Türk tarımında verimliliği engelleyen küçük ve dağınık işletmelerin önüne geçmek için yasa değişikliğine gidiliyor. Geçilmesi planlanan Alman modelinde miras kalan arazi işletme haline getiriliyor, mirasçılar gelirinden pay alıyor

ORHAN TEKEOĞLU - SERKAN ARMAN

Türk tarımının en büyük sorunlarından biri olan küçük ve dağınık tarım arazilerine Alman modeli çözüm geliyor.
Tarım Bakanlığı, dağınık arazileri toplulaştırma yoluyla bir araya getirirken, parçalanmanın önüne geçmeye yönelik miras hukuku ve Medeni Kanun'da değişiklik için düğmeye bastı. Buna göre, mirasta tarım arazisini en büyük erkek çocuğa bırakan İngiliz modeline karşı araziyi işletme haline getirip mirasçılara pay dağıtan Alman modeli ağırlık kazandı.

İngiliz modeli tutulmadı
Türk tarımında çok ciddi bir verimlilik sorunu yaşanıyor. Ortalama tarım arazisi büyüklüğü 55 dekar civarında bulunuyor. Çiftçinin 55 dekar arazisi bir işletme olarak kabul ediliyor. Bu küçük boyuttaki işletmeler de tek parça halinde değil, ortalama 7 dağınık parçadan oluşuyor.
Yani Türkiye'de 3 milyon 100 bin tarım işletmesi ve 22 milyon tarım parseli bulunuyor. Milliyet'i ziyaret eden Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, bu soruna çözüm bulmak için harekete geçtiklerini belirterek şunları söyledi:
"Tarım arazilerinin parçalanmaması çok önemli. Miras hukukunda ve Medeni Kanun'da köklü değişiklik yapmak istiyoruz. Yaklaşık bir yıldır üzerinde çalışıyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde tarım arazileri miras yoluyla parçalanamaz. 2001'de yürürlüğe giren Medeni Kanun tarım arazileriyle ilgili hiçbir hüküm getirmemiş. İngiltere'de en büyük erkek evlada tarım arazisi veriliyor.
Almanya'da işletme haline getiriliyor ve diğer mirasçılar da pay alıyor. 3 bakanlık ve 1 üniversiteden uzmanlara bir taslak hazırlattık. Almanya gibi bir uygulama ağırlık kazandı. Bu uygulamaya göre, bir arazi ofisi kurulacak. Arazi parçalanmasın diye kredi kullandırılıp hak sahiplerine haklarının ödenmesi düşünülüyor. Yakında Bakanlar Kurulu'na sunulur hale getireceğiz."

Tarlanın üçte biri kayıtdışı
Eker Türkiye'de yaklaşık 27 milyon hektar tarım arazisi bulunduğunu belirterek, "Çiftçi, kayıt sistemine girerse destek ödemelerinden yararlanıyor. Bugüne kadar kayıtlar 17 milyon hektarın üzerine çıkamadı. 10 milyon hektar alanda kayıtdışı üretim yapılıyor" dedi.

'20 trilyonluk Arap atı sattık'
Karacabey Tarım İşletmesi'nde yetişen safkan Arap atlarından büyük gelir elde ettiklerini belirten Bakan Eker, "Oraya pansiyon hara yapıldı. Türkiye Jokey Kulübü'ne verildi. At satışı yapıyoruz. Geçen yıl 20 trilyon civarında at sattık" dedi.

Toplulaştırma çalışması başladı
Tarımda verimliliğin önündeki en büyük problemin küçük ve dağınık işletme olduğunu belirten Eker, "Vatandaş oraya ne ekerse eksin kârlı üretim yapılamıyor ve rekabet edebilmesi mümkün olmuyor. Çünkü sabit masraf yüksek" dedi. Tarım arazilerini toplulaştırmaya başladıklarını da söyleyen Eker şöyle devam etti:
"Yani ortalama 7 parçadan oluşan dağınık parselleri toplu hale getiriyoruz. Türkiye'de yaklaşık 27 milyon hektar tarım arazisi var. Halen 446 bin hektar alanda toplulaştırma yapılıyor. Gönüllülük esasına göre yapılıyor yoksa mülkiyet hakkından dolayı karşımıza Anayasa çıkıyor. Türkiye'de bölünebilecek en küçük tarım arazisini 10 dekardan 20 dekara çıkardık. Ancak bu rakam AB'de 175, ABD'de ise 1000 dekar."

Ceylanpınar'a yabancı yatırım
Tarım Bakanlığı'na bağlı işletmelerin bir kısmının özel sektöre kiralandığını belirten Bakan Eker, en büyük tarım işletmesi Ceylanpınar ile ABD'li yatırımcıların ilgilendiğini söyledi. Bakan Eker, bu konuda şu bilgileri verdi:
"Türkiye'nin 38 tane tarım işletmesi var. Toplamı 280 bin hektar. Ceylanpınar bunların en büyüğü ve 1 milyon 800 bin dönüm araziye sahip. 14 işletmeyi 30 yıllığına özel sektöre kiraladık. Buralarda iki yıl içinde 5 bin kişi istihdam edildi ve 120 trilyon yatırım yapıldı. Ceylanpınar'da bir teknokent kurmayı düşünüyoruz.
Eğer büyük yerli yatırımcılar yapabilirse onlar, yapamazsa yabancı yatırımcıların talebine bakacağız. ABD'de Pennsylvania'da o tür teknokentler yapılmış. Amerikan Türk İş Konseyi birtakım firmalar getirdi. Önümüzdeki günlerde projelerini Türkiye'ye getirecekler. Ceylanpınar'ın ölçüleri ve arazi yapısı gibi bilgilerini verdik. Ön görüşmeyi yaptık. Elimizdeki tarım işletmelerinin 7 - 8 tanesi de ilanda. Aralarında Kazım Karabekir Iğdır, Muş Alpaslan, Sakarya Karasu, Ankara Bala işletmeleri de var."

Yerli muz, çikita muzu yendi
Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker Türk tarımında son 4 yılda büyük oranda verim artışı sağlandığını belirterek şunları söyledi:
"Tarımsal gayri safi milli hasılamız 2002'de 21.8 milyar dolarken 2006'da 38 milyar doları üzerinde olacağı hesaplanıyor. Tarım ürünü ihracatı 2002'de 4 milyar dolardı, 2006'da 9.775 milyar dolar.
Türkiye'nin bu sürede tarımsal alan ve hayvan sayısında artış yok. İstihdam da yüzde 33'ten yüzde 26.8'e düştü. Bu şu demek: Verimlilik artışı var. 2002'de 2.1 milyon ton mısır üretirken, 2005'te 4.2 milyon ton ürettik. Mısır üretimini ikiye katladık.
Mesela süt 8.4 milyon tondan 11.5 milyon tona çıktı. Muz üretimi neredeyse kendine yeter hale geldi. Piyasadaki muzların yüzde 98'i yerli. Kocaman olanlar bile. 2002'de 95 bin ton muz üretimi varken rakam 2006'da 170 bin ton oldu. 2002'de 8 bin traktör 2006'da ise 42 bin traktör alınmış.

'Tarım görevlisi kızlar cevval'
Daha önce bin köye bin tarım görevlisi projesi uygulanmıştı. Şimdi 1750'si ziraat mühendisi, 750'si veteriner, 2500 personelimiz vatandaşa bilgi aktaracak. 2500 kişi sözleşmeli memur gibi alındı. Türkiye'de tarımsal potansiyeli olan köyleri belirledik. Bir de bunların hinterland'ındaki köyleri saptadık. 2500 kişinin görev alanına giren köy sayısı 20 bin.
Önceki 1000 kişiden performansı iyi olanlar da projeye alındı. Bazı yerlerde çok başarılı sonuçlar çıktı. Kızlar var çok cevval, kooperatif kuruyor. Pazarlama konularında yardımcı oluyor. İstediğimiz, üreticilerin ekonomik bir faaliyet yaptıklarını bilmeleri."

AB'ye uyumda süt ineği zorda
Bakan Eker, Avrupa Birliği'ne uyumda özellikle süt üretimi ve sığırcılığı konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu belirtti. Eker şöyle dedi:
"Bana çevre bakanı AB'ye uyum için çevre konusunda 30 milyar euro gerektiğini söylemişti. Şimdi 70 milyar euro olmuş. Tarım böyle değil. Bizim gıdada hijyeni sağlamamız, işletmelerin buna uyması lazım. Birtakım standartlar koyuyorsunuz. Bir hesabı yok. Tarımın zor başlık olması sosyo - ekonomik dönüşüm olması nedeniyle. Herkesin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. AB'de süt, zeytinyağı gibi birçok ürün kotaya tabi. AB'de önce sahip olduğunuz varlık ortaya konuyor, kotanız belirleniyor.
Türkiye'de üretilen sütün üçte birinden azı sağlıklı modern tesislerde işleniyor. Yarın masaya oturduğunuzda 'Sizin sütünüz ne kadar' diyecekler, '11.5 milyon ton, belki o zaman 15 milyon ton' diyeceğiz. 'Ne kadarı işleniyor' diyecekler. Biz de '3 - 5 milyon ton' diyeceğiz. Bize 'Tamam kardeşim senin kotan bu' diyecekler. Biz de hayvanların gerisini keseceğiz.

Kravatlılar güğüm sütü içiyor
Bu süt Türkiye'de iptidai işletmelerde üretiliyor ve tüketiliyor. Büyük kısmı kravat takan üniversite mezunu insanların apartman kapısında sokak sütçüsünden aldığı süt olarak tüketiliyor. Neden Paris'teki bulvarda güğüm sırtlayıp süt satamıyorlar.
Çünkü kimse almıyor. Ama bizde alıcısı var. Vatandaşın dikkat etmesi lazım. Bana göre en zor başlık tarım."

Narenciyede İspanya modeli
Türkiye'de son 5 yılda narenciye üretiminin 2.5 milyon tondan 3 milyona çıktığını belirten Eker, "Fakat bizim narenciye çeşitlerimizde bahçeler tesis edilirken pazarın talebi dikkate alınmamış. Kim nereden ne çeşit bulduysa getirmiş ekmiş" dedi. Eker şöyle devam etti:
Bizim narenciye hasadımızın tamamı 1 - 1.5 ay içinde bitiyor. 3 milyon narenciyeyi 1.5 ay içinde pazara döküyoruz. İspanya bunu 5 ila 7 aya yaymış. İspanya'da narenciye üretimi farklı çeşitlerle yapılıyor, kimisi erken çıkıyor, kimisi geç çıkıyor. Dolayısıyla kasımdan başlıyor, mayısa kadar 6 - 7 ay talebe göre narenciye üretip satıyor. Zamana yayıldığı için bundan ne üretici mağdur oluyor ne fiyat düşüyor.
Pazarın talebine uygun çeşitler yapılıyor. Biz çeşitleri belirlerken nereye satmayı düşünüyorsak o insanların damak tadına uygun çeşitleri dikkate almamışız. İşi bütünüyle maişet gidermek bakımından yapıyoruz."

kaynak: milliyet