iffetlerini korumaları emredildikten sonra 31. ayetinde kadınlarla ilgili olarak meâlen, “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (bakmaları haram olan şeylerden) çevirsinler, edep yerlerini korusunlar, -kendiliğinden görünen müstesna- zinetlerini açmasınlar, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” buyurulmakta ve ayetin devamında kadınların kendiliğinden görünmeyen zinet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir.

    1- HARAMA BAKMAK VE İFFETİ KORUMAK

    Görüldüğü gibi bu iki ayette hem erkeklerin hem de kadınların harama bakmamaları, edep yerlerini iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarını zina, fuhuş ve onlara sebep olabilecek durumlardan korumaları emredilmektedir.

    Hz. Peygamber (s.a.v) de “...Gözlerin zinası şehvetle bakmaktır...” buyurarak harama bakmayı, göz zinası olarak nitelemiştir.1

    Ancak, gözün harama tesadüfen ilişmesinin kasıtlı bakmak hükmünde olmadığı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir.2

    İslâm alimleri, yukarıda mealleri yazılı ayetlere ve konuyla ilgili hadislere dayanarak, erkeklerin ve kadınların, nikahlı eşleri dışında herhangi bir kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üzerinde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı gibi, zaruret veya ihtiyaç halindeki bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dahilinde müsaade edilmiştir.

    Fitne tehlikesi ve şehvet korkusu olmamak kaydı ile, gerek erkeklerin ve gerekse kadınların, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimselere ve nerelerine bakıp bakmayacaklarına dair hükümler, delilleri ile birlikte fıkıh kitaplarında mevcuttur.3

    2- ÖRTÜNME

    Nûr Suresi’nin 31. ayetinde zikredilen bu emirlerden sonra kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, -kendiliğinden görünenler müstesna- zinetlerini, zinet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredimiştir.

    Cahiliye devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu ayetle, İslâm’dan önceki bu adeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların -kendiliğinden görünen hariç- zinetlerini, zinet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini; saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir.

    Hz. Âişe (r.a), “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye, Yüce! Allah “Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler” der”.4

    Yine Hz. Aişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile, başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.5

    3- ÖRT&#220MESİ GEREKLİ OLMAYAN KISIMLAR

    Örtülmesi emredilen, zinetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen “kendiliğinden görünen” ifadesi; ashabdan Hz. Ali, İbn Abbas, İbn Ömer, Enes, tabiîlerden Said b. Cübeyr, Atâ, mücâhid, Dahhâk, Müctehid imamlardan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Evzaî (r.a)’nin de dahil olduğu İslâm alimlerinin çoğunluğu tarafından; “Yüz ve bileklere kadar eller” olarak tefsir edilmiştir.6

    4- ÖRT&#220MESİ GEREKLİ OLAN KISIMLAR

    Ayetteki “kendiliğinden görünen” mücmel ifadeyi -az da olsa- farklı tefsir eden alimler, kadınların, istisna dışında kalan zinetlerini ve zinet yerleri olan saç, baş, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacakların örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının caiz olmadığı hümünde ittifak etmişlerdir.7 Kadınların, bu zinet yerlerini kimlerin yanlarında açabilecekleri ise, ayetin devamında bildirilmektedir.

    Bu âyet–i kerime nazil olunca, yukarıda rivayet edilen hadislerle de sabit olduğu üzere, ensar ve muhacir kadınların, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz. Âişe (r.a)’nın ablası Esmâ (r.a)’nın, ince bir elbise ile Hz. Peygamber (a.s)’ın huzuruna çıktığı zaman, Hz. Peygamber’in “ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” bildirmesi, yine Hz. Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek, “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir.” buyurması; sözkonusu ayetteki emirlerin vücub için olduğuna, kadınların yukarıda sayılan zinet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına delalet etmektedir.

    5- ÖRTÜNMENİN GAYESİ

    Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zinetini ve zinet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya zinetlerin görülmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir.8 Bu konuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır.9

    Ahzâb Suresi’nin 60. ayetinde de “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler! Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyurulmaktadır.

    Bu ayette müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir.

    Nûr Suresi’nin 60. ayetinde ise, yaşlanmış kadınların, 31. ayette örtülmesi emredilen zinet ve zinet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardesü, çarşaf gibi) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyrulmaktadır: “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetlerini (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır.

    NETİCE:

    1. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların gözlerini haramdan korumaları,

    2. Kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (ört&#252 ile örtmeleri,

    3. Başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin; Kitab, sünnet ve İslâm alimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dini bir vecîbedir.


    TESETTÜRLE İLGİLİ HADİSLER

    1- “Şüphe yok ki Allah, Ademoğluna zinadan payını yazdı (yani onun kendi iradesini kullanarak işleyeceği zina türünü levh-i mahfuz’da belirtti, diğer bir yoruma göre şehvet sevgisini onun fıtratına yerleştirdi) Artık Ademoğlu yazılan payına kesinlikle ulaşır. Gözlerin zinası (şehvetle) bakmak, dilin zinası (haramı) konuşmaktır. Nefis de (zinayı) temenni edip şehvetlenir ve nihayet ilgili organ bunların ortak isteklerini yerine getirmek suretiyle onları tasdik eder ve arzularını gerçekleştirmekten imtina etmekle onları tekzib eder.”10 buyurur.

    2- Ashabdan Cerir bin Abdullah el-Becelî (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Ben Rasulullah (s.a.v)’e (harama) ani bakışın hükmünü sordum. O, bana, gözümü başka yöne çevirmemi emretti”.11

    3- “Ey Ali! Harama (tesadüfen) bakışın ardından (kasıtlı) olarak tekrar bakma; çünkü, şüphesiz (tesadüfen olan) birincisi sana (muaf)tır ve (kasıtlı olan) sonuncusu sana muaf değildir”.12

    4- Hz. Âişe (r.a) “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye! Allah “Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince onlar eteklerinden (bir rivayette en kalın olanı) kesip onunla başlarını örttüler.” der.13

    5- Hz. Âişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından stayişlye bahsederken buna benzer bir ifade ile başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.14

    6- “Hz. Âişe (r.a) şöyle demiştir: “Ebû Bekr (r.a)’ın kızı Esmâ (-ki Âişe validemizin ablasıdır) İnce bir elbise ile örtülü olarak Rasûlüllah (s.a.v’in) huzuruna girdi. Rasûlüllah (s.a.v) ondan yüzünü çevirdi ve kendi mübarek yüzünü ve ellerini işaret ederek;

    “Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca vücudunun şurası ve burası dışında kalan yerlerinin görülmesi (gösterilmesi) caiz değildir. buyurdu.15

    7- Yine Hz. Âişe (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v) bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadın ergenlik çağına varınca yüzü ve şuraya kadar elleri dışında herhangi bir yerini açması helâl değildir!” buyurdu.16

    8- “Ebû Hureyre (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasulullah (s.a.v) “Ateş ehlinden olup, görmediğim iki sınıf insan var: (Birisi) yanlarında bulunan sığır kuyruklarına benzer kamçılarla insanları döğen (işkence yapan) bir kavimdir. (Diğeri) giyinik, çıplak birtakım kadınlardır...”17 buyurdu.

    DİPNOTLAR

    1- Buhâri, (Çağrı Yay. İst. 1981), Kadar, 9 (VII, 214); Müslim (Çağrı Yay. İst. 1981) Nikâh, 44 (II, 612, Hadis No: 2152, 2153); Beyhaki, VII, 89.

    2- Müslim, Âdâb, 10 (II, 1699, hadis no: 2159); Tirmizi, Edeb, 28 (V, 101, Hadis No: 2777) Ebû Dâvûd, Nikâh, 44, (II, 609, 610, Hadis No: 2148, 2149); Müsned, IV, 358, 361; Dârimî (Çağrı Yay, İst. 1981) İstizân, 15 (s. 674); Rikâk, 3 (s. 694); Beyhâki (1. Baskı, Hind, 1353) VII, 90.

    3- Serahsî, Mebsût, (Beyrut, 1986) X, 145-165; Nevev;ı Minhâc (Celaleddin Mahalli’ye ait şerh ile birlikte, II, Baskı, Mısır, 1934) II, 206/215; Kashanî, Beda’i’us-Sanayi’ (Mısır 1328/1910) V, 118-125; İbn Abidin, Reddu’l-Muhtâr, (Matba’a-i Amire, İst.) V, 320-329.

    4- Buhârî, Tefsir, Tefsir-u Sûreti’n-Nûr, 13 (v, 13) Ebû Dâvud, Libâs 33 (IV, 3577; Beyhakî, VII, 88.

    5- Ebû Dâvûd, Libas, 32 (IV, 356).

    6- Taberî, Câmi’u’l-Beyân, (Beyrut, 1405/1984); X, 117-121.

    7-Taberi, a.g.e., Aynı Yer; Fahreddin Râzi, Mefatihu’l-Gaym, (Batba’atü’l-Behiyye, Mısır) XXIII, 201, 210; Kurtubi el-Cemi’ Li Ahkami’l-Kur’an, (Mısır, 1361/1942) XII, 222-238 Cassâs, Ahkûmu’l-kur’an (Lübnan Daru’l-Kittabi’l-Arabi) III, 315-3119; İbnu’l-Arabi,. Ahkamu’l-Kur’an (Lübnan, Dâru’l-Ma’rife) III, 1365-1376; Serahsî, a.g.e., X, 145-165; Celâluddin Mahallî, Şerhu’l-minhâc, III, 206-215; Kâsâni, a.g.e, C., 118-125; İbn Abidîn, a.g.e., V, 320-329, İbn Hazm, Merâtibu’l-İcma, s. 29.

    8- Serahsî, a.g.e., X, 155; İbn Abidin, a.g.e., V, 320-329.

    9- Müslim, Libâs, 34 (II, 1680, Hadis No: 2128), Cennet, 13 (II, 2192, Hadis No: 2128); Müsned, II, 356.

    10- Buhâri Kitabü’l-Kader, 8. Bab, Müslim aynı kitab, 5. bab, Ebû Dâvûd Nikâl 4. babta, Ebû Hüreyre (r.a)’den.

    11- Müslim Kitabü’l-adab 10 bab, Tirmizi, İstiz’ân 61. bab, Ebû Dâvûd Nikah Kitabı 44. bab, Ahmed 4/358, Beyhâki 7/90..., Dârimî 2/278, İsti’zân 15.

    12- Tirmizi İsti’zân 61. bab, Ebû Dâvûd Nikâh 44. bab, Ahmed 5/531-532; Dârimî rikak 3, Beyhâki, 7/90

    13- Buhari Nûr Suresinin tefsiri 13. bab, Ebû Dâvûd Libas Kitabı 32. bab, Beyhâki 88.

    14- Ebû Dâvûd Libas Kitabı 31. bab.

    15- Ebû Dâvûd Limas, kitabı 33. bab.

    16- Buhari Kitabü’l-Kader, 8. bab, Müslim aynı kitab 5. bab, Ebhu davud Nikâh 4. babta, Ebû Hüreyre, (r.a)’den.

    17- Müslim Kitabü’l-Adab 10. bab, Tirmizi İsti’zân, 61. bab, ebû Dâvûd Nikah kitabı 44. bab, Ahmed 4/358, Beyhakî, 7/90..., Dârimî 2/278, İsti’zân 15.

    İsmail ÖNER Din İşl. Y. Kr. Bşk.
    Doç. Dr. İbrahim &#199LIŞKAN Din İşl. Y. Kr. Bşk. Yrd.
    Mustafa ATEŞ Üye
    Dr. Fahri DEMİR Üye
    Prof. Dr. Şerafettin G&#214CÜK Üye
    Haydar HATİPOĞLU Üye
    Prof. Dr. Mehmet HATİBOĞLU Üye
    Yaşar İŞCAN Üye
    Doç. Dr. Esat KILI&#199R Üye
    Seyfettin YAZICI Üye
    İrfan YÜCEL Üye


    http://www.sakaryadayanismaplatformu...in/diyanet.htm

    "Başörtüsü farz mı? değil mi?" sorusuna T.C. Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği karar bu şekilde. Yararlanmak isteyenlerin bilgisine sunuyorum.

  2. #2
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    dandırı daha konuyu gormemıs galıba daha kotulememıs konuyu

    arkadasımm bılgıler ıcın teskkurler

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Diyanet İşleri (özellikle mevcut yapılanması ve uygulamaları ile) varlığı ve uygulamaları tartışmalı bir kurumdur.
    Padişahın kelle tehdidi ile fetva istediği şeyhülislamlık kurumu değildir, benzer işleyiş gösterip dönemsel içpolitik çekişmelere çanak tutması zaten ciddi bir dinsel sorumluluk ve duyarlıktan ziyade maaş,makam,koltuk kaygısına delildir.
    15 yıl önceki bir "fetva!!"nın dönemsel siyasi dengeler ve kadroya dair olmaktan öte değer taşıdığı söylenemez.
    İşin içine Kuran,Ayet bulaştırılmış oluşu da birşey değiştirmez.adnan motoru bile ticaretine ne aklaziyan gerekçeler ileri sürüyor biliyoruz.
    Zaten tartışılan, dinsel örtünmenin olup olmadığı değil, bunun laik demokratik devlet sistemini sabotaja yönelik üniformalaştırılması ve suiistimalidir.(Yoksa artık, tarikattan tarikata, mahalleden mahalleye kılık kıyafet nizamı icad edip uydurur hale geldi memleket.)
    Ne diyanetin açıklamasından önce, ne de sonra milletin din kalitesinde bir değişme olmamıştır/olmaz.(Olsa olsa iç politik oy istikametinde siyasi manipülasyon olmuştur.Buda zaten açıklamanın gerçek amaç ve karakterini gösterir.)

  4. #4
    poets adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-11-2005
    Mesajlar
    1,035
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı northest tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Diyanet İşleri (özellikle mevcut yapılanması ve uygulamaları ile) varlığı ve uygulamaları tartışmalı bir kurumdur.
    Padişahın kelle tehdidi ile fetva istediği şeyhülislamlık kurumu değildir, benzer işleyiş gösterip dönemsel içpolitik çekişmelere çanak tutması zaten ciddi bir dinsel sorumluluk ve duyarlıktan ziyade maaş,makam,koltuk kaygısına delildir.
    15 yıl önceki bir "fetva!!"nın dönemsel siyasi dengeler ve kadroya dair olmaktan öte değer taşıdığı söylenemez.
    İşin içine Kuran,Ayet bulaştırılmış oluşu da birşey değiştirmez.adnan motoru bile ticaretine ne aklaziyan gerekçeler ileri sürüyor biliyoruz.
    Zaten tartışılan, dinsel örtünmenin olup olmadığı değil, bunun laik demokratik devlet sistemini sabotaja yönelik üniformalaştırılması ve suiistimalidir.(Yoksa artık, tarikattan tarikata, mahalleden mahalleye kılık kıyafet nizamı icad edip uydurur hale geldi memleket.)
    Ne diyanetin açıklamasından önce, ne de sonra milletin din kalitesinde bir değişme olmamıştır/olmaz.(Olsa olsa iç politik oy istikametinde siyasi manipülasyon olmuştur.Buda zaten açıklamanın gerçek amaç ve karakterini gösterir.)
    Şeyhülislam değil zaten Diyanet.

    Görevi halkı islami konularda bilgilendirmek olan resmi bir kurum.
    Hergün bilmemkaç kere telefonla aranan ve görevlerinden biri gereği dini konularda soruları olan halka cevap veren bir kamu kurumu.

    Soru ne : Başörtüsü farz mıdır?
    Cevap ne: Evet

    İster uyarsın takarsın, ister uymazsın takmazsın
    Keyfin bilir

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    poets@ Diyanetin "ne" ile görevli! bir kurum olduğu konusunda benim bilgim var, senin de objektif bilgin olmasını dilerdim.
    ..."Şeyhülislam değil zaten Diyanet."....(Bunun sen farkındasın belki, ama Diyanet ve siyasi iktidarlar farkında mı.?artışılır..)

    Keza; ayndı Diyanet'in aynı konuda ve fakat değiik tarih ve iktidarlarda, değişik yorum ve yaklaşımları ile "fetva"ları da var.?
    Yani Diyaneti (haşa) Allah'ın Dininin hatasız mikrofonu,sesi olarak görmek mümkün değil.(Kuran, götür paralarını İhlas'a, AlBaraka'ya yatır, batarsa batar canın saolsun demediği halde Diyanet "yatırım"! yaptığına, para batırdığına göre, Kuran sadece bir mezhebin borazanlığını yap,İslam'ı kafana göre daralt,yorumla demediği halde Diyanet yaptığına göre ve daha neler, ve daha neler..)
    Diyanet maaşlısını, Allah adına (haşa) akıl yürütüp fetva verecek ve tartışmasız da doğru sayılacak bir otorite olarak görmek,göstermek yanlış.

    Ülkenin devleti ile vatandaşını kavgalı hale getirip nifak tohumlarından beslenen siyasilerin oy hesapları yolunda çevirmeyi düşündüğü tezgahlar için "aha da bak diyanet ne diyo" mealinde sunumlar dinsel olmaktan öte siyasal bir anlam taşır.

    Uyanık muhasebecinin cevabını bilirsin.( Adam muhasebecisine sormuş yaw kardamıyız,zararda mıyız bi söyleyiver diye: uyanık muhasebecide sen hangisini istiyosun önce söyle ki, ona göre değerlendireceem..demiş. Bu fıkradaki adamın karda mı zararda mı olduğu gerçeği ile, muhasebecisinin düzenleyeceği bilanço nasıl ki uyuşmayacak ise, diyanetin fetvasının da bundan farklı olmayacağı kesin.)
    Küçük te bir not: şeyhülislam olsa da birşey farketmezdi..(Kundaktaki kardeşini iple boğmasının dinen helal olduğuna dair fetva istihsal edildiğinden haberiniz yok herhal, çünkü şeyhülislam deel ki...ifadenizden anlaşılıyor.)

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Diyanet İşleri Başkanı: 'Yeter ki gönül dünyamızın fayı sağlam olsun'
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Culinary tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 28.10.11, 19:18
  2. Diyanet İşleri Çanakkale Zaferi İle İlgili Hutbesinde Atatürk'ün Adı Hiç Geçmiyor
    2005 Konuları bölümünde İzmirin_Kartalı tarafından açılmış
    Yanıt: 45
    Son Mesaj: 22.03.05, 13:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •