Beni...
Beni bulursan sorarak bulursun,
Ara sokaklara bak benim için,
Köşedeki çiçekçinin potansiyel adres bilgisinden yola çık!
Karla karışığım bugün, yağmurluyum.
Verdiğin sözlerle baş başa kaldım.
Biraz acıyorum, doluyum.
Haftanın yedi günü var, bir yedi günü daha olsaydı yine değişmeyecekti. Hep rutin bir tren sesiyle gidiyorum. Aynı tonla “biletler” diyip yanımdan basıp geçen... İsmi neydi hakkaten? Konvantör müydü? Yok ya... Tüh.
Konsantrasyon muydu nedir onu bırakmadı bende. Bilemiyorum. Ama ondan da sıkıldım. Boşver. O bile seni düşünmeme izin vermiyor. Aklıma düştüğün an’a denk getiriyor. “Biletleeeer!” diyor. Hay senin biletine. Dikkat ettin mi artık çok fazla soru soruyorum, küfür ediyorum. Cevaplarını bilmiyorum artık kazık sorularının.
Kanayan yaralarıma asit yağdırıyor bakışların...
Ateş ortasında bir başıma bıraktığın güne tekabül eder, otuz iki dişimle gülmeyi bırakışım. Bilmiyorum cevapları. Sorma artık. Saçlarının döküldüğü yüzüne yatmıyorum yastığının. Yastığıma son yatışın hangi gündü unuttum ama, çok açtın arayı çok farkında mısın?
Ve...
”O eski ramazanlar yok artık” demiyordu kimse gittiğin zaman. En iyi gazetenin tirajı bilmem kaç bin’di. En iyi çay doğuş çaydı. Karşı komşunun hiperaktif ufak kızının Allah belasını versindi. Benim perişan hallerim sendendi. Aşinam olsaydın böyle olmazdı, ayrılık dedin başka bir şey demedin. Onu seviyorum dedin. Seviyor muydun gerçekten? Bilmiyorum... Hiç anlatmadın. Arzuhal ettim. Duymadın.
Yine yalnızlardayım. Salt Gsm operatörlerinden gelen mesajlara merhaba. “Sen” yazsam onlara yollasam gönderecekler mi sanki bana. Telefonum da kapalı, sana bekletiyorum iyice doldurdum şarjını. Buna “şarz” diyeni bile vururum o kadar sinirliyim, anladın mı?
Cevapları da soruları da bilmiyorum. Birçok şeyi unuttum. “Sevgilim sen de unut beni. Her günüm yalan oldu şimdi”. Bilmediğim soruların içerisinde ada manzarası görüyorum. Tutunacak bir yeri kalmamış Ada’mı... Seni... O Adamı... Beni... Görüyorum. Duyuyor musun?
Şu yazdıklarımı 1981 ile 365 gün 6 saat’i çarptığın yere koydum. Onarması zor bir tamirat gerektiriyorum. İyice tozuttum. Yazdıklarımı evirip çevirip odamın köşesindeki çöp kutusuna, istatistiğe girecek üçlüklerle atıyorum.
Bunun bende bıraktığın acı, tuzlu, ekşi sevinçlerim olduğunu biliyor muydun?
Ben bir bunu biliyorum.
Bak sen de bunu bilmiyorsun...
volkan yücel


LinkBack URL
About LinkBacks



