northest tarafından gönderildi.
...."Küfrettiğin şeriatin Kurandaki hükümler olduğunu biliyor musun ?"....
Şeriatçılık tarzındaki siyasi amaç ve karakterli bir politikayı dinsel bir doğrultu olarak algılamamak gerekir.
Siyasi iktidar amaçlı her hareket, kendince doğrultusunun doğru ve haklı olduğuna inandırmak için millet,halk,din,sınıf,zümre (yani aslında kendi tekelinde olmayan) gibi kim değer ve kavramları kullanır.
Hitler Alman yüksek ırkını iktidar etmek için en büyük zararı Almanlar'a verdi, Mussolini öyle, komünistler işçileri,proletaryayı kurtarmak! için yola çıktıklar.El kaide,hizbullah ve dinsiz petrol sultanları şeriat! düzeni getirdiklerini, getirmeye çalıştıklarını söylerler.
İddianın kendi sahibi öyle diyor diye, iddiası gerçek olmaz.(Sözlük ve ansiklopedileri de açıp okursanız komünizmin işçi sınıfının sömürücüler üzerindeki diktatörlüğü olarak yazar.Ama bu bir iddiadır.abd.de Müslümanlara huzur ve demokrasi getirip, saddam zulüm ve diktatörlüğünden onları kurtarmak için Irak'ta olduğunu iddia ediyor.)
Kısaca, siyasi doğrultusunda kendisine yakıştırdığı kavram ve tanımların, iddia sahiplerinin gerçek amaçları ve iktidarlarındaki gerçeklikle ilgisi olmadığı bir hayat gerçeğidir.
İran şeriatla yönetiliyor, suudiler şeriatla yönetiliyor, hatta kuveyt, taliban vd.vd...hepsi şeriatla yönettiklerini söylüyorlar/söylerler. (Hepsi aynı kavrama dayanmasına rağmen biri ötekini din dışı görür, hiçbiri Allah adına ve Allah adaletinde bir yönetim göstermez.Tam aksine en geri, en ilkel,en vahşi ve eşitsiz kanlı yönetimlerdir herbiri.
Siyaseten şeriatçılığı savunan, şeriat sözcüğünün sözlük ve dinsel anlamının içerdiği prestij ve gerçeklikle ilgisi yoktur.
Toplum ve inananların dinsel duygularını sömürüp, siyasi iktidarı ele geçirip, kendilerine karşı gelecek olanları da Allah ve Allah düzenine karşı gelmekle suçlayarak soygun talebinde bulunmaktadırlar.
İnsanların birbirini yönetmesi insanların sorunudur.(Teorik olarakta -haşa- Allah'ın insanların birbirini yönetmesinde taraf olması, olabileceği düşünülemez.)
Siyasi tez ve duruşlarımızı ifade ederken bunları açık ve net söyleyebilmeliyiz. Tabii dine gerçekten saygımız varsa..(Kendinizi yönetecek insanların inançlı olmasını ercih edebilirsiniz doğaldır, ama Allah'ın düzen ve adaletini bir parti, birkısım zümre yada gurupların veya sizin sağlayacağını/sağlayabileceğini iddia etmek aldatmadır.)
Yasal olarakta, devlet ve toplumsal düzeni, halk iradesi dışında (güya Allah adına ilahi bir kaynaktan alarak) gerçekleştirmeye çalışmak, din esaslı parti ve yönetim,siyaset gütmek suçtur.Bu yolda propaganda yapmak suçtur.
Suçları övmekte suçtur.
Siyasi düşünceler siyaset bölümünde tartışılmalıdır.
Kuran ve buyruklarını, bildirimlerini tartışmak ayrıdır.Kuran hükümleri demek şeriat demektir genellemesi ile şeriatçılığı bir düzen ve sistem olarak savunmak ayrı birşeydir.
Şeriatçılığa siyaseten karşı çıkanın da, savunanın da yaptığı iş siyasettir, dinle ilgisi yoktur.
Kuran'ı sadece şeriatçı olan savunur, yahut Kuran'a inanıyor,savunuyorsan zaten şeriatçılığı savunuyorsun demek demagojidir.Din ayrı siyasi duruş ayrıdır.(Siyaset insana özgü bir harekettir.Allah'ın yarattıklarına karşı onlarla siyaseten yarışa girebilmesi mümkün mü.?)