• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 6 123456 SonSon
60 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10

    Gözkırp Kuran ' In Bİlİmsel Mucİzelerİ !!!

    Evet bazı arkadaslarımız kuran ın deıstıgını ıdda edıyor pekı ne zman deısmıs kımler deıstırmıs ?(haşa) deiştirmiş olsalar bile bunları nasıl yazmışlar ? Kur'an, Hz. Muhammed 40 yaşına bastığı sırada, Allah tarafından ona peygamberlik gönderildiği zaman indirilmeğe başladı. «İkra» (oku) buyruğuyla başlayan ilk vahiy, peygambere Mekke'de geldi. İlk vahyin inişi 610 yılına rastlar. Kur'an bir defada inmemiş, ayrı zamanlarda ayrı olaylar vesilesiyle parça parça inmiş ve Hz. Muhammed'in Medine'de ölümüne kadar devam etmiştir.
    yanı 632 yılına kadar . 632 yılında kuran nasıl ıse sımdıde o sekılde deısmeden gunumuze gelmıstır.Başkaları tarafından yazıldı dıyosunuz pekı bu asagıdakıler nasıl yazılmıs o zman ?



    1400 yıl önce indirilen ve bir kelimesi bile değişmemiş olan Kur'an günümüz bilim adamlarını dahi şaşırtmaktadır. Kuran'da Astronomi, Jeoloji, Fizik, Genetik gibi alanlarda o çağlarda kimsenin tahmin edemeyeceği bilimsel verilere önceden işaret edilmektedir. Farklı Kur'an araştırmacılarının tarih boyunca ortaya çıkarttığı bu bilimsel mucizeleri siteden takip edebilirsiniz. Sitedeki bilgilere başka kitaplarda veya internette de rastlayabilirsiniz çünkü birçok uzman tarafından kabul görmüş ve onaylanmış bilgilerdir.
    Ayrıca Kendiniz de Kuran-ı Kerim'i inceleyerek bu bilgilerin doğruluğunu kontrol edebilirsiniz. Bu mucizevi bilgileri İngilizce, Fransızca, Almanca gibi yabancı dillerde yayınlanan başka sitelerden ve kitaplardan da takip edebilirsiniz.




    SİRİUS YILDIZI VE 49 SAYISI

    "Doğrusu Şi'ra (Sirius) yıldızının Rabbi O'dur." (Necm suresi, 49)

    Arapça karşılığı Şi'ra olan Sirius yıldızının Kuran'da sadece 49. ayette geçmesi,gerçekten ilgi çekici bir durumdur. Çünkü bilimadamları Sirius yıldızının hareketlerindeki düzensizliklerden yola çıkarak onun bir çift yıldız olduğunu keşfetti ve gözle görülemeyen diğer yıldıza Sirius B ismini verdi. Teleskopsuz görülemeyen Sirius B yıldızının, Sirius A etrafındaki dolanım süresinin de 49 yıl olduğunu tespit etti. Sirius yıldızını temsil eden 49 rakamının asırlar önce Kuran'da yazıyor olması mucizevi bir işarettir.





    AY'A &#199KIŞ TARİHİ KUR'AN'DA YAZIYOR MUYDU?

    Kur'an-ı Kerim'de yer alan Kamer(Ay) suresinde gelecekte Ay'a gidileceğine dair işaretler yer almaktadır. Kamer kelimesinin Türkçe'deki karşılığı Ay'dır.
    "Ay" isimli surenin birinci ayetinden sonra Kur'an'ın sonuna kadar tam 1389 ayet geçer. Hicri takvimde 1389 yılı, Miladi takvime göre 1969 yılına denk gelmektedir, bu da Ay'a çıkış tarihidir. (Hicri 1389=Miladi 1969) Kısacası Ay (Kamer) suresi, insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birisi olan bu olaya önceden işaret etmektedir.

    Bununla birlikte Ay kelimesinin yanında kullanılan "Şakka (yarıldı)" kelimesi aynı zamanda "toprağın yarılması, kazılması..." anlamlarında da kullanılmaktadır. Benzer şekilde Ay'a giden Apollo 11 uzay aracı da Ay toprağından birçok parça alarak Dünya'ya dönmüştür. Bu açıdan da ayrı bir paralellik bulunuyor. Bunların dışında bu ayetteki bazı kelimelerin Arapça'daki matematiksel değerleri de yine Ay'a çıkış tarihini vermektedir.




    CANLILARIN KOPYALANACAĞINI YÜZYILLAR ÖNCESİNDEN KURAN-I KERİM HABER VERİYOR MUYDU?
    Kopyalama yüce dinimiz İslam'a aykırıdır ve etik dışı yanlış bir uygulamadır. Fakat genetik biliminin ve embryolojinin olmadığı bir çağda yani 1400 yıl önce indirilen Kuranı Kerim'de sanki bilim adamlarının kopyalama yapacakları haber verilirmişcesine işaretler bulunmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in bu ayetinde Şeytan'ın kötü faaliyetleri vurgulanmaktadır.

    Kopyalanmış bir hayvandan çok sayıda kopya hayvan üretme (ikinci nesil kopyalama) deneylerinde Kulak Dokusundan hücreler alınarak kopyalama gerçekleştirilmiştir. Yani yakın tarihte yapılan ilk deneylerde hayvanların kulağı kesilip hücre alınarak kopyası üretilmiştir. Kuran-ı Kerimin bir ayeti şöyledir:

    "...(Şeytan dedi ki) Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını kesecekler ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler..." (Nisa Suresi 119.ayet)

    Az önce tarihteki ilk 2.nesil kopyalamaların hayvanların kulakları kesilerek alınan hücrelerle gerçekleştirildiğini vurgulamıştık. Ayrıca bu hücrelerin genetik yapısıyla oynayarak yaratılış kanunlarına müdahelede bulunmaya çalışan kimseler de vardır. Dolayısıyla genetik biliminin olmadığı bir çağda yani 1400 yıl önce indirilen ayetteki ifadelerle mucizevi benzerlikler vardır.


    Yapılan bazı kopyalamalarda meme dokusundan da hücreler alınmıştır fakat Tarihteki ilk 2.nesil kopyalamalarda hücreler kulaktan alınmıştır.(Japonya'daki Kagoşima Enstitüsünde ve Brezilya'daki Vitoria ineği)




    DNA VE GENETİK TARİHİNİN BAŞLANGICI


    DNA teriminin Kuran'da geçtiğine dair çok açık işaretlere rastlıyoruz. Mesela genetik biliminin başlangıç tarihi 1865 yılına ve DNA'ya Kuran'daki (18.65) numaralı ayet ile herkesin görebileceği bir netlikte dikkat çekiliyor.

    DNA kelimesi Arapça, İngilizce, Fransızca, Türkçe gibi farklı dillerde aynı biçimde geçmektedir. Bilindiği gibi bugünkü çağdaş genetiğin temellerini atan Mendel isimli bilimadamının 1865 yılında hazırladığı genetik yasalar, hem hayvanlar hem bitkiler hem de insanlar için geçerlidir. O nedenle 1865 yılı bilim dünyası için tarihi bir dönüm noktasıdır. Ve bu dönüm noktasına da Kuran'da çok açık bir biçimde işaret ediliyor.

    D-N-A harflerinin Kuran'da nerelerde yan yana geldiğini incelediğimiz zaman en fazla 18.surenin 65.ayetinde geçtiğini görüyoruz (Arapça'da Dal-Nun-Elif). Evet 18.65 numaralı ayette çok ilginç ve benzersiz bir biçimde ardarda tam üç defa D-N-A harfleri geçiyor. Ve Kuran'nın başka hiçbir ayetinde "Dna" harfleri bu şekilde ardarda ve çok sayıda geçmiyor. Yani Kuran 18.65 ayetiyle dikkatimizi "Dna" terimine çekmek istiyor.

    Özet olarak DNA teriminin ardarda çok sayıda geçtiği bu istisna ayetin numarası (18.65) genetik bilimin ve DNA tarihinin başlangıç yılı olan 1865 yılına işaret ediyor. Bunu rastlantı olarak değerlendiremeyiz çünkü Kuran'da sadece 18.65 ayetinde "Dna" ardarda üç defa geçiyor ve başka yerde böyle bir durum yok.

    Bu işaret mucizevi niteliktedir çünkü DNA (DeoksiriboNükleik Asit) ismini bilim dünyası henüz yeni koymuştur halbuki Kuran'da 1400 yıl önce işaret ediliyor. Dolayısıyla insanlığın bu moleküle "Dna" ismini koyacağına yüzyıllar önce Kuran işaret ediyordu.

    Mendel 1865 yılında keşfettiği bu genetik kanunları bir yıl sonra makale haline getirmiştir. "Dna" üzerindeki genler, gözlerimizin renginden boyumuzun uzunluğuna kadar birçok bilgiyi taşırlar. Kromozomlarda yer alan "Dna" molekülü anne ve babadaki bu bilgileri çocuğa aktarır.



    DNA VE RNA SUREDE EŞİT SAYIDA TEKRARLANIYOR

    Kuran'da birbiriyle ilintili olan bazı kelimelerin eşit sayıda tekrarlandığına daha önceki bölümlerde şahit olmuştuk. Örneğin Kur'an'da "Melek" kelimesi 88 defa geçerken Şeytan kelimesi de 88 defa geçer. Yahut "Cennet" kelimesi 77 yerde kullanılırken "Cehennem" kelimesi de 77 yerde kullanılıyor.

    İşte bu kelime tekrarlarına az önce değindimiz ve genetik biliminin başlangıcına işaret eden bu surede de rastlıyoruz. DNA ve genetik tarihinin başlangıcı olan 1865 yılına işaret eden bu surede DNA toplam 7 defa tekrarlanırken RNA da 7 defa tekrarlanıyor. Bildiğiniz gibi RNA molekülü de DNA gibi genetik yapıyı oluşturan diğer moleküldür o nedenle Dna-Rna'nın eşit sayıda geçmesi gerçekten bu moleküllere yüzyıllar önce Kuran'da işaret edildiğinin ayrı bir kanıtıdır.(Arapça'da D-N-A harfleri "Dal-Nun-Elif" ile gösterilirken RNA "Ra-Nun-Elif" harfleri ile gösterilir)



    ARI VE GENETİK YAPISI

    1400 yıl önce genlerin ve kromozomların bilinmediği bir çağda Kur'an önemli bir mesaj daha veriyordu. Kur'an-ı Kerim'de "Nahl" (Arı) isimli bir sure yer almaktadır ve bu sure tam 16. suredir. Aynı şekilde arı da 16 kromozomlu bir canlıdır.


    Hayvanların dişisinde ve erkeğinde eşit sayıda kromozom bulunmaktadır. Fakat arının durumu, diğerlerinden farklıdır. Çünkü erkek arı 16 tek kromozoma, dişi arı ise 16 çift kromozoma sahiptir.İşte arı, bu açıdan farklıdır. Ve bu farklılığa Kur'an-ı Kerim de işaret etmektedir.


    Canlıların genetik şifresi olan DNA, kromozomlar üzerinde yer almaktadır. Örneğin Dünya'nın dört bir yanındaki bal arılarının kromozom sayısı aynıdır ve değişmez.

    Başka bir örnek daha; EQUUS ASINUS=Eşek...
    Kur'an-ı Kerim'in birkaç bölümünde 'eşek' kelimesi geçmektedir, fakat Lokman (31.sure) ve Cuma (62. sure) surelerinde bahsedilen tek hayvan 'eşek'tir. Aynı şekilde 'eşek' türünde toplam 31 çift, yani açılım olarak 62 adet kromozom bulunmaktadır. Bu surelerin numaraları da 31 ve 62'dir.

    'Eşek' kelimesi başka birkaç surede daha geçmektedir ancak bu surelerde Aslan, At gibi diğer hayvanlardan da bahsediliyor, fakat 31. ve 62. surelerde 'eşek'ten başka hiçbir hayvandan bahsedilmiyor...



    KUR'AN MUCİZESİ VE QUANTUM FİZİĞİ


    Yüzyıllar önce Kuran-ı Kerim'in geldiği çağda Quantum fiziği ve atomaltı parçacıklar bilinmiyordu. Fakat Kuranı Kerim evrenimizi oluşturan bu temel parçacıkların isimlerine ve ağırlıklarına işaret ederek inanılmaz bir mucize daha sergilemiştir. (Nötron ve Proton kelimeleri Türkçe, İngilizce, Arapça ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır)

    Nötron kelimesini oluşturan harfler tüm Kur'an-ı Kerim'de baştan sona sadece iki ayette geçiyor. Bunlardan birisi 18.39 nolu ayettir (Nötron Kütlesi=1839 me) Gördüğünüz gibi hem Nötron ismine hemde ayet numarasıyla nötronun ağırlığına açıkça işaret edilmektedir. Diğer binlerce ayette bu harfler yanyana gelmiyor fakat tam 18.39 ayetinde Nötron kelimesi ortaya çıkıyor o nedenle rastlantı olduğunu söyleyemeyiz.

    Aynı durum Proton için de geçerlidir. Proton kelimesini oluşturan harfler Kuran'ı Kerimde daha fazla sayıda geçiyor (Nötrona oranla). 18.37 nolu ayette Proton kelimesini oluşturan harfler soldan sağa ters biçimde yanyana geliyor. Proton kütlesi ise 1836-1837 me arasındadır yani 1837 me diyebiliriz. Dolayısıyla ayetin numarası 18.37 protonun ağırlığı olan 1837'ye işaret ediyor. Yani nötronda olduğu gibi protonda da ayet numarasıyla ağırlık aynıdır.(1837 me: 1837 adet elektron ağırlığında demektir)

    Atomları, zerreleri oluşturan bu parçacıkların yazılı olduğuna zaten aşağıdaki ayet de işaret etmektedir:

    "...Rabbinden ne yerde, ne gökte zerre kadar; ondan ne küçük, ne büyük hiçbir şey kaçmaz. Bunların hepsi apaçık bir Kitaptadır."(Yunus 61.ayet)



    GÜNEŞ'İN HİDROJEN VE HELYUMDAN OLUŞU

    Atomlar bölümünde elementlerin yani atom isimlerinin Kuran'da yer aldığını gösteren önemli kanıtlar sunmuştuk. Bunu destekleyen kanıtlardan birisine de Şems(Güneş) Suresinde rastlıyoruz. Bildiğiniz gibi Güneş ağırlıklı olarak Hidrojen(H) ve Helyum(He) atomlarından oluşmaktadır. Güneş'in yüzde 90'dan fazlası H ve He simgeli atomlardan oluşur ve yaydığı ısı ile ışık da bu elementlerin termonükleer reaksiyonları sonucunda açığa çıkar...


    Kısacası Güneş denildiğinde aklımıza ilk olarak H-HE atomları gelir. Ve çok ilginçtir ki Kuran'daki Şems(Güneş) suresindeki onbeş ayetin hepsi istisnasız olarak H-E harfleriyle bitmektedir. Özet olarak Güneş(Şems) suresindeki tüm ayetler hidrojen(H) ve helyum'un(HE) simgesiyle bitmektedir ve dolayısıyla Kur'an Güneş'in hidrojen ve helyum'dan oluştuğuna 14 asır öncesinden işaret etmektedir. Örneğin Helyum 19.yüzyılda keşfedilmiştir yani Kuran'dan asırlar sonra...


    Bunu bir rastlantı olarak değerlendiremeyiz çünkü Kuran'da Güneş(Şems) suresinden başka hiçbir sure baştan sona H-HE harfleriyle bitmiyor. Aslında Güneş suresi'nin numarası yani 91 rakamı da dikkat çekicidir. Güneşde yer alan H (hidrojen) elementi doğada geri kalan diğer 91 elementi de oluşturur. İlginçtir ki H (hidrojene) dikkat çeken Şems(Güneş) sureside tam 91. suredir. Laboratuarlarda atom numaraları arttırılabilmektedir fakat doğada hidrojenden sonra uranyum'a kadar 91 element vardır ve bunlar yine hidrojen çekirdeklerinin birleşmesiyle meydana gelir.



    AY İLE DÜNYA ARASINDAKİ UZAKLIK


    Kamer(AY) suresinde yine bir mucize ile karşılaşıyoruz. Bu surede Ay ile Dünya arasındaki harflerin uzunluk oranı Uzay'daki Ay-Dünya mesafesine işaret etmektedir. Kamer(AY) suresinin içerisinde sadece bir yerde Dünya(Ard) kelimesi geçmektedir.


    Surenin başlığı olan "Ay" kelimesi ile "Dünya" kelimesi arasındaki harfler toplam 333 adettir ve araya tam olarak 111 adet Ay kelimesi sığmaktadır. Çünkü Arapça'da Kamer(Ay) kelimesi 3 harften oluşur.

    Aynı şekilde gezegenimiz Dünya ile Ay arasına da ortalama 111 adet Ay sığmaktadır yani aradaki uzaklık Ay çapının toplam 111 katıdır. Bir uzay haritasını incelediğiniz zaman da bunu görebilirsiniz. Ya da en temel astronomi kitaplarında da bu bilgiye rastlayabilirsiniz. Bu hesaplama da kullanılan uzaklık mesafesi ortalama mesafedir çünkü Ay'ın eliptik bir yörüngesi vardır.

    Fakat Kuran'ın indirildiği dönemde ne aradaki yüzbinlerce kilometrelik mesafe ne de Ay'ın çapı bilinmiyordu.İşte bu açıdan bu bilgi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca Kuran'da Ay isminde sadece bir sure vardır ve bu surede sadece bir yerde Dünya kelimesi geçmektedir. O nedenle bu önemli bulgu matematiksel açıdan tesadüfi değildir.



    VENÜS VE MARS'IN DÖNÜŞ SÜRELERİ


    Sıralama bakımından Dünya'ya en yakın olan bu iki gezegenin isimlerine ve kendi çevrelerindeki dönüş sürelerine modern astronomiden yüzyıllar önce Kur'an işaret ediyordu. Halbuki bu gezegenlerin kendi çevrelerindeki dönüş süreleri astronomlar tarafından Kuran'dan yüzyıllar sonra keşfedildi. Mars ve Venüs isimlerinin Kuran'da gizli bir şekilde yer alması da mucize niteliğindedir çünkü Mars ve Venüs isimleri bugün modern Astronomide kullanılan genel isimlerdir halbuki Arapça'da Merih ve Zuhra olarak geçmekteydi. Aynı şekilde Kur'an'ın indirildiği dönemde de farklı toplumlar bu gezegenler için farklı isimler kullanmaktaydı.

    Venüs kelimesini oluşturan harfler Kuran'da ilk olarak Enfal suresinin 72.ayetinde yan yana gelmektedir. Bir sonraki Venüs harfleri ise Hud suresinin 3. ayetinde yan yana gelmektedir. (Arapça'da Vav-Elif-Nun-Elif-Sin) Bu iki yerin arasında toplam 243 ayet geçmektedir. Aynen burada olduğu gibi Uzay'da Venüs'ün kendi çevresindeki dolanım süresi de tam 243 gün sürer. Yani 243 gün bitince dönüşünü tekrarlar. Kuran da 243 ayet geçince Venüs kelimesini oluşturan harfler tekrarlanıyor.

    Aynı bulgu Mars için de geçerli. Mars kelimesini oluşturan harfler Kuran'da ilk olarak Müminun suresinin 44.ayetinde yan yana gelmektedir. Bir sonraki Mars harfleri ise yine Müminun suresinin 45.ayetinde yan yana gelmektedir. (Arapça'da Mim-Elif-Ra-Sin) Yani hemen 1 ayet sonra tekrar geçmektedir. Aynı şekilde Mars'ın kendi çevresindeki dolanım süresi de sadece 1 gün sürer. Mars 1 günden sonra dönüşünü tekrarlar aynen Kuran'da 1 ayet sonra tekrarlandığı gibi...

    Dünya'ya komşu olan iki gezegen Venüs ve Mars dışında diğer gezegenler hakkında da Kuran'da mucizevi bilgiler olduğunu ve bunların zamanla ortaya çıkacağını düşünüyoruz.



    YENİ BİR KUR'AN MUCİZESİ DAHA: YERALTINDAKİ ENERJİ VE PETROL KELİMESİ


    İçinde bulunduğumuz çağda maalesef enerji kaynakları uğruna savaşlar çıkmaktadır. Enerji kaynaklarının başında gelen petrolün oluşumuna ve ismine Kuran-ı Kerim yüzyıllar öncesinden işaret etmektedir. Petrol ismine işaret edilmesi mucizevi niteliktedir çünkü petrol kelimesi ilk olarak bir Alman minerologun 1556 tarihli "De Re Metallica" isimli kitabında geçmektedir yani Kuran'dan yüzyıllar sonra... Kısacası Kuran'dan asırlar sonra dünya dillerinde petrol kelimesi kullanılmaya başlanmıştır dolayısıyla Kuran petrol kelimesinin tüm dünyada kullanılacağına önceden işaret etmiştir.(Petrolün farklı dillerdeki yazılışı veya okunuşu hemen hemen aynıdır Türkçe,İngilizce,Arapça'da olduğu gibi)


    Petrol kelimesini oluşturan harfler tüm Kuran'da baştan sona sadece iki yerde geçmektedir (harfler soldan sağa doğru ters diziliyor). Bunlardan ilki 6.59 nolu ayettir ve bu ayette petrole işaret edercesine "yeraltının karanlıklarındaki" ifadesi kullanılmaktadır. Yani petrolün yer altında olduğuna işaret edilmektedir.

    Ayrıca bilimadamları petrolün oluşum kökenini hem hayvansal hem de bitkisel olarak açıklamaktadırlar. Yani eski çağlardaki yeşil bitkilerin uzun bir zaman aralığından sonra petrole dönüştüğünü ifade etmektedirler. Kuran'daki bir ayet de bununla örtüşmektedir: " (Rabbin) yeşil otu çıkardı, sonra da onu kapkara(simsiyah) bir sel artığına(sıvıya) çevirdi..." (Ala suresi 4,5)



    MODERN TIP VE MUCİZEVİ BİR İŞARET.HEMOGLOBİN İLE DEMİR YAN YANA

    Kuran'ın indirildiği çağda henüz kimse oksijen ve karbondioksiti vücudumuzdaki kanda taşıyan Hemoglobin molekülünden haberdar değildi ve böyle bir tıp terimi de yoktu. Nitekim mikroskoplar da henüz icad edilmemişti. Ayrıca kana kırmızı rengi veren de yine Hemoglobin'dir ve demir eksikliğinde anemi hastalığı (kansızlık) ortaya çıkar.

    Vücudumuzdaki Demir (Fe) elementi sayesinde oluşan Hemoglobin hayatın devamı için şarttır. Hemoglobinin ortasında bulunan Demir (Fe) elementi oksijeni kendisine bağlar ve kanda taşır. Kuran'daki Hadid yani Demir suresinde demirin insanlar için faydalar taşıdığı şöyle belirtiliyor:
    "...Demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır..." (Hadid suresi 25)



    Gördüğünüz gibi 48:25 numaralı ayette yan yana gelen harfler mucizevi bir biçimde FE (Demir) ve Hemoglobin kelimelerini oluşturmaktadır.(Hemoglobin kelimesini oluşturan harfler soldan sağa ters, Demir yani (Fe) sağdan sola.) Ayrıca Hemoglobini oluşturan harfler başka hiçbir ayette yan yana gelmiyor dolayısıyla rastlantı diyemeyiz.


    Hemoglobin kelimesi Türkçe, Arapça, İngilizce ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır. Başka örneklerde olduğu gibi burda da aynı yöntemi kullandık o nedenle matematiksel açıdan tüm bunlara tesadüf gözüyle bakamayız. Hemoglobin terimi modern tıp tarihinde 1869 yılında ortaya çıkmıştır KuranıKerim ise 610 yılında indirilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla yüzyıllar öncesinden bu hayati moleküle ismen işaret edildiğini düşünüyoruz.




    ÖNEMLİ BİR MUCİZE: HALLEY YILDIZI VE 76 YIL


    Modern astronomi alanındaki önemli gelişmelerden birisi de Halley kuyrukluyıldızı'nın 17.yüzyılda Edmund Halley isimli astronom tarafından keşfedilmesidir. Dolayısıyla bu kuyrukluyıldıza verilen Halley ismi 17.yüzyılda yaşamış ünlü bir bilimadamının soyismidir çünkü yıldızı ve 76 yıllık dolanım süresini bu bilimadamı keşfetmiştir. İşte bu noktada çok dikkat çekici bir mucizeyle karşılaşıyoruz. Çünkü Kur'an indirildikten yüzyıllar sonra 17.yüzyılda keşfedilen ve ismi koyulan Halley Yıldızı ile 76 yıllık dolanım süresi asırlar öncesinden Kur'an-ı Kerim'de yazıyordu. Yani yıldıza ismi verilen Halley isimli bilimadamı Kur'an indirildiği çağda henüz doğmamıştı ve Halley ismi bilinmiyordu. Buna rağmen Kur'an-ı Kerim gelecek zamanı anlatırcasına Halley ismini ve 76 yıllık dolanım süresini bizlere yüzyıllar öncesinden haber vermiştir.

    H-A-L-L-E-Y harflerinin Kur'an'da ilk geçtiği yer Enam suresinin 76.ayetidir. Bu ayette HALLEY kelimesinin hemen yanında YILDIZ kelimesi geçiyor (Arapça karşılığı: Kevkeba) Bu ayetin numarası olan 76 sayısı da yıldızın dönüş süresi olan 76 yıla işaret etmektedir. Ayetin numarası olan 76 sayısı Halley yıldızını temsil eder çünkü her 76 yılda bir Dünya'dan görülür yani yörüngesini 76 yılda bir tamamlar.

    Nitekim Halley yıldızının keşfi de 76 yıllık dönüş süresinin bulunmasına dayanır. Edmund Halley bu yıldızın 76 yıl sonra tekrar görüleceğini açıklayarak kuyrukluyıldızların astronomik yörüngelerini de açıklığa kavuşturmuştur. Bu nedenle Halley yıldızının Kuran'da ilk olarak 76.ayette geçmesine mucize diyebiliriz çünkü Kur'an bu bilgiye yüzyıllar öncesinden işaret etmektedir.

    Bu örneğe benzer şekilde diğer bölümlerde yer verdiğimiz Sirius yıldızı da Kuran'da sadece 49.ayette geçmektedir ve Sirius B'nin Sirius A çevresindeki dolanım süresi de 49 yıldır (Necm suresi 49). Üstelik Sirius B yıldızı teleskop olmadan gözlenemez ve teleskop Kuran'dan yüzyıllar sonra keşfedilebilmiştir. Dolayısıyla hem Halley hem de Sirius yıldızlarının ayet numaralarının dönüş yıllarıyla aynı olması rastlantı değildir.



    DENİZ - KARA ORANI


    Kur'an-ı Kerim'de geçen "Deniz" ve "Kara" kelimelerinin sayıca birbirlerine oranı, bugün modern bilimdeki oranla birebir aynıdır. Halbuki o yıllarda henüz kıtalar keşfedilmemişti ve kara-deniz oranının bilimsel olarak tespit edilmesi mümkün değildi. Örneğin Amerika gibi büyük bir kara parçasının varlığı Kuran'dan yüzyıllar sonra 15. yüzyılda keşfedilmiştir.

    Kur'an'da toplam 13 defa "Kara (berr, yabas)" ifadesi geçmektedir. "Deniz (bahr)" kelimesi ise 32 defa geçmektedir. Yani deniz oranı 32/45, kara oranı ise 13/45 olarak verilmektedir. Yüzdelere çevirdiğimizde deniz oranı yüzde 71, kara oranı ise yüzde 29 çıkmaktadır. Modern bilimin bulgularına göre de denizler Dünya'nın yüzde 71'ini, karalar ise yüzde 29'unu kaplamaktadır. Günümüzde bilimadamları bu tür ince hesaplamaları uydu fotoğrafları ve bilgisayarlar ile yapabilmektedir.


    SİVRİSİNEKTEKİ MİKROSKOBİK SIR

    Milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olan Sıtma (Malaria) hastalığının nedeni dişi sivrisineklerdir (Anofel). Kan emici sivrisinekler de yine aynı şekilde dişi olanlardır. Sivrisinekler hakkındaki bu bilimsel gerçek 1800 yılından sonra keşfedilmiştir (Ronald Ross). Fakat 600'lü yıllarda yani mikroskobun olmadığı bir çağda vahyedilen Kur'an-ı Kerim dişi sivrisineklere yüzyıllar önce dikkat çekiyordu:

    "Şüphesiz ki Allah, (Dişi) sivrisineği hatta onun da ötesinde (küçük bir varlığı) misal getirmekten çekinmez....." (Bakara 26)


    "Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvardıklarınız bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu da geri alamazlar. İsteyen de aciz, istenen de! " (Hac 73)

    Ayette dişi sivrisineğin insanlardan birşeyler kaptığı belirtiliyor dolayısıyla ilk okuyuşta sivrisineğin aldığı küçük bir miktar kan aklımıza geliyor. Gerçekten de insanlardan kan emen veya sıtma hastalığını yayan sivrisinekler dişi olanlardır. Ayetteki "Bedu'at" ve "Fevka'ha" kelimeleri de dişil anlam içermektedir. O çağda yaşayan insanlar sivrisinek gibi önemsiz görünen bir canlının neden misal olarak verildiğini anlayamamışlardı. Çünkü milyonlarca insanın ölümüne neden olan sıtmanın bu yolla yayıldığını bilmiyorlardı. Kan emen veya sıtmayı yayan sivrisineklerin dişi veya erkek olup olmadığı da o çağda bilinmiyordu.



    TELEVİZYONUN İCADI


    Televizyon yayınları ışık hızındaki elektromanyetik dalgaların evlerimize kadar ulaşmasıyla gerçekleştirilmektedir. Televizyon dalgaları öylesine hızlıdır ki kilometrelerce uzaklıktan aynı saniye içerisinde görüntü nakli yapılabilmektedir. Kuran'daki Neml suresinde Süleyman Peygamber'in farklı bir ülkede bulunan kraliçenin tahtını aynı saniye içerisinde mucizevi bir biçimde getirttiği anlatılır. Bu ayet ilk bakışta bize teleportasyon (ışınlama) veya görüntü naklini (televizyonu) anımsatmaktadır.

    Bu olayın anlatıldığı Neml suresinde bazı harflerin yan yana geldiğini ve TELEVİZYON kelimesini oluşturduğunu görüyoruz. Televizyon kelimesini oluşturan harfler tamda Hz.Süleyman'ın bu surede isminin geçmeye başladığı ayetlerde yan yana dizilmiş durumdadır. (17.ayet



    Yanında kitaptan bir ilim olan kimse ise: "Gözünü açıp kapamadan ben onu (tahtı) sana getiririm" dedi. (O anda Süleyman) onu (tahtı) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce..." (Neml 40)

    Televizyon kelimesi Türkçe, İngilizce, Arapça ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır.(Fransızca ve İngilizce'de Television) Televizyon kelimesini oluşturan bu harfler normalden farklı olarak ayette soldan sağa yanyana geliyor.(Diğer şekilde bu harfler tüm Kuran'da sağdan sola hiç yan yana gelmiyor)


    KURAN'DA ATOMLAR


    Kuran-ı Kerim'de yer alan element isimli "Hadid (Demir)" suresinde, Radon, Potasyum, Zirkonyum ve Titanyum gibi diğer elementlere de atom numaralarıyla ve ağırlıklarıyla birlikte işaret edilmektedir. Halbuki o yıllarda elementler ve atom numaraları henüz keşfedilmemişti. İşte bu yüzden Kuran çok büyük bir mucize daha sergilemektedir.

    Örneğin element isimli bu suredeki Arapça harfleri saydığımızda ilk RN harflerine kadar 86 harf geçmektedir.Aynı şekilde bilimsel olarak "Rn(Radon)" elementinin atom numarasıda 86'dır.



    KURAN'DA 365 GÜN


    Kur'an-ı Kerim'de "Bir Gün (yevm)" kelimesi 365 defa geçmektedir. Bildiğiniz gibi Dünya'nın Güneş etrafında tam bir kez dönüşü de 365 gün sürer.

    Kur'an'da 365 defa "bir gün (yevm)" kelimesinin geçiyor olması çok önemli bir bulgudur. Çünkü Dünya yörüngesi hakkında bize yüzyıllar öncesinden bilgi vermektedir. Kısacası Dünya ile Güneş arasındaki 365 günlük astronomik döngüye Kuran'da işaret edilmektedir.

    kaynak http://www.nurelif.com/

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-02-2007
    Mesajlar
    49
    Karizma Gücü
    0
    Kur'andaki bilim dışılıkları da yazsaydın.

  3. #3
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı |can| tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kur'andaki bilim dışılıkları da yazsaydın.
    ,

    dostum siz benım soruma ılk once bı cvp verın sonra o konularıda gorusuruz !

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı csyasoo tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ,

    dostum siz benım soruma ılk once bı cvp verın sonra o konularıda gorusuruz !
    Sen simdi bu mucizeleri sayarken Sure ve ayet numaralırnı verirken mesela 18.35 yani 18. sure 35. ayet derken bunları Allahın (sizin inancınıza göre) indirdiği yani nuzül sırasına göremi yazıyon, Yoksa sonradan Osmanın kitap laştırıken koyduğu sıraya göremi yazıyon. Eğer böyleyse bunları Allaha maletmek osmana haksızlık olmazmı?

    Adamın hakkını yemeyin bu tür rastlantılar onun gayretleri neticesinde oluşmuşdur, Eğer bunları mucizelerden sayıyorsan OSMANIN MUCİZELERİ olmalıydı.

    SEZARIN HAKKI SEZARA:A :A :A

    Saygılarımla,

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Kaç kere yazılıp söylenecek daha bilmiyorum:
    Kuran'ın kendisini bizatihi inançsal bir mucize olarak kavrayıp kabul edemeyip;bilimsel kimi izahlarla kendince şaşırtıcı ama yanlış ve üstelik Kuran dışı referans ve sonuçlarla mucize! oluşturulmaz.
    Bu gibi çalışmalar!? Kuran değil, çalışma sahibi hakkında mucizevi saçmalıklara delil olabilir.

    ..."KURAN'DA 365 GÜN

    http://bp0.blogger.com/_WQYfC7eK0Eo/...320/365gun.jpg
    Kur'an-ı Kerim'de "Bir Gün (yevm)" kelimesi 365 defa geçmektedir. Bildiğiniz gibi Dünya'nın Güneş etrafında tam bir kez dönüşü de 365 gün sürer.

    Kur'an'da 365 defa "bir gün (yevm)" kelimesinin geçiyor olması çok önemli bir bulgudur. Çünkü Dünya yörüngesi hakkında bize yüzyıllar öncesinden bilgi vermektedir. Kısacası Dünya ile Güneş arasındaki 365 günlük astronomik döngüye Kuran'da işaret edilmektedir.".....

    365 günü bir yıl kabul eden takvim esası/kabulü Kuran'ın esas aldığı ay takvim ve yılı esasına aykırıdır. Kuran 365 günü bir yıl kabul etmez. Kuran, kabul edip esas almadığı bir takvim ölçeğine dair "mucize" taşır mı.?
    Bundan daha Kuran dışı, bundan daha saçma ne olabilir.?
    Kuran bu takvimi esas almış olsa hicri yıl,rumi yıl,miladi yıl farklılığı hesabediyor olurmuyduk.?, dedelerimiz yaşını :binüçyüz...lü yıllarla ifade edermiydi bize.?

    Kişisel egoları,paye dertleri,bilgiçlik taslama,ulemalık taslama hastalıkları dinlerinin önüne geçmiş kimi bezirganlar, Kuran'ın anlam olarak insanlığa evrensel bildirimleri/buyrukları ile ilgilenmeyip dört işlem bilgileri kapasitesiyle saçma bir toplama çıkarma oynayıp aslında cehaletlerini ulemalıkla gizleyip pazarlamaya çalışıyor.(şecaat arzederken firgatın söylüyor -kahramanlık iddia ederken hırsızlığını itiraf ediyor- )

    (İyiniyetle bile olsa) Kimi arkadaşlar da, bu üçkağıtçılara çanak tutuyor, koltuk değneği oluyor.)

    Kuran efenim ne bileyim Radon'un element bulunuş, kabul sırasını -ki tesadüftür- içerse ne oluur, olmasa ne olur. İçermek zorunda mı.? Demir'in atomik numarasını açıklamak zorunda mı.? Bir Dine kaynak Temel Kitap'ta aranacak mucize bu mudur.? Plüton 150-200 yıldır -belki daha da eski- gezegen olarak biliniyor/kabul ediliyordu.Son bulgular öyle olmadığını gösterdi.Belki ileride bu bilgi yine değişecek.
    Yani herhangi bir zaman kesitindeki verili bilgi seviyesi ve kapasitesine göre Kuran mucizesi oluşturulur mu.?Kuran'ın mucizeviliği,büyüklüğü buna endekslenir mi.? Bu Kuran'ı aşağılamak değil midir.?
    Allah neden dolaylı,gizemli,manyaklık düzeyinde çapraşık uzmanlık gerektirecek sırada işlemlerle erişilecek mucizeler!? bildirsin.? Kitab'ı tüm insanlığa değil mi.?

    Kendini alim/ulema göstertip peşine üç beş müşteri akacak birileri diye Kuran niye alet ediliyor.?
    Bu kadar dolaylı ve saçma işlemlerle herhangibir kitap akıl almaz mucizelere esas gösterilebilir.?Bunlar asırlardan beri var olan uydurmacılık.Adı nominalizm olmuş, ebced olmuş o olmuş bu olmuş..Asırlardır var.

    Arkadaşlar lütfen bu ve benzeri saçmalıkları dine bulaştırmayalım. Bunlar Kuran'a yöneltilecek eleştiriler için bilinçli hazırlanmış tuzaklardır.Dindar görünüp, alim görünüp hazırlanan bilinçli-bilinçsiz tuzaklardır.

    Bütün büyük bilimsel gelişme ve buluşlar (bu mantığa göre Kuran'da var!!??) ama ne hikmetse Müslümanlar bunları hiç durmadan Kuran okudukları ve Kuran'a iman ettikleri halde göremiyor da; Kuran'ı reddedip aşağılayan gavur!lar bunları hemen bi okuyuşta anlayıp,çalıyorlar..Sizce bu bakış Müslümanları süzme gerzek,ötekileri yücelten bir takdim değil mi.? Böyle birşey olabilir mi.?

    Bu; iman edildiğinde anlaşılıp kavranamayan, reddedilip karşı çıkıldığında mucize!lerinden yararlanılabilen bir Kitab indirmiş olmaklıkm iddiası ile (haşa) Alllah'a bir isyan değil mi.?

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    0
    Kurana sonradan mucizeler eklendiğini nasılda ortaya koyuyorlar, Norhest de değinmiş güzel bir konu,

    Düşünün Biryılın 365 gün olduğunu söyleyen bir kitap getiren Peygamber 354.7 günlük yılık kabul eden bir takvim kullandırıyor cemaatine.

    "Hicri takvimlerde de miladi takvim gibi artık yıllar mevcuttur. 30 yılda yaklaşık 11 günlük bir gerileme yapmaktadır. Bu gerilemeyi düzeltmek için 30 yıllık dönemde 2, 5, 7, 10, 13, 15, 18, 21, 24, 26 ve 29 yılları 355 gün, diğer yıllar ise 354 gün çekmektedir"

    Her sene ramazanın 10 gün geri gitmesinede kafanız basmıyomu. Yani size göre o mucize dine göre Hangi ayda hangi mevsim olcak belli değil.

    Herzamanki gibi ya nasip. Ne denk gelirse.

    Harbi mucizesiniz ya.

  7. #7
    KaBuS adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-03-2006
    Mesajlar
    274
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı northest tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bütün büyük bilimsel gelişme ve buluşlar (bu mantığa göre Kuran'da var!!??) ama ne hikmetse Müslümanlar bunları hiç durmadan Kuran okudukları ve Kuran'a iman ettikleri halde göremiyor da; Kuran'ı reddedip aşağılayan gavur!lar bunları hemen bi okuyuşta anlayıp,çalıyorlar..Sizce bu bakış Müslümanları süzme gerzek,ötekileri yücelten bir takdim değil mi.? Böyle birşey olabilir mi.?
    Benim baska bir baslikda bu konu hakkinda daha önceki yorumum

    Alıntı KKaBuSs tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ampülün icadini Nur Suresine bakarak kurana bagliyorsunuz hatta birde edisonun öldügünde evinde kuran bulundugunu ve bununda edisonun o bilgileri kurandan aldigini iddia bile edebiliyorsunuz Siz kurandaki gizli mesajlari ararken elalemin kafiri -sizin deyiminizle- kurani hic okumadigi halde uzaya turistik seyahetler düzenlemeye basladi.Acaba diyorum bi kac kisiye arapcayi cok iyi ögretipde kurandan kopyami cekiyorlar , hatta hatta onlar sizden dahami iyi müslümanki müslüman aleminin 1400 senedir cözemedigi gizli mesajlari onlar cözüp cözüp bunca seyi yapabiliyorlar
    Aklin yolu birdir ne diyim

    Ayrica su soruya hala cevap verilmemis ?

    Alıntı Dandiri_Dasdana tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sen simdi bu mucizeleri sayarken Sure ve ayet numaralırnı verirken mesela 18.35 yani 18. sure 35. ayet derken bunları Allahın (sizin inancınıza göre) indirdiği yani nuzül sırasına göremi yazıyon, Yoksa sonradan Osmanın kitap laştırıken koyduğu sıraya göremi yazıyon. Eğer böyleyse bunları Allaha maletmek osmana haksızlık olmazmı?

    Adamın hakkını yemeyin bu tür rastlantılar onun gayretleri neticesinde oluşmuşdur, Eğer bunları mucizelerden sayıyorsan OSMANIN MUCİZELERİ olmalıydı.

    SEZARIN HAKKI SEZARA:A :A :A

    Saygılarımla,
    Yaradana olan inancim , O'nu kücük düsüren dinlere inanmami engelliyor

    Bilmek kabul etmek demek degildir...Kabul etmiyeceksen bile neyi kabul etmedigini bilmek icin ÖGREN..!

  8. #8
    csyasoo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2005
    Mesajlar
    16,466
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı KKaBuSs tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Ayrica su soruya hala cevap verilmemis ?
    arkadasın bahsettıgı soru şu
    Alıntı Dandiri_Dasdana tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sen simdi bu mucizeleri sayarken Sure ve ayet numaralırnı verirken mesela 18.35 yani 18. sure 35. ayet derken bunları Allahın (sizin inancınıza göre) indirdiği yani nuzül sırasına göremi yazıyon, Yoksa sonradan Osmanın kitap laştırıken koyduğu sıraya göremi yazıyon. Eğer böyleyse bunları Allaha maletmek osmana haksızlık olmazmı?

    Adamın hakkını yemeyin bu tür rastlantılar onun gayretleri neticesinde oluşmuşdur, Eğer bunları mucizelerden sayıyorsan OSMANIN MUCİZELERİ olmalıydı.

    SEZARIN HAKKI SEZARA:A :A :A

    Saygılarımla,
    cevabımızı verırız arkadasım


    Kur'ân-ı Kerîm'in
    yazılması ve kitaplaştırılması


    Kur'ân-ı Kerîm'de yer alan fıkıh ile ilgili âyetler ve bu âyetlerin sayısız fıkıh bilgi ve hükmüne kaynaklık ettiği göz önüne alınırsa, Fıkh'ın ilk tedvininin (kitapta yazılı hale getirilişinin) de, Kur'ân-ı Kerîm'in yazılması ile gerçekleştiği söylenebilir. Allah Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'i vahyettiği gibi koruyacağını da vâdetmişti (el-Hicr: 15/9). Bu vâdini, Peygamberine aldırdığı şu tedbirlerle gerçekleştirdi: Vahiy gelince Peygamberimiz okuma yazma bilen sahâbîleri çağırır, yeni gelen âyetleri yazdırır, tashih etmek üzere okutur, sonra bunu erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı okurdu. O zamanda kâğıt mevcut olmadığı için yazmaya müsait her nesne kullanılmış, bu cümleden olarak kemik, taş, tabaklanmış deri, hurma dallarının orta damarı, porselen parçalarından istifade edilmiştir. Hicretten sekiz yıl önce Hz. Ömer'in müslüman olmasında etkili olan âyetler kızkardeşinin elinde yazılı bulunuyordu. Bu ve benzeri vesikalar yazmanın hemen ilk yıllarda başladığını göstermektedir. Kur'ân-ı Kerîm böylece baştan sona çeşitli malzemeler üzerine birden fazla nüsha olarak yazıldığı gibi, ayrıca parçalar halinde veya bütünü ile ezberlenmiştir. Her müslüman, günde beş vakit namazda Kur'ân'dan bir miktar okumak durumunda olduğu için ezberliyordu; ayrıca kabiliyetli kişiler onu baştan sona ezberlemiş bulunuyorlardı. Sahih rivayetlere göre her yıl ramazan ayında Cebrâil geliyor, Hz. Peygamber (s.a.) ona Kur'ân-ı Kerîm'in mevcut kısmını baştan sona okuyor, bu yol ile muhâfaza hususu kontrol edilmiş oluyordu. Peygamberimiz'in vefat edeceği yıl Cebrâîl iki kere okumasını istemiş, O da Kur'ân'ı baştan sona iki kere okumuştu. Bu esnada başta Zeyd b. Sâbit olmak üzere bası ashâbı da orada bulunuyorlardı. Resûl-i Ekrem'in dünya hayatı son bulduğunda Kur'ân-ı Kerîm'in tamamı hem yazılmış, hem de birçok kişi tarafından ezberlenmiş durumda idi. Sûrelerin ve âyetlerin yerleri ve sıraları da bizzat Peygamberimiz tarafından bildirilmiş idi. Ebû-Bekir halîfe olup yalancı peygamberlerle yapılan savaşlarda birçok hâfız şehid düşünce, Hz. Ömer'in teklifi üzerine, Zeyd b. Sâbit başkanlığında bir komisyon kurdu ve çeşitli ellerde bulunan Kur'ân parçalarının bir araya getirilerek yeniden yazılmasını, bir kitap (mushaf) halinde toplanmasını istedi. Birden fazla nüsha ve hâfızanın kontrolü altında bütün Kur'ân tek kitap halinde yazıldı ve halifeye teslim edildi. Yazımda Kureyş lehcesi esas alınmıştı. İslâm dünyasına yayılmış bulunan ashâb ise Kur'ân'ı, çeşitli lehçelerden okuyorlardı. Bu durum bazı karışıklıklara sebebiyet verdiği için Hz. Osman'ın halîfeliği zamanında yine Zeyd b. Sâbit'in başkanlığındaki bir heyet ana nüshayı çoğalttı ve belli merkezlere birer nüsha gönderildi. Yazı ve lehçe bakımından bu nüshalara uymayan özel nüshalar ortadan kaldırıldı. İşaret etmek gerekir ki, burada söz konusu olan farklılıklar, aynı mânayı ifade eden ve çeşitli bölgelere ait bulunan az sayıda kelime farkından ibâret idi ve bu farklılığa, ümmete kolaylık olsun diye Hz. Peygamber örnek olmuş, izin vermişti. İslâm bölge farklarını zayıflatıp Kureyş lehçesi yaygın hale gelince, geçici olarak izin verilen lehçe farkları da ortadan kaldırılmış oldu.
    kaynak.http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/tarih/0057.htm


    arkadas soru sormus ama bılmeden yazmıs kuran bıkere Hz.Omer zamanında kıtap halıne getırıdı yukarıda okuyacagınız gıbı ve Hz.Osman zamanında Çogaltıldı ayrıca kendı ıstegıne gore dızmıs lafını bu kez Hz.Ömer ıcınde soylıyebılır onunda cvcp ı var yukarıda tabı yazılarımızı okursanız cvp larıda alırsınız sanırım cvp ınızı aldınız



    ayrıca ! su tez e de cvp verıyım dedım

    Alıntı Dandiri_Dasdana tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kurana sonradan mucizeler eklendiğini nasılda ortaya koyuyorlar, Norhest de değinmiş güzel bir konu,

    Düşünün Biryılın 365 gün olduğunu söyleyen bir kitap getiren Peygamber 354.7 günlük yılık kabul eden bir takvim kullandırıyor cemaatine.

    "Hicri takvimlerde de miladi takvim gibi artık yıllar mevcuttur. 30 yılda yaklaşık 11 günlük bir gerileme yapmaktadır. Bu gerilemeyi düzeltmek için 30 yıllık dönemde 2, 5, 7, 10, 13, 15, 18, 21, 24, 26 ve 29 yılları 355 gün, diğer yıllar ise 354 gün çekmektedir"

    Her sene ramazanın 10 gün geri gitmesinede kafanız basmıyomu. Yani size göre o mucize dine göre Hangi ayda hangi mevsim olcak belli değil.

    Herzamanki gibi ya nasip. Ne denk gelirse.

    Harbi mucizesiniz ya.
    demiş arkadas


    hımm..arkadasım dedıklerınden bu mucızelere ınanmadıgın anlasılıyor ve bende sana ıspatlama geregı duyuyorum

    şimdi demişşin Düşünün Biryılın 365 gün olduğunu söyleyen bir kitap getiren Peygamber 354.7 günlük yılık kabul eden bir takvim kullandırıyor cemaatine. : ewet kıtap oyle soyluyor istersen ispatı yukarıda en son mucıze olarak yazılan yazı ! su 354.7 gunluk takvımden bahsedeyım bırazda Hz. Muhammed’in (S.A.V), Hz. Ebubekir ile birlikte Mekke'den Medine'ye göç ettiği gün (hicret) ve Hicri takvimin başlangıcıdır.

    Hicret, Hz. Muhammed'in İslamiyet’i yaymasını ve başarıya ulaşmasını sağlayan en önemli olaylardandır. Hicri takvim, "kameri" sisteme göre düzenlenmiştir (Ay takvimi). 354 günlük bir yıl, 29 veya 30 gün süren 12 aydan oluşur. Bu takvimin başlangıcı Muharrem ayıdır. Muharrem ayının birinci günü ise "Hicri Yılbaşı"dır

    gordugun gıbı hicri takvim ay ı esas alır miladi ise gunes ı ! ayrıca Milâdî ve Rûmî tarihler gibi on iki ay esasına dayanan hicrî yıl muharrem ayı ile başlar ve zilhicce ile sona erer. Hicrî (kamer&#238 aylar şunlardır: Muharrem, safer, rebiülevvel, rebiülâhir, cemâzielevvel, cemâzielâhir, recep, şaban, ramazan, şevvâl, zilkade,

    Yazışmalar ve iktisâdî sahalarda rahatlıkla kullanılan bu takvime karşılık milâdî takvimde, ziraata ait vergilerin toplanmasında yardımcı olmuştur. İslâm takvimi, müslümanlara mâl olmuş bir takvimdir ve hatta okuma-yazması olmayan bir kimsenin bile kullanabileceği bir vasıtadır. Bu takvimin hesaplarını yapmak, ramazanın ne zaman başlayacağım bilmek, ne zaman namaz kılınacağını belirlemek için ince astronomi bilgilerine gerek yoktur. Ayın 29. günü güneşin battığı taraftaki gök ufkuna dikkatle bakılır, şayet yeni ayın o incecik hafi batı ufku üzerinde görünmüşse, ay doğmuş ve takvime göre ertesi ayın ilk günü başlamış olur: Hilâlin bu görüntüsü 5-6 dakika sürer ve sonra kaybolur. Şayet bir görüntü tesbit edilememişse ay otuz gün sürecektir bu kesindir, yani ertesi akşam ufukta kesinlikle hilâl görülür. Şayet 29. günü göğün bulutlu olması sözkonusu ise o ayın 30 gün süren bir ay olduğu kabul edilir (Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, çev, S. Tuğ, II, 857)- Ayrıca hilâlin hareketleri de kesin olarak belli değildir. Bazen ay bütün hareketlerini 29 günde, bazen 30 günde tamamlar.
    farkındaysan Hz.Peygamber ın ummetıne neden bu takvimi kullandırdıgını anlamıssındır ! ayrıca kuran bi şifredir oyle bı okumayla cozulcek bi şifrede deildir içinde gizlidir !

    kaynaklar . http://www.sorularlaislamiyet.com/su...rticle&aid=915
    http://gulale.blogcu.com/_DiNi+YAZILAR_/
    Bu mesaj en son " 24.02.07 " tarihinde saat 20:19 itibariyle csyasoo tarafından düzenlenmiştir...

  9. #9
    Misafir Nevsehirli50FB adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-09-2005
    Mesajlar
    5,164
    Karizma Gücü
    0
    Ne cevabindan bahsediyorsunuz ARKADASIN actigi konuda herseye siz cevap verin sonra cevap bekleyin !!

    Dandiri bilmemek ayip degil ögrenmemek ayip bak
    Alıntı Dandiri_Dasdana tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Düşünün Biryılın 365 gün olduğunu söyleyen bir kitap getiren Peygamber 354.7 günlük yılık kabul eden bir takvim kullandırıyor cemaatine.
    Bilmem utanacakmisin !!Hicri TAKVIMI HZ.MUHAMMED ZAMANINDA CIKMADI HZ. ÖMER ZAMANINDA CIKTI

    Utandinmi simdi ?

    Hangi ayda mevsim oldun diye yapilmamis zaten o Takvim !!
    Dikkat edersen AY takvimi GÜNES degil !!
    Sacmalamakta Dandiri senin üzerine yok !


    Bak Bir Gün 365 defa geciyor bir ay yazmiyor orda Günün GÜNESLE ALAKASI OLDUGU ICIN ay takviminden bahsedilmemis Kuranda

  10. #10
    K_U_M adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    7
    Benim Allaha inanmak için onun kendisini ispatlamasına yada bazılarının onun varlığını sorgulamasına ihtiyacım yok.

    Kalp ile tastik dil ile ikrar ediyorum. Varmı daha ötesi. Yanlışı da bana doğrusu da bana.
    Ticaret adamın kesesini doldururken kalbini boşaltıyor. Haberiniz ola arkadaşlar.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kuran Ve Bİyolojİ
    2005 Konuları bölümünde bacanak tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 04.05.06, 23:17
  2. Kuran Ve Fİzİk
    2005 Konuları bölümünde bacanak tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 06.04.06, 16:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •